Deyim U
1 . Uca getirmek : Bir işi tamamlanma aşamasına kadar ulaştırmak veya bir meseleyi çözüme kavuşacak son noktaya kadar başarıyla taşımak demektir.
2 . Ucarı kaçarı olmamak : Bir durumun veya sonucun kesinleştiğini, artık hiçbir kurtuluş veya kaçış imkanının kalmadığını ifade eden bir deyimdir.
3 . Ucu açık bırakmak : Bir konuyu kesin sonuca bağlamadan ileride değişebilecek şekilde bırakmak anlamına gelir.
4 . Ucu bucağı bulunmamak : Bir yerin veya bir varlığın göz alabildiğine geniş olması, sonunun nereye vardığının bir türlü kestirilememesi durumunu anlatır.
5 . Ucu dokunmak : Bir olayın veya kararın, doğrudan ilgili olmasa bile dolaylı yoldan birini etkilemesi ve ona bir şekilde zarar veya fayda vermesidir.
6 . Ucu kendisine dokunmak : Bir zararın veya olumsuz gelişmenin, sonunda dönüp dolaşıp kişinin kendi çıkarlarına zarar verecek bir noktaya varmasıdır.
7 . Ucundan kıyısından katılmak : Bir işe tam anlamıyla değil, sınırlı ve yüzeysel biçimde dâhil olmak demektir.
8 . Ucunu bırakmak : Bir işin peşini bırakarak artık ilgilenmemek veya bir sürecin kendi akışına kapılıp gitmesine göz yummak anlamına gelir.
9 . Ucunu birleştirmek : Birbirinden bağımsız görünen olaylar arasındaki gizli bağlantıyı bulmak veya bir süreci bütüncül bir şekilde nihayete erdirmektir.
10 . Ucunu bulmak : Bir sorunun veya gizemli bir olayın kaynağına ulaşmak, çıkış noktasını keşfederek düğümü çözmeye başlamak durumunu ifade eder.
11 . Ucunu göstermek : Bir meselenin tamamını anlatmayıp sadece küçük bir kısmını sezdirmek veya bir fırsatın varlığına dair hafif bir işaret vermektir.
12 . Ucunu kaçırmak : Bir işin veya harcamanın sınırlarını belirleyemeyerek kontrolü kaybetmek, ölçüyü aşarak durumu idare edilemez bir boyuta taşımak halidir.
13 . Ucuz atlatmak : Karşılaşılan büyük bir tehlikeyi veya zararı, beklenenden çok daha az hasarla veya şans eseri yara almadan geride bırakmaktır.
14 . Ucuz kahramanlık yapmak : Risk içermeyen veya basit durumlarda çok büyük bir cesaret gösteriyormuş gibi davranarak çevreye gösteriş yapma eylemidir.
15 . Ucuz kurtulmak : Çok zor veya tehlikeli bir durumdan ciddi bir bedel ödemeden veya büyük bir kayıp yaşamadan sıyrılmayı başarmak demektir.
16 . Ucuzlatmak : Bir değerin, makamın veya sözün kalitesini düşürecek basit davranışlarda bulunarak onun itibarını zedelemek ve sıradanlaştırmak eylemidir.
17 . Uç kuruşluk adam : Karakteri zayıf, güvenilmez, onuru için değil sadece küçük çıkarları için yaşayan değersiz kişiler için kullanılan aşağılayıcı bir tabirdir.
18 . Uç noktasına varmak : Bir durumun en aşırı ve sınır kabul etmeyen seviyesine ulaşmak anlamına gelir.
19 . Uçan kaçan elinden kurtulmaz : Çok becerikli, çevik ve azimli olan, kafasına koyduğu her şeyi mutlaka elde eden kişiler için kullanılan bir övgüdür.
20 . Uçan kuşa borcu olmak : Maddi olarak çok büyük bir sıkıntı içinde olup, çevresindeki hemen herkese borçlanmış durumda bulunmayı anlatan bir deyimdir.
21 . Uçan kuşa selam vermek : Çok neşeli, hayat dolu ve herkesle barışık olan, etrafındaki her canlıya sevgiyle yaklaşan insanlar için kullanılan sempatik tabirdir.
22 . Uçan kuştan medet ummak : İçinde bulunduğu çok çaresiz durumdan kurtulabilmek için en imkansız ve mantıksız yerlerden bile yardım beklemek halidir.
23 . Uçkuruna düşkün olmak : Ahlaki değerleri hiçe sayarak cinsel arzularının peşinden giden, uçarı ve sadakatsiz davranışlar sergileyen kişiler için kullanılan bir ifadedir.
24 . Uçkuruna sahip olamamak : İradeli davranamayıp cinsel dürtülerine yenik düşmek veya bu konudaki zaafı yüzünden başına türlü dertler açmak anlamına gelir.
25 . Uçup gitmek : Beklenmedik şekilde hızla ortadan kaybolmak veya eldeki imkânı kaybetmek demektir.
26 . Uçuruma sürüklenmek : Yapılan hatalar sonucunda kontrolü tamamen kaybetmek ve kaçınılmaz bir felakete, büyük bir çöküşe doğru hızla ilerlemek halidir.
27 . Uçurumun kenarında olmak : Büyük bir felaketin, iflasın veya çöküşün eşiğine gelmek ve her an her şeyini kaybetme riskiyle yüzleşmek durumudur.
28 . Uçuşa geçmek : Bir işin veya kariyerin çok büyük bir ivme kazanarak hızla yükselmesi veya kişinin aşırı neşeden dolayı kendini çok hafif hissetmesidir.
29 . Ufalanıp gitmek : Büyük bir gücün veya servetin zamanla eriyerek yok olması veya kişinin yaşadığı acılar karşısında direncinin tamamen kırılıp tükenmesidir.
30 . Ufuk açmak : Birinin bakış açısını genişletmek, ona yeni fikirler vererek olayları daha geniş bir perspektiften değerlendirmesine yardımcı olmak eylemidir.
31 . Ufukları dar olmak : Olaylara geniş bir çerçeveden bakamayan, yeniliklere kapalı ve sadece kendi bildiği küçük dünya ile sınırlı kalan kişiler içindir.
32 . Ufukta görünmek : Beklenen bir olayın veya durumun gerçekleşme ihtimalinin iyice artması, yaklaştığının belirtilerinin net bir şekilde fark edilmesi halidir.
33 . Uğraş çıkarmak : Durup dururken yapılması gereken işlerin yanına gereksiz ve zahmetli yeni görevler ekleyerek hem kendini hem başkalarını yormaktır.
34 . Uğraş verip durmak : Bir işi başarmak veya bir sorunu çözmek için uzun süre boyunca, durup dinlenmeden büyük bir çaba sarf etmek demektir.
35 . Uğrun uğrun bakmak : Başkalarına fark ettirmeden, gizlice ve kaçamak bakışlarla birini veya bir şeyi incelemek, sürekli göz hapsinde tutmak anlamına gelir.
36 . Uğruna baş koymak : Bir ideal, kişi veya dava için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olmak, gerekirse hayatını bile feda edebilecek kararlılığı göstermektir.
37 . Uğruna gözünü karartmak : Bir amaç için riskleri ve sonuçları umursamadan hareket etmek anlamına gelir.
38 . Uğrunda ölmek : Birine veya bir davaya olan bağlılığın en üst seviyede olması, onun için her türlü hayati tehlikeyi tereddütsüz kabul etmek demektir.
39 . Uğur getirmek : Bir eşyanın veya kişinin varlığının, gidilen yere veya başlanan işe şans ve bereket getireceğine yürekten inanmak durumudur.
40 . Uğursuz gelmek : Bir kişinin bir yere girmesinden veya bir eşyanın alınmasından sonra işlerin bir türlü rast gitmemesi ve aksiliklerin başlaması durumudur.
41 . Uğursuzluğa yormak : Yaşanan olumsuzluğu kötü bir işaret olarak değerlendirmek demektir.
42 . Uğursuzluk getirmek : Birinin gelişinin veya bir olayın yaşanmasının ardından üst üste kötü olayların meydana geleceğine dair oluşan olumsuz inancı ifade eder.
43 . Uhuletle ve suhuletle halletmek : Bir meseleyi hiçbir gürültü çıkarmadan, yumuşaklıkla, sakinlikle ve büyük bir nezaket içerisinde çözüme kavuşturmak anlamına gelir.
44 . Ulu orta açılmak : Gizli tutulması gereken sırları veya özel durumları, güvenilmez ortamlarda ve herkesin duyabileceği şekilde hesapsızca ortaya dökmektir.
45 . Ulu orta konuşmak : Söylenecek sözün yerini ve zamanını hesap etmeden, herkesin içinde ve rastgele bir şekilde düşüncelerini kontrolsüzce dile getirme eylemidir.
46 . Ulukaya gibi : Çok güçlü, heybetli, sarsılmaz ve çevresindekilere güven veren heybetli kişiler veya yapılar için kullanılan benzetme amaçlı bir deyimdir.
47 . Ulum ulum ulumak : Çok büyük bir acı, keder veya pişmanlık içinde yüksek sesle ağlamak ve feryat ederek içindeki ıstırabı dışa vurmaktır.
48 . Ulvi amaçlar gütmek : Sadece kendi çıkarı için değil, insanlık veya kutsal değerler uğruna büyük ve asil hedefler belirleyip o yolda yürümektir.
49 . Umduğu dağlara kar yağmak : Çok güvendiği birinden yardım görememek veya büyük beklenti içinde olduğu bir işin hüsranla sonuçlanması karşısında hayal kırıklığı yaşamaktır.
50 . Ummanlara dalmak : Çok derin düşüncelere kapılmak veya bir konuyu incelerken derya deniz bir bilgi okyanusunun içinde kaybolup gitmek halidir.
51 . Umudu tükenmek : İyileşme veya düzelme ihtimaline dair inancını tamamen kaybetmek anlamına gelir.
52 . Umuduna kan doğramak : Birinin büyük bir heyecanla beklediği güzel hayallerini veya planlarını acımasızca bozmak ve onu derin bir üzüntüye boğmaktır.
53 . Umudunu kesmek : Bir işin olacağına veya bir durumun düzeleceğine dair içinde beslediği son beklentiyi de yitirerek tamamen vazgeçmek halidir.
54 . Umudunu tazelemek : Yaşanan olumsuzluklara rağmen pes etmeyip, gelen iyi bir haberle hayata yeniden sarılmak ve beklentilerini canlı tutmayı başarmaktır.
55 . Umursamaz davranmak : Çevresinde olup biten hiçbir olaya değer vermemek, sorumluluk almaktan kaçmak ve başkalarının duygularını hiçe sayarak bildiğini okumaktır.
56 . Umurunda olmamak : Çevresinde gelişen olaylara, kendisine söylenen sözlere veya yaşanan sıkıntılara karşı tamamen kayıtsız kalmak, hiçbir endişe duymamak demektir.
57 . Umut bağlamak : Gelecekte olumlu bir sonuç elde edeceğine inanarak beklenti içine girmek anlamına gelir.
58 . Umut kırıntısı aramak : Çok zor durumda bile küçük bir çıkış ihtimali bulmaya çalışmak demektir.
59 . Un ufak etmek : Bir şeyi tamamen parçalayarak dağıtmak veya mecazi olarak rakibini büyük bir hezimete uğratıp onun direncini tamamen kırmaktır.
60 . Un ufak olmak : Büyük bir hayal kırıklığıyla manevi olarak parçalanmak anlamına gelir.
61 . Ununu elemiş eleğini asmış : Hayatın getirdiği tüm mücadeleleri tamamlamış, artık hiçbir hırsı kalmamış ve köşesine çekilip huzur arayan yaşlı kişiler için kullanılır.
62 . Ununu eleyip eleğini asmak : Hayattaki aktif işlerden çekilip kenara çekilmek demektir.
63 . Unutkanlık etmek : Yapması gereken önemli bir işi veya vermesi gereken bir haberi dalgınlık sonucunda tamamen zihninden çıkarmak ve ihmal etmektir.
64 . Unutulmaya yüz tutmak : Eskiden çok bilinen veya değer verilen bir şeyin zamanla hafızalardan silinmeye başlaması ve artık nadiren hatırlanır hale gelmesidir.
65 . Unutulmazlar arasına girmek : Yapılan büyük bir iş veya sergilenen üstün başarı sayesinde adını tarihe veya insanların zihnine kalıcı olarak yazdırmak durumudur.
66 . Unutulup gitmek : Zamanın acımasızlığı karşısında bir eserin, bir ismin veya bir olayın artık kimse tarafından hatırlanmaz ve anılmaz hale gelmesidir.
67 . Unutup gitmek : Birine duyduğu öfkeyi, bir anıyı veya verilmiş bir sözü zamanla tamamen hafızasından çıkararak hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmaktır.
68 . Urağan gibi esmek : Girdiği her ortamda büyük bir etki yaratmak, rakiplerini hızla geride bırakmak ve durdurulamaz bir başarı grafiği sergilemek demektir.
69 . Urganı boynuna geçirmek : Kendi eliyle kendini çok zor bir duruma sokmak veya dönüşü olmayan, hayati risk taşıyan bir hataya imza atmaktır.
70 . Usanç getirmek : Bir işin veya bir kişinin davranışlarının artık katlanılamaz hale gelmesi ve çevresindekilerde derin bir bıkkınlık, bezginlik yaratması durumudur.
71 . Usandırmak : Sürekli aynı şeyleri yaparak veya mızmızlanarak başkalarının sabrını tüketmek ve onları kendinden uzaklaştıracak kadar canından bezdirmek eylemidir.
72 . Uslanmak bilmemek : Yaşadığı onca kötü tecrübeye ve aldığı derslere rağmen hatalı davranışlarını sürdürmekte ısrar etmek, akıllanmamak ve yanlış yoldan dönmemektir.
73 . Uslu durmak : Bulunduğu ortamda kurallara uymak, kimseyi rahatsız etmemek ve çevresindekilerin takdirini kazanacak şekilde ağırbaşlı ve sessiz davranmak halidir.
74 . Uslubunu bozmak : Normalde nazik ve terbiyeli konuşan birinin, öfkesine yenik düşerek kaba, kırıcı ve yakışıksız kelimeler kullanmaya başlaması durumudur.
75 . Usta işi : Çok büyük bir beceriyle yapılmış, her ayrıntısı incelikle düşünülmüş ve profesyonellik kokan mükemmel eserler veya işler için kullanılır.
76 . Ustalık sergilemek : Bir konuda sahip olduğu derin bilgi ve deneyimi yaptığı işe yansıtarak herkesi kendine hayran bırakacak bir performans ortaya koymaktır.
77 . Ustasından öğrenmek : Bir mesleği veya sanatı, o işin en iyisinden ders alarak ve onun tecrübelerinden faydalanarak en doğru şekilde kavramaktır.
78 . Ustaya sormak : Bir işin en ince ayrıntısını öğrenmek için o konunun piri olan, yıllarını o işe vermiş deneyimli kişilere danışmaktır.
79 . Usul erkân bilmek : Toplum içinde nasıl davranılacağını, gelenekleri, görenekleri ve nezaket kurallarını en iyi şekilde uygulayabilme becerisine sahip olmaktır.
80 . Usulünce hareket etmek : Bir işi yaparken belirlenmiş kurallara, yöntemlere ve toplum tarafından kabul görmüş genel ahlak prensiplerine tam olarak uymak halidir.
81 . Usuna gelmek : Daha önce unutulmuş olan bir düşüncenin, ismin veya olayın aniden zihinde belirmesi ve yeniden hatırlanması anlamına gelen bir deyimdir.
82 . Usundan çıkmamak : Yaşanan bir olayın veya sevilen bir kişinin hayalinin zihinden bir türlü uzaklaştırılamaması, sürekli olarak onu düşünme durumudur.
83 . Uşağa buyurmak : Bir işi kendi yapmak yerine, altındaki kişilere veya yardımcılarına emir vererek yaptırmak ve zahmete girmemek anlamına gelen deyimdir.
84 . Uşağı olmak : Birine körü körüne hizmet etmek, onun her dediğini sorgulamadan yapmak ve kendi iradesini tamamen başkasının kontrolüne teslim etmek durumudur.
85 . Uşaklık etmek : Kendi onurunu hiçe sayarak başkalarının en basit işlerini bile yaranmak amacıyla yapmak ve aşağılık bir tutum sergilemek eylemidir.
86 . Utancından yere geçmek : Yaptığı büyük bir hata veya başına gelen rezilce bir durum karşısında aşırı derecede mahcup olmak ve herkesten kaçmak istemektir.
87 . Utanç duymak : Sergilenen yanlış bir davranış veya söylenen yakışıksız bir söz nedeniyle kişinin vicdanen büyük bir rahatsızlık ve mahcubiyet yaşaması halidir.
88 . Utanç kaynağı olmak : Sergilediği kötü davranışlarla ailesine, çevresine veya milletine karşı duyulan gururu zedelemek ve onların başını öne eğdirmek demektir.
89 . Utanıp sıkılmak : Toplum içinde dikkat çektiğinde veya yanlış bir şey yaptığında yüzü kızarmak, ne diyeceğini bilemeyerek büyük bir iç huzursuzluk yaşamaktır.
90 . Utanmazlık etmek : Yaptığı ayıp veya haksız bir davranıştan dolayı en küçük bir mahcubiyet duymamak ve pişkinliğe vurarak hareketlerini sürdürmektir.
91 . Uvunup durmak : Bir yerinin acıması veya çok büyük bir pişmanlık yaşaması nedeniyle olduğu yerde kıvranmak ve ne yapacağını bilemez halde kalmaktır.
92 . Uvunup kıvranmak : Çektiği şiddetli bir ağrı sebebiyle olduğu yerde dönüp durmak veya yaptığı bir hatanın vicdan azabıyla içi içini yemek halidir.
93 . Uyanık davranmak : Çevresindeki fırsatları veya tehlikeleri erkenden fark ederek tedbir almak, kandırılmamak için dikkatini her zaman en üst seviyede tutmaktır.
94 . Uyanık geçinmek : Aslında pek bir bilgisi veya becerisi olmadığı halde, kendini çok kurnaz ve akıllı göstererek başkalarını kandırmaya çalışmak durumudur.
95 . Uyanıklık yapmak : Kendi çıkarı için başkalarını küçük oyunlarla kandırmaya çalışmak veya dürüst olmayan yollarla avantaj sağlamaya yeltenmek eylemidir.
96 . Uygun düşmek : Bir sözün veya hareketin o anki duruma, ortama veya genel ahlak kurallarına tam olarak yakışması ve yerinde olması anlamına gelir.
97 . Uygun görmek : Bir isteği veya öneriyi mantıklı bularak onaylamak ve yapılmasına izin vererek o konudaki olumlu görüşünü resmen bildirmektir.
98 . Uyku çekmek : Hiçbir şeyi dert etmeden, uzun ve kesintisiz bir şekilde uyuyarak dinlenmek ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi toplamak anlamına gelir.
99 . Uyku gözünden akmak : Aşırı derecede yorgun ve uykusuz olduğunu belli edecek şekilde bakmak, ayakta durmakta bile zorlanacak kadar uykulu olmak halidir.
100 . Uyku sersemi : Uykudan yeni uyandığı için henüz kendine gelememiş, ne yaptığını ve nerede olduğunu tam kavrayamayan şaşkınlık hali içindir.
101 . Uyku tulumu gibi : Çok kalın giyinmiş veya vücut hatları belli olmayacak şekilde hantal bir görünümü olan nesneler veya kişiler için kullanılan deyimdir.
102 . Uykuları kaçmak : Bir sorun veya endişe nedeniyle geceleri rahat uyuyamamak anlamına gelir.
103 . Uykusu dağılmak : Tam uyumak üzereyken veya uykunun en derin yerindeyken dışarıdan gelen bir etkiyle uyanmak ve uykusunun tamamen açılması durumudur.
104 . Uykusu gelmek : Vücudun yorgun düşmesi sonucu göz kapaklarının ağırlaşması ve dinlenme ihtiyacının çok güçlü bir şekilde hissedilmesi halidir.
105 . Uykusu kaçmak : Yaşadığı endişeler, heyecanlar veya zihnini kurcalayan sorunlar nedeniyle bir türlü uyuyamamak ve geceyi uyanık geçirmek durumudur.
106 . Uykusu tepesine binmek : Uyumamak için ne kadar direnirse dirensin, vücudunun daha fazla dayanamayarak aniden uykunun etkisine girmesi ve sızıp kalmasıdır.
107 . Uykusuna kıyamamak : Kendisinin veya sevdiği birinin uykusunun bölünmesine gönlü razı gelmemek, onu uyandırmamak için büyük bir özen ve sessizlik göstermektir.
108 . Uykusuna yenilmek : Uyanık kalmak için ne kadar çaba sarf ederse etsin, sonunda bitkin düşerek oturduğu yerde veya istem dışı bir şekilde uyuyakalmaktır.
109 . Uykusuz kalmak : Bir işi bitirmek için veya yaşadığı bir sıkıntı sebebiyle gece boyunca uyumadan beklemek ve yorgun düşmek anlamına gelir.
110 . Uykuya dalmak : Bilincin kapanarak dinlenme moduna geçmesi veya mecazi olarak bir konuda olup bitenleri fark etmeyecek kadar dikkatsiz ve ilgisiz kalmaktır.
111 . Uykuya yatmak : Bir meseleyi zaman kazanmak için bekletmeye almak veya bir fırsatı değerlendirmek üzere uygun zamanın gelmesini sessizce beklemek demektir.
112 . Uysal görünmek : Tepki vermeyecekmiş gibi davranarak sakin bir izlenim oluşturmak anlamına gelir.
113 . Uyum içinde olmak : Bir grup insanın fikir ayrılığı yaşamadan, birbirini tamamlayarak ve büyük bir ahenk içerisinde bir amaç doğrultusunda çalışmasıdır.
114 . Uyum sağlamak : Yeni bir ortama, kurala veya duruma alışarak dengeli hareket etmek demektir.
115 . Uyuma numarası yapmak : Gerçekte uyanık olduğu halde, çevresindeki konuşmaları dinlemek veya bir sorumluluktan kaçmak için gözlerini kapatıp uyuyormuş gibi davranmaktır.
116 . Uyunup sızlanmak : Başına gelen küçük bir aksilik karşısında bile sürekli şikayet etmek, mızmızlanmak ve etrafındaki insanları bu tavırlarıyla bunaltmak eylemidir.
117 . Uyurgezer gibi : Ne yaptığının tam olarak farkında olmayan, şaşkın, dalgın ve çevresinde gelişen olaylara tepki vermeden hareket eden kişiler için kullanılır.
118 . Uyuşukluk etmek : Hareket geçmesi gereken bir durumda yavaş davranmak, tembellik yapmak ve fırsatları kaçıracak kadar ağırkanlı bir tutum sergilemek demektir.
119 . Uyuşup kalmak : Gördüğü bir manzara veya duyduğu bir haber karşısında büyük bir şoka girerek ne yapacağını bilememek ve hareketsiz kalmak durumudur.
120 . Uyuz etmek : Birini sergilediği sinir bozucu davranışlarla, yavaşlığıyla veya anlamsız sözleriyle çileden çıkarmak ve çok rahatsız etmek anlamına gelir.
121 . Uyuz olmak : Bir kişiye veya duruma karşı içten içe büyük bir antipati beslemek, onun her hareketinden aşırı derecede rahatsızlık duymaktır.
122 . Uyuz uyuz hareket etmek : Yapması gereken işleri çok ağır bir tempoda, isteksizce ve bezgin bir şekilde yaparak çevresindekilerin sabrını zorlama halidir.
123 . Uzağa fırlatmak : Elindeki bir nesneyi büyük bir güçle ileriye doğru atmak veya mecazi olarak bir düşünceyi zihninden tamamen uzaklaştırmaktır.
124 . Uzağı görmek : Yaşanan olayların gelecekte nasıl sonuçlanacağını önceden tahmin etmek ve ona göre strateji geliştirerek hazırlıklı olmak becerisidir.
125 . Uzak bir ihtimal : Gerçekleşme şansı çok düşük olan, neredeyse imkansız gözüyle bakılan ve beklentilerin dışında kalan durumları ifade eden tabirdir.
126 . Uzak durmak : Tehlikeli bulduğu bir kişiden, kötü bir alışkanlıktan veya sorunlu bir ortamdan bilinçli bir şekilde mesafeli kalmayı tercih etmektir.
127 . Uzak tutmak : Birini veya bir şeyi olası tehlikelerden, zararlı fikirlerden veya kötü ortamlardan korumak amacıyla aradaki mesafeyi sürekli korumaya çalışmaktır.
128 . Uzaklara dalmak : Zihnindeki anılara veya hayallere kapılarak bulunduğu ortamdan ruhen uzaklaşmak ve derin düşünceler içinde bir noktaya boş boş bakmaktır.
129 . Uzaklaşmak : Bulunduğu yerden, bir fikirden veya bir kişiden zamanla soğuyarak aradaki bağı koparmak ve mesafe koyarak kendi yoluna gitmektir.
130 . Uzaktan akraba çıkmak : Daha önce bilinmeyen bir akrabalık bağının ortaya çıkması demektir.
131 . Uzaktan bakmak : Bir olayın içine dahil olmadan sadece dışarıdan gözlemlemek veya bir imkana kavuşamadığı için ona sadece uzaktan imrenerek bakmaktır.
132 . Uzaktan gazel okumak : Bir işin içinde bizzat bulunmayan, zorluklarını bilmeyen birinin, dışarıdan ahkam keserek o iş hakkında akıl vermeye çalışmasıdır.
133 . Uzaktan izlemek : Bir olaya doğrudan müdahale etmeden gelişmeleri takip etmek anlamına gelir.
134 . Uzaktan kumanda edilmek : Kendi kararlarını veremeyip, başkalarının emirleri ve yönlendirmeleriyle adeta bir makine gibi hareket etmek durumunu anlatan deyimdir.
135 . Uzaktan seyretmek : Bir olaya müdahale etme gücü varken sessiz kalıp sadece izlemek veya imrendiği bir hayata dahil olamadan dışarıda kalmaktır.
136 . Uzaktan uzağa : Birine olan sevgisini veya ilgisini ona belli etmeden, araya mesafe koyarak ama her an onu takip ederek yaşamayı ifade eden deyimdir.
137 . Uzatma dakikalarını oynamak : Bir sürecin veya ilişkini artık sonuna gelindiğini, bitişin an meselesi olduğunu ve her şeyin tükenmek üzere olduğunu anlatır.
138 . Uzatmalı sevgili : Bir türlü evlilikle sonuçlanmayan ancak çok uzun yıllardır devam eden duygusal ilişkiler için kullanılan halk ağzı bir tabirdir.
139 . Uzatmayalım : Bir tartışmayı veya konuyu daha fazla dallandırıp budaklandırmadan, bir an önce sonuca bağlayıp kapatma isteğini belirten bir sözdür.
140 . Uzattıkça uzatmak : Bir konuyu bitirmesi gerekirken yeni tartışmalar açarak süreci daha da karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale getirme eylemidir.
141 . Uzayıp gitmek : Bir yolun, bir kuyruğun veya bitmek bilmeyen sıkıcı bir konuşmanın çok uzun sürmesi ve bir türlü sonunun gelmemesi durumudur.
142 . Uzlaşma yoluna gitmek : Anlaşmazlığı büyütmeden orta noktada buluşmayı tercih etmek demektir.
143 . Uzlaşma zemini aramak : Aralarında sorun olan tarafların, her iki tarafı da memnun edecek ortak bir noktada buluşabilmek için çaba sarf etmesidir.
144 . Uzun bacaklı : Fiziksel olarak boyu ve bacak boyu normalden uzun olan kişiler için kullanılan basit bir niteleme veya tanım amaçlı deyimdir.
145 . Uzun boylu : Bir konunun çok detaylı, karmaşık ve hemen halledilemeyecek kadar derin olduğunu ifade etmek için kullanılan mecazi bir deyimdir.
146 . Uzun boylu düşünmek : Bir konuyu ayrıntılı ve geniş açıdan ele alarak değerlendirmek anlamına gelir.
147 . Uzun etmek : Bir meseleyi gereksiz ayrıntılara girerek veya itirazlar sürdürerek normal süresinden çok daha fazla uzatmak ve karşısındakini bıktırmaktır.
148 . Uzun günün kârı : Çok yorucu ve zahmetli bir çalışmanın ardından elde edilen az ama kıymetli olan helal kazancı ifade eden bir deyimdir.
149 . Uzun hikaye : Anlatılması çok vakit alacak, içinde pek çok olay ve ayrıntı barındıran karmaşık durumlar için kullanılan bir geçiştirme sözüdür.
150 . Uzun lafın kısası : Pek çok ayrıntısı olan bir konuyu özetleyerek, en can alıcı noktasını tek bir cümleyle ifade etmek amacıyla söze başlama kalıbıdır.
151 . Uzun lafın kısası demek : Konuşmayı özetleyip ana noktaya hızlıca gelmek anlamına gelir.
152 . Uzun ömürlü : Hem dayanıklı olan nesneler için hem de hayatta sağlıklı ve uzun bir yaşam süren insanlar için kullanılan genel bir ifadedir.
153 . Uzun soluklu olmak : Sabır ve süreklilik gerektiren, hemen sonuç vermeyen bir süreç anlamına gelir.
154 . Uzun süre sessiz kalmak : Bir konu hakkında fikrini beyan etmeyip beklemek veya yaşanılan bir haksızlık karşısında tepkisini göstermek için doğru zamanı kollamaktır.
155 . Uzun sürmemek : Beklenen bir durumun veya çekilen bir sıkıntının kısa bir zaman içinde sona ermesi ve normal akışa dönülmesi halidir.
156 . Uzun uzadıya : Bir konuyu her yönüyle, en ince ayrıntısına kadar ve hiçbir noktayı atlamadan çok detaylı bir şekilde anlatmak veya incelemek demektir.
157 . Uzun uzadıya konuşmak : Bir meseleyi hiçbir noktayı karanlıkta bırakmayacak şekilde, her türlü detayına inerek ve çok vakit harcayarak derinlemesine tartışmaktır.
158 . Uzun vadede : Bir işin veya kararın sonucunun hemen değil, aradan uzun yıllar geçtikten sonra net bir şekilde görüleceğini ifade eden terimdir.
159 . Uzuvları dökülmek : Çok yorgun düşmekten veya hastalıktan dolayı vücudunun her yerinin sızlaması ve kişinin kendini çok bitkin hissetmesi durumudur.
160 . Uzuvlarını kullanamamak : Bir kaza veya hastalık sonucu vücudunun belli bölgelerini hareket ettirme kabiliyetini yitirmek veya mecazi olarak elinden iş gelmemektir.