Deyim R

1 . Rabbine ısmarlamak (veya havale etmek) : Bir şeyin akıbetiyle artık ilgilenmeyeceğini, onu kaderine veya sahibine terk ettiğini ifade etmek için kullanılır.
2 . Raf ömrü dolmak : Bir şeyin veya birinin geçerliliğini, tazeliğini veya etkinliğini yitirdiği, artık kullanılmaz veya dikkate alınmaz hale geldiği anlamına gelir.
3 . Rafine bir yaklaşım sergilemek : İş veya duruma titiz ve özenli şekilde yaklaşmak anlamına gelir.
4 . Rahat adımlar atmak : İş veya süreçte acele etmeden dikkatli ve güvenli şekilde ilerlemek demektir.
5 . Rahat adımlarla ilerlemek : Acele etmeden, planlı ve güvenli bir şekilde hedefe yönelmek demektir.
6 . Rahat batmak (rahatı kaçmak) : Alıştığı düzenin, huzurunun bozulması, keyfinin yerine endişe ve tedirginliğin gelmesi durumunu anlatır.
7 . Rahat bir adım atmak : İş veya süreçte acele etmeden güvenli ve planlı şekilde ilerlemek anlamına gelir.
8 . Rahat bir ortam yaratmak : İnsanların kendini huzurlu ve stressiz hissetmesini sağlayacak düzen kurmak demektir.
9 . Rahat bir plan yapmak : Hedefe ulaşırken işleri kolay ve stressiz bir şekilde organize etmek anlamına gelir.
10 . Rahat bir şekilde ilerlemek : Acele etmeden, stressiz ve güvenli şekilde iş veya hedefe yönelmek demektir.
11 . Rahat bir şekilde karar almak : Acele etmeden ve mantıklı bir şekilde seçenekleri değerlendirip seçim yapmak demektir.
12 . Rahat bir şekilde karar vermek : Acele etmeden ve mantıklı düşünerek doğru seçimler yapmak demektir.
13 . Rahat bir yaşam sürmek : Stres ve sıkıntılardan uzak, huzurlu ve konforlu bir hayat yaşamak demektir.
14 . Rahat bir yol seçmek : Zorlukları minimuma indirgeyerek kolay ve risksiz bir yöntem izlemek demektir.
15 . Rahat davranmak : Kendini kısıtlamadan, özgür ve doğal şekilde hareket etmek demektir.
16 . Rahat durmamak : Yaramazlık yapmak, ortalığı karıştırmak, sürekli olarak olumsuz bir şeyler yapmaya meyilli olmak demektir.
17 . Rahat etmek : Huzurlu, sıkıntısız, üzüntüden uzak bir duruma kavuşmak, rahata kavuşmak anlamına gelir.
18 . Rahat hareket ederek çözmek : İş veya durumu stressiz ve etkili şekilde yönetmek demektir.
19 . Rahat hareket etmek : Kendini kısıtlamadan ve özgür şekilde eylemlerde bulunmak demektir.
20 . Rahat ve etkili çözüm üretmek : Zor veya karmaşık bir işi stressiz ve doğru şekilde tamamlamak demektir.
21 . Rahat ve güvenli bir ortam sağlamak : Hem konforlu hem de güvenli bir yaşam veya çalışma ortamı oluşturmak demektir.
22 . Rahat ve planlı adımlarla ilerlemek : Acele etmeden ve sistemli bir şekilde hedefe yönelmek demektir.
23 . Rahat yüzü görmemek : Hayatı boyunca sıkıntı, dert ve zahmetten kurtulamamak, sürekli bir koşturmacanın içinde olmak demektir.
24 . Rahata kavuşmak : Uzun süren sıkıntı, yokluk veya çalışma dönemlerinden sonra huzur ve refah içinde bir hayata geçmek demektir.
25 . Rahatına bakmak : Kendini yormamak, kolayına geleni seçmek, konforundan ödün vermemek ve tembellik etmek demektir.
26 . Rahatına düşkün davranmamak : Konfor alanından çıkarak sorumluluk ve görev üstlenmek demektir.
27 . Rahatına düşkün olmak : İş veya çaba gerektiren durumlarda kolay ve konforlu yolu tercih etmek demektir.
28 . Rahatına düşkün olmayı bırakmak : Konfor alanından çıkarak sorumluluk veya risk almayı kabul etmek demektir.
29 . Rahatına düşkünlüğünü bırakmak : Konfor alanından çıkıp çaba veya fedakarlık gerektiren iş yapmak demektir.
30 . Rahatını bozacak riski almak : Konforunu tehlikeye sokacak şekilde cesurca hareket etmek demektir.
31 . Rahatını bozmak : Kendi konfor veya güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde hareket etmek anlamına gelir.
32 . Rahatlamak : Stres ve gerginlikten uzak, sakin ve huzurlu bir duruma geçmek anlamına gelir.
33 . Rahatlığına düşkün olmak : Konforundan vazgeçmemek, zahmetli işlerden kaçınmak ve tembelliği alışkanlık haline getirmek anlamına gelir.
34 . Rahatlık aramak : Zorluklardan ve sıkıntılardan uzak durup kolay ve konforlu bir durum istemek demektir.
35 . Rahatlık ve güveni bir arada sağlamak : Hem konforlu hem de güvenli bir ortam veya süreç oluşturmak anlamına gelir.
36 . Rahatlıkla çözmek : Karışık veya zor bir durumu kolay ve etkili şekilde yönetmek anlamına gelir.
37 . Rahatlıkla sorun çözmek : Karmaşık veya zor durumları sakin ve etkili bir şekilde yönetmek anlamına gelir.
38 . Rahatlıkla üstesinden gelmek : Zor veya karmaşık bir işi kolay ve sorunsuz şekilde tamamlamak demektir.
39 . Rahatsız etmek : Birinin huzurunu, dinlenmesini veya konsantrasyonunu bozacak bir şekilde davranmak, rahatsızlık vermek demektir.
40 . Rahatsızlık duymak : Bir durum, söz veya davranış karşısında içinde hoşnutsuzluk, tedirginlik veya sıkıntı hissetmek anlamına gelir.
41 . Rahatsızlık vermek : Birine fiziksel veya ruhsal açıdan sıkıntı, acı, tedirginlik yaratmak, onun konforunu bozmak demektir.
42 . Rahmet okutmak : Geçmişte yaşanan zor bir durumu hatırlatarak şimdiki koşulların ne kadar iyi olduğunu göstermek anlamına gelir.
43 . Rahmete kavuşmak : Vefat etmek, ölmek, hayata gözlerini yummak anlamına gelen saygılı ve incelikli bir ifadedir.
44 . Rahmetli olsun : Ölen bir kişi için söylenen, onun iyi bir insan olduğunu ve cennete gitmesini dilemeyi ifade eden bir saygı sözüdür.
45 . Ramak kala : Bir kaza veya kötü olayın gerçekleşmesine çok az bir zaman veya mesafe kala, son anda demektir.
46 . Ramak kalmak : Bir felaketin, kazanın veya olumsuz bir olayın neredeyse gerçekleşmek üzere olduğunu, çok az bir pay kaldığını anlatır.
47 . Randevu vermek (veya almak) : Belirli bir zaman ve yerde buluşmak üzere karşılıklı sözleşmek, görüşme zamanı ayarlamak demektir.
48 . Randevuya gitmek : Daha önceden kararlaştırılan bir yere, belirli bir saatte görüşme yapmak üzere gitmek anlamına gelir.
49 . Randevuya zamanında gitmek : Önceden belirlenen saatte buluşmaya veya işe hazır şekilde ulaşmak demektir.
50 . Randevuyu aksatmadan gerçekleştirmek : Önceden planlanan buluşma veya işi zamanında yerine getirmek anlamına gelir.
51 . Randevuyu aksatmadan yerine getirmek : Önceden planlanmış buluşma veya işi zamanında tamamlamak anlamına gelir.
52 . Randevuyu aksatmamak : Önceden kararlaştırılmış buluşma veya işi zamanında yerine getirmek demektir.
53 . Randevuyu hatırlamak : Önceden planlanmış buluşma veya görevi unutmayıp zamanında yerine getirmek demektir.
54 . Randevuyu hatırlayıp zamanında gitmek : Önceden planlanan buluşma veya işi tam zamanında yerine getirmek demektir.
55 . Randevuyu kaçırmamak : Önceden planlanmış buluşma veya işi zamanında yerine getirmek anlamına gelir.
56 . Randevuyu unutmayıp zamanında gitmek : Önceden planlanmış buluşma veya işi tam zamanında yerine getirmek anlamına gelir.
57 . Rast gele : Plansız programsız, gelişigüzel, nereye veya kime denk gelirse anlamında bir iş yapma biçimini ifade eder.
58 . Rast gelmek : Umulmadık bir zamanda veya yerde birisiyle veya bir şeyle karşılaşmak, denk gelmek, tesadüf etmek demektir.
59 . Rast getirememek : Bir işte şansı yaver gitmemek, istediği sonucu elde edememek veya uygun birini bir türlü bulamamak anlamına gelir.
60 . Rast getirmek : İyi bir sonuç elde etmek, şansı yaver giderek bir işi başarıyla tamamlamak veya uygun birini bulmak demektir.
61 . Rast getirmek (bir şeyi) : Bir işi şansa, tesadüfe bırakmak, kaderine terk etmek, oluruna bırakmak demektir.
62 . Rast gitmek : İşlerin umulduğu, planlandığı gibi iyi ve sorunsuz yürümesi, şansın yaver gitmesi anlamına gelir.
63 . Rastık gibi yapışmak : Birinden veya bir yerden ayrılmamak, sürekli olarak onunla birlikte olmak, peşini bırakmamak anlamına gelir.
64 . Razı etmek : Birini ikna ederek veya bir şey vererek onun gönlünü almak, memnun etmek, istediğini yaptırmak demektir.
65 . Razı gelmek : Bir şeyi kabul etmek, onaylamak, hoş görmek veya bir duruma boyun eğmek anlamına gelir.
66 . Razı olmak : Sunulan veya var olan bir şeyi yeterli bulmak, ondan memnuniyet duymak ve daha fazlasını istememek demektir.
67 . Recep’in pabucu : Bir yerden kovulan, istenmeyen, değersiz görülen kişi veya eşya için kullanılan küçümseyici bir ifadedir.
68 . Recep’in pabucu gibi : Değersiz, önemsiz, kimsenin almak istemediği, bir kenara atılmış eşya veya durum için söylenir.
69 . Rehavet basmak : Aşırı rahatlık ve tembellik hali kişiyi veya ortamı kaplamak, çalışma şevkini ve dikkati yok etmek anlamına gelir.
70 . Rehavete kapılmak : Rahat ve huzurlu bir ortamın verdiği gevşeklikle tembelleşmek, çalışma ve çaba gösterme isteğini kaybetmek demektir.
71 . Rejim yapmak : Sağlık veya güzellik amacıyla, belirli bir süre için yiyecek ve içeceklerde kısıntıya gitmek, perhiz uygulamak anlamına gelir.
72 . Rejimi bozmak : Uygulanan perhiz veya diyet kurallarına uymamak, yasak olan şeyleri yiyip içmek demektir.
73 . Rengine bakmamak : Ayrım yapmamak, her türlüsünü, her rengini, her çeşidini kabul etmek veya kullanmak anlamına gelir.
74 . Rengine kanmak : Dış görünüşüne, çekiciliğine veya sözlerine aldanmak, gerçek niteliğini anlamadan peşinden gitmek demektir.
75 . Renk almak : Bir şeyden etkilenerek onun rengine, tarzına veya karakterine bürünmek, benzemeye başlamak anlamına gelir.
76 . Renk atmak : Bir iş veya davranışta belirgin ve etkili bir fark yaratmak demektir.
77 . Renk değiştirmek : Fikir, tutum veya davranışında ani ve beklenmedik bir değişiklik yapmak demektir.
78 . Renk katmak : Bir iş veya duruma çeşitlilik ve canlılık kazandırmak anlamına gelir.
79 . Renk vermek (veya çalmak) : Bir konu hakkında bilgi veya ipucu vermek, hissettirmek, duygu ve düşüncelerini belli etmek anlamına gelir.
80 . Renk vermemek : Bir konu hakkında ne düşündüğünü, niyetini veya duygularını belli etmemek, tarafsız ve kapalı görünmek demektir.
81 . Renkleri birleştirmek : Farklı unsurları uyumlu ve etkili bir şekilde bir araya getirmek demektir.
82 . Renkleri canlı kullanmak : Görsel veya fikirlerde dikkat çekici ve etkili kombinasyonlar oluşturmak demektir.
83 . Renkleri dengeli kullanmak : Farklı unsurları uyumlu ve etkili şekilde bir araya getirmek demektir.
84 . Renkleri dengeli ve estetik kullanmak : Görsel veya fikirleri uyumlu ve etkili biçimde birleştirmek anlamına gelir.
85 . Renkleri dengeli ve uyumlu kullanmak : Farklı unsurları etkili ve estetik biçimde bir araya getirmek demektir.
86 . Renkleri dikkat çekici şekilde kullanmak : Görsel veya fikirlerde etkili ve estetik biçimde kombinasyon yapmak demektir.
87 . Renkleri estetik biçimde kullanmak : Görsel veya fikirleri dengeli, uyumlu ve etkili şekilde birleştirmek anlamına gelir.
88 . Renkleri uyumlu bir şekilde birleştirmek : Farklı unsurları dengeli ve estetik biçimde organize etmek anlamına gelir.
89 . Renkleri uyumlu kullanmak : Görsel veya fikirleri dengeli ve etkili şekilde bir araya getirmek anlamına gelir.
90 . Renkleri uyumlu ve etkili bir şekilde birleştirmek : Farklı unsurları dengeli ve güzel biçimde organize etmek demektir.
91 . Renkli bir deneyim yaşamak : Hayatında çeşitli ve farklı deneyimler edinmek anlamına gelir.
92 . Renkli bir hayal dünyası kurmak : Yaratıcı ve farklı hayallerle zihni zenginleştirmek anlamına gelir.
93 . Renkli bir hayal gücü geliştirmek : Farklı ve yaratıcı fikirlerle zihni beslemek ve üretkenliği artırmak demektir.
94 . Renkli bir yaklaşım sergilemek : Duruma farklı ve dikkat çekici bir perspektifle yaklaşmak anlamına gelir.
95 . Renkli bir yaşam sürmek : Hayatı çeşitli ve ilginç deneyimlerle zenginleştirmek anlamına gelir.
96 . Renkli bir yaşam tarzı benimsemek : Hayatını çeşitli ve ilginç deneyimlerle zenginleştirmek anlamına gelir.
97 . Renkli deneyimler kazanmak : Hayatı çeşitli ve farklı etkinliklerle zenginleştirmek anlamına gelir.
98 . Renkli deneyimlerle hayatı zenginleştirmek : Çeşitli ve ilginç etkinliklerle hayatı daha keyifli ve anlamlı hale getirmek anlamına gelir.
99 . Renkli deneyimlerle hayatını zenginleştirmek : Farklı ve ilgi çekici etkinliklerle yaşam kalitesini artırmak demektir.
100 . Renkli düşünceler geliştirmek : Farklı ve yaratıcı fikirler üretmek anlamına gelir.
101 . Renkli fikirler üretmek : Yaratıcı ve farklı düşüncelerle sorunlara çözüm bulmak anlamına gelir.
102 . Renkli fikirlerle katkıda bulunmak : Yaratıcı ve farklı düşüncelerle bir işe değer katmak anlamına gelir.
103 . Renkli hayal dünyası oluşturmak : Yaratıcı ve farklı fikirlerle zihinsel olarak zenginleşmek anlamına gelir.
104 . Renkli hayal gücüyle üretken olmak : Yaratıcı fikirler üretip inovatif çözümler geliştirmek anlamına gelir.
105 . Renkli hayaller kurmak : Farklı ve yaratıcı düşüncelerle geleceğe dair planlar yapmak anlamına gelir.
106 . Renkli projelerle fark yaratmak : Yenilikçi ve dikkat çekici işler ortaya koyarak etki sağlamak anlamına gelir.
107 . Renkli ve dikkat çekici olmak : Görünüm veya davranış ile fark yaratmak anlamına gelir.
108 . Renkli ve dikkat çekici projeler üretmek : Yenilikçi ve ilgi uyandırıcı işler ortaya koymak demektir.
109 . Renkli ve dikkat çekici yaklaşım benimsemek : İş veya duruma yenilikçi ve etkileyici şekilde yaklaşmak anlamına gelir.
110 . Renkli ve ilgi çekici bir yaklaşım benimsemek : İş veya duruma dikkat çeken ve yaratıcı bir biçimde yaklaşmak anlamına gelir.
111 . Renkli ve yaratıcı fikirler üretmek : İş veya duruma yenilikçi ve dikkat çekici katkılar sağlamak anlamına gelir.
112 . Renkli ve yaratıcı yaklaşım sergilemek : İş veya duruma dikkat çekici ve yenilikçi bir şekilde yaklaşmak demektir.
113 . Resmi geçit töreni : Bir konunun veya kişilerin, uzun uzadıya ve sıkıcı bir şekilde, bir sıra halinde sunulması durumunu anlatır.
114 . Resmi geçit yapmak : Önünden geçip giden insanları, araçları veya olayları bir sıra halinde seyretmek, gözden geçirmek demektir.
115 . Resmiyet kazanmak : Bir ilişki veya durumun samimiyetten uzaklaşıp soğuk ve biçimsel bir hal alması anlamına gelir.
116 . Resmiyete dökmek : Gayri resmi, samimi bir ilişki veya durumu, kuralları ve protokolü olan resmi bir hale getirmek demektir.
117 . Revir olmak : Bir yerin, yaralı ve hastaların toplandığı, sürekli sızlanan insanlarla dolu bir hal almasını ifade eder.
118 . Rezil kepaze etmek : Birini toplum içinde çok utandıracak, onurunu zedeleyecek davranışlarla küçük düşürmek anlamına gelir.
119 . Rezil olmak : Toplum içinde utanılacak, ayıplanacak bir duruma düşmek, itibarını ve saygınlığını yitirmek demektir.
120 . Rezil rüsva olmak : Çok büyük bir utanç ve kepazelik içine düşmek, hem kendi nezdinde hem de başkalarının gözünde küçük düşmek anlamına gelir.
121 . Rıza göstermek : Hoşuna gitmese veya istemese bile bir şeye razı olmak, onaylamak, karşı çıkmamak demektir.
122 . Rızık kesilmek : Geçim kaynağının, kazancın veya nasibin sona ermesi, artık hiçbir yerden gelir sağlanamaz hale gelmesi anlamına gelir.
123 . Rızıkını aramak : Geçimini sağlamak için çalışmak, didinmek, ekmek parası peşinde koşmak demektir.
124 . Rızkını taştan çıkarmak : En zor, en kıt koşullarda bile geçimini sağlamayı başarmak, çalışkanlık ve beceriyle azıcık imkandan çok şey elde etmek demektir.
125 . Rızkını yemek : Kaderinde yazılı olan geçim kaynağını, nasibini tüketmek; mecazen bir şeyi hak etmeden yiyip bitirmek anlamına gelir.
126 . Rızkınız bol olsun : Yemek yiyen veya geçim derdinde olan birine söylenen, onun bereketli ve bol kazançlı olmasını dileyen bir iyi dilek sözüdür.
127 . Rol çalmak : Bir toplulukta veya gösteride asıl önemli kişinin önüne geçerek dikkatleri üzerine çekmek, ondan daha çok ilgi görmek anlamına gelir.
128 . Rol çıkarmak : Küçük bir olaydan veya sözden bile abartılı anlamlar çıkararak gereksiz yere drama yaratmak, olay büyütmek demektir.
129 . Rol kapmak : Bir gösteri veya organizasyonda, kendisine verilmemiş bir görevi veya ilgiyi üzerine çekmeyi başarmak anlamına gelir.
130 . Rol kesmek : Olduğundan farklı, genellikle daha iyi veya daha acıklı bir karaktere bürünmeye çalışmak, numara yapmak demektir.
131 . Rol yapmak : Gerçek duygu ve düşüncelerini gizleyerek, bir menfaat veya amaç için sahte bir tavır takınmak anlamına gelir.
132 . Rolü olmak : Bir işte veya olayda payı, katkısı veya sorumluluğu bulunmak, etkili bir faktör olmak demektir.
133 . Rolünden çıkmak : Oynadığı karaktere, üstlendiği göreve veya beklenen davranış biçimine uygun hareket etmemek, farklı tavırlar sergilemek anlamına gelir.
134 . Rolüne çıkmak : Bir işte veya durumda beklenen, tipik davranışı sergilemek, o rolün gerektirdiği gibi hareket etmek demektir.
135 . Roma yolu : Bir hedefe varmak için izlenebilecek en kestirme, en emin ve en doğru yol anlamına gelen bir deyimdir.
136 . Roma’ya Papa için gidilmez : Bir yere veya kişiye, sırf onun hatırı veya baskısı için değil, kendi istek ve ihtiyaçlarına göre gitmek gerekir anlamındadır.
137 . Roma’yı tek günde yapmamak : Büyük ve önemli işlerin zaman, sabır ve emek gerektirdiğini, hemen sonuç beklenmemesi gerektiğini anlatır.
138 . Rotası belli olmamak : Ne yapacağı, nereye varacağı belli olmamak, kararsız ve istikrarsız bir yol izlemek anlamına gelir.
139 . Rotasını bulmak : Doğru yolu, hedefe giden en uygun istikameti veya hayattaki amacını keşfetmek demektir.
140 . Rotasını çizmek : Nasıl bir yol izleyeceğini, hayatını hangi yönde sürdüreceğini belirlemek ve planlamak anlamına gelir.
141 . Rotasını değiştirmek : Yolunu, amacını veya hayat planını başka bir yöne çevirmek, farklı bir strateji belirlemek demektir.
142 . Rotasını kaybetmek : Ne yapacağını, hangi yöne gideceğini şaşırmak, hedefinden sapmak ve kararsız kalmak anlamına gelir.
143 . Rotasını şaşırmak : Doğru yoldan ayrılmak, asıl hedefini veya ilkelerini unutarak yanlış bir istikamete yönelmek demektir.
144 . Rotasını tayin etmek : Gitmek istediği yönü, hayattaki amacını veya bir işin stratejisini net bir şekilde belirlemek anlamına gelir.
145 . Ruh gibi dolaşmak : Sessizce, hiç fark edilmeden, çok hafif ve süzülürcesine bir yerde gezmek veya dolaşmak anlamına gelir.
146 . Ruh hastası gibi : Aşırı dengesiz, tutarsız, anlaşılmaz davranışlar sergileyen kişiler için kullanılan bir benzetmedir.
147 . Ruh satmak : Özünü, kişiliğini, değerlerini ve onurunu maddi çıkar veya menfaat karşılığında feda etmek demektir.
148 . Ruh ürpermesi : Çok derinden etkilenmek, heyecan, korku veya hayranlık sebebiyle tüylerinin diken diken olması anlamına gelir.
149 . Ruhça yükselmek : Manevi olarak olgunlaşmak, erdemli davranışlar sergilemek, bencil duygulardan arınmak demektir.
150 . Ruhu bedeninden ayrılmak : Çok şaşırmak, korkmak veya heyecanlanmak nedeniyle kendinden geçmek, adeta ölümü yaşamak anlamına gelir.
151 . Ruhu bile duymamak : Haberi, olan biteni hiç fark etmemek, tamamen habersiz ve ilgisiz olmak demektir.
152 . Ruhu bile kalmamak : Çok yorgun, bitkin ve güçsüz düşmek, hiçbir şeye karşı istek ve enerji hissetmemek demektir.
153 . Ruhu çıkmak (veya uçmak) : Çok büyük bir korku, şok veya acı yaşamak; aşırı yorulmak anlamına gelir.
154 . Ruhu duymamak : Bir şeyden hiç haberi olmamak, tamamen gafil avlanmak, olup biteni algılayamamak demektir.
155 . Ruhu gelmek : Bir şeyi yapmaya hiç niyeti, hevesi veya içinden gelmemesi durumunu ifade eder.
156 . Ruhu gitmek : Çok fazla yorulmak veya çok korkmak sonucunda bitkin ve mecalsiz bir hale düşmek anlamına gelir.
157 . Ruhu hortlamak : Ölmüş, unutulmuş veya sona ermiş bir şeyin yeniden canlanması, ortaya çıkması, gündeme gelmesi anlamına gelir.
158 . Ruhu kanatlanmak : Çok sevinmek, heyecanlanmak, içi içine sığmamak, mutluluktan adeta uçacak gibi olmak demektir.
159 . Ruhu kararmak : İçine kapanmak, kötümser düşüncelere kapılmak, hayata ve insanlara karşı olumsuz bir bakış açısı geliştirmek anlamına gelir.
160 . Ruhu okşamak : Bir şeyin kişiye çok hoş gelmesi, onun gönlünü ve iç dünyasını tatmin etmesi, ruhen rahatlatması demektir.
161 . Ruhu sarsılmak : Çok üzücü, şoke edici veya korkutucu bir olay karşısında derinden etkilenmek, psikolojik olarak yıpranmak anlamına gelir.
162 . Ruhu sıkılmak : Canı sıkılmak, bir yerden veya durumdan bunalmak, içine kapanıp neşesini kaybetmek demektir.
163 . Ruhu şad olsun : Ölmüş bir kişi için söylenen, onun ruhunun huzur bulmasını dilemeyi ifade eden bir saygı sözüdür.
164 . Ruhu tatmin olmak : Bir isteğin, merakın veya ihtiyacın giderilmesi sonucu iç huzura kavuşmak, gönlünün rahat etmesi demektir.
165 . Ruhu terketmek : Çok korkmak, heyecanlanmak veya şaşırmak sonucu donakalmak, ne yapacağını bilemez hale gelmek anlamına gelir.
166 . Ruhu tersine dönmek : Bir şeyi görmek veya duymak istememek, ondan aşırı derecede nefret etmek ve tiksinmek demektir.
167 . Ruhu titreşmek : Derinden ve heyecanla etkilenmek, bir şey karşısında içinin titremesi, duygusal bir sarsıntı yaşamak anlamına gelir.
168 . Ruhu ürpermek : Aniden duyulan korku, endişe veya yoğun bir duygu nedeniyle tüylerinin diken diken olması anlamına gelir.
169 . Ruhu yaralanmak : Çok incinmek, gururu kırılmak, derinden ve kalıcı bir şekilde manen zarar görmek demektir.
170 . Ruhu yok olmak : Çok üzüntülü, kederli bir duruma düşmek, hayata karşı ilgisini ve enerjisini kaybetmek demektir.
171 . Ruhuna hitap etmek : Bir sanat eseri, müzik veya sözün kişinin en derin duygularına seslenmesi, onu etkilemesi anlamına gelir.
172 . Ruhuna işlemek : Yaşanan bir olayın unutulmayacak kadar derin bir iz bırakması, kişiliğini ve anılarını kalıcı olarak etkilemesi demektir.
173 . Ruhuna kadar : Tamamen, bütünüyle, her yanıyla, en derin noktasına varıncaya kadar anlamına gelen bir pekiştirme ifadesidir.
174 . Ruhuna okumak : Bir şeyi tamamen mahvetmek, bozmak, içine etmek veya birinin moralini bozmak anlamına gelen argo bir ifadedir.
175 . Ruhuna sinmiş olmak : Bir özelliğin veya alışkanlığın kişinin karakterinin ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, onunla bütünleşmesi demektir.
176 . Ruhunu açığa çıkarmak : İçsel düşünce ve duygularını başkalarına ifade etmek anlamına gelir.
177 . Ruhunu açmak : Duygularını ve düşüncelerini özgürce ifade etmek demektir.
178 . Ruhunu besleyici etkinliklerde bulunmak : Zihinsel ve duygusal olarak kendini iyi hissettirecek faaliyetlerde bulunmak anlamına gelir.
179 . Ruhunu besleyici faaliyetlerde bulunmak : Zihinsel ve duygusal tatmin sağlayacak etkinlikler yapmak demektir.
180 . Ruhunu bile satar : Bir şeyi elde etmek veya bir amaca ulaşmak için her türlü ahlaksızlığı yapabilecek kadar açgözlü ve ilkesiz kişiler için söylenir.
181 . Ruhunu dinç tutmak : Zihinsel ve bedensel olarak enerjik ve sağlıklı kalmak anlamına gelir.
182 . Ruhunu dinlendirici etkinlik yapmak : Stres ve yorgunluğu azaltacak aktivitelerle kendini rahatlatmak anlamına gelir.
183 . Ruhunu dinlendirmek : Zihinsel veya duygusal olarak rahatlamak ve enerji toplamak anlamına gelir.
184 . Ruhunu doyurmak : Zihinsel ve duygusal olarak tatmin olmak ve kendini iyi hissetmek demektir.
185 . Ruhunu doyurucu faaliyetlerle beslemek : Zihinsel ve duygusal tatmin sağlayacak etkinliklerde bulunmak demektir.
186 . Ruhunu genç hissetmek : Kendini enerjik, dinç ve canlı hissetmek demektir.
187 . Ruhunu genç ve enerjik hissetmek : Zihinsel ve fiziksel olarak dinç ve canlı olmak anlamına gelir.
188 . Ruhunu genç ve enerjik tutmak : Zihinsel ve fiziksel olarak canlı ve dinç kalmak demektir.
189 . Ruhunu güçlü ve motive tutmak : Zihinsel ve duygusal olarak enerjik, kararlı ve hedefine odaklı kalmak demektir.
190 . Ruhunu şeytana satmak : Kötü bir iş, büyük bir servet veya güç uğruna ahlakını, vicdanını ve iyiliğini tamamen kaybetmek anlamına gelir.
191 . Ruhunu tazelemek : Zihinsel ve duygusal olarak kendini yenileyip enerji toplamak demektir.
192 . Ruhunu tazelemek ve enerji kazanmak : Zihinsel ve duygusal olarak kendini yenileyip güç toplamak anlamına gelir.
193 . Ruhunu teslim etmek : Ölmek, hayata veda etmek, can vermek anlamına gelen edebi ve ağırbaşlı bir deyimdir.
194 . Ruhunu toparlamak : Zihinsel ve duygusal olarak kendini toparlayıp sakinleşmek anlamına gelir.
195 . Ruhunu toparlayıcı etkinlik yapmak : Zihinsel ve duygusal olarak rahatlamak ve enerji kazanmak demektir.
196 . Ruhunu yenilemek : Kendini tazelemek ve enerjik hale gelmek için zihinsel veya fiziksel olarak dinlenmek anlamına gelir.
197 . Ruhunu yenileyici bir yol izlemek : Zihinsel ve duygusal olarak kendini tazelemek ve enerji kazanmak anlamına gelir.
198 . Ruküye okumak : Bir hastalığı veya kötülüğü, üzerine dua okuyarak defetmeye çalışmak; mecazen boşuna uğraşmak demektir.
199 . Ruküye yapmak : (Ruküye okumak ile aynı anlamda) Bir muska veya büyü yazdırmak, üfürükçüye okutmak; mecazen bir şeye boşuna inanmak demektir.
200 . Ruloyu açmak : Uzatılmış, gizli tutulan veya sonraya bırakılmış bir konuyu gündeme getirmek, detaylarını ortaya sermek anlamına gelir.
201 . Ruloyu geri sarmak : Geçmişe dönmek, eski bir konuyu veya anlaşmayı yeniden ele almak, tekrar gündeme getirmek demektir.
202 . Ruloyu sarmak : Bir işi, konuyu veya olayı tamamlayıp bitirmek, noktayı koymak anlamına gelir.
203 . Ruloyu yuvarlamak : Bir konuşmayı veya işi uzatmadan, gereksiz detaylara girmeden hızlıca sonuca bağlamak demektir.
204 . Rutin işler : Her gün yapılan, alışılagelmiş, sıradan ve yenilik içermeyen, monoton görevler ve uğraşlar anlamına gelir.
205 . Rutine binmek : Sürekli aynı şekilde yapıldığı için heyecan ve çekiciliğini yitirmek, sıradanlaşmak anlamına gelir.
206 . Rutine dönmek : Yenilik veya özel bir durum sona erdikten sonra alışılagelmiş, olağan günlük hayat düzenine geri dönmek demektir.
207 . Rütbe almak : Terfi etmek, bir üst makama veya dereceye yükselmek, mevkii ilerletmek demektir.
208 . Rütbe atlamak : Kademe olarak bir veya birden fazla derece birden yükselmek, önemli bir terfi almak anlamına gelir.
209 . Rütbe beklemek : Terfi etmeyi, daha yüksek bir mevkiye gelmeyi ummak, bunun için çaba sarf etmek veya zamanın gelmesini beklemek demektir.
210 . Rütbesi yükselmek : Askerlikte veya mesleki kariyerde daha üst bir dereceye, makama getirilmek, terfi almak anlamına gelir.
211 . Rüya alemi : Gerçeklerden uzak, hayali ve fantastik düşüncelerin hakim olduğu durum veya zihniyet için kullanılır.
212 . Rüya alemine dalmak : Gerçeklerden uzaklaşıp hayal kurmaya başlamak, düşüncelere dalıp gitmek, etrafındakileri unutmak demektir.
213 . Rüya değil gerçek : İnanılması güç, harika bir şeyin aslında gerçek olduğunu vurgulamak için kullanılan bir ifadedir.
214 . Rüya gibi : İnanılması güç, harika, olağanüstü güzel ve etkileyici şeyler için söylenen bir benzetmedir.
215 . Rüya gibi bir şey : Çok güzel, hoş ve etkileyici olan ancak gerçek olmadığı düşünülen durumlar için söylenir.
216 . Rüya görmek : Hayal kurmak, gerçekleşmesi pek mümkün olmayan şeyler düşlemek, imkansızı istemek anlamına gelir.
217 . Rüya görmeye başlamak : Olmayacak, gerçekleşmesi imkansız hayaller kurmak, umutlanmak, gerçeklerden kopmak anlamına gelir.
218 . Rüya göstermek : Birine, gerçek dışı ve kandırıcı sözler vererek onu umutlandırmak, oyalayıp avutmak demektir.
219 . Rüya satmak : Gerçekleşmesi mümkün olmayan, aldatıcı vaatlerde bulunarak birini kandırmaya çalışmak demektir.
220 . Rüya yormak : Görülen rüyayı, çeşitli yöntem ve inanışlara göre yorumlayarak ondan bir anlam çıkarmaya çalışmak anlamına gelir.
221 . Rüya yormaya kalkmak : Anlamsız, saçma veya olanaksız bir şey üzerine derin derin düşünüp anlam çıkarmaya uğraşmak demektir.
222 . Rüyası gerçek olmak : Çok istediği, hayalini kurduğu bir şeyin hakikaten meydana gelmesi, dileğinin yerine bulması anlamına gelir.
223 . Rüyasına girmek : Birinin, başka birini veya bir olayı çok fazla düşünmesi, ondan etkilenmesi ve hatta rüyasında görmesi demektir.
224 . Rüyasında bile görmemek : Asla istememek, aklının ucundan geçirmemek, en uzak ihtimal olarak dahi düşünmemek demektir.
225 . Rüyasında görse hayra yormaz : Olacağına ihtimal vermediği, beklenmedik ve şaşırtıcı bir olay karşısında söylenen bir ifadedir.
226 . Rüyasını görmek : Çok istediği, özlediği veya korktuğu bir şeyi rüyasında görmek; mecazen sürekli onu düşünmek anlamına gelir.
227 . Rüyasını süslemek : Bir şeyi çok fazla arzulamak, onun hayalini kurmak ve zihnini sürekli onunla meşgul etmek anlamına gelir.
228 . Rüyayı görmek : Umulan, istenen şeyin gerçekleşmesi, hayalinin kısmen de olsa tahakkuk etmesi demektir.
229 . Rüyeti dökülmek : Değerini, önemini veya gücünü kaybetmek, itibarı sarsılmak, eski parlaklığı kalmamak demektir.
230 . Rüyetiyle oynamak : Bir şeyi, bir imkanı veya birinin duygularını hafife almak, ciddiye almamak, boş yere harcamak anlamına gelir.
231 . Rüzgar almak : Bir konu hakkında önceden haber veya bilgi sahibi olmak, sezinlemek, duymak demektir.
232 . Rüzgar aşındırmak : Zamanın ve şartların etkisiyle yıpranmak, eskimek, gücünü veya etkisini kaybetmek anlamına gelir.
233 . Rüzgar ekip fırtına biçmek : Yaptığı küçük bir kötülüğün veya yanlışın, beklenmedik büyük ve olumsuz sonuçlar doğurması anlamına gelir.
234 . Rüzgar esmek : Ortaya yeni bir hava, yeni bir gelişme veya değişiklik çıkması, bir şeylerin değişmeye başlaması demektir.
235 . Rüzgar gelecek delikleri tıkamak : Olası tehlikelere, eleştirilere veya sorunlara karşı önceden tedbir almak, hazırlıklı olmak demektir.
236 . Rüzgar gibi : Çok hızlı, süratli ve çabuk bir şekilde hareket etmek veya bir işi halletmek anlamına gelir.
237 . Rüzgâr gibi esmek : Hızlı ve etkili şekilde bir işi veya süreci tamamlamak anlamına gelir.
238 . Rüzgar gibi geçip gitmek : Çok hızlı ve iz bırakmadan kaybolmak, kısa süreli ve etkisiz olmak anlamına gelir.
239 . Rüzgar gibi geçmek : Hızlı ve etkili şekilde bir yerden bir yere hareket etmek anlamına gelir.
240 . Rüzgâr gibi hızlı hareket etmek : Hedefe veya işe çabuk ve etkili şekilde ulaşmak anlamına gelir.
241 . Rüzgâr gibi hızlı ve doğru hareket etmek : İş veya hedefe çabuk ve etkili biçimde ulaşmak demektir.
242 . Rüzgâr gibi hızlı ve etkili hareket etmek : İş veya hedefe çabuk ve doğru şekilde ulaşmak demektir.
243 . Rüzgâr gibi savrulmak : Kontrolsüz veya plansız bir şekilde hızlı hareket etmek demektir.
244 . Rüzgar gibi uçup gitmek : Çok kısa sürede kaybolmak, iz bırakmadan ortadan kaybolmak, bir anda yok olmak demektir.
245 . Rüzgar gülü gibi dönmek : Kararsız, ilkeleri olmayan, herkese göre davranan, çıkarcı bir kişilik sergilemek demektir.
246 . Rüzgar ile kavga etmek : Boşuna uğraşmak, etkisiz veya güçsüz bir şeye karşı mücadele edip sonuç alamamak anlamına gelir.
247 . Rüzgarda savrulmak : Bir amaç veya hedef olmadan, dış etkenlerin yönlendirmesiyle hareket etmek, kararsızca oradan oraya gitmek demektir.
248 . Rüzgarı altına almak : Herhangi bir konuda avantajı, üstünlüğü ele geçirmek, duruma hakim olmak anlamına gelir.
249 . Rüzgârı arkasına alarak ilerlemek : Çevresel veya dış koşullardan faydalanarak hedefe doğru ilerlemek anlamına gelir.
250 . Rüzgarı arkasına almak : Bir konuda güçlü bir destek bulmak, elverişli koşulları yakalayarak işini kolaylaştırmak anlamına gelir.
251 . Rüzgârı arkasına almak : Durum veya koşulların lehine olacak şekilde avantaj sağlamak anlamına gelir.
252 . Rüzgârı arkasına almak için plan yapmak : Koşulları lehine çevirecek şekilde strateji oluşturmak demektir.
253 . Rüzgarı ensesinde hissetmek : Zor durumda kalmak, bir tehdidin veya baskının çok yakınında olduğunu anlamak, tehlikeyi sezmek demektir.
254 . Rüzgarı kesilmek : Gücü, şansı veya etkisi azalmak, eski performansını ve hızını kaybetmek, durgunlaşmak demektir.
255 . Rüzgârı lehine çevirecek önlemler almak : Dış koşullardan faydalanmak için planlı ve akıllı hareket etmek anlamına gelir.
256 . Rüzgârı lehine çevirerek avantaj sağlamak : Dış koşullardan faydalanarak hedefe ulaşmak demektir.
257 . Rüzgârı lehine çevirerek strateji geliştirmek : Koşulları avantajına çevirecek şekilde plan yapmak anlamına gelir.
258 . Rüzgârı lehine çevirmek : Koşulları ve fırsatları kendi avantajına kullanmak anlamına gelir.
259 . Rüzgârın önünde cesurca durmak : Zorlu veya beklenmedik durumlarla korkusuzca yüzleşmek anlamına gelir.
260 . Rüzgârın önünde durmak : Güçlü ve beklenmedik durumlarla cesurca yüzleşmek demektir.
261 . Rüzgârın önünde kararlı durmak : Zorluk ve engellere rağmen cesurca hareket etmek anlamına gelir.
262 . Rüzgarın önüne düşmek : İşlerin yolunda gitmesinden faydalanmak, uygun koşulları yakalayıp kolayca ilerlemek demektir.
263 . Rüzgârın yönüne göre hareket etmek : Koşullara uyum sağlayarak stratejik ve uygun şekilde davranmak demektir.
264 . Rüzgârın yönüne göre strateji geliştirmek : Koşullara uyum sağlayarak doğru plan ve kararlar almak demektir.
265 . Rüzgârın yönünü iyi değerlendirmek : Koşulları göz önünde bulundurarak stratejik ve doğru şekilde hareket etmek anlamına gelir.
266 . Rüzgârın yönünü iyi kullanmak : Koşullardan ve fırsatlardan kendi avantajına fayda sağlamak anlamına gelir.
267 . Rüzgârın yönünü izlemek : Olaylar veya durumlar karşısında en uygun stratejiyi belirlemek anlamına gelir.
268 . Rüzgarına göre yelken açmak : Duruma göre davranmak, fırsatları değerlendirmek, şartlara uyum sağlayarak hareket etmek anlamına gelir.
269 . Rüzgarına kapılmak : Bir düşünce, akım veya duygunun etkisi altına girip onun peşinden sürüklenmek, kendi iradesini kaybetmek anlamına gelir.
270 . Rüzgarla birlikte savrulup gitmek : Kontrolünü kaybedip olayların akışına kapılmak, kendi iradesi dışında sürüklenmek anlamına gelir.
271 . Rüzgarlara savrulmak : Hayatta amaçsızca dolaşmak, bir yere bağlanamamak, sürekli değişen koşullar ve duygular içinde olmak demektir.
272 . Rüzgarları serbest bırakmak : Kontrolü kaybedip öfkeyle, kızgınlıkla bağırmaya, ağzına geleni söylemeye başlamak anlamına gelir.