Deyim L

1 . Lafa boğmak L Karşısındakini konuşturarak veya konuşarak bunaltmak, sözle baskı kurmak.
2 . Lafa dalmak : Konuşmanın etkisiyle asıl yapılması gereken işi unutmak.
3 . Lafa tutmak : Birini konuşarak oyalayıp başka işlere yönelmesini engellemek.
4 . Laf altında kalmamak : Söylenen söze anında karşılık vererek ezilmemek.
5 . Laf atmak : Dikkat çekmek amacıyla üstü kapalı veya rahatsız edici söz söylemek.
6 . Laf çevirmek : Asıl konudan uzaklaşıp dolaylı ve kaçamak ifadeler kullanmak.
7 . Laf dinlemek : Söylenenleri dikkate alıp verilen öğütlere uymak.
8 . Laf ebeliği yapmak : Gereksiz ve sürekli konuşarak ortamı meşgul etmek.
9 . Laf etmek : Bir konu hakkında konuşmak veya görüş belirtmek.
10 . Lafı ağzına tıkamak : Karşı tarafı susturacak güçlü söz söylemek.
11 . Lafı dolandırmak : Gerçeği açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak.
12 . Lafı gediğine koymak : Yerinde ve etkili sözle karşılık vermek.
13 . Lafı tutmak : Verilen sözü yerine getirerek güvenilir davranmak.
14 . Laf olsun diye konuşmak : Anlamlı içeriği olmadan sırf konuşmak için konuşmak.
15 . Lakayt davranmak : Ciddi olunması gereken durumda umursamaz tavır sergilemek.
16 . Lokmasını saymak : Birinin yediğini içtiğini kıskançlıkla denetlemek.
17 . Lokmasını büyütmek : Gücünü aşan işlere girişerek haddini aşmak.
18 . Lokma döktürmek : Ölen kişi için hayır amacıyla yiyecek dağıtmak.
19 . Lokmasını küçültmek : Harcamalarını azaltarak daha tutumlu yaşamak.
20 . Lodos gibi esmek : Ortama ani ve güçlü biçimde etki etmek.
21 . Lodos çarpmış gibi olmak : Ani sersemlik veya halsizlik yaşamak.
22 . Lodosu tersine çevirmek : Gidişatı zor da olsa lehine döndürmek.
23 . Lütuf saymak : Yapılması gereken işi iyilik gibi görmek.
24 . Lütufkâr davranmak : Kendini üstün görerek yapmacık iyilik yapmak.
25 . Lüzumsuz yere karışmak : Gereği olmadığı hâlde bir işe müdahale etmek.
26 . Laf kalabalığı yapmak : Anlatımı gereksiz sözlerle uzatmak.
27 . Lafla peynir gemisi yürütmek : Sözle iş yapılmayacağını ifade etmek.
28 . Laf taşımak : Başkalarının sözlerini ileterek fitneye sebep olmak.
29 . Lafını esirgememek : Düşündüğünü açıkça ve çekinmeden söylemek.
30 . Laçka olmak : Bir işin veya bir sistemin düzeninin tamamen bozulması, ciddiyetini kaybederek artık düzgün işlemeyecek kadar gevşemesi ve kontrol edilemez hale gelmesidir.
31 . Laf anlamaz : Ne kadar dil dökülürse dökülsün, yapılan tüm açıklamalara ve mantıklı uyarılara rağmen kendi bildiğinden asla ödün vermeyen, inatçı ve dik kafalı kişidir.
32 . Laf ebesi : Bir konu hakkında durmadan konuşan, herkese cevap yetiştiren ve akıcı konuşmasıyla başkalarını susturarak her zaman kendisini haklı çıkarmaya çalışan geveze kişidir.
33 . Laf kıtlığında asma budamak : Konuşulacak önemli bir mesele kalmadığında, vakit geçirmek amacıyla çok önemsiz, saçma ve lüzumsuz konulardan bahsederek etrafındakileri boş yere meşgul etmektir.
34 . Laf ola beri gele : Söylenen sözün hiçbir dayanağının olmadığını, düşünülmeden dile getirildiğini ve sadece konuşmuş olmak için sarf edildiğini belirtmek amacıyla kullanılan bir ifadedir.
35 . Lafı ağzında gevelemek : Bir gerçeği açıkça söylemekten çekinmek, korkmak veya kararsızlık nedeniyle bir türlü sadede gelemeyerek anlaşılmaz, belirsiz ve tutarsız cümleler kurarak konuşmaya çalışmaktır.
36 . Lafın gelişi : Bir sözün gerçek anlamda söylenmediğini, sadece konuşma akışı içerisinde öylesine, rastgele veya örnek göstermek amacıyla dile getirildiğini ifade eden bir kalıptır.
37 . Lafını bilmek : Nerede, ne zaman ve nasıl konuşması gerektiğini çok iyi kavrayan, sözlerinin ağırlığını tartan ve çevresindeki insanları kırmadan, yerinde konuşan olgun kişidir.
38 . Lafını geri almak : Daha önce söylediği bir sözün yanlış olduğunu kabul ederek o sözden vazgeçmek, özür dilemek veya iddia ettiği durumu tamamen iptal etmektir.
39 . Laf işitmek : Bir hatadan veya yanlış bir davranıştan dolayı yetkili birinden veya büyüklerinden sert bir azar duymak, eleştirilmek ve toplum içinde küçük düşürülmektir.
40 . Laf yetiştirmek : Kendisine yöneltilen her türlü söze veya eleştiriye, hiç boşluk bırakmadan ve hızla cevap vererek kendisini savunmak veya sürekli bir tartışma ortamı yaratmaktır.
41 . Lânet yağdırmak : Çok kötü bir durum veya kişi karşısında aşırı derecede öfkelenerek, o şeyin başına belalar gelmesini dilemek ve sürekli beddua ederek nefretini kusmaktır.
42 . Lapacı gibi : Karakteri zayıf olan, hiçbir işe eli yatmayan, enerjisi düşük ve fiziksel olarak da gevşek, hantal görünen kişiler için kullanılan aşağılayıcı bir benzetmedir.
43 . Lapur lupur yemek : Yemekleri büyük lokmalar halinde, çok hızlı, iştahla ve çiğnemeden yutarcasına, çevresindekileri rahatsız edecek bir şekilde görgüsüzce mideye indirmek anlamına gelen bir deyimdir.
44 . Lâstikli söz : Birden fazla anlama çekilebilen, net olmayan, ucu açık ve söyleyen kişinin her yöne kıvırmasına olanak tanıyan belirsiz ve kurnazca seçilmiş cümlelerdir.
45 . Lavanta gibi kokmak : Çok temiz, ferah ve hoş bir kokuya sahip olmak veya bir mekanın çok titiz bir şekilde temizlendiğini ve güzel koktuğunu anlatmaktır.
46 . Layığını bulmak : Bir kimsenin yaptığı kötü işlerin veya haksızlıkların sonucunda, tam da hak ettiği cezayı veya karşılığı alarak zor duruma düşmesi durumudur.
47 . Leb demeden leblebiyi anlamak : Karşısındaki kişinin ne söylemek istediğini daha o sözünü tamamlamadan, çok zekice ve hızlı bir şekilde hemen kavrayıp harekete geçebilmektir.
48 . Leblebi gibi yemek : Bir şeyi çok küçük ve değersiz görerek çok fazla miktarda tüketmek veya parayı hiç düşünmeden, hesapsızca ve çok hızlı bir şekilde harcayıp bitirmektir.
49 . Leke sürmek : Bir kimsenin dürüstlüğüne, namusuna veya sahip olduğu iyi itibarına, asılsız iddialar veya iftiralar atarak o kişinin toplum içindeki saygınlığını kasten zedelemektir.
50 . Lelov yapmak : Bir işi yapıyormuş gibi görünmek ancak aslında hiçbir emek sarf etmeden, baştan savma hareketlerle insanları kandırmaya ve zaman geçirmeye çalışmak demektir.
51 . Leşini sermek : Birini öldürmek veya bir kavgada rakibini çok feci şekilde döverek onu yerden kalkamaz hale getirmek anlamına gelen oldukça kaba bir ifadedir.
52 . Levendane tavır : Kendinden emin, heybetli, yakışıklı ve gösterişli bir duruş sergileyen erkeklerin sergilediği etkileyici ve asil hareketleri tanımlamak amacıyla kullanılan eski bir tabirdir.
53 . Leyleği havada görmek : Çok fazla seyahat eden, sürekli bir yerden bir yere giden ve bir türlü yerinde duramayan kişiler için kullanılan esprili bir deyimdir.
54 . Leylak gibi açılmak : Genç bir kızın veya bir kadının zamanla daha da güzelleşmesi, serpilmesi ve çevresine karşı daha güler yüzlü, enerjik bir tavır sergilemeye başlamasıdır.
55 . Lıklık içmek : Suyu veya herhangi bir içeceği büyük yudumlarla, boğazından sesler çıkararak ve büyük bir susuzlukla, iştahlı bir şekilde bir dikişte sonuna kadar tüketmektir.
56 . Lıkır lıkır akmak : Bir sıvının hiçbir engele takılmadan, çok akıcı ve bol bir şekilde bir yerden başka bir yere doğru sürekli olarak dökülmesidir.
57 . Limanı terk etmek : Bulunduğu güvenli ortamı veya işini bırakıp gitmek ya da bir ilişkiden vazgeçerek kendi yoluna bakmak anlamına gelen mecazi bir anlatımdır.
58 . Limon gibi sıkılmak : Bir işte çok fazla çalıştırılmak, tüm enerjisi ve gücü sömürülmek veya bir baskı altında kalarak ruhsal olarak tamamen tükenmek ve yorulmaktır.
59 . Limon satmak : İyi bir eğitimi veya mesleği olmasına rağmen işsizlik nedeniyle çok daha basit ve düşük gelirli işlerde çalışmak zorunda kalmayı anlatan hüzünlü bir ifadedir.
60 . Lisanen bildirmek : Bir durumu veya bir kararı yazılı belge yerine, doğrudan doğruya konuşarak ve sözlü iletişim yoluyla ilgili kişilere iletmek ve haber vermektir.
61 . Lisan-ı münasiple söylemek : Bir gerçeği veya eleştiriyi karşısındaki kişiyi incitmeden, en uygun ve en nazik kelimeleri seçerek, kırmadan dökmeden anlatmaya çalışmak eylemidir.
62 . Liste dışı kalmak : Bir grup, organizasyon veya plan içerisinden adı silinmek, artık o topluluğun bir parçası sayılmamak ve önemsenmeyerek dışarıda bırakılmak durumunu ifade eder.
63 . Lofur lofur konuşmak : Hiçbir bilgiye dayanmadan, sadece gösteriş yapmak amacıyla yüksek perdeden ve büyük cümlelerle konuşarak etrafındaki insanları etkilemeye çalışan boş kişilerin tavrıdır.
64 . Lokma ağzında büyümek : Yaşanan büyük bir üzüntü, korku veya keder nedeniyle iştahın tamamen kesilmesi ve kişinin en sevdiği yemeği bile yutmakta çok zorlanması halidir.
65 . Lop diye yutmak : Bir şeyi hiç çiğnemeden, bir kerede ve çok hızlı bir şekilde yutmak veya kendisine sunulan bir fırsatı ya da parayı haksızca sahiplenmektir.
66 . Löp löp et : Çok kilolu, vücudu yağ bağlamış ve dokunulduğunda yumuşak olan deri tabakasını ifade etmek için kullanılan, genellikle fiziksel bir betimleme içeren deyimdir.
67 . Lüks içinde yaşamak : İhtiyacından çok daha fazlasına sahip olmak, en pahalı ve en konforlu eşyalarla çevrili, hiçbir maddi sıkıntı çekmeden sürdürülen gösterişli bir hayat tarzıdır.
68 . Lüpletmek : Başkasına ait olan bir yiyeceği veya malı, kimseye fark ettirmeden, hileyle veya çabuklukla kendi çıkarı için hızlıca yiyip bitirmek ya da sahiplenmektir.
69 . Lüzum görmek : Bir işin yapılması için geçerli bir sebep bulmak, o durumun gerekli olduğuna kanaat getirmek ve o doğrultuda harekete geçmeye karar vermektir.
70 . Lades etmek : Bir kimseyle bir konuda iddiaya girmek veya karşısındakini bir oyunla şaşırtarak onu zor durumda bırakmak ve galip gelmek anlamına gelen bir deyimdir.
71 . Laf açmak : Konuşma sırasında sırası gelmişken başka bir konudan bahsetmeye başlamak veya unutulmuş bir meseleyi yeniden gündeme getirerek tartışma ortamı hazırlamak durumudur.
72 . Laf aramızda : Söylenen bir sözün veya anlatılan bir sırrın sadece konuşan iki kişi arasında kalması gerektiğini, başkalarına duyurulmaması gerektiğini ifade eden bir kalıptır.
73 . Lafı ağzından kaçırmak : Gizli tutulması gereken bir sırrı veya söylenmemesi gereken bir durumu, boş bulunarak veya heyecana kapılarak aniden ve istemeden herkese duyurmak halidir.
74 . Lafı mı olur? : Yapılan bir iyiliğin veya verilen bir şeyin lafını etmeye bile değmeyecek kadar küçük ve önemsiz olduğunu belirten nezaket dolu bir sözdür.
75 . Lafını ağzına tıkamak : Bir kimsenin konuşmasına fırsat vermeden, sözünü sert bir şekilde keserek onu susturmak ve anlatmak istediği şeyi yarım bırakmasına neden olmak eylemidir.
76 . Lafın kısası : Uzun uzadıya anlatılan bir konuyu özetlemek, ana fikri doğrudan söylemek ve sözü daha fazla uzatmadan sonuca bağlamak amacıyla kullanılan bir ifadedir.
77 . Lafın sonunu getirememek : Yaşanan aşırı heyecan, üzüntü veya dış bir müdahale nedeniyle anlatmak istediği konuyu bir türlü tamamlayamamak ve sözlerini yarım bırakmak zorunda kalmaktır.
78 . Laf olsun diye : Yapılan bir hareketin veya söylenen bir sözün hiçbir ciddi amaca hizmet etmediğini, sadece vakit geçirmek için öylesine yapıldığını anlatır.
79 . Lak lak etmek : Hiçbir iş yapmadan, boş ve anlamsız konular üzerinde uzun süre boyunca konuşarak vakit öldürmek ve gereksiz yere çene çalmak anlamına gelmektedir.
80 . Lamelif gibi : Vücut yapısı çok eğri büğrü olan veya davranışları tutarsız, karışık ve ne yapacağı belli olmayan kişiler için kullanılan eski bir benzetmedir.
81 . Lânet okumak : Bir kimsenin başına çok kötü olayların gelmesini dilemek, ona karşı duyduğu büyük nefreti beddua ederek dışa vurmak ve Allah’ın rahmetinden uzaklaşmasını istemektir.
82 . Lapa gibi : Kıvamı çok yumuşak, şekilsiz ve pelte halindeki yiyecekler için kullanıldığı gibi, karakteri gevşek ve iradesiz olan insanlar için de kullanılan bir deyimdir.
83 . Lâstik gibi uzatmak : Bir konuyu veya bir tartışmayı bitirmek yerine sürekli yeni ayrıntılar ekleyerek, gereksiz yere çok uzun sürmesine neden olmak ve insanları usandırmaktır.
84 . Leş gibi kokmak : Çok pis, ağır ve dayanılması imkansız derecede kötü bir koku yaymak veya bir yerin aşırı derecede bakımsız ve kirli olduğunu ifade etmektir.
85 . Levent boylu : Boyu çok uzun, yapısı düzgün, yakışıklı ve gösterişli olan erkekler için kullanılan takdir edici ve hayranlık belirten eski bir fiziksel nitelemedir.
86 . Löp diye yutmak : Bir şeyi hiç çiğnemeden, bir kerede ve çok hızlı bir şekilde yutmak veya kendisine sunulan bir fırsatı ya da parayı haksızca sahiplenmektir.
87 . Lafını sakınmamak : Düşündüğünü çekinmeden, doğrudan ve açık şekilde söylemek.
88 . Lafını yutmak : Söylediği sözden utanarak geri adım atmak zorunda kalmak.
89 . Laf sokmak : Karşısındakini incitecek biçimde ince ve ima dolu söz söylemek.
90 . Laf üstüne laf koymak : Sürekli konuşarak başkasına söz hakkı tanımamak.
91 . Lafını çevirmek : Söylediği sözden farklı bir anlam çıkarmaya çalışmak.
92 . Lafzı eğip bükmek : Sözleri kendi çıkarına göre farklı yorumlamak.
93 . Lal olmak : Şaşkınlık veya korku nedeniyle konuşamaz hâle gelmek.
94 . Latife yapmak : Kırıcı olmayan, şaka amaçlı sözler söylemek.
95 . Layıklığını yitirmek : Bir görevi hakkıyla yapamayacak duruma gelmek.
96 . Lehine çevirmek : Olumsuz bir durumu kendi yararına dönüştürmek.
97 . Leyla olmak : Aşırı yorgunluk veya dalgınlık nedeniyle kendinde olmamak.
98 . Leş gibi yorulmak : Çok ağır biçimde yorulmak, bitkin düşmek.
99 . Limitlerini zorlamak : Gücünün veya kapasitesinin sonuna kadar çabalamak.
100 . Lisan dökmek : Birini ikna etmek için uzun uzun ve tatlı konuşmak.
101 . Liste başı olmak : Bir alanda en önde, en öncelikli konumda bulunmak.
102 . Lokomotif olmak : Bir topluluğu veya işi sürükleyen temel güç olmak.
103 . Lodosu arkasına almak : Güçlü destek sayesinde hızlı ilerlemek.
104 . Lodosu tersine almak : İşlerin beklenmedik şekilde olumsuza dönmesi.
105 . Logar kapağı gibi açılmak : Ani ve sert biçimde öfkeyle konuşmak.
106 . Lodos yemiş gibi savrulmak : Dengesini kaybederek ne yaptığını bilememek.
107 . Lodos çarpmışa dönmek : Fiziksel veya zihinsel olarak sersemlemek.
108 . Lokma ağzında kalmak : Şaşkınlık nedeniyle konuşamaz hâle gelmek.
109 . Lokmasını boğazında bırakmak : Birinin keyfini aniden kaçırmak.
110 . Lokmasını paylaşmak : Sahip olduğu şeyi başkalarıyla gönüllü bölüşmek.
111 . Lütfu kendinden bilmek : Yapılması gereken işi kendi iyiliği sanmak.
112 . Lüzumundan fazla konuşmak : Gereksiz ayrıntılarla sözü uzatmak.
113 . Lüzumsuz tantana yapmak : Küçük bir olayı gereğinden fazla büyütmek.
114 . Laf çıkmak : Ortada asılsız bir söylenti veya dedikodunun dolaşmaya ve herkes tarafından konuşulmaya başlaması demektir.
115 . Laf çıkarmak : Aslı olmayan, uydurma bir söylentiyi başlatmak veya yaymak anlamına gelen bir deyimdir.
116 . Laf ebesi olmak : Çok konuşan, her lafa karışan ve sürekli gevezelik eden kişiler için kullanılan bir deyimdir.
117 . Laf ola : Önemsiz, gelip geçici ve ciddiye alınmaması gereken boş sözler için kullanılan bir ifadedir.
118 . Laf söz dinlememek : Kendisine söylenen hiçbir öğüdü veya uyarıyı dinlememek, bildiğini okumak demektir.
119 . Laf yok : Bir şeyin kusursuz, mükemmel ve eleştirilecek hiçbir yanının olmadığını ifade etmek için söylenir.
120 . Lafını ağzında bırakmak : Birinin sözünü tamamlamasına fırsat vermeden, konuşmasını yarıda kesmek demektir.
121 . Lafını balla kesmek : Birinin söylediği olumsuz veya istenmeyen bir sözü, tatlı bir dil ve yumuşak ifadelerle kesmeye çalışmak demektir.
122 . Lafını etmek : Bir konu, kişi veya şey hakkında konuşmak, ondan bahsetmek anlamına gelen bir deyimdir.
123 . Lafını şaşırtmak : Konuşan bir kişiyi, beklenmedik bir soru veya sözle şaşırtarak ne diyeceğini unutturmak demektir.
124 . Lafı ağzından almak : Birinin söylemek üzere olduğu şeyi, ondan önce davranıp söylemek anlamına gelen bir deyimdir.
125 . Lafı çevirmek : Konuşulan asıl konudan uzaklaşmak veya hoşlanılmayan bir konuyı değiştirmek için başka şeylerden bahsetmek demektir.
126 . Lafı olmak : Bir şey hakkında olumsuz konuşulacak bir yanının bulunması, eleştiriye açık olmak demektir.
127 . Lafı öldürmek : Konuşulan konuyu anlamsız veya saçma bir noktaya getirerek tartışmayı sonlandırmak demektir.
128 . Lafı sözü olmamak : İki kişi arasında herhangi bir anlaşmazlık, küslük veya tartışma konusu bulunmamak anlamına gelir.
129 . Lafı var : Birinin söyleyecek sözü, itirazı veya bir konu hakkında fikri olduğunu ifade etmek için kullanılır.
130 . Lafınız yere mi düşsün? : Söylediğiniz sözün gerçekleşmemesi ve boşa çıkması temennisi anlamına gelen bir bedduadır.
131 . Lakırtı çıkmak : Asılsız bir dedikodunun veya söylentinin ortaya çıkması ve yayılması anlamına gelen bir deyimdir.
132 . Lakırtıyı kesmek : Gereksiz ve anlamsız konuşmaları bitirmek, susmak anlamına gelen bir deyimdir.
133 . Lala paşa eğlendirmek : Boş ve anlamsız konuşmalarla vakit geçirmek, ciddi olmayan şakalar yapmak demektir.
134 . Lambaya şişe çekmek : Çok fazla alkol tüketmek, sarhoş olmak anlamına gelen argo bir deyimdir.
135 . Lanet okumak : Bir kişiye, duruma veya şeye karşı büyük bir öfke duyarak beddua etmek ve ilenmek demektir.
136 . Lastik gibi uzamak : Beklenenden veya planlanandan çok daha fazla sürmek, gereğinden uzun hale gelmek demektir.
137 . Lastiği patlamak : Bir şeyin bozulması, işlevini yitirmesi veya beklenmedik bir şekilde sona ermesi demektir.
138 . Lataları yemek : Çok fazla yemek yemek, tıka basa doymak anlamına gelen argo bir deyimdir.
139 . Lavanta çiçeği gibi : Çok şık, temiz, bakımlı ve hoş kokulu bir şekilde giyinen kişiler için kullanılır.
140 . Lav etmek : Bir şeyi tamamen yok etmek, bitirmek veya mahvetmek anlamına gelen argo bir deyimdir.
141 . Leke sıçratmak : Bir kişinin veya kurumun itibarını, şerefini zedeleyecek bir davranışta bulunmak demektir.
142 . Leşini çıkarmak : Bir konuyu veya olayı gereğinden fazla kurcalayarak her yönüyle didik didik etmek demektir.
143 . Lezzetine varmak : Bir şeyin tadını çıkarmak, ondan duyulan hazzı tam olarak hissedebilmek demektir.
144 . Leyleğin yuvası gibi : Çok dağınık, düzensiz ve karmaşık olan yerleri tanımlamak için kullanılan bir deyimdir.
145 . Lıkır lıkır içmek : Bir içeceği, özellikle alkollü bir içkiyi büyük yudumlarla ve keyifle içmek demektir.
146 . Liman etmek : Bir yeri veya kişiyi sığınak, barınak olarak kullanmak, ona sığınmak anlamına gelir.
147 . Limoni bir ifade : Yüzde beliren ekşi, hoşnutsuz ve biraz alaycı anlamı taşıyan bir bakış veya gülümsemedir.
148 . Lineer ilerlemek : Adım adım, düzenli ve sürekli bir şekilde ilerleyip gelişmek anlamına gelen bir deyimdir.
149 . Lisan-ı münasiple : Uygun, kibar ve yerinde bir dille, nazik bir şekilde konuşmak anlamına gelir.
150 . Lisansını vermek : Bir işi yapmak veya bir şeyi kullanmak için gerekli izni ve yetkiyi sağlamak demektir.
151 . Lobisi olmak : Bir konuda karar vericileri etkilemek için güçlü ve organize bir destek grubuna sahip olmak demektir.
152 . Locasından bakmak : Bir olaya veya duruma yüksekten, küçümseyerek ve ilgisizmiş gibi bakmak demektir.
153 . Lodosun gözü kör olsun : Lodos rüzgarının getirdiği bunaltıcı havadan duyulan rahatsızlığı ifade eden bir sözdür.
154 . Lokma almak : Yemek yerken bir parça koparmak veya küçük bir ısırık almak anlamına gelen bir deyimdir.
155 . Lop yumurta : Kaynar suda kabuğuyla haşlanmış ve sarısı katılaşmamış yumurtaya verilen isimdir.
156 . Lök gibi oturmak : Bir yere çok ağır, hantal ve hiç kımıldamadan yerleşmek anlamına gelen bir deyimdir.
157 . Lügat paralamak : Anlaşılması zor, yabancı veya eski kelimeler kullanarak havalı konuşmaya çalışmak demektir.
158 . Lüks hayat sürmek : Çok pahalı, konforlu ve gösterişli bir yaşam tarzı içinde olmak anlamına gelir.
159 . Lüksüne diyecek olmamak : Bir şeyin aşırı derecede pahalı, gösterişli ve konforlu olduğunu ifade etmek için söylenir.
160 . Lüle lüle olmak : Saç veya başka bir şeyin dalga dalga, gür ve güzel bir şekilde aşağıya doğru sarkması demektir.
161 . Lütfetmek : Bir iyiliği veya yardımı, yüksekten bakan bir tavırla ve büyük bir ihsan olarak yapmak demektir.
162 . Lakalaka etmek : Hiçbir ciddi tarafı olmayan, boş ve anlamsız konular üzerinde uzun süre boyunca konuşarak vakit öldürmek ve gereksiz yere çene çalmak anlamına gelmektedir.
163 . Lakırtı çiğnemek : Aynı şeyleri tekrar tekrar söyleyerek konuşmayı bıktırıcı bir hale getirmek veya bir konuyu sonuçlandırmadan boş yere uzatıp durmak durumunu ifade eder.
164 . Lakırtıya boğmak : Birinin konuşmasına fırsat vermemek için sürekli ve hızlıca konuşarak ortamdaki hakimiyeti ele geçirmek ve asıl meseleyi konuşulamaz hale getirmektir.
165 . Lâmbası yanmak : Bir işin başlaması için gerekli olan iznin çıkması veya bir kişinin zihninde aniden parlak bir fikrin oluşması durumunu anlatan mecazi bir deyimdir.
166 . Lapa gibi olmak : Bir şeyin kıvamının çok yumuşak ve şekilsiz bir hale gelmesi veya bir kişinin enerjisini tamamen kaybederek hantal ve gevşek davranmaya başlamasıdır.
167 . Limanı yelkenlemek : Bir yerden ayrılmak üzere hazırlık yapmak veya bulunduğu şehri, işi temelli bırakıp yeni bir başlangıç yapmak amacıyla oradan uzaklaşmaktır.
168 . Lâl olmak : Büyük bir korku, şaşkınlık veya hayranlık karşısında dilinin tutulması, tek bir kelime bile edemeyecek hale gelerek tamamen sessizliğe bürünmektir.
169 . Lekesi kalmak : Yaşanan kötü bir olayın veya yapılan bir hatanın izinin hiçbir zaman silinmemesi, kişinin itibarı üzerinde sürekli bir olumsuzluk olarak hatırlanmasıdır.
170 . Lâf atmak : Bir kimsenin dikkatini çekmek, onu taciz etmek veya onunla tartışma başlatmak amacıyla sataşmak, iğneleyici ve genellikle hoş olmayan sözler söylemektir.
171 . Lâf ebesi : Bir konu hakkında durmadan konuşan, herkese cevap yetiştiren ve akıcı konuşmasıyla başkalarını susturarak her zaman kendisini haklı çıkarmaya çalışan geveze kişidir.
172 . Lâf etmek : Bir konu üzerinde gereksiz yere konuşmak, başkalarının işlerini dedikodu malzemesi yapmak veya bir durumu beğenmeyerek o mesele hakkında olumsuz eleştirilerde bulunmaktır.
173 . Lâf kalabalığı yapmak : Bir konuyu açıklığa kavuşturmak yerine, çok fazla ve anlamsız kelime kullanarak asıl meseleyi saptırmak ve karşısındakinin zihnini kasten karıştırmaya çalışmaktır.
174 . Lâf kıtlığında asma budamak : Konuşulacak önemli bir mesele kalmadığında, vakit geçirmek amacıyla çok önemsiz, saçma ve lüzumsuz konulardan bahsederek etrafındakileri boş yere meşgul etmektir.
175 . Lâfını ağzına tıkamak : Bir kimsenin konuşmasına fırsat vermeden, sözünü sert bir şekilde keserek onu susturmak ve anlatmak istediği şeyi yarım bırakmasına neden olmak eylemidir.
176 . Laf arasında kaynatmak : Asıl söylenmesi gereken konuyu fark ettirmeden araya sıkıştırmak.
177 . Laf altında ezilmek : Söylenen ağır sözler karşısında cevap veremeyip susmak.
178 . Laf cambazlığı yapmak : Gerçeği gizlemek için kelimelerle ustaca oynamak.
179 . Laf çekmek : Karşısındakini konuşturup gizli bilgileri öğrenmeye çalışmak.
180 . Laf değmemek : Yapılan eleştiri veya sözlerden hiç etkilenmemek.
181 . Laf dinlemez olmak : Söylenen öğütleri umursamadan bildiğini yapmak.
182 . Lafını boğazına dizmek : Sert ve etkili sözlerle karşı tarafı susturmak.
183 . Lafı büyütmek : Küçük bir meseleyi gereksiz şekilde sorun hâline getirmek.
184 . Lafı çarpıtmak : Söylenenleri farklı anlamlara çekerek yanlış aktarmak.
185 . Lafı kesilmek : Konuşması aniden yarıda bırakılmak zorunda kalmak.
186 . Lafı pişirmek : Söyleyeceği sözleri önceden planlayarak hazırlamak.
187 . Lafı sulandırmak : Konunun ciddiyetini bozarak gereksiz ayrıntılara girmek.
188 . Lafını yedi bitirdi : Sürekli konuşarak ortamı bunaltır hâle gelmek.
189 . Lafzı eveleyip gevelemek : Açık konuşmaktan kaçınıp belirsiz ifadeler kullanmak.
190 . Lal kesilmek : Büyük şaşkınlık nedeniyle bir süre konuşamamak.
191 . Lap diye söylemek : Düşünmeden pat diye sözü ağzından çıkarmak.
192 . Layıklığını göstermek : Üstlendiği işi hak ettiğini davranışlarıyla kanıtlamak.
193 . Leblebi gibi atmak : Sözleri düşünmeden ve hızlı biçimde söylemek.
194 . Lehine çalışmak : Gelişmelerin kişinin yararına sonuç vermesi.
195 . Leyla ile Mecnun olmak : Aklı başka yerde olup dalgın hâlde bulunmak.
196 . Leş gibi olmak : Aşırı yorgunluk veya kötü durum içinde bulunmak.
197 . Liman aramak : Zor durumda güvenli çıkış yolu aramak.
198 . Limit tanımamak : Gücünü ve sınırlarını umursamadan hareket etmek.
199 . Lisan öğrenmek : Yabancı bir dili iletişim kuracak düzeyde öğrenmek.
200 . Lodosun önünde sürüklenmek : Kontrolsüz biçimde olayların etkisinde kalmak.
201 . Lokmasını burnundan getirmek : Birine yaptığı işten pişmanlık yaşatmak.
202 . Lokmasını yutamamak : Haksız kazançtan dolayı iç huzuru bulamamak.
203 . Lokum gibi olmak : Son derece uysal ve yumuşak huylu davranmak.
204 . Lokum gibi kesmek : Eti çok düzgün ve yumuşak şekilde doğramak.
205 . Lokur lokur içmek : Bir şeyi keyifle ve iştahla tüketmek.
206 . Lodosu sert esmek : Ortamda ani ve gergin bir hava oluşmak.
207 . Lodosun etkisine girmek : Fiziksel veya ruhsal olarak halsiz düşmek.
208 . Logar ağzı açmak : Ağzına geleni düşünmeden ve sertçe söylemek.
209 . Lokma sayar olmak : Cimriliğiyle bilinen tavırlar sergilemek.
210 . Lütfunu başına kakmak : Yapılan iyiliği sürekli hatırlatmak.
211 . Lütuf beklemek : Hakkı olanı iyilik gibi sunulmasını istemek.
212 . Lüzumlu hâle gelmek : Önemsiz görünen şeyin zamanla gerekli olması.
213 . Lüzumundan fazla uzatmak : Bir işi gereksiz yere uzun sürdürmek.
214 . Lüzumsuz yere yıpranmak : Değmeyecek sebeplerle kendini yormak.
215 . Lüzumsuz söz etmek : Söylenmemesi gereken konuları dile getirmek.
216 . Lodosu arkasına vurmak : Güçlü bir destekle hız kazanmak.
217 . Lodosla savrulmak : Planı olmadan olayların peşinden sürüklenmek.
218 . Lokmasını kursağında bırakmak : Sevinci yarım bırakan durum oluşturmak.
219 . Lokmasını paylaşamamak : Bencillik yaparak başkalarıyla bölüşmemek.
220 . Lodos gibi çıkmak : Ani ve sert tepkiler vermek.
221 . Lodosu kesilmek : Güçlü gidişin birden durması.
222 . Lodosun yönü değişmek : Olayların beklenmedik şekilde tersine dönmesi.
223 . Lokmasını büyütüp yutamamak : Altından kalkamayacağı işe girişmek.
224 . Lodosu aramak : İşlerin düzelmesi için destek beklemek.
225 . Lokmasını daraltmak : Harcamaları azaltarak daha tutumlu yaşamak.
226 . Lodosu ensesinde hissetmek : Yaklaşan tehlikeyi sezmek.
227 . Lokmasını gözü kesmemek : Bir işi yapacak cesareti bulamamak.
228 . Lodosu tersinden yemek : Olumsuzlukların peş peşe gelmesi.
229 . Lokmasını boğmak : Birinin hevesini sert biçimde kırmak.
230 . Lodosu kollamak : Doğru zamanı bekleyerek harekete geçmek.
231 . Lokmasını kursağında düğümlemek : Yapılan iyiliği zehir etmek.
232 . Lodosu yumuşatmak : Gergin ortamı sakinleştirmek.
233 . Lodosu büyütmek : Küçük gerginliği büyük krize dönüştürmek.
234 . Lokmasını hak etmek : Emeğinin karşılığını almak.
235 . Lodosu bastırmak : Sert tartışmayı daha da alevlendirmek.
236 . Lokmasını sindirmek : Kazandığı şeyi iç huzuruyla kullanmak.
237 . Lodosu kesmek : Sert gidişata bilinçli şekilde son vermek.
238 . Lokmasını gözetmek : Başkasının hakkını yememeye dikkat etmek.