DEYİM I
1 . Iğıl ığıl akmak : Bir sıvının hiç ses çıkarmadan, çok yavaş ve adeta duruyormuş gibi süzülerek kendi mecrasında yol alması durumunu ifade etmektedir.
2 . Ihlamur gibi olmak : Çok sakin, yumuşak huylu ve kolay sinirlenmeyen bir yapıda olmak anlamına gelir.
3 . Ihlamur içmiş gibi olmak : Aşırı derecede sakinleşmiş, gevşemiş ve tepkisiz hâle gelmek demektir.
4 . Ikıl ıkıl (ıklım tıklım) : Tıklım tıklım, çok kalabalık ve hareketli bir şekilde dolu olmak.
5 . Ikın sıkın : Zorla, güçlükle, ancak büyük çaba harcayarak.
6 . Ikın sıkın etmemek : Hiç zorlanmamak, çok rahat ve kolay bir şekilde yapmak.
7 . Ikına sıkına : Büyük zahmet ve zorlukla, güç bela.
8 . Ikına sıkına anlaşmak : Zorlukla, ancak uzun pazarlıklar ve tartışmalar sonucunda uzlaşmaya varmak.
9 . Ikına sıkına gülmek : Zoraki, istemeyerek ve samimiyetsiz bir şekilde gülmek.
10 . Ikına sıkına katlanmak : Hoş olmayan bir duruma büyük zorlukla ve içinden gelmeyerek dayanmak.
11 . Ikına sıkına söylemek : Söylemekte zorlandığı, çekindiği bir şeyi ancak büyük çaba göstererek ifade etmek.
12 . Ikına sıkına yürümek : Çok yavaş ve zorlanarak, adeta sürünerek ilerlemek.
13 . Ikına tıkına para biriktirmek : Büyük sıkıntı ve kısıntılarla, zorlanarak azar azar para biriktirmek.
14 . Ikınıp sıkınmak : Bir şeyi yapabilmek veya söyleyebilmek için büyük çaba ve zahmet göstermek.
15 . Ikınıp sıkınmak (ıkına sıkına) : Büyük zorluklarla, güç bela, ancak zorlanarak bir işi yapmak.
16 . Ikınmak : Büyük abdestini yapmak için zorlanmak, bu anlamdan hareketle zorlanmak anlamında kullanılır.
17 . Ikınmak sıkınmak : Bir işi yaparken çok zorlanmak, eziyet çekmek.
18 . Ikısı da (biri) olmak : İki şey veya kişi de aynı durumda olmak, ikisi de birbirinden farksız olmak.
19 . Ikısı da ağız birliği etmişçesine : İki kişi de aynı şeyi söylüyormuş gibi, şaşırtıcı bir şekilde aynı fikri paylaşmak.
20 . Ikısı da aynı kapıya çıkmak : Farklı gibi görünen iki durum veya seçenek aslında aynı sonuca ulaşmak.
21 . Ikısı da burnundan kıl aldırmaz : İki kişi de çok inatçı ve dik başlı olduğu için anlaşamazlar.
22 . Ikısından birini seçmek zorunda kalmak : İki seçenek arasında karar vermek zorunda olmak.
23 . Ikısını bir kazana koysan kaynamazlar : Birbirleriyle geçinemeyen, anlaşamayan iki kişiyi tanımlamak için kullanılır.
24 . Ikısını birden idare etmek : Aynı anda iki farklı işi, kişiyi veya durumu yönetmeye çalışmak.
25 . Ikısını da (biri) saymamak : İki tarafı veya seçeneği de önemsememek, değer vermemek.
26 . Ikısını sıksını almak : Bir şeyin tamamını, bütün parçalarını almak, geriye hiçbir şey bırakmamak.
27 . Ikısını tıkısını toplamak : Varını yoğunu, tüm eşyalarını toplayıp bir araya getirmek.
28 . Ikısının arasında kalmak : İki zor seçenek veya iki baskı arasında sıkışıp kalmak.
29 . Ikısının değeri bir olmamak : İki şey veya kişi arasında değer ve önem farkı bulunmak.
30 . Iklayacak hali kalmamak : O kadar bitkin ve güçsüz düşmek ki, en ufak bir hareketi yapmaya bile mecali olmamak.
31 . Iklayıp tıklamak : Zorlukla, ancak küçük adımlarla ve sesler çıkararak bir şeyler yapmaya çalışmak.
32 . Iklayıp tıklamaya vakit kalmamak : Çok hızlı gelişen olaylar karşısında ne yapacağını şaşırmak, tepki verememek.
33 . Iklayıp tıklayarak (ıklaya tıklaya) yürümek : Çok yavaş, güçsüzce ve zorlanarak yürümek.
34 . Iklık dememek (ıklığın dememek) : Hiç ses çıkarmamak, itiraz veya şikâyet etmemek, olduğu gibi kabullenmek.
35 . Iklık dememek (ıklığını dememek) : Hiç sesini çıkarmamak, tepki göstermemek, razı olmak.
36 . Iklık etmemek : Hiç ses çıkarmamak, itiraz etmemek.
37 . Iklık tık yok : Hiç ses seda çıkmamak, tam bir sessizlik ve hareketsizlik içinde olmak.
38 . Iklım tıklım : Çok kalabalık, tıklım tıklım dolu.
39 . Iklım tıklım (ıklım tıklım dolu) : Ağzına kadar, hiç boş yer kalmayacak şekilde çok dolu olmak.
40 . Iklım tıklım dolu : Ağzına kadar, taşacak kadar dolu olmak.
41 . Iklım tıklım etmek : Bir yeri çok kalabalık hale getirmek, dolup taşırmak.
42 . Iklımını tıklımını almak : Eline geçen her şeyi alıp götürmek, hiçbir şey bırakmamak.
43 . Iklımını tıklımını çıkarmak : Bir şeyin içindeki her şeyi dışarı çıkarmak, tamamen boşaltmak.
44 . Iklımını tıklımını toplamak : Bütün eşyalarını toplamak, tamamen toparlanmak.
45 . Ilık bakmak : Bir konuya isteksiz ve mesafeli yaklaşmak demektir.
46 . Ilık durmak : Bir meseleye açık destek vermekten kaçınmak demektir.
47 . Ilık karşılamak : Bir duruma veya habere beklenen ilgiyi göstermemek anlamına gelir.
48 . Ilıktan soğuğa düşmek : Beklenmedik bir durumla zor şartlara girmek anlamına gelir.
49 . Ilımlı adım atmak : Durumu germeden ilerlemek için temkinli davranmak anlamına gelir.
50 . Ilımlı adımlar atmak : Süreci germeden ilerleyecek hamleler yapmak demektir.
51 . Ilımlı bakış açısı geliştirmek : Olayları daha anlayışlı değerlendirmek demektir.
52 . Ilımlı cevap vermek : Kırıcı olmayan, ölçülü bir karşılık sunmak demektir.
53 . Ilımlı çizgi izlemek : Dengeli ve orta yolu esas alan bir yol tutmak anlamına gelir.
54 . Ilımlı çizgide durmak : Aşırı uçlardan bilinçli şekilde uzak kalmak demektir.
55 . Ilımlı çizgide ilerlemek : Aşırıya kaçmadan süreci sürdürmek demektir.
56 . Ilımlı çizgide kalmak : Aşırı uçlara sapmadan dengeli hareket etmek anlamına gelir.
57 . Ilımlı çizgiyi aşmamak : Aşırı tepkilerden bilinçli olarak kaçınmak anlamına gelir.
58 . Ilımlı çözüm bulmak : Tarafları zorlamayan orta yolu tercih etmek anlamına gelir.
59 . Ilımlı çözüm üretmek : Tarafları tatmin eden orta yolu bulmak demektir.
60 . Ilımlı çözüm yoluna gitmek : Sert çatışmalar yerine orta yolu seçmek demektir.
61 . Ilımlı davranış göstermek : Olaylara ölçülü ve sakin yaklaşmak anlamına gelir.
62 . Ilımlı davranış sergilemek : Karşı tarafı zorlamayan bir tavır göstermek demektir.
63 . Ilımlı davranmak : Sert tepkilerden kaçınarak ölçülü hareket etmek anlamına gelir.
64 . Ilımlı değerlendirme yapmak : Konuya tek taraflı bakmadan yorumlamak anlamına gelir.
65 . Ilımlı değerlendirmede bulunmak : Acele yargılara varmadan fikir belirtmek demektir.
66 . Ilımlı duruş sergilemek : Aşırılıktan uzak bir tavır ortaya koymak demektir.
67 . Ilımlı görüş bildirmek : Keskin yargılardan kaçınarak fikir açıklamak anlamına gelir.
68 . Ilımlı görüşte olmak : Olaylara orta noktadan bakmak demektir.
69 . Ilımlı hareket etmek : Ani ve sert tepkilerden uzak durmak demektir.
70 . Ilımlı hareket tarzı benimsemek : Dengeli ve temkinli davranışı tercih etmek anlamına gelir.
71 . Ilımlı karar vermek : Her iki tarafı da gözeten bir sonuca varmak demektir.
72 . Ilımlı politika gütmek : Sert kararlar yerine uzlaşmacı yöntemler kullanmak demektir.
73 . Ilımlı politika izlemek : Uzlaşmacı ve dengeli kararlar almak anlamına gelir.
74 . Ilımlı söylem benimsemek : Gerginliği azaltan ifadeler kullanmak demektir.
75 . Ilımlı söz kullanmak : Kırıcı olmayan ifadelerle konuşmak demektir.
76 . Ilımlı sözler söylemek : Gerginliği artırmayan ifadeler kullanmak anlamına gelir.
77 . Ilımlı tavır almak : Gerginliği tırmandırmayan bir tutum seçmek anlamına gelir.
78 . Ilımlı tepki vermek : Olay karşısında ölçülü ve sakin davranmak anlamına gelir.
79 . Ilımlı tutum almak : Olaylara sakin ve yapıcı bir bakış açısıyla yaklaşmak demektir.
80 . Ilımlı tutum göstermek : Sertlikten uzak bir davranış ortaya koymak demektir.
81 . Ilımlı tutum sergilemek : Uzlaşmaya açık bir tavır ortaya koymak anlamına gelir.
82 . Ilımlı tutumda kalmak : Aşırılığa kapılmadan davranmayı sürdürmek anlamına gelir.
83 . Ilımlı üslup kullanmak : Konuşurken yumuşak ve ölçülü olmak anlamına gelir.
84 . Ilımlı yaklaşım benimsemek : Sorunları yumuşak yöntemlerle çözmeyi seçmek demektir.
85 . Ilımlı yaklaşım sergilemek : Sorunlara sakin ve dengeli yaklaşmak anlamına gelir.
86 . Ilımlı yaklaşımda bulunmak : Sert tavırlar yerine yumuşak tutum seçmek anlamına gelir.
87 . Ilımlı yaklaşımı korumak : Dengeli tavırdan vazgeçmemek anlamına gelir.
88 . Ilımlı yaklaşmak : Aşırıya kaçmadan, dengeli ve anlayışlı davranmak demektir.
89 . Ilımlı yol izlemek : Sert yöntemler yerine yumuşak bir yöntem seçmek demektir.
90 . Ilımlı yol tutmak : Aşırı tepkilerden kaçınarak ilerlemek anlamına gelir.
91 . Ilımlı yöntem izlemek : Sertlikten uzak bir çözüm yolu seçmek anlamına gelir.
92 . Ira kalmak : Bir konuda görüş veya düşünce ayrılığı bulunmak, anlaşamayacak kadar farklı bakış açılarına sahip olmak.
93 . Irağı yakın etmek : Gidilmesi çok zor ve uzak mesafeleri çeşitli imkanlarla kısaltmak veya gerçekleşmesi imkansız görünen hedeflere büyük bir azimle ulaşmayı başarmaktır.
94 . Irağını şaşırmak : Doğru yoldan ayrılmak, hedefini ve amacını kaybederek yanlış bir istikamete yönelmek.
95 . Irak tutmak : Kişinin kendisini veya sevdiklerini kötü durumlardan, zararlı alışkanlıklardan yahut tehlikeli insanlardan her zaman uzak tutması ve araya ciddi mesafe koymasıdır.
96 . Iramazan iftarlığı gibi sallanmak : Üzerinde bol ve yakışıksız bir kıyafetle dolaşmak, giysinin vücuda uymayıp savruk durması.
97 . Irgat gibi çalışmak : Çok ağır fiziksel işlerde, hiç dinlenmeden, büyük bir gayretle ve adeta bir köle gibi bedenen aşırı yorularak uzun süre emek sarf etmektir.
98 . Irgat pazarına döndürmek : Bir yeri çok kalabalık, dağınık ve gürültülü bir hale getirmek, düzeni bozmak.
99 . Isıracak gibi bakmak : Öfkesini, kızgınlığını ve saldırganlığını bakışlarıyla açıkça belli etmek anlamına gelir.
100 . Isırgan otuna dönmek : Aşırı sinirlenerek çevresindekilere sert ve rahatsız edici davranmaya başlamak demektir.
101 . Isıtıp ısıtıp önüne koymak : Aynı konuyu sürekli tekrar ederek karşı tarafı bunaltmak anlamına gelir.
102 . Iska geçmek : Ele geçen fırsatı değerlendirememek veya beklenen sonucu elde edememek demektir.
103 . Iskalamak : Yapılması gereken işi başaramamak ya da hedefi tutturamamak anlamına gelir.
104 . Iskartaya çıkarmak : Eskidiği, işe yaramadığı veya değerini kaybettiği gerekçesiyle bir şeyi veya kişiyi atmak.
105 . Islak tavuk : Giyimi ve davranışlarıyla çok gösterişsiz ve sıradan görünen, çekicilikten uzak kadın.
106 . Islanmış tavuğa dönmek : Korkudan, üzüntüden veya şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez, perişan bir hal almak.
107 . Islık çalar gibi yapmak : Önemli bir durumu hafife alarak ciddiyetsiz davranmak demektir.
108 . Islıkla çağırmak : Birine saygısız ve küçümseyici bir tavırla seslenmek anlamına gelir.
109 . Ismarlama iş yapmak : Kendi isteği dışında başkasının yönlendirmesiyle hareket etmek demektir.
110 . Israr etmek : Bir düşünceyi veya bir isteği karşı tarafa kabul ettirmek için her türlü engele rağmen vazgeçmeden, kararlılıkla ve defalarca aynı şeyi talep etmektir.
111 . Israrcı kesilmek : Bir konuda aşırı derecede diretmek ve geri adım atmamak anlamına gelir.
112 . Israrından vazgeçmemek : Tüm engellere rağmen aynı düşüncede kararlılıkla kalmak anlamına gelir.
113 . Israrını sürdürmek : Karşı çıkışlara aldırmadan talebine devam etmek demektir.
114 . Israrla üstünde durmak : Bir konunun özellikle ele alınmasını sürekli istemek demektir.
115 . Israrlı davranmak : Bir konuda geri adım atmadan, sürekli olarak kendi görüşünü savunmak ve hedefine ulaşana kadar aynı tutumu sergilemeye devam etmek anlamına gelmektedir.
116 . Issız kalmak : Bir yerin veya mekanın içindeki insanların çekilmesiyle tamamen boşalması, sessizleşmesi ve kimsenin uğramadığı, terk edilmiş ve yalnız bir duruma gelmesi halidir.
117 . Işığa boğulmak : Bir mekanın her yerinin çok güçlü lambalarla veya güneş ışığıyla aşırı derecede aydınlatılması sonucu her tarafın pırıl pırıl ve parlak görünmesi durumudur.
118 . Işığı altında : Bir görüş, düşünce veya bilginin rehberliğinde, onu temel alarak.
119 . Işığı söndürmek : Bir işin ya da umudun tamamen sona ermesine sebep olmak demektir.
120 . Işığı sönmek : 1) Yaşamı sona ermek, ölmek. 2) Bir yerin aydınlatılması sağlanamamak.
121 . Işığını söndürmek : Bir kimsenin toplum içindeki itibarını yok etmek, başarısını gölgelemek veya gelecekteki parlak kariyerine engel olarak onu tamamen etkisiz bırakmak eylemini anlatır.
122 . Işık tutmak : Bir konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamak anlamına gelir.
123 . Işık vermek : 1) Yol göstermek, bir konuda fikir veya ipucu vermek. 2) Işık yaymak.
124 . Işıl ışıl : Çok parlak, temiz ve pırıl pırıl bir şekilde aydınlanmış veya parıldayan.
125 . Işıldak gibi : Çok parlak, göz alıcı ve dikkat çekecek kadar ışık saçan.
126 . Işın gibi fırlamak : Bulunduğu yerden çok büyük bir hızla, aniden ve durdurulamaz bir şekilde harekete geçerek çok kısa sürede hedeflediği uzak bir noktaya ulaşmaktır.
127 . Işınlanmak : Çok hızlı bir şekilde, aniden bir yerden başka bir yere gitmek veya görünmek.
128 . Işkına çevirmek : Bir şeyi, asıl amacından saptırarak başka bir iş için kullanmak, kötüye kullanmak.
129 . Ivır zıvır : Önemsiz, değersiz, ufak tefek ve işe yaramaz bir sürü küçük nesne.
130 . Ivır zıvırla uğraşmak : Önemli işler dururken anlamsız ve değersiz şeylerle vakit öldürmek.
131 . Iyice düşünmek : Bir konuyu her yönüyle, derinlemesine ve etraflıca değerlendirmek.
132 . Izbandut gibi : Çok iri yarı, güçlü kuvvetli ve heybetli bir fiziğe sahip olmak.
133 . Izdırap çekmek : Fiziksel veya ruhsal olarak çok büyük acılar ve sıkıntılar yaşamak.
134 . Izgara etmek : Birini veya bir şeyi çok zor ve sıkıştırıcı sorularla bunaltmak, sorguya çekmek.
135 . Izgarada kebap olmak : Çok sıcak havada veya güneş altında kavrulmak, çok ısınmak.
136 . Iztırap çekmek : Bedensel bir ağrı veya çok derin bir ruhsal acı sebebiyle uzun süre boyunca büyük bir keder, üzüntü ve içsel huzursuzluk içinde yaşamaktır.
137 . Iztırap vermek : Söylediği sözlerle veya yaptığı kötü davranışlarla bir başkasının ruhunda derin yaralar açmak, ona dayanılması güç manevi bir acı yaşatmak anlamına gelir.