Deyim G

1 . Gaddar kesilmek : Bir anda acımasız ve sert davranmaya başlamak anlamına gelir.
2 . Gaddarca davranmak : Acımasızca ve merhamet göstermeden hareket etmek anlamına gelir.
3 . Gaddarlık göstermek : Merhametsiz ve acımasız bir tavır sergilemek anlamına gelir.
4 . Gaf yapmak : Düşünmeden söylenen sözle karşısındakini kırmak anlamına gelir.
5 . Gafil avlanmak : Beklenmedik bir durum karşısında hazırlıksız yakalanmak demektir.
6 . Gafil avlanmış olmak : Beklenmedik bir durum karşısında tamamen hazırlıksız yakalanmak anlamına gelir.
7 . Gafil basmak : Birini hiç beklemediği, hazırlıksız bir sırada ansızın yakalamak veya ziyaret etmek.
8 . Gafil düşmek : Dikkatsizlik sonucu olumsuz bir durumla karşılaşmak anlamına gelir.
9 . Gafil düşmüş olmak : Olan biteni fark edemeyip hazırlıksız yakalanmak anlamına gelir.
10 . Gafilce davranmak : Sonuçlarını düşünmeden dikkatsiz hareket etmek anlamına gelir.
11 . Gaflet içinde yaşamak : Gerçekleri fark edemeden bilinçsiz şekilde hayat sürmek demektir.
12 . Gaflet perdesi inmek : Gerçekleri artık net biçimde fark etmeye başlamak anlamına gelir.
13 . Gaflet perdesini aralamak : Gerçekleri yavaş yavaş fark etmeye başlamak anlamına gelir.
14 . Gaflet uykusuna dalmak : Olan biteni fark edemeyecek kadar dikkatsizleşmek anlamına gelir.
15 . Gaflete düşmek : Dikkatini kaybederek yanlış kararlar almak demektir.
16 . Gaflete kapılmak : Dikkatsizlik yüzünden gerçekleri gözden kaçırmak demektir.
17 . Gagasından düşürmemek : Çok sevdiği bir yiyeceği sürekli yiyerek elinden bırakmamak anlamına gelen bir deyimdir.
18 . Gailesiz uğraşsız : Hiçbir derdi, sıkıntısı, meşgalesi olmayan, rahat ve tasasız bir yaşam sürmek.
19 . Gam bastığı yüzünden okunmak : İç sıkıntısının davranışlara yansıması anlamına gelir.
20 . Gam bastırmak : İç sıkıntısı ve üzüntünün ruh halini ele geçirmesi demektir.
21 . Gam çekip durmak : Sürekli üzüntü ve keder içinde yaşamak demektir.
22 . Gam çekmek : Bir olay veya durum nedeniyle sürekli üzüntü duymak demektir.
23 . Gam kasavet basmak : İçini kaplayan derin sıkıntı ve bunaltı hali yaşamak demektir.
24 . Gam kasavet çekmek : Uzun süreli iç sıkıntısı ve huzursuzluk yaşamak demektir.
25 . Gam kasavet çökmek : İçini kaplayan ağır sıkıntı hali yaşamak demektir.
26 . Gam kasavet sarmak : İçini kaplayan ağır sıkıntı hissi yaşamak anlamına gelir.
27 . Gam yemeden geçirmek : Olayları fazla dert etmeden rahat yaşamak anlamına gelir.
28 . Gam yemeden yaşamak : Hayatı fazla dert edinmeden rahat yaşamak anlamına gelir.
29 . Gam yememek : Karşılaşılan sıkıntılara aldırış etmeden rahat davranmak anlamına gelir.
30 . Gam yüklenmek : Uzun süreli üzüntü ve sıkıntıyı içinde taşımak anlamına gelir.
31 . Gam yükü taşımak : Sürekli dert ve sıkıntı içinde bulunmak anlamına gelir.
32 . Gam yükünden arınmak : Sıkıntıları geride bırakarak ferahlamak demektir.
33 . Gam yükünden kurtulmak : Sıkıntılardan arınarak rahatlamak anlamına gelir.
34 . Gam yükünü hafifletmek : Sıkıntıları azaltacak bir rahatlama yaşamak anlamına gelir.
35 . Gam yükünü taşımak : Uzun süreli üzüntü ve sıkıntıları içinde barındırmak demektir.
36 . Gamdan kurtulmak : Uzun süren üzüntü ve sıkıntıdan sıyrılmak anlamına gelir.
37 . Gammazlık yapmak : Gizli bir durumu başkalarına haber vermek anlamına gelir.
38 . Gani gönüllü davranmak : Cömertçe ve isteyerek yardım etmeye hazır olmak demektir.
39 . Gani gönüllü olmak : Eli açık, cömert ve yardımsever davranmak demektir.
40 . Ganimet bilmek : İstenmeyen veya zorla elde edilen bir şeyi büyük bir kazanç, şans gibi değerlendirmek.
41 . Garaz beslemek : Birine karşı sürekli kin ve düşmanlık duymak demektir.
42 . Garaz güderek yaklaşmak : Düşmanca niyetlerle hareket etmek anlamına gelir.
43 . Garaz gütmek : Bir kişiye karşı bilinçli şekilde düşmanlık beslemek anlamına gelir.
44 . Garazı ortaya çıkmak : Gizlenen düşmanlığın açıkça belli olması demektir.
45 . Garazını açığa vurmak : İçindeki düşmanlığı gizlemeden göstermek demektir.
46 . Garazını gizlemek : İçindeki düşmanlığı açıkça belli etmemek demektir.
47 . Garazını göstermek : Beslediği düşmanlığı açıkça belli etmek demektir.
48 . Garazla hareket etmek : Düşmanlık duygusuyla bilinçli davranmak anlamına gelir.
49 . Garazlı gözle bakmak : Birine karşı düşmanca niyetle yaklaşmak demektir.
50 . Garez bağlamak : Birine karşı uzun süre devam eden çok derin bir düşmanlık beslemek.
51 . Garibine gitmek : Karşılaşılan bir durumu çok tuhaf bularak onun hayret vericiliğine şaşırmak.
52 . Garip kalmak : Çevresinde destek bulamadan yalnız duruma düşmek demektir.
53 . Garip kuşun yuvasını Allah yapar : Kimsesiz ve yoksul insanlara ancak Tanrı’nın yardım edebileceğini ifade etmek için söylenir.
54 . Gavur ölüsü : Aşırı ağır olduğu için taşınması çok zor olan yük veya nesneler için kullanılır.
55 . Gayret kuşu kanatlandırmak : Bir işe başlamak veya harekete geçmek için gereken istek ve enerjiyi bulmak demektir.
56 . Gayrete gelmek : Bir işi başarmak için büyük bir istekle yoğun şekilde çalışmaya başlamak.
57 . Gaza basmak : Hızlanmak veya işi çabuklaştırmak anlamına gelir.
58 . Gaza gelerek konuşmak : Duygularına kapılıp düşünmeden söz söylemek demektir.
59 . Gaza gelip atılmak : Düşünmeden aceleyle harekete geçmek demektir.
60 . Gaza gelip bağırmak : Duygularına yenilip kontrolsüz şekilde ses yükseltmek anlamına gelir.
61 . Gaza gelip konuşmak : Duygularına kapılarak düşünmeden söz söylemek anlamına gelir.
62 . Gaza gelip saldırmak : Kışkırtmayla düşünmeden sert harekete geçmek anlamına gelir.
63 . Gaza gelip yapmak : Başkalarının etkisiyle düşünmeden bir işi gerçekleştirmek anlamına gelir.
64 . Gaza gelmek : Başkalarının sözleriyle düşünmeden harekete geçmek anlamına gelir.
65 . Gaza gelmiş olmak : Kışkırtma sonucu düşünmeden harekete geçmek anlamına gelir.
66 . Gaza getirilmek : Başkalarının kışkırtmasıyla harekete zorlanmak demektir.
67 . Gaza getirip yaptırmak : Kışkırtarak birine istemediği işi yaptırmak demektir.
68 . Gaza getirmek : Birini kışkırtarak düşünmeden harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir.
69 . Gazı alınmak : Önceden var olan coşkusu, hevesi, enerjisi veya cesareti kırılmak, bitmek.
70 . Gazı kaçmak : Yapılan işin heyecanını ve etkisini tamamen yitirmesi demektir.
71 . Gebe kalmak : Birinin yaptığı iyilik karşısında kendisini ona karşı manevi olarak borçlu hissetmek.
72 . Gece gündüz çalışmak : Ara vermeden sürekli ve yoğun biçimde emek vermek anlamına gelir.
73 . Gece gündüz koşturmak : Ara vermeden yoğun şekilde çalışmak anlamına gelir.
74 . Gece kuşu : Geceleri hiç uyumayıp sürekli dışarıda gezen veya geç saatlere kadar çalışan.
75 . Geceleri gündüz etmek : Bir işi bitirebilmek için gece gündüz demeden durmadan, ara vermeden çalışmak.
76 . Geceyi ayakta geçirmek : Uyumadan uzun süre dayanmak zorunda kalmak demektir.
77 . Geceyi gündüze katmak : Çok yoğun çalışarak zamanı fark etmemek demektir.
78 . Geceyi sabaha bağlamak : Uyumadan uzun süre ayakta kalmak demektir.
79 . Geceyi sabaha katmak : Uyumadan uzun süre çalışmak veya beklemek anlamına gelir.
80 . Geceyi yollarda geçirmek : Uzun süre uyumadan dışarıda kalmak anlamına gelir.
81 . Geçer akçe : Her zaman ve her yerde geçerliliği olan, çok kıymetli ve değerli şey.
82 . Geçer akçe olmak : Her yerde kabul gören değerli duruma gelmek anlamına gelir.
83 . Geçer akçe olmaktan çıkmak : Değerini ve itibarını yitirmek anlamına gelir.
84 . Geçer akçe sayılmak : Her ortamda değerli ve kabul edilir olmak demektir.
85 . Geçer akçesi düşmek : Eskisi kadar değerli görülmemek anlamına gelir.
86 . Geçer akçesi kalmamak : Artık değer ve itibar görmemek anlamına gelir.
87 . Geçer akçesini yitirmek : Eskisi kadar değer görmez hale gelmek demektir.
88 . Geçer akçeyi yitirmek : Toplumda değer ve itibar kaybetmek demektir.
89 . Geçer not almak : Beklenen asgari başarıyı sağlamak anlamına gelir.
90 . Geçer notu kapmak : Beklenenden biraz fazlasını başararak yeterli bulunmak anlamına gelir.
91 . Geçim derdi çekmek : Maddi zorluklarla yaşam mücadelesi vermek anlamına gelir.
92 . Geçim derdine düşmek : Hayatını sürdürebilmek için para kaygısı taşımak anlamına gelir.
93 . Geçim kapısı : Kişinin yaşamını sürdürmek için gerekli parayı kazandığı iş yeri veya imkan.
94 . Geçim kapısı bulmak : Sürekli gelir sağlayacak iş edinmek anlamına gelir.
95 . Geçim kapısı olmak : Sürekli gelir sağlayan iş haline gelmek demektir.
96 . Geçim kapısı sağlamak : Sürekli kazanç getiren iş oluşturmak demektir.
97 . Geçim sıkıntısı çekmek : Maddi yetersizlikler nedeniyle zorlanmak anlamına gelir.
98 . Geçim sıkıntısına düşmek : Maddi zorluklar yaşamaya başlamak demektir.
99 . Geçimini sağlamak : Hayatını sürdürecek maddi imkânları elde etmek demektir.
100 . Geçimini temin etmek : Yaşamını sürdürecek kazancı elde etmek demektir.
101 . Geçmişi kandilli : Şaşaalı, parlak, övünülecek olaylarla ve başarılarla dolu bir geçmişe sahip olmak.
102 . Geldi mi oturmak : Misafirlikte rahat davranıp uzun kalmak anlamına gelir.
103 . Geldiğine pişman olmak : Bulunduğu yere gelmekten dolayı memnun olmamak anlamına gelir.
104 . Gelene ağam gidene paşam demek : Herkese çıkar için iyi davranmak anlamına gelir.
105 . Gelene gidene karışmak : Çevresindeki herkesin işine müdahale etmek demektir.
106 . Geleneği bozmak : Uzun süredir süren bir alışkanlığı değiştirmek demektir.
107 . Geleneği sürdürmek : Eskiden beri yapılan uygulamayı devam ettirmek anlamına gelir.
108 . Gelin gibi süzülmek : Zarif ve dikkat çekici biçimde yürümek demektir.
109 . Gelip başına bela olmak : Sürekli sorun çıkaran duruma dönüşmek anlamına gelir.
110 . Gelip çatacağı tutmak : Olayın gerçekleşmesine çok az zaman kalmak anlamına gelir.
111 . Gelip çatmak : Beklenen zamanın aniden ulaşması demektir.
112 . Gelip çatması an meselesi olmak : Olayın çok yakında gerçekleşeceğini anlatır.
113 . Gelip çatmış olmak : Beklenen zamanın artık ulaşmış olması anlamına gelir.
114 . Gelip çattığında görmek : Bir olayın kaçınılmaz biçimde gerçekleşmesi anlamına gelir.
115 . Gelip dayatmak : Bir durumu zorla kabul ettirmeye çalışmak demektir.
116 . Gelip geçici olmak : Kalıcı olmayan, kısa sürede sona erecek olmak anlamına gelir.
117 . Gelip geçmek : Kalıcı etki bırakmadan sona ermek demektir.
118 . Gelip kapıya dayanmak : Bir olayın gerçekleşmesine çok az zaman kalmak demektir.
119 . Gelip yakasına yapışmak : Sorunun kişiyi bırakmadan zorlaması anlamına gelir.
120 . Gelip yerleşmek : Geçici değil kalıcı olarak bir yerde yaşamak anlamına gelir.
121 . Gelişi güzel : Üzerinde hiç düşünmeden, özensizce ve rastgele yapılan her türlü iş veya davranış.
122 . Gem azıya almak : Kural tanımaz bir hale gelerek hiçbir engeli veya sözü asla dinlememek.
123 . Gemi aslanı : Karada çok gösterişli ve övüngen davranıp denizde/gerçek işte bir şey yapamayan kimse.
124 . Gemi azıya almak : Kontrolsüz biçimde kurallara uymamak anlamına gelir.
125 . Gemi azıya almış olmak : Kontrolden çıkarak söz dinlemez hale gelmek demektir.
126 . Gemi batmış gibi olmak : Umutsuzluk içinde çaresiz kalmak demektir.
127 . Gemi karaya oturmak : İşlerin tamamen durma noktasına gelmesi demektir.
128 . Gemi karaya vurmak : İşlerin tamamen durma noktasına gelmesi anlamına gelir.
129 . Gemi su almak : İşlerin yavaş yavaş bozulmaya başlaması demektir.
130 . Gemi su almaya başlamak : İşlerin bozulmaya yüz tutması demektir.
131 . Gemi su almış olmak : İşlerin kötüye gitmeye başlaması demektir.
132 . Gemileri suya indirmek : İşleri fiilen başlatmak ve harekete geçmek demektir.
133 . Gemileri yakmak : Geri dönüş ihtimalini ortadan kaldıran karar almak demektir.
134 . Geminin tahtası : Bir toplulukta veya ilişkide kendini değersiz, önemsiz, işe yaramaz hissetmek.
135 . Gemisini kurtaran kaptan : Herkesin yalnızca kendi çıkarını düşündüğünü anlatır.
136 . Gemisini kurtaran kaptan olmak : Zor durumda yalnız kendi çıkarını düşünmek demektir.
137 . Gemisini kurtarmak : Zor durumdan kendi çıkarını koruyarak çıkmak anlamına gelir.
138 . Gemisini yürütememek : Mevcut şartlarda başarılı olamamak anlamına gelir.
139 . Gemisini yürüten olmak : Kendi işini ayakta tutmayı başarmak demektir.
140 . Gemisini yüzdürememek : Mevcut imkânlarla ayakta kalamamak anlamına gelir.
141 . Gemisini yüzdürmek : Zor şartlarda ayakta kalmayı başarmak anlamına gelir.
142 . Gemisini yüzdürmeye çalışmak : Zor koşullarda ayakta kalmaya çabalamak anlamına gelir.
143 . Gemiyi yüzdürmek : Zor koşullarda işi ayakta tutmak anlamına gelir.
144 . Gençlik ateşi : Gençlerin sahip olduğu büyük enerji, heyecan ve bazen de sabırsız davranışlar bütünü.
145 . Genel geçer olmak : Herkes tarafından kabul edilen nitelik taşımak anlamına gelir.
146 . Geniş gününde olmamak : Keyifsiz, sinirli, sabırsız veya hoşgörüsüz bir ruh halinde bulunmak demektir.
147 . Gerçeği çarpıtmak : Olayları bilinçli şekilde farklı göstermek anlamına gelir.
148 . Gerçeği eğip bükmek : Doğruyu çıkarına göre değiştirmek demektir.
149 . Gerçeği gizli tutmak : Doğru bilgiyi bilerek saklamak anlamına gelir.
150 . Gerçeği görmezden gelmek : Açık olan durumu bilinçli şekilde inkâr etmek demektir.
151 . Gerçeği görüp susmak : Bildiği halde açıklamamayı tercih etmek demektir.
152 . Gerçeği gün gibi ortaya çıkmak : Hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılmak demektir.
153 . Gerçeği gün yüzüne çıkarmak : Gizlenen durumu açıkça ortaya koymak demektir.
154 . Gerçeği inkâr etmek : Bilinen doğruyu kabul etmemek anlamına gelir.
155 . Gerçeği itiraf etmek : Saklanan doğruyu açıkça kabul etmek anlamına gelir.
156 . Gerçeği kabullenmek : Olan biteni inkâr etmeden kabul etmek demektir.
157 . Gerçeği kabullenmek zorunda kalmak : İstemese de doğruyu kabul etmek demektir.
158 . Gerçeği ortaya sermek : Gizli kalan durumu açıkça göstermek demektir.
159 . Gerçeği saklamak : Doğru bilgiyi bilinçli şekilde gizlemek anlamına gelir.
160 . Gerçeği saklı tutmak : Doğru bilgiyi bilerek paylaşmamak anlamına gelir.
161 . Gerçeği sineye çekmek : Doğruyu kabullenip ses çıkarmamak demektir.
162 . Gerçeği ters yüz etmek : Olayları bilinçli biçimde çarpıtmak anlamına gelir.
163 . Gerçeğin payı olmak : Söylenen sözde doğruluk bulunmak anlamına gelir.
164 . Gerçeğin üstünü örtmek : Doğrunun ortaya çıkmasını engellemek demektir.
165 . Gerçek yüzünü göstermek : Daha önce gizlediği kötü niyetini, karakterini veya asıl amacını ortaya çıkarmak.
166 . Geri adım atmak : Önceden alınan karardan vazgeçmek demektir.
167 . Geri adım atmak zorunda kalmak : Baskıyla kararından vazgeçmek demektir.
168 . Geri adım atmamak : Verilen karardan vazgeçmemekte ısrar etmek demektir.
169 . Geri adım atmaya niyetlenmek : Karardan vazgeçmeyi düşünmek anlamına gelir.
170 . Geri adım atmaya zorlamak : Baskı kurarak vazgeçmesini sağlamak demektir.
171 . Geri adım attırmak : Karşı tarafı kararından vazgeçirmek anlamına gelir.
172 . Geri adım beklemek : Karşı tarafın vazgeçmesini ummak demektir.
173 . Geri basmak : Kararsızlık nedeniyle ilerlemekten vazgeçmek anlamına gelir.
174 . Geri çekilmek : Bir durumdan bilinçli şekilde uzaklaşmak demektir.
175 . Geri çevirmek : Yapılan teklifi veya isteği kabul etmemek anlamına gelir.
176 . Geri durmak : Bir konuda isteksiz davranarak uzak kalmak demektir.
177 . Geri durmak zorunda kalmak : İlerlemekten mecburen vazgeçmek demektir.
178 . Geri kafadan konuşmak : Yeniliklere kapalı biçimde düşünce belirtmek anlamına gelir.
179 . Geri kafalı davranmak : Yeniliklere kapalı tutum sergilemek demektir.
180 . Geri kafalı olmak : Yeniliklere kapalı, eski düşüncelerde ısrarcı olmak anlamına gelir.
181 . Geri kafaya almak : Eski düşünce tarzına dönmek anlamına gelir.
182 . Geri plana atmak : Bir konuyu öncelik olmaktan çıkarmak demektir.
183 . Geri plana çekilmek : Bilinçli şekilde görünmez olmayı tercih etmek demektir.
184 . Geri plana düşmek : Önemsiz duruma gelmek anlamına gelir.
185 . Geri plana itilmek : Önemsiz duruma düşürülmek anlamına gelir.
186 . Geri planda tutmak : Ön plana çıkarmadan ikinci sıraya koymak demektir.
187 . Geri sayım başlatmak : Beklenen zamana doğru günleri azaltmak demektir.
188 . Geri vites yapmak : Zor durumda önceki tutumdan vazgeçmek anlamına gelir.
189 . Geri vitese almak : Önceki kararından vazgeçmeye başlamak demektir.
190 . Geri vitese geçmek : İlerlemekten vazgeçip gerilemeye başlamak demektir.
191 . Geri vitese takmak : Süreci yavaşlatmak veya durdurmak anlamına gelir.
192 . Geride kalmak : İlerleyen bir grubun veya sürecin hızına yetişemeyerek arkada kalmak demektir.
193 . Getir götür yapmak : Basit ve değersiz işlerle uğraşmak anlamına gelir.
194 . Getiri sağlamak : Yapılan işten kazanç elde etmek demektir.
195 . Getirisi az olmak : Harcanan emeğe karşılık kazanç sağlamamak demektir.
196 . Getirisi bol olmak : Beklenenden fazla kazanç sağlamak anlamına gelir.
197 . Getirisi düşük olmak : Beklenen kazancı sağlamamak anlamına gelir.
198 . Getirisi olmak : Yapılan işten kazanç sağlamak anlamına gelir.
199 . Getirisi olmayan iş yapmak : Emek harcanmasına rağmen kazanç sağlamamak anlamına gelir.
200 . Getirisi olmayan işe girmek : Kazanç sağlamayacak uğraşa yönelmek demektir.
201 . Getirisi yüksek olmak : Sağladığı kazanç beklentinin üzerinde olmak anlamına gelir.
202 . Gevezeleşmek : Gereksiz ve aşırı konuşmaya başlamak demektir.
203 . Gevezeliğe dalmak : Konudan sapıp gereksiz konuşmaya başlamak demektir.
204 . Gevezeliğe vurmak : Konuyu ciddiyetten çıkarıp konuşmayı artırmak anlamına gelir.
205 . Gevezeliği abartmak : Gereksiz konuşmayı aşırıya kaçırmak anlamına gelir.
206 . Gevezeliği bırakmak : Gereksiz konuşmayı kesmek demektir.
207 . Gevezelik edip durmak : Sürekli ve gereksiz konuşmak anlamına gelir.
208 . Gevezelik etmek : Gereksiz ve fazla konuşarak rahatsız etmek demektir.
209 . Gevezelik yapmak : Gereksiz ve aşırı konuşmak demektir.
210 . Gevezelikte sınır tanımamak : Aşırı ve gereksiz konuşmak demektir.
211 . Gevşek davranmak : Sorumluluklarını ciddiye almadan hareket etmek anlamına gelir.
212 . Geyik etmek : Anlamsız, saçma sapan, ciddiyetten uzak konuşmalar yapmak veya davranışlarda bulunmak.
213 . Gıcık almak : Bir kimsenin davranışından, sözünden rahatsız olmak, ona sinirlenmek ve tiksinmek.
214 . Gıcık gıcık etmek : Kasıtlı ve sinir bozucu küçük davranışlarla birini rahatsız etmek, tahrik etmek.
215 . Gıcırtı çıkarmak : Küçük bir sorunu bahane edip tartışma yaratmak, mızıkçılık etmek.
216 . Gıdıklamak : 1) Fiziksel olarak gıdıklamak, 2) İlgi veya merak uyandırmak, heyecanlandırmak.
217 . Gıdıklanmak : İnce ve hoş bir duyguya kapılmak, hafifçe heyecanlanmak veya etkilenmek.
218 . Gıdıklayıcı : Merak uyandıran, ilgi çekici ve insanı heyecanlandıran durumları anlatır.
219 . Gıdım gıdım ilerlemek : Bir işi çok yavaş, neredeyse fark edilmeyecek küçük adımlarla ilerletmek.
220 . Gık demeden katlanmak : Hiç itiraz etmeden duruma razı olmak anlamına gelir.
221 . Gık dememek : Hiç itiraz etmeden sessiz kalmak demektir.
222 . Gıkı çıkarmamak : En ufak itirazda bile bulunmamak anlamına gelir.
223 . Gıkı çıkmadan : Hiçbir direniş göstermeden, sesini çıkarmadan, kayıtsız şartsız kabul ederek.
224 . Gıkı çıkmadan durmak : Tamamen sessiz ve tepkisiz kalmak anlamına gelir.
225 . Gıkı çıkmadan kabullenmek : Sessizce duruma razı olmak demektir.
226 . Gıkı çıkmamak : En ufak ses veya tepki göstermemek anlamına gelir.
227 . Gıkını çıkarmamak : En ufak itirazda bulunmamak demektir.
228 . Gıllı gıslı : Açıkça söylenmeyen, dolaylı, üstü kapalı, kinayeli ve gizli anlamlar taşıyan.
229 . Gırgır geçmek : Bir konuyla alay ederek eğlenmek anlamına gelir.
230 . Gırgır şamata koparmak : Ortamı şaka ve kahkahayla doldurmak demektir.
231 . Gırgır şamata kopmak : Ortamda yoğun eğlence ve kahkaha oluşmak anlamına gelir.
232 . Gırgır şamata yapmak : Sürekli şaka ve eğlenceyle vakit geçirmek demektir.
233 . Gırgıra almak : Ciddiye almayıp şaka konusu yapmak demektir.
234 . Gırgıra getirmek : Ciddi bir konuyu şakaya vurup hafife almak, eğlence konusu yapmak.
235 . Gırgırına almak : Konuyu ciddiye almadan şakaya vurmak anlamına gelir.
236 . Gırgırına devam etmek : Ciddiyeti bırakıp şakayı sürdürmek anlamına gelir.
237 . Gırgırına vurmak : Konuyu ciddiyetten çıkararak şakaya almak demektir.
238 . Gırgırına yapmak : Ciddiye almadan şaka amaçlı davranmak demektir.
239 . Gırılmak : Çok fazla gülmekten bitkin düşmek, katıla katıla gülmekten yorulmak.
240 . Gırla gitmek : Bir şeyin fazlasıyla bol olduğunu anlatır.
241 . Gırtlağına kadar borca batmak : Ödeyemeyeceği kadar çok borç altına girerek çok büyük maddi sıkıntı çekmek.
242 . Gırtlağına sarılmak : Birini boğarcasına çok sıkıştırmak, üzerine aşırı baskı kurmak.
243 . Gırtlağından kesmek : Kendi temel ihtiyaçlarından ve yiyeceğinden kısıp para biriktirmeye çalışmak demektir.
244 . Gırtlak gırtlağa gelmek : İki kişinin birbirine saldıracak derecede şiddetli ve çok sert kavgaya tutuşması.
245 . Gıyabında çekiştirmek : Birinin yokluğunda arkasından konuşmak anlamına gelir.
246 . Gıyabında hüküm kurmak : Kişi yokken karar vermek demektir.
247 . Gıyabında hüküm vermek : Kişi yokken hakkında karar almak anlamına gelir.
248 . Gıyabında karar vermek : Kişi yokken hakkında hüküm oluşturmak demektir.
249 . Gıyabında konuşmak : Bir kişi yokken onun hakkında söz söylemek demektir.
250 . Gıyabında konuşulmak : Kişi yokken hakkında söz söylenmek anlamına gelir.
251 . Gıyabında suçlamak : Kişi yokken onu sorumlu göstermek anlamına gelir.
252 . Gıyabında yargılamak : Kişi yokken hakkında hüküm vermek demektir.
253 . Gıybet etmek : Başkalarının kusurlarını arkalarından dile getirmek anlamına gelir.
254 . Giderayak : Bir yerden tam ayrılmak üzereyken son anda yapılan işleri ifade eder.
255 . Gidip de gelmemek : Gidilen bir yerden bir daha asla geri dönmemek veya ölmek.
256 . Gidip gelmek : İki farklı nokta arasında sürekli olarak hareket etmek veya gidip dönmek.
257 . Gidişat : Bir olayın, sürecin veya durumun nasıl geliştiği ve yöneldiği, seyri demektir.
258 . Gidişata bakmak : Olayların nasıl geliştiğini izlemek, durumu değerlendirmek anlamına gelir.
259 . Girdi çıktı yapmak : Bir yere çok kısa bir süreliğine girip hemen ardından dışarı çıkmak.
260 . Girip çıkmak : Bir yere sık sık gidip gelmek, o yerle sürekli ve yakın bir ilişki içinde olmak.
261 . Girişimde bulunmak : Bir işi başlatmak veya gerçekleştirmek için resmi olarak ilk adımı atmak.
262 . Gittikçe gitmek : Bir durumun zaman ilerledikçe daha da kötüleşmesi veya artarak devam etmesi.
263 . Giydirmek : Birini ağır ve sert sözlerle eleştirmek, azarlamak, paylamak anlamına gelir.
264 . Giyecek başka bir şey bulamamak : Çok saçma, anlamsız veya yersiz bir mazeret ileri sürmek.
265 . Giyinip kuşanmak : En güzel elbiselerini giyerek özenli şekilde süslenip dışarı çıkmaya hazır hale gelmek.
266 . Gizemini korumak : Sırrı, esas nedeni veya iç yüzü bilinmemeye, anlaşılmamaya devam etmek.
267 . Gizli ajanda : Açıklanmayan, gizli tutulan asıl niyet veya planlı bir eylem stratejisi.
268 . Gizli ajanda taşımak : Açıkça söylenmeyen başka amaçlar gütmek demektir.
269 . Gizli hesap peşinde olmak : Açık edilmeyen planlar kurmak anlamına gelir.
270 . Gizli hesaplar yapmak : Açıkça söylenmeyen planlar kurmak demektir.
271 . Gizli kapaklı : Herkesten saklanan, gizli tutulan ve üzerinde çok büyük sırlar bulunan durum.
272 . Gizli kapaklı çevirmek : Bir işi başkalarından saklayarak yürütmek demektir.
273 . Gizli kapaklı iş çevirmek : Açık olmadan gizlice işler yürütmek demektir.
274 . Gizli kapaklı iş yapmak : Herkesten gizli şekilde iş yürütmek demektir.
275 . Gizli kapaklı işler : Açığa vurulmak istenmeyen, şüpheli ve karanlık işler, düzenler.
276 . Gizli kapaklı yürütmek : Bir işi açıkça göstermeden yapmak demektir.
277 . Gizli niyet beslemek : Açık edilmeyen amaçlar taşımak anlamına gelir.
278 . Gizli saklı iş çevirmek : Kimseye sezdirmeden, el altından dolap çevirmek, plan yapmak.
279 . Gizli saklı yürütmek : Bir işi başkalarından gizleyerek yapmak anlamına gelir.
280 . Gocundurmak : Birinin bir söz veya davranıştan incinmesine, gücenmesine sebep olmak.
281 . Gocunmak : Yapılan bir eleştiriden veya sözden dolayı üzerine alınarak büyük rahatsızlık duymak.
282 . Gollük pas : Bir işin kolayca sonuçlanmasını sağlayacak çok uygun ve güzel imkan yaratmak.
283 . Göbeği çatlamak : Çok zorlanarak bir işi başarmak demektir.
284 . Göbeği çatlayana kadar çalışmak : Aşırı emek vererek yorulmak anlamına gelir.
285 . Göbeğini çatlatacak olmak : Aşırı derecede zorlanmak demektir.
286 . Göbeğini çatlatırcasına çalışmak : Aşırı emek vererek çabalamak demektir.
287 . Göbeğini çatlatmak : Çok zorlanarak bir işi başarmak demektir.
288 . Göbeğini kaşımak : Rahatına düşkün, çalışmaktan kaçınan tavır sergilemek anlamına gelir.
289 . Göbeğini kaşıya kaşıya oturmak : Tembelce hiçbir iş yapmadan yaşamak anlamına gelir.
290 . Göbeğini kaşıya kaşıya yaşamak : Rahatına düşkün tembel hayat sürmek demektir.
291 . Göbek adı : Doğduğunda çocuğa verilen, resmi olmayan ikinci isim, özel ad.
292 . Göbek atmak : Çok sevinmek, coşkuyla hareket etmek, sevinçten hoplayıp zıplamak.
293 . Göbek bağı : Anne ile çocuk arasındaki güçlü, kopması zor duygusal ve fiziksel bağ.
294 . Göbek bağını kesmek : Birine olan aşırı bağlılığı sonlandırmak, ondan bağımsız olmak.
295 . Göbek bağlamak : Hareketsizlik sonucu kilo alarak şişmanlamak anlamına gelir.
296 . Göbek bağlamış olmak : Hareketsizlik sonucu belirgin şekilde kilo almak anlamına gelir.
297 . Göbek bağlayarak yaşamak : Hareketsiz ve rahat bir yaşam sürmek demektir.
298 . Göbek bağlayıp kalmak : Uzun süre hareketsiz yaşam sürmek anlamına gelir.
299 . Göbek bağlayıp oturmak : Tembelce hareketsiz bir hayat sürmek anlamına gelir.
300 . Göbek bağlayıp yaşamak : Hareketsiz ve tembel bir hayat sürmek demektir.
301 . Göbek tutmak : Bir işte veya yerde uzun süre kalmak, yerleşmek, kök salmak.
302 . Göbekten bağlı olmak : Birine veya şeye aşırı bağımlı olmak anlamına gelir.
303 . Göğe çıkarmak : Bir kimseyi veya şeyi aşırı derecede övmek, göklere çıkarmak demektir.
304 . Göğsünü gere gere : Yaptığı işten emin olarak büyük bir gurur ve özgüvenle hareket etmek.
305 . Göğsünü germek : Zorluklara karşı cesaretle durmak demektir.
306 . Göğüs geçirmek : Üzüntü, sıkıntı veya özlem nedeniyle derin bir nefes alıp vermek.
307 . Göğüs germek : Karşılaşılan her türlü zorluğa ve sıkıntıya büyük bir sabırla karşı koymak.
308 . Göğüs göğüse çarpışmak : Çok yakın ve şiddetli bir mücadeleye, çatışmaya girmek.
309 . Göğüs kabartmak : Yapılan büyük bir başarı sayesinde çevresindekilerin gurur duymasına neden olmak demektir.
310 . Göğüs kafesi : İç organları koruyan, kaburga kemiklerinden oluşan vücut bölgesi.
311 . Göğüslemek : Bir zorluğu, sıkıntıyı veya sorumluluğu cesaretle karşılayıp üstlenmek.
312 . Gök gürültülü sağanak : Aniden patlak veren, şiddetli ve kısa süreli tartışma veya kriz.
313 . Gök yüzüne çıkmak : Çok sevinmek, aşırı derecede mutlu olup coşkuya kapılmak.
314 . Gökten zembille inmek : Hiç beklenmedik bir anda ve yerde ortaya çıkmak, peydah olmak.
315 . Gölge düşmemek : Yapılan işin değerini azaltmamak demektir.
316 . Gölge düşürmek : Bir işin güzelliğini bozmak demektir.
317 . Gölge etmek : Yapılan işin gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir.
318 . Gölge etmemek : Rahatsız etmeden geri planda kalmak demektir.
319 . Gölge gibi dolaşmak : Sürekli birinin çevresinde bulunmak anlamına gelir.
320 . Gölge gibi peşinden ayrılmamak : Birini çok yakından ve sürekli takip etmek, bırakmamak.
321 . Gölge gibi peşinden gitmek : Sürekli birini takip etmek anlamına gelir.
322 . Gölge gibi takip etmek : Sürekli ve fark edilmeden izlemek anlamına gelir.
323 . Gölgede bırakmak : Başkasının başarısını görünmez hale getirmek anlamına gelir.
324 . Gölgesinde ezilmek : Başkasının baskısı altında kalmak anlamına gelir.
325 . Gölgesinde kalmak : Başkasının etkisi altında görünmez olmak anlamına gelir.
326 . Gölgesinde kalmaya razı olmak : Ön planda olmayı istememek anlamına gelir.
327 . Gölgesinden korkmak : Çok ürkek, en küçük şeylerden bile tedirgin olan kişi için söylenir.
328 . Gölgesini satmak : Olmayan bir şeyi varmış gibi gösterip başkalarını kandırmaya çalışmak.
329 . Gömleği sırtında : Hala bir işte çalışıyor, bir görevi sürdürüyor olmak anlamına gelir.
330 . Gömlek değiştirmek : Düşüncelerini veya siyasi görüşünü tamamen değiştirerek yepyeni bir kimliğe bürünmek.
331 . Gönlü bol : Cömert, eli açık, para ve hediyeler konusunda cimrilik etmeyen bir kişilik yapısına sahip olmak.
332 . Gönlü bol olmak : Yardım etmeyi seven cömert yapılı olmak anlamına gelir.
333 . Gönlü bulanmak : Bir olay karşısında midesi bulanmak veya birinden çok şüphelenip iğrenmek.
334 . Gönlü çekmek : Bir şeyi yapmayı veya bir şeye sahip olmayı çok istemek, arzulamak.
335 . Gönlü çökmek : Yaşadığı büyük üzüntü veya hayal kırıklığı sonucu yaşama sevincini tamamen yitirmek.
336 . Gönlü gani : Sahip olduğu az şeye rağmen halinden memnun olan ve gözü tok kimse.
337 . Gönlü geniş : Tasası, kaygısı olmayan, rahat, her şeye hoşgörüyle yaklaşan kimse.
338 . Gönlü hoş etmek : Birini memnun edecek, onu sevindirecek bir davranışta bulunmak.
339 . Gönlü kalmak : İstediği halde elde edemediği şeye özlem duymak demektir.
340 . Gönlü kararmak : Umutlarını yitirerek içine büyük bir karamsarlık ve yoğun bir mutsuzluk çökmek.
341 . Gönlü kaymak : Birine karşı elinde olmadan sevgi duymaya başlamak ve ona ilgi göstermek.
342 . Gönlü kırılmak : İncitilmek, üzülmek, davranış veya sözlerle incitilmiş hissetmek.
343 . Gönlü olmak : Bir şeyi yapmayı çok istemek, o işe karşı büyük bir heves ve istek duymak anlamına gelir.
344 . Gönlü olmamak : Bir şeyi yapmayı istememek, o işe karşı isteksiz ve hevessiz olmak.
345 . Gönlü razı olmamak : İçindeki adalet duygusu nedeniyle yapılan bir haksızlığı asla kabul edememek demektir.
346 . Gönlü tok : Paraya veya mala karşı aşırı istek duymayan, elindekilerle yetinmeyi bilen kişi.
347 . Gönlü tok olmak : Mala mülke düşkün olmamak anlamına gelir.
348 . Gönlü yatmak : Bir şeyi yapmaya veya bir durumu kabullenmeye içinden razı olmak.
349 . Gönlü yüksek : İstekleri, beklentileri ve hayalleri çok büyük olan kimseler için söylenir.
350 . Gönlü zengin : Parası çok olmasa bile cömert, iyiliksever ve paylaşımcı bir ruha sahip olan kimse.
351 . Gönlünden geçirmek : Bir şeyi yapmayı içinden dilemek demektir.
352 . Gönlünden kopmak : Birine bir şeyi hiçbir zorlama olmadan, tamamen içinden gelerek hediye etmek.
353 . Gönlüne göre : Tam da istediği gibi, hayallerine ve zevkine tamamen uygun olan durum.
354 . Gönlünü almak : Gücendirmiş olduğu bir kimseyi tatlı söz veya davranışlarla yeniden memnun etmek.
355 . Gönlünü avlamak : Birinin sevgisini kazanmak için ona güzel sözler söyleyip yakınlık kurmaya çalışmak.
356 . Gönlünü çelmek : Bir kimseyi kandırarak veya etkileyerek onu kendi tarafına çekmeyi başarmak demektir.
357 . Gönlünü etmek : Birinin isteğini yerine getirmek anlamına gelir.
358 . Gönlünü ferah tutmak : Endişelenmeden rahat olmaya çalışmak anlamına gelir.
359 . Gönlünü hoş etmek : Birini mutlu edecek davranışlarda bulunarak onun keyfini yerine getirmek ve sevindirmek.
360 . Gönlünü hoş tutmak : Birini mutlu edecek şekilde davranmak demektir.
361 . Gönlünü kaptırmak : Birine aşık olup ondan başka hiçbir şeyi düşünemeyecek kadar çok sevmek.
362 . Gönlünü kırmak : Birine karşı kötü davranarak veya ağır sözler söyleyerek onu çok üzmek.
363 . Gönlünü okşamak : Birinin hoşuna gidecek güzel ve nazik sözler söyleyerek onu gururlandırmak demektir.
364 . Gönlünün efendisi : Birinin kalbinde en üst sırada yer alan ve çok sevilen kişi.
365 . Gönül alıcı davranmak : Karşı tarafı memnun edecek tutum sergilemek demektir.
366 . Gönül almak : Kırılan birini hoşnut edecek davranışta bulunmak demektir.
367 . Gönül almak için çabalamak : Kırgınlığı gidermek adına uğraşmak demektir.
368 . Gönül almak için uğraşmak : Kırılan kişiyi memnun etmeye çalışmak anlamına gelir.
369 . Gönül bağı : İnsanları birbirine bağlayan, görünmez sevgi, saygı ve yakınlık hissiyatının tamamıdır.
370 . Gönül bağı kopmak : Duygusal yakınlığın sona ermesi demektir.
371 . Gönül bağı kurmak : Duygusal olarak yakınlık hissetmek demektir.
372 . Gönül bağını koparmak : Duygusal ilişkiyi tamamen sonlandırmak demektir.
373 . Gönül bağlamak : Birine karşı sevgi ve yakınlık hissetmek anlamına gelir.
374 . Gönül belası : Aşk acısı, sevilen kişi yüzünden çekilen üzüntü ve ıstırap demektir.
375 . Gönül borcu hissetmek : Manevi sorumluluk duymak anlamına gelir.
376 . Gönül çelmek : Birini kendine duygusal olarak bağlamak demektir.
377 . Gönül çöküntüsü yaşamak : İçsel bir moral bozukluğu geçirmek demektir.
378 . Gönül darlığı çekmek : İç sıkıntısı ve huzursuzluk yaşamak demektir.
379 . Gönül darlığı yaşamak : İç sıkıntısı ve huzursuzluk hissetmek demektir.
380 . Gönül eğlendirmek : Biriyle ciddi bir niyet taşımadan sadece keyifli vakit geçirmek için ilgilenmek.
381 . Gönül ehli : Duyguları derin, anlayışlı, sevgi dolu ve ince ruhlu insanlar için kullanılır.
382 . Gönül eri : Olgun, hoşgörülü, sabırlı ve anlayışlı kişileri nitelemek için söylenir.
383 . Gönül ferahlatmak : İç huzurunu artıracak davranışta bulunmak anlamına gelir.
384 . Gönül ferahlığı : İç rahatlığı, vicdan huzuru, tasasız ve huzurlu bir ruh halinde olmak.
385 . Gönül ferahlığı bulmak : İç huzuruna kavuşmak anlamına gelir.
386 . Gönül ferahlığı duymak : İç huzuru ve rahatlık hissetmek anlamına gelir.
387 . Gönül ferahlığı yaşamak : İç huzuru ve rahatlama duymak anlamına gelir.
388 . Gönül ferman dinlemez : İnsanın duygularına ve aşkına hiçbir kuralın veya mantığın engel olamayacağını anlatır.
389 . Gönül gözü : Kalple görme, sezgi gücü, olayların iç yüzünü hissedebilme yeteneği.
390 . Gönül hoşluğu göstermek : Karşı tarafı memnun edecek davranışta bulunmak anlamına gelir.
391 . Gönül hoşluğu ile yapmak : İstekli ve memnun şekilde yerine getirmek anlamına gelir.
392 . Gönül indirmek : Kırgınlığı bırakıp yumuşamak anlamına gelir.
393 . Gönül indirmemek : Kırgınlığı sürdürmek, yumuşamamak demektir.
394 . Gönül işi : Akıl ve mantıkla değil, duygularla yön verilen, sevgiye dayalı konular.
395 . Gönül kırgınlığı biriktirmek : İçinde uzun süre kırgınlık taşımak demektir.
396 . Gönül kırgınlığı taşımak : İçten içe kırılmış olmak demektir.
397 . Gönül kırıklığına uğramak : Beklentileri boşa çıktığı için üzülmek demektir.
398 . Gönül kırmak : Birini söz veya davranışla üzmek demektir.
399 . Gönül koyacak olmak : Kırılmaya çok yakın duruma gelmek demektir.
400 . Gönül koymak : Yapılan davranıştan dolayı içerlemek anlamına gelir.
401 . Gönül koymamak : Alınmamayı tercih etmek demektir.
402 . Gönül koyup küsmek : Kırgınlık nedeniyle ilişkiyi kesmek demektir.
403 . Gönül okşamak : Güzel sözlerle karşısındakini mutlu etmek anlamına gelir.
404 . Gönül okşayıcı sözler söylemek : Karşı tarafı mutlu edecek ifadeler kullanmak anlamına gelir.
405 . Gönül rahatlatmak : Kaygıları azaltacak davranışta bulunmak demektir.
406 . Gönül rahatlığı : Hiçbir kuşku ve vicdan azabı duymadan, huzur içinde hissetmek.
407 . Gönül rahatlığı duymak : İçinde hiçbir kaygı hissetmemek demektir.
408 . Gönül rahatlığı sağlamak : Endişeleri giderip iç huzur vermek demektir.
409 . Gönül rahatlığıyla kabul etmek : Hiç tereddüt etmeden onaylamak anlamına gelir.
410 . Gönül rahatlığıyla konuşmak : Hiç çekinmeden söz söylemek demektir.
411 . Gönül rahatlığıyla yapmak : İç huzuruyla ve kaygı duymadan davranmak demektir.
412 . Gönül rahatlığıyla yaşamak : İç huzuru içinde hayat sürmek demektir.
413 . Gönül telini titretmek : Duygulara dokunmak, içten ve derinden etkilemek, hüzünlendirmek veya heyecanlandırmak.
414 . Gönül vermek : Birini sevmek, ona karşı derin ve samimi bir sevgi beslemeye başlamak.
415 . Gönül yapmak : Gücendirdiği veya kırdığı bir kimseyi tatlı sözlerle yeniden memnun etmek.
416 . Gönül yarası : Sevgi veya aşk nedeniyle kalpte oluşan derin acı, tedavisi zor ıstırap.
417 . Gönül yıkmak : Sert davranışla birini derinden üzmek anlamına gelir.
418 . Gönül yorgunluğu : Yaşanan hayal kırıklıkları sonucunda hissedilen çok derin ve ağır ruhsal bıkkınlık.
419 . Gör dedi gözüm öl dedi özüm : Çok istediğim bir şeyi elde ettikten sonra pişman oldum.
420 . Gör dedi gözüm, öl dedi özüm : Çok istediğim bir şeyi elde ettikten sonra pişman oldum.
421 . Gördüğünden geri kalmamak : Alıştığı lüks ve konforlu hayatı her ne pahasına olursa olsun sürdürmek.
422 . Görelim mevlam ne eyler : Gelecekte ne olacağını kadere bırakıp sabırla beklemeyi ifade eden tevekkül sözü.
423 . Görev başına geçmek : Resmî sorumluluğu fiilen üstlenmek anlamına gelir.
424 . Görev bilinci taşımak : Sorumluluklarını ciddiyetle yerine getirmek anlamına gelir.
425 . Görev bilinciyle hareket etmek : Sorumluluklarını dikkate alarak davranmak anlamına gelir.
426 . Görev bilinciyle yapmak : Sorumluluk duygusuyla hareket etmek demektir.
427 . Görev üstlenmek : Yapılması gereken işi sorumlulukla almak anlamına gelir.
428 . Görevden kaçmak : Üstlenmesi gereken işi yapmaktan kaçınmak demektir.
429 . Göreve soyunmak : Bir işi üstlenmeye istekle girişmek anlamına gelir.
430 . Görevini savsaklamak : Üstlendiği işi gereği gibi yapmamak demektir.
431 . Görgüsüne gitmek : Birinin saygınlığına, şerefine yakışmayacak bir durum yaratmak.
432 . Görgüsünü takınmak : Önceden edindiği bilgi ve tecrübeyle davranmak, olgunlaşmak.
433 . Görmezden gelmek : Bilerek aldırmamak, yok saymak, üzerinde durmamak anlamına gelir.
434 . Görücüye çıkmak : Evlenmek isteyen birinin aile büyükleri tarafından ziyaret edilerek ilk kez görülmesi.
435 . Görünmez kaza : Hiç akılda yokken aniden meydana gelen ve önlenmesi pek mümkün olmayan olay.
436 . Görünmez olmak : Ortadan kaybolmak, kimseye görünmemek, varlığını belli etmemek.
437 . Görüntü kirliliği : Çevredeki düzensiz ve çirkin nesnelerin bakıldığında insana verdiği çok büyük rahatsızlık.
438 . Görüntü vermek : Gerçekte öyle olmadığı halde, öyleymiş izlenimi yaratacak davranmak.
439 . Gösteriş yapmak : Başkalarını etkilemek amacıyla sahip olduğu şeyleri abartılı bir şekilde sergilemek demektir.
440 . Götürü usulü : Bir işin ayrıntılarına bakılmadan tamamı için belirlenen sabit bir fiyatla yapılması.
441 . Göz açamamak : Çok meşgul olmak, işten başını kaldıramamak, vakit bulamamak.
442 . Göz açıp kapayıncaya kadar : Çok kısa, neredeyse anında, bir anda olup biten şeyler için kullanılır.
443 . Göz alıcı : Görünüşüyle, parlaklığıyla veya güzelliğiyle dikkatleri üzerine çeken, etkileyici olan.
444 . Göz ardı etmek : Bir durumu veya gerçeği bilerek görmezden gelip onunla hiç ilgilenmemek.
445 . Göz aşinalığı : Daha önce görüldüğü için yabancılık çekmeme, yüzüne aşina olma durumu.
446 . Göz atmak : Bir şeyi çok derinlemesine incelemeden şöyle bir bakıp hızlıca kontrol etmek.
447 . Göz aydınlığı : Gözlerin görmekten hoşlandığı, sevimli ve güzel kimse veya şey.
448 . Göz bebeği : Çok sevilen, değer verilen, üzerine titrenen, çok önemli görülen kişi.
449 . Göz boyamak : Kusurları gizleyip bir şeyi olduğundan çok daha iyi göstererek birini aldatmak.
450 . Göz çekmek : Bir kimsenin dikkatini başka yöne çekmek, onu aldatmak veya işini karıştırmak.
451 . Göz çıkarmak : Bir işi düzelteyim derken yanlışlıkla daha büyük ve kalıcı zarar vermek.
452 . Göz dağı vermek : Birini korkutarak veya tehdit ederek onu yapacağı bir işten vazgeçirmek.
453 . Göz değdirmek : Nazar değdirmek, kötü niyetli veya kıskanç bakışlarla birine zarar vermek.
454 . Göz değmek : Birinin kıskanç veya hayran bakışları sonucunda o işin aniden bozulması.
455 . Göz dikmek : Başkasına ait bir şeyi ele geçirmeyi çok büyük bir hırsla istemek.
456 . Göz diktirmek : Bir şeye sahip olma isteğiyle ona sürekli ve imrenerek bakmak.
457 . Göz doldurmak : Yaptığı başarılı işlerle veya görünüşüyle herkesin büyük beğenisini ve takdirini kazanmak.
458 . Göz doyurmak : Sunulan bir şeyin miktarı veya güzelliğiyle insanı tam olarak tatmin etmesi.
459 . Göz etmek : Kaş göz hareketleriyle birine gizlice bir şeyler anlatmaya veya işaret vermeye çalışmak.
460 . Göz gezdirmek : Bir yazıyı veya nesneyi tam incelemeden, hızlı bir şekilde yüzeysel bakmak.
461 . Göz göre göre : Apaçık, herkesin gözü önünde, belli ve saklanması mümkün olmayan bir şekilde.
462 . Göz görmez olmak : Aşırı karanlık veya engel nedeniyle etraftaki hiçbir şeyi seçemeyecek durumda olmak.
463 . Göz göze gelmek : İki kişinin aynı anda birbirinin doğrudan gözlerinin içine bakması durumu.
464 . Göz gözü görmemek : Duman, toz veya karanlık nedeniyle etraftaki hiçbir şeyi seçemeyecek durumda olmak.
465 . Göz hakkı : Yenen bir şeyde onu gören başkalarının da hakkı olduğunu ifade eder.
466 . Göz hapsi : Birinin her hareketini sürekli takip ederek onu her an baskı altında tutmak.
467 . Göz hapsinde tutmak : Şüpheli görülen birinin her hareketini sürekli kontrol ederek dışarıya salmamak demektir.
468 . Göz hapsine almak : Bir kimseyi veya bir şeyi sürekli izleyerek denetim altında tutmak demektir.
469 . Göz hapsine tutmak : Şüpheli birinin her hareketini sürekli kontrol ederek dışarıya adım attırmamak demektir.
470 . Göz kamaştırmak : Sahip olduğu olağanüstü nitelikler veya güzelliklerle görenleri hayran bırakıp büyülemek demektir.
471 . Göz kararı : Ölçü aleti kullanmadan, sadece bakarak ve tahmin ederek yapılan ölçme işlemi.
472 . Göz kesilmek : Bütün dikkatini bir noktaya vererek çok dikkatli ve pürdikkat kesilip izlemek.
473 . Göz kırpmadan : Hiç tereddüt etmeden, duraksamadan, acımadan ve çekinmeden yapılan eylemler için.
474 . Göz kırpmak : Çok kısa bir süre, bir an bile beklemeyi ifade etmek için kullanılır.
475 . Göz koymak : Başkasına ait olan bir şeyi ele geçirmeyi çok fazla arzu etmek.
476 . Göz kulak kesilmek : Tüm dikkatini vererek bakmak ve dinlemek, çok odaklanmak.
477 . Göz kulak olmak : Birini veya bir şeyi herhangi bir tehlikeden korumak amacıyla sürekli gözetmek.
478 . Göz nuru : Bir el emeği, işçilik veya sanat eseri üzerinde harcanan emek ve dikkat.
479 . Göz nuru dökmek : Çok dikkat ve sabır gerektiren ince bir iş üzerinde çok çalışmak.
480 . Göz önünde : Herkesin görebileceği yerde, açıkta, saklanmayan, belli bir konumda.
481 . Göz önünde bulundurmak : Bir karar verirken ilgili tüm durumları ve şartları hesaba katarak düşünmek.
482 . Göz önünde olmak : Herkesin dikkatini çeken bir konumda bulunmak ve sürekli olarak takip edilmek.
483 . Göz önünde tutmak : Gerekli olabilecek her şeyi önceden hesaba katarak tedbirli davranmaya gayret etmek.
484 . Göz önüne almak : Bir konu hakkında karar verirken mevcut olan her türlü şartı değerlendirmek.
485 . Göz pınarları kurumak : Çok fazla ağlamaktan veya büyük acılar çekmekten artık ağlayamaz hale gelmek.
486 . Göz süzmek : Karşısındakine sevgi veya ilgiyle bakarak göz kapaklarını hafifçe indirip bakış fırlatmak.
487 . Göz ucuyla bakmak : Başını hiç çevirmeden sadece gözlerini yana kaydırarak gizlice birini takip etmek.
488 . Göz üstünde kaşı var dememek : Her şeye kusur bulan birinin bahaneler üreterek sürekli olarak birilerini eleştirmesi.
489 . Göz yummak : Yapılan bir hatayı veya yanlışı görmezden gelerek o duruma ses çıkarmamak.
490 . Göz yummamak : Hoşgörülü davranmamak, affetmemek, en ufak hatayı bile görmezden gelmemek.
491 . Göz yuvalarından fırlamak : Çok büyük bir korku, şaşkınlık veya öfke nedeniyle gözlerin aşırı açılması.
492 . Gözden çıkarmak : Bir malı veya varlığı feda etmeyi önceden kabullenerek ondan vazgeçmek demektir.
493 . Gözden düşmek : Daha önce değer verilen birinin yaptığı hatalar nedeniyle artık saygınlığını kaybetmesi.
494 . Gözden geçirmek : Bir şeyi eksik veya hata var mı diye dikkatli bir şekilde incelemek.
495 . Gözden ırak olan gönülden de ırak olur : Birbirinden uzakta yaşayan insanların zamanla aralarındaki sevgi bağlarının zayıflayıp kopması demektir.
496 . Gözden kaçırmak : Dikkatsizlik yüzünden bir ayrıntıyı veya önemli bir durumu fark edemeden atlamak.
497 . Gözden kaybolmak : Bir kimsenin veya nesnenin görüş alanından çıkarak artık hiç görünmez olması.
498 . Gözden sürmeyi çalmak : Çok becerikli ve kurnaz davranarak bir şeyi fark ettirmeden gizlice çalıvermek.
499 . Gözden sürmeyi çekmek : Çok kıskanmak, haset etmek, başkasının sahip olduklarını çok istemek.
500 . Göze alamamak : Riskleri kabul edecek cesareti bulamamak anlamına gelir.
501 . Göze alamayacak duruma gelmek : Riskleri kabul edemez hale düşmek demektir.
502 . Göze alamayacak halde olmak : Riskleri kabullenemeyecek durumda bulunmak anlamına gelir.
503 . Göze alamayacak hale gelmek : Riskleri kabullenemez duruma düşmek demektir.
504 . Göze alamayacak olmak : Olası sonuçlardan çekinmek anlamına gelir.
505 . Göze alamaz hale gelmek : Riskleri kabullenemeyecek duruma düşmek demektir.
506 . Göze almak : Karşılaşılabilecek riskleri kabul etmek anlamına gelir.
507 . Göze batacak biçimde yapmak : Bilerek dikkat çekici davranmak anlamına gelir.
508 . Göze batacak davranışta bulunmak : Bilerek rahatsız edici hareket etmek demektir.
509 . Göze batacak şekilde yapmak : Bilerek rahatsız edici dikkat çekmek anlamına gelir.
510 . Göze batırmak : Bilerek dikkat çekici hale getirmek demektir.
511 . Göze batmak : Davranışlarıyla rahatsız edici biçimde dikkat çekmek demektir.
512 . Göze çarpacak biçimde olmak : Belirgin şekilde dikkat çekmek anlamına gelir.
513 . Göze çarpan olmak : Diğerlerinden daha fazla dikkat çekmek demektir.
514 . Göze çarpmak : Dikkat çekici biçimde fark edilmek anlamına gelir.
515 . Göze çarpmayacak olmak : Fark edilmeden arka planda kalmak demektir.
516 . Göze gelmek : Kıskanç bakışlar veya nazar nedeniyle bir işin veya kişinin bozulması demektir.
517 . Göze girememek : Beklenen beğeniyi kazanamamak anlamına gelir.
518 . Göze girmek : Birinin beğenisini ve güvenini kazanmak anlamına gelir.
519 . Göze girmek için çabalamak : Beğeni kazanmak amacıyla uğraşmak demektir.
520 . Göze girmek için çırpınmak : Beğenilmek adına aşırı çaba göstermek demektir.
521 . Göze girmek için didinmek : Takdir kazanmak adına aşırı çaba göstermek anlamına gelir.
522 . Göze girmek için uğraşmak : Beğeni kazanmak adına çaba harcamak anlamına gelir.
523 . Göze girmeyi başarmak : Beğeni ve takdir kazanmak demektir.
524 . Göze görünmek : Gerçekte var olmayan şeyleri varmış gibi hayal ederek onları hayalinde canlandırmak.
525 . Göze kestirmek : Yapabileceğine inanarak hedef belirlemek demektir.
526 . Göze sokmak : Bir durumu özellikle vurgulamak demektir.
527 . Gözleri bayılmak : Çok fazla uykusu geldiği için gözlerini açık tutmakta büyük zorluk çekmek.
528 . Gözleri buğulanmak : Yaşanan büyük bir üzüntü veya keder nedeniyle gözlerin yaşlarla dolup dolması.
529 . Gözleri çakmak çakmak olmak : Büyük bir öfke veya heyecan nedeniyle gözlerin parlaması ve çok sertleşmesi.
530 . Gözleri dolmak : Üzüntü veya sevinç nedeniyle gözlerin yaşla dolması fakat henüz akmaması demektir.
531 . Gözleri dönmek : Aşırı öfke veya hırs yüzünden ne yaptığını bilemeyecek kadar kendinden geçmek.
532 . Gözleri fal taşı gibi açılmak : Büyük bir şaşkınlık veya korku nedeniyle gözlerin çok geniş şekilde açılması.
533 . Gözleri kanlanmak : Uykusuzluk, yorgunluk veya ağlamaktan dolayı göz aklarının aşırı derecede kızarması durumu.
534 . Gözleri kapanmak : Aşırı yorgunluk veya uykusuzluk sebebiyle artık uyanık kalamayacak bir duruma gelmek.
535 . Gözleri parlamak : Duyduğu büyük bir sevinç veya heyecan nedeniyle gözlerinde canlı bir ışık belirmek.
536 . Gözleri süzülmek : Uykusuzluktan veya baygınlık hissiyle göz kapaklarının kendiliğinden yavaşça aşağıya doğru inmesi.
537 . Gözleri velfecri okumak : Kişinin çok kurnaz, zeki ve her türlü oyuna başvurabilecek bir yapıda olması.
538 . Gözleri yollarda kalmak : Gelecek olan birini veya bir haberi büyük bir merakla uzun süre beklemek.
539 . Gözlerindeki bağı çözmek : Birinin gerçekleri görmesini engelleyen tüm yanlış düşünceleri tamamen ortadan kaldırmak demektir.
540 . Gözlerine dizine dursun : Yapılan büyük iyiliklerin kıymetini bilmeyen nankör kişiler için söylenen bir ilenç.
541 . Gözlerini açmak : Bir konuda aldatılmamak için çok dikkatli davranmak ve gerçeklerin farkına varmak.
542 . Gözlerini dikmek : Bir şeye veya bir kimseye bakışlarını hiç ayırmadan uzun süre boyunca bakmak.
543 . Gözlerini doldurmak : Bir başarısı veya güzel davranışı ile çevresindekilerin büyük beğenisini ve takdirini kazanmak.
544 . Gözlerini kaçırmak : Suçluluk veya utanç duygusuyla karşısındaki kişinin doğrudan bakışlarından sürekli olarak kaçınmak.
545 . Gözlerinin içi gülmek : Çok mutlu olduğu her halinden belli olacak şekilde neşeyle ve canlı bakmak.
546 . Gözlerinin içine bakmak : Birinin ne istediğini anlamaya çalışarak ona büyük bir sevgi ve dikkatle bakmak.
547 . Gözlüğü atmak : Bir durumu veya olayı artık tarafsız bir şekilde değerlendirmeye karar vermek demektir.
548 . Gözü aç : Uyanık, kurnaz, kandırılması ve aldatılması zor olan kişi anlamına gelir.
549 . Gözü açık davranmak : Dikkatli ve uyanık hareket etmek demektir.
550 . Gözü açık dolaşmak : Her an tetikte ve dikkatli olmak demektir.
551 . Gözü açık gezmek : Her şeye dikkat ederek temkinli davranmak demektir.
552 . Gözü açık gitmek : Bir isteği veya amacı gerçekleşmeden ölmek, için için hasret çekerek vefat etmek.
553 . Gözü açık olmak : Dikkatli ve uyanık davranmak anlamına gelir.
554 . Gözü açık olmak gerek : Dikkatli davranmanın önemini anlatmak anlamına gelir.
555 . Gözü açık tutmak : Çevrede olan bitene dikkat etmek anlamına gelir.
556 . Gözü açılmak : Gerçekleri fark ederek bilinçlenmek anlamına gelir.
557 . Gözü arkada : Aklının bir köşesi hep geride bıraktığı sevdiklerinde veya yarım işlerinde kalmak.
558 . Gözü arkada bırakmak : Giderken endişe yaratmak anlamına gelir.
559 . Gözü arkada bırakmak istememek : Giderken endişe yaratmamak demektir.
560 . Gözü arkada bırakmamak : Hiç endişe yaratmadan ayrılmak demektir.
561 . Gözü arkada kalmak : Giderken bir konuda endişe duymak demektir.
562 . Gözü arkada kalmamak : Hiç endişe duymadan ayrılmak demektir.
563 . Gözü arkada kalmış olmak : Giderken içinde endişe bulunmak anlamına gelir.
564 . Gözü başka yer görmemek : Sadece bir işe veya kişiye odaklanarak etrafındaki diğer her şeyi unutmak.
565 . Gözü çıkasıca : Kötü davranan veya zarar veren bir kimseye karşı söylenen ilenç sözü.
566 . Gözü çıkmak : Birine karşı duyulan aşırı öfke sonucu söylenen kaba bir ilenç.
567 . Gözü dalmak : Bakışlarını bir noktaya dikerek uzaklara bakıp derin ve sessiz düşüncelere dalıp gitmek.
568 . Gözü dışarda olmak : Bulunduğu yeri, işi veya ilişkisini yetersiz görüp başka yerlere heveslenmek.
569 . Gözü dışarıda : Evindekiyle yetinmeyip gözü sürekli başka yerlerde veya başka insanlarda olan.
570 . Gözü dışarıda olmak : Kendi evi veya eşiyle yetinmeyip sürekli olarak başka arayışlar içinde bulunmak.
571 . Gözü doymak : Sahip olduklarıyla yetinmek anlamına gelir.
572 . Gözü doymamak : Sahip olduklarıyla yetinmemek anlamına gelir.
573 . Gözü doymamış olmak : Sahip olduklarıyla yetinmemek demektir.
574 . Gözü doymaz : Sahip olduğu her şeye rağmen daha fazlasını isteyen, son derece açgözlü kimse.
575 . Gözü doymaz olmak : Sahip olduklarıyla yetinmemek anlamına gelir.
576 . Gözü doymuş olmak : Sahip olduklarıyla yetinmek demektir.
577 . Gözü doymuş sayılmak : Sahip olduklarıyla yetinmiş kabul edilmek anlamına gelir.
578 . Gözü doymuş saymak : Artık daha fazlasını istemez kabul etmek anlamına gelir.
579 . Gözü dönmek : Aşırı öfke veya heyecandan dolayı ne yaptığını bilemez, saldırgan bir hale gelmek.
580 . Gözü dünyayı görmemek : İçinde bulunduğu çok yoğun duygu nedeniyle çevresinde olup bitenle hiç ilgilenmemek.
581 . Gözü gibi : Bir eşyayı veya canlıyı sanki kendi gözüymüş gibi titizlikle korumak.
582 . Gözü gibi bakmak : Çok değer vererek özenle korumak demektir.
583 . Gözü gibi sakınmak : Bir şeyi veya kimseyi çok önemseyip, büyük bir özenle korumak ve kollamak.
584 . Gözü gibi sevmek : Bir kimseyi dünyadaki her şeyden daha çok, en üstün derecede sevmek.
585 . Gözü gönlü açılmak : Güzel bir yer veya manzara görünce ferahlamak ve neşesinin yerine gelmesi.
586 . Gözü hiçbir şey görmemek : Aşırı öfke, hırs veya heyecanla sağduyusunu kaybetmiş olmak.
587 . Gözü ısırmak : Birini tam olarak hatırlayamasa da daha önceden bir yerlerden tanıyor gibi gelmek.
588 . Gözü ilişmek : Bir şeyi hiç amaçlamadığı halde tamamen tesadüf eseri bir anda görüvermek demektir.
589 . Gözü kalmak : Bir şeyi çok beğenip ona sahip olmayı içten içe çok fazla istemek.
590 . Gözü kanmak : Uzun süre bir şeye bakmaktan veya uykusuzluktan gözleri kızarmak ve yorulmak.
591 . Gözü kapalı : Bir işi çok iyi bildiği için hiç düşünmeden kolayca yapabilmek demektir.
592 . Gözü kapalı inanmak : Hiç sorgulamadan güvenmek anlamına gelir.
593 . Gözü kapalı kabul etmek : Hiç sorgulamadan onaylamak demektir.
594 . Gözü kapalı kabul görmek : Hiç sorgulanmadan onaylanmak anlamına gelir.
595 . Gözü kapalı kabullenmek : Hiç sorgulamadan kabul etmek demektir.
596 . Gözü kapalı savunmak : Hiç sorgulamadan desteklemek demektir.
597 . Gözü kapalı yapmak : Hiç tereddüt etmeden güvenle davranmak anlamına gelir.
598 . Gözü kara : Hiçbir tehlikeden korkmadan her türlü riske cesurca atılabilen çok yiğit kişi.
599 . Gözü kara olmak : Tehlikeden korkmadan cesurca davranmak anlamına gelir.
600 . Gözü kararmak : Öfke, hırs veya açgözlülükten aklını ve mantığını kaybetmek, gözünü budaktan sakınmamak.
601 . Gözü kesmek : Bir işi başarabileceğine dair kendine tam olarak güven duymak ve inanmak.
602 . Gözü kızmak : Aşırı öfke nedeniyle etrafına zarar verecek kadar kontrolünü tamamen kaybetmiş olmak.
603 . Gözü korkmak : Yaşanan olumsuzluk nedeniyle çekingen hale gelmek demektir.
604 . Gözü kör olsun : Yaşanan kötü bir duruma veya talihsizliğe karşı duyulan büyük tepki sözü.
605 . Gözü pek : Hiçbir tehlikeden korkmayan, cesur ve atılgan olan kimseler için kullanılır.
606 . Gözü pek olmak : Hiçbir şeyden çekinmeyen yapıda olmak demektir.
607 . Gözü sönmek : Yaşlılık veya hastalık sebebiyle görme yeteneğini tamamen veya çok büyük oranda yitirmek.
608 . Gözü sulanmak : Bir şeyi çok beğenip ona sahip olmayı aşırı derecede istemek demektir.
609 . Gözü sulu : En küçük bir olayda bile hemen ağlamaya başlayan, çok duygusal kişi.
610 . Gözü tanesinde olmak : Kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak sadece alacağı faydayı düşünmek demektir.
611 . Gözü tok : Eldeki imkanlarla yetinmesini bilen ve başkasının malında asla gözü olmayan.
612 . Gözü tutmak : Bir kimseyi veya işi güvenilir bularak onu yapmaya tam karar vermek.
613 . Gözü tutmamak : Bir kimseye veya bir işe tam olarak güvenemeyip ondan kuşkulanmak.
614 . Gözü uyku tutmamak : Zihni meşgul eden düşünceler veya heyecan sebebiyle bir türlü uykuya dalamamak.
615 . Gözü üzerinde olmak : Bir kimseyi veya şeyi sürekli kontrol etmek, ondan gözünü ayırmamak.
616 . Gözü yaşlı : Sürekli üzüntülü, acılı olan, ağlamaklı bir hali bulunan kimseler için söylenir.
617 . Gözü yaşlı kalmak : Sevdiği birini kaybedince uzun süre büyük bir üzüntü ve keder yaşamak.
618 . Gözü yememek : Bir işin zorluğu karşısında onu başaramayacağını anlayıp o işten vazgeçmek.
619 . Gözü yılmak : Karşılaştığı büyük zorluklar sebebiyle cesaretini tamamen kaybedip o işten geri durmak.
620 . Gözü yollarda kalmak : Gelecek olan birini veya bir haberi çok büyük bir merakla beklemek.
621 . Gözü yükseklerde olmak : Bulunduğu durumdan çok daha üstün ve lüks bir hayata ulaşmak istemek.
622 . Gözü yüksekte : Şu anki durumundan çok daha üstün mevki ve hayat şartlarını istemek.
623 . Gözüm arkada kalmadı : Gözetilmesi gereken bir işin güvenilir ellere teslim edildiğinden emin olmak demektir.
624 . Gözüm görmesin : Birine duyulan aşırı öfke nedeniyle onu bir daha asla görmek istememek.
625 . Gözüm ısırmak : Bir kimseyi daha önceden mutlaka bir yerlerden tanıyor olduğunu hayal meyal hatırlamak.
626 . Gözün aydın : Özlemle beklenen birinin gelmesi veya sevindirici bir haber alınması üzerine söylenir.
627 . Gözün üstünde kaşın var dememek : Her şeye bir bahane bulan kişilerin anlamsız ve gereksiz eleştirilerini ifade eder.
628 . Gözünde büyütmek : Bir işi, sorunu veya engeli olduğundan daha zor, daha karmaşık olarak algılamak.
629 . Gözünde tütmek : Çok özlemek, birinin gelmesini veya bir şeye kavuşmayı sabırsızlıkla beklemek.
630 . Gözünden düşmek : Birinin yanındaki değerini, saygınlığını kaybetmek, artık sevilmemek veya beğenilmemek.
631 . Gözünden kaçmak : Fark edilmemek, dikkatten uzak kalmak, görülmeyip atlanmak.
632 . Gözüne bakmak : İsteğini anlamaya çalışarak hareket etmek anlamına gelir.
633 . Gözüne batmak : Davranışlarıyla rahatsız edici olmak anlamına gelir.
634 . Gözüne battı : Birinin hoşuna gitmediği, rahatsız olduğu için sevmediği ve gördüğünde tedirgin olduğu kişi.
635 . Gözüne çarpmak : Hiç aramıyor olmasına rağmen bir şeyi tesadüfen ve aniden fark etmek.
636 . Gözüne dizine dursun : Önemsiz bir şeyi çok abartarak anlatan kişiye söylenen bir azarlama sözü.
637 . Gözüne girmek : Davranışlarıyla beğeni kazanmak anlamına gelir.
638 . Gözüne ilişip kalmak : Fark edilip akılda kalmak demektir.
639 . Gözüne ilişmek : Ansızın fark edilir olmak anlamına gelir.
640 . Gözüne kestirip almak : Beğenerek satın almaya karar vermek demektir.
641 . Gözüne kestirmek : Bir işi başarabileceğine veya bir şeyi elde edebileceğine tam kanaat getirmek.
642 . Gözüne sokarcasına : İstenmediği halde, zorla ve çok açık bir şekilde göstermek veya hatırlatmak.
643 . Gözüne sokarcasına göstermek : Bilerek fazlasıyla sergilemek anlamına gelir.
644 . Gözüne sokmak : Bir durumu bilerek dikkat çekici hale getirmek demektir.
645 . Gözüne uyku girmemek : Büyük bir merak, endişe veya heyecan nedeniyle bütün gece hiç uyuyamamak.
646 . Gözünü açıp kapayıncaya kadar : Çok kısa bir sürede, neredeyse anında, bir anda olmak.
647 . Gözünü açmak : Daha önce fark etmediği gerçekleri görerek uyanık ve çok dikkatli davranmak.
648 . Gözünü ayırmamak : Bir şeyi veya bir kimseyi çok büyük bir dikkatle sürekli izlemek.
649 . Gözünü bağlamak : Çeşitli hilelerle birinin gerçekleri görmesini tamamen engelleyerek onu bir güzel aldatmak.
650 . Gözünü boyamak : Bir şeyi olduğundan çok daha güzel göstererek karşısındaki kişiyi kolayca kandırmak.
651 . Gözünü budaktan sakınmamak : En tehlikeli durumlarda bile cesaretle ileri atılarak hiçbir riskten asla kaçmamak.
652 . Gözünü çıkarmak : Bir işi yapmaya çalışırken yanlışlıkla çok daha büyük bir zarar vermek.
653 . Gözünü daldan budaktan sakınmamak : Her türlü zorluğa karşı koyarak korkusuzca ve büyük bir yiğitlikle hareket etmek.
654 . Gözünü doyurmak : Bir şeye uzun süre bakarak görme isteğini veya merakını gidermek.
655 . Gözünü dört açmak : Aldanmamak için her şeyi en ince ayrıntısına kadar çok büyük dikkatle izlemek.
656 . Gözünü duman bürümek : Çok şiddetli bir öfkeye kapılarak doğru ile yanlışı ayırt edemez hale gelmek.
657 . Gözünü hırs bürümek : İstediği şeye ulaşmak için her yolu mubah gören aşırı tutkulu kimse.
658 . Gözünü kan bürümek : Öfke veya intikam hırsıyla birine zarar verecek kadar gözü dönmüş olmak.
659 . Gözünü karartmak : Gelebilecek her türlü tehlikeyi göze alarak sonu belirsiz bir işe girişmek.
660 . Gözünü korkutmak : Birine gözdağı vererek onu yapacağı işten veya savunacağı fikirden vazgeçirmek.
661 . Gözünü oymak : Birine çok ağır bir ceza vermek veya onu çok şiddetli cezalandırmak.
662 . Gözünü sevdiğim : Çok beğenilen veya sevilen bir şeye duyulan hayranlığı ifade eden söz.
663 . Gözünü toprak doyursun : Dünyadaki hiçbir varlıkla yetinmeyen, son derece açgözlü olan insanlar için söylenir.
664 . Gözünü yummak : Gerçekleşen kötü bir olayı veya hatayı bilerek görmezden gelip sessiz kalmak.
665 . Gözünün açığını görmemek : Dikkatsizliği yüzünden en basit gerçekleri bile fark edemeyen kişileri tarif eder.
666 . Gözünün içine bakmak : Bir kimsenin isteklerini yerine getirmek için büyük bir sevgiyle gayret etmek.
667 . Gözünün önüne gelmek : Geçmişte yaşanmış bir olayı sanki şu an oluyormuş gibi zihninde canlandırmak.
668 . Gözünün önüne getirmek : Olmuş veya olacak bir olayı, bir yeri zihninde canlandırmak, hayal etmek.
669 . Gözünün önünü görmemek : Aşırı dalgınlık veya karanlık sebebiyle en yakınındaki engelleri bile fark edememek.
670 . Gözünün üstünde kaşın var dememek : Bir kimseye hiç itiraz etmeden, boyun eğerek itaat etmek.
671 . Gözünün yağını yemek : Birinden bir şey istemek için ona aşırı derecede dil döküp yalvarmak.
672 . Gözünün yaşı kurumamak : Yaşadığı büyük acılar nedeniyle sürekli ağlamak ve bir türlü huzur bulamamak.
673 . Gözünün yaşına bakmamak : Hiç kimseye acımadan, verilen kararı veya cezayı ne olursa olsun uygulamak.
674 . Gözüyle görmeden inanmamak : Kanıt olmadan kabul etmemek demektir.
675 . Gözüyle görmek : Bir durumu bizzat deneyimlemek anlamına gelir.
676 . Gözüyle görmüş olmak : Bir duruma bizzat tanıklık etmek demektir.
677 . Gözüyle görüp inanmak : Bizzat tanık olmadan kabul etmemek demektir.
678 . Gözüyle ölçüp biçmek : Bakışla değerlendirme yapmak demektir.
679 . Gözüyle tartıp biçmek : Bakışla yaklaşık değerlendirme yapmak anlamına gelir.
680 . Gözüyle tartmak : Bir şeyi bakarak ölçmeye çalışmak demektir.
681 . Gurbet acısı çekmek : Memleketten uzakta olmanın hüznünü yaşamak demektir.
682 . Gurbet çekmek : Memleketten uzakta olmanın sıkıntısını yaşamak demektir.
683 . Gurbet elde kalakalmak : Yabancı yerde yalnız ve çaresiz kalmak anlamına gelir.
684 . Gurbet elde kalmak : Yabancı yerde yalnız kalmak anlamına gelir.
685 . Gurbet elde perişan olmak : Yabancı yerde zor duruma düşmek anlamına gelir.
686 . Gurbet elde sürünmek : Yabancı yerde zor şartlarda yaşamak anlamına gelir.
687 . Gurbet elde yaşamak : Memleketten uzakta hayat sürmek demektir.
688 . Gurbet yollarına düşmek : Memleketten ayrılarak yabancı yerlere gitmek anlamına gelir.
689 . Gurur duymak : Bir başarı veya olaydan dolayı kendini veya başkasını takdir etmek, iftihar etmek.
690 . Gurur meselesi yapmak : Küçük bir konuyu onur sorunu haline getirmek anlamına gelir.
691 . Gurur okşamak : Birinin kendini beğenmişliğine veya gururuna hitap ederek onu memnun etmek.
692 . Gururu ayaklar altına almak : Onurunu tamamen hiçe saymak anlamına gelir.
693 . Gururu ayakta kalmak : Onuru zedelenmeden varlığını sürdürmek anlamına gelir.
694 . Gururu ayakta tutmak : Onurunu korumaya özen göstermek demektir.
695 . Gururu incinmek : Onuru zedelenerek kırılmak demektir.
696 . Gururu incitmek : Birinin onurunu kıracak davranışta bulunmak demektir.
697 . Gururu kırılmak : Onuru incinerek üzülmek demektir.
698 . Gururu okşamak : Birinin kendini değerli hissetmesini sağlamak demektir.
699 . Gururu zedelenmek : Onuru incinerek kırılmak anlamına gelir.
700 . Gururuna dokunmak : Bir söz veya davranışın birinin onurunu incitmesi, gururunu zedelemesi.
701 . Gururuna yedirememek : Onuru, kibir veya öz saygısı nedeniyle bir şeyi kabul etmeyi reddetmek.
702 . Gururunu ayaklar altına almak : Onurunu hiçe saymak demektir.
703 . Gururunu korumak : Onurunu zedeleyecek durumlardan kaçınmak demektir.
704 . Güce başvurmak : İstediğini yaptırmak için zor kullanmak anlamına gelir.
705 . Güce boyun eğmek : Baskı karşısında direnememek anlamına gelir.
706 . Güce dayalı olmak : Kuvvet ve baskıya bağlı şekilde yürümek demektir.
707 . Güce dayanan düzen kurmak : Baskı ve kuvvetle sistemi ayakta tutmak anlamına gelir.
708 . Güce dayanmak : Zorbalıkla ayakta durmak anlamına gelir.
709 . Güce gitmek : Yapılması zor ve isteksizce yapılan durum olmak anlamına gelir.
710 . Güce teslim olmak : Baskıya karşı koyamayıp boyun eğmek demektir.
711 . Gücü nispetinde katkı sağlamak : Yapabildiği kadar destek vermek demektir.
712 . Gücü nispetinde yapmak : Yapabildiği kadarını yerine getirmek anlamına gelir.
713 . Gücü oranında katkı vermek : Yapabildiği kadar destek sağlamak anlamına gelir.
714 . Gücü yetmediğini anlamak : Yapamayacağını fark etmek demektir.
715 . Gücü yetmek : Bir işi yapabilecek durumda olmak demektir.
716 . Gücü yetmemek : Bir işi yapacak fiziksel, maddi veya zihinsel kuvvete sahip olmamak.
717 . Gücü yettiğince destek olmak : Yapabildiği kadar yardım etmek demektir.
718 . Gücü yettiğince katkı sağlamak : Yapabildiği kadar destek olmak demektir.
719 . Gücü yettiğince yapmak : Yapabildiği kadarını yerine getirmek demektir.
720 . Gücüne gitmek : Bir söz veya davranışın onuru incitmesi, ağırına gitmesi, gururunu kırmak.
721 . Güç bela : Ancak büyük bir zorlukla, güçlükle, uğraşa uğraşa ve son anda başararak anlamına gelir.
722 . Güç bela yapmak : Zorlanarak ve isteksiz biçimde tamamlamak anlamına gelir.
723 . Güç birliği yapmak : Ortak amaç için birlikte hareket etmek demektir.
724 . Güç kaybetmek : Önceki etkisini ve üstünlüğünü yitirmek demektir.
725 . Güç kaybetmiş olmak : Önceki etkisini yitirmiş bulunmak anlamına gelir.
726 . Güç kaybı yaşamak : Etkinliğini ve etkisini yitirmek anlamına gelir.
727 . Güç kaybına uğramak : Etkisini ve üstünlüğünü yitirmek anlamına gelir.
728 . Güç kaybına uğratmak : Etkisini azaltacak duruma sokmak anlamına gelir.
729 . Güç toplamak : Yeni bir işe başlamak için enerji kazanmak anlamına gelir.
730 . Güç yetmemek : Bir işi yapmaya fiziksel veya zihinsel olarak gücünün yetmemesi anlamına gelir.
731 . Güçlük çekmek : Bir işi yaparken zorlanmak demektir.
732 . Güçlük çıkarmak : Bir işin yapılmasını zorlaştırmak, engel olmak, zorluk yaratmak.
733 . Güçlükle : Zar zor, zorluk çekerek, uğraşa uğraşa anlamını taşıyan bir ifade biçimidir.
734 . Güçlükle ayakta durmak : Zor şartlara rağmen dayanmak anlamına gelir.
735 . Güçlükle ayakta kalmak : Hayat şartlarına zor dayanmak demektir.
736 . Güçlükle geçinmek : Hayat şartlarını zor karşılamak demektir.
737 . Güçlükle ilerlemek : Zorluklar içinde yol almak anlamına gelir.
738 . Güçlükle toparlanmak : Zor süreçten yavaş yavaş çıkmak demektir.
739 . Güçlükle yol almak : Zor şartlarda ilerlemek demektir.
740 . Güçlükle yolunu bulmak : Zor şartlarda çözüm üretmek demektir.
741 . Gül bahçesine dönmek : Çok güzel, huzurlu ve neşeli bir yer veya ortam haline gelmek.
742 . Gül gibi bakılmak : Değer verilerek özenle korunmak anlamına gelir.
743 . Gül gibi bakmak : Sevgiyle ve hoşgörüyle yaklaşmak demektir.
744 . Gül gibi geçinip gitmek : Sorunsuz ve huzurlu yaşam sürmek anlamına gelir.
745 . Gül gibi geçinip yaşamak : Huzurlu ve sorunsuz hayat sürmek anlamına gelir.
746 . Gül gibi geçinmek : Huzur içinde sorunsuz yaşamak anlamına gelir.
747 . Gül gibi sevilmek : Herkes tarafından sevilip sayılmak anlamına gelir.
748 . Güle oynaya yapmak : İstekle ve sevinçle yerine getirmek anlamına gelir.
749 . Güler yüz göstermek : Birini neşeyle karşılayarak ona karşı çok nazik ve oldukça dostça davranmak.
750 . Güllük gülistanlık : Her şeyin yolunda gittiği, hiçbir sorun ve sıkıntının bulunmadığı çok huzurlu ortam.
751 . Gülme komşuna gelir başına : Başkasının başına gelen kötü duruma gülersen, aynısı sana da olur.
752 . Gülme krizine tutulmak : Kontrol edilemeyecek şekilde, çok uzun ve şiddetli bir şekilde gülmek.
753 . Gülmekten katılmak : Çok şiddetli şekilde gülmek demektir.
754 . Gülmekten kendini alamamak : Kahkahayı durduramamak demektir.
755 . Gülmekten kırılacak hale gelmek : Aşırı derecede eğlenmek demektir.
756 . Gülmekten kırılmak : Aşırı derecede eğlenmek anlamına gelir.
757 . Gülmekten yerlere yatmak : Aşırı derecede eğlenmek demektir.
758 . Gülünç duruma düşmek : Başkalarının alay edeceği hale gelmek anlamına gelir.
759 . Gülüp geçilecek duruma düşmek : Ciddiye alınmayacak hale gelmek anlamına gelir.
760 . Gülüp geçilecek duruma sokmak : Ciddiyetini yok edecek hale getirmek demektir.
761 . Gülüp geçilecek hale gelmek : Ciddiyetini tamamen kaybetmek anlamına gelir.
762 . Gülüp geçilecek olmak : Ciddiye alınmayacak önemde bulunmak demektir.
763 . Gülüp geçilmek : Ciddiye alınmamak anlamına gelir.
764 . Gülüp geçmek : Önemsemeyip üzerinde durmamak demektir.
765 . Gülüp geçmek gerek : Olayı fazla büyütmemek gerektiğini anlatır.
766 . Gülüp oynamak : Keyifle vakit geçirmek, neşelenip eğlenmek, tasasızca davranmak.
767 . Gümbür gümbür gitmek : Çok iddialı ve gösterişli bir şekilde, büyük bir gürültüyle bir yere ilerlemek.
768 . Güme gidecek duruma düşmek : Değeri anlaşılmadan yok olma tehlikesi yaşamak demektir.
769 . Güme gidecek duruma gelmek : Değeri anlaşılmadan kaybolma riski taşımak demektir.
770 . Güme gidecek olmak : Değeri anlaşılmadan yok olma riski taşımak demektir.
771 . Güme gitme ihtimali taşımak : Değeri anlaşılmadan kaybolma riski barındırmak anlamına gelir.
772 . Güme gitmek : Değeri anlaşılmadan yok olmak anlamına gelir.
773 . Güme gitmek üzere olmak : Değeri anlaşılmadan kaybolma tehlikesi yaşamak demektir.
774 . Güme gitmiş olmak : Değeri bilinmeden kaybolmak anlamına gelir.
775 . Güme gitmiş sayılmak : Değeri fark edilmeden yok olmak demektir.
776 . Gün ağarınca yola düşmek : Sabah erkenden hareket etmek demektir.
777 . Gün ağarınca yola koyulmak : Sabah erken saatlerde hareket etmek anlamına gelir.
778 . Gün ağarmadan çıkmak : Sabah erkenden yola koyulmak demektir.
779 . Gün ağarmadan kalkmak : Sabah çok erken saatte uyanmak demektir.
780 . Gün ağarmadan yola çıkmak : Çok erken saatte hareket etmek demektir.
781 . Gün almak : Bir iş için belirli tarih kararlaştırmak demektir.
782 . Gün almak mecburiyetinde kalmak : İş için tarih belirlemek zorunda olmak anlamına gelir.
783 . Gün almak mecburiyetinde olmak : Resmî iş için tarih belirlemek anlamına gelir.
784 . Gün almak zorunda kalmak : Resmî işlem için tarih belirlemek anlamına gelir.
785 . Gün almak zorunda olmak : Resmî işlem için tarih belirlemek demektir.
786 . Gün aşırı : Bir gün ara ile, iki günde bir yapılan tekrarlı olayları ifade etmek için kullanılır.
787 . Gün doğmadan kalkmak : Çok erken saatte uyanmak anlamına gelir.
788 . Gün doğmadan neler doğar : Her zaman bir umut olduğunu ve beklenmedik iyi gelişmelerin olabileceğini anlatır.
789 . Gün görmek : Rahat ve mutlu günler yaşamak demektir.
790 . Gün görmek nasip olmak : Uzun süreden sonra rahat etmek anlamına gelir.
791 . Gün görmemek : Uzun süre rahat ve huzur yaşamamak anlamına gelir.
792 . Gün görmemiş sözler : Daha önce hiç kimse tarafından duyulmamış, çok farklı ve özgün ifadeler.
793 . Gün görmüş geçirmiş olmak : Hayat tecrübesi edinmiş bulunmak demektir.
794 . Gün görmüş geçirmiş sayılmak : Hayat tecrübesi kazanmış kabul edilmek anlamına gelir.
795 . Gün görmüş insan olmak : Hayat tecrübesi kazanmış olmak anlamına gelir.
796 . Gün ışığı görmek : 1) Hapse düşmüşken özgürlüğüne kavuşmak, 2) Bir gerçek ortaya çıkmak.
797 . Gün ışığına çıkarmak : Gizli kalmış, bilinmeyen bir gerçeği veya belgeyi ortaya koymak, açıklamak.
798 . Gün ışığına çıkmak : Gizli kalmış bir gerçeğin veya olayın herkes tarafından öğrenilecek şekilde duyulması.
799 . Gün sayar olmak : Beklenen zamanı sabırsızlıkla beklemek anlamına gelir.
800 . Gün sayarak beklemek : Sabırsızlıkla zamanı kollamak demektir.
801 . Gün saymak : Sabırsızlıkla zamanı beklemek anlamına gelir.
802 . Gün saymakla bitirmek : Bekleyişin çok uzun sürmesi demektir.
803 . Gün saymakla tükenmek : Bekleyiş sürecinin çok uzun sürmesi demektir.
804 . Gün saymaya başlamak : Beklenen zaman için sabırsızlanmak demektir.
805 . Gün yüzü açılmak : Şansın dönmesi ve rahatlamak anlamına gelir.
806 . Gün yüzü görmek : Rahata kavuşmak demektir.
807 . Gün yüzü görmemek : Hiç ortaya çıkmadan gizli kalmak demektir.
808 . Gün yüzü görmüş olmak : Hayat tecrübesi edinmiş bulunmak anlamına gelir.
809 . Gün yüzü göstermemek : Ortaya çıkmasına izin vermemek anlamına gelir.
810 . Gün yüzüne çıkarmak : Gizli kalan durumu ortaya koymak demektir.
811 . Gün yüzüne çıkmak : Gizli kalan durumun ortaya çıkması anlamına gelir.
812 . Günah benden gitti : Gerekli uyarıları yaptığını ve sorumluluğun artık karşı tarafa geçtiğini bildirmek.
813 . Günah çıkarmak : Suçunu itiraf edip arınmak anlamına gelir.
814 . Günah keçisi : Bir olaydaki asıl suçlular dururken tüm suçu üzerine yıkılan masum kişi.
815 . Günaha girmek : Dini veya ahlaki kurallara aykırı bir davranışta bulunmak, suç işlemek.
816 . Günaha sokmak : Bir başkasının dinen veya ahlaken yanlış bir iş yapmasına sebep olmak, ayartmak.
817 . Günahı boynuna : Yapılan bir yanlışın vebalinin o kişiye ait olduğunu belirtmek için söylenir.
818 . Günahı boynuna almak : Sorumluluğu üstlenmek demektir.
819 . Günahı boynuna olmak : Sorumluluğu üstlenmek anlamına gelir.
820 . Günahı boynuna yazmak : Sorumluluğu birine yüklemek demektir.
821 . Günahını almak : Haksız yere suçlamak demektir.
822 . Günahını almamak : Bir kimse hakkında kesin bilgi sahibi olmadan onu suçlamaktan özellikle kaçınmak.
823 . Günahını üstlenmek : Yapılan hatanın sorumluluğunu almak anlamına gelir.
824 . Günahını vermez : Hiç kimseye en küçük bir yardımı bile dokunmayan, son derece cimri kişi.
825 . Günahını yüklenmek : Yapılan hatanın sorumluluğunu üstlenmek demektir.
826 . Günahıyla sevabıyla : İyilikleri ve kötülükleriyle, tüm özellikleriyle birlikte, olduğu gibi.
827 . Gündem dışı kalmak : Konuşulan konuların tamamen uzağında kalarak artık kimse tarafından önemsenmemek ve tartışılmamak.
828 . Gündeme gelmek : Bir konunun veya kişinin herkes tarafından konuşulmaya ve tartışılmaya başlanması durumu.
829 . Günden güne : Zaman ilerledikçe bir durumun sürekli ve belirgin bir şekilde değişmesi demektir.
830 . Günlerini saymak : 1) Yaşamının sona ermesini beklemek, 2) Sabırsızlıkla beklenen bir günü iple çekmek.
831 . Günlük akışa kapılmak : Hayatı sorgulamadan sürdürmek anlamına gelir.
832 . Günlük akışına bırakmak : Olayları doğal seyrine bırakmak demektir.
833 . Günlük güneşlik olmak : Her şeyin yolunda gitmesi demektir.
834 . Günlük hayatın akışına kapılmak : Olağan düzen içinde yaşam sürmek anlamına gelir.
835 . Günlük hayatına dönmek : Olağan yaşantıyı sürdürmeye başlamak anlamına gelir.
836 . Günlük işlere dalmak : Olağan hayat telaşı içinde kaybolmak anlamına gelir.
837 . Günlük telaşa kapılmak : Hayat koşuşturması içinde kaybolmak demektir.
838 . Günü birliğine : Sadece o güne özel, geçici bir süre için yapılan iş veya durum.
839 . Günü dolmak : Verilen bir sürenin veya vadenin artık sonuna gelindiğini ifade eden durumdur.
840 . Günü geçirmek : Zamanı belirli şekilde değerlendirmek anlamına gelir.
841 . Günü geçmek : Bir işin yapılması gereken vaktin üzerinden çok zaman geçmiş olması demektir.
842 . Günü geçmiş : Geçerliliğini yitirmiş, modası veya tadı kalmamış, bayatlamış.
843 . Günü gelmek : Bir işin yapılma zamanının ulaşması demektir.
844 . Günü gün etmek : Geleceği hiç düşünmeden sadece içinde bulunduğu anın tadını çıkararak neşeyle yaşamak.
845 . Günü gününe denk gelmemek : Ruh hali sürekli değişmek demektir.
846 . Günü gününe uyduramamak : Ruh halini dengeleyememek demektir.
847 . Günü gününe uymamak : Ruh hali sürekli değişkenlik göstermek demektir.
848 . Günü kurtaracak çözüm bulmak : Geçici ama işe yarar yol bulmak anlamına gelir.
849 . Günü kurtaracak olmak : Kısa süreli çözüm sağlamak demektir.
850 . Günü kurtarır olmak : Geçici çözümle durumu idare etmek anlamına gelir.
851 . Günü kurtarmak : Geçici çözümle durumu idare etmek anlamına gelir.
852 . Günü kurtarmaya çalışmak : Geçici çözümlerle idare etmek anlamına gelir.
853 . Günü kurtarmaya yetmek : Geçici olarak yeterli olmak anlamına gelir.
854 . Günün adamı : O günlerde herkesin konuştuğu, popüler ve öne çıkan kişi.
855 . Günün birinde : Belirsiz bir gelecekte, bir zaman, eninde sonunda anlamında.
856 . Gününde olmamak : O gün keyifsiz, sinirli veya isteksiz bir ruh halinde bulunmak.
857 . Gününe uymamak : Ruh hali sürekli değişmek anlamına gelir.
858 . Gününü doldurmak : Bir görevde, işte veya yerde belirlenen süreyi tamamlamış olmak.
859 . Gününü göstermek : Cezalandırmak, hak ettiği kötü karşılığı vermek, layık olduğu sonu yaşatmak.
860 . Gününü gün etmek : Hiç geleceği düşünmeden, tasasızca, keyfine bakarak, eğlenerek vakit geçirmek.
861 . Gürültü çıkarmak : Olay çıkarmak, yüksek sesle tartışarak veya protesto ederek dikkatleri üzerine çekmek.
862 . Gürültü koparmak : Bir konuda büyük tartışma veya kargaşa çıkarmak, yaygara koparmak.
863 . Gürültüye boğmak : Bir sesi veya konuyu, daha yüksek bir gürültüyle bastırmaya çalışmak.
864 . Gürültüye getirmek : Asıl konuyu veya sorunu, yapay tartışmalarla ve gereksiz sözlerle geçiştirmek.
865 . Güven aşılamak : Birine kendisine veya bir şeye güvenmesi için cesaret ve inanç vermek.
866 . Güven beslemek : Birine veya bir şeye inanmak, onun doğru ve güvenilir olduğuna inanmak.
867 . Güven bunalımı : Bir kişiye, kuruma veya sisteme duyulan güvenin sarsıldığı dönem veya durum.
868 . Güven oyunu oynamak : Birini aldatmak için ona güven verici davranışlarda bulunmak, kandırmak.
869 . Güven tazelemek : Sarsılan bir güveni yaptığı olumlu işlerle yeniden eski güçlü haline getirmek.
870 . Güven telkin etmek : Davranış ve sözlerle karşı tarafa kendisine inanma hissi vermek.
871 . Güven vermek : Birine karşı inandırıcı, dürüst ve emin bir izlenim bırakmak anlamına gelir.
872 . Güvence altına almak : Bir işin veya durumun ileride sorun çıkarmaması için gerekli tüm tedbirleri almak.
873 . Güvendiği dağlara kar yağmak : Yardım beklediği kişilerden umduğu desteği alamayarak çok büyük bir hayal kırıklığına uğramak.
874 . Güvenini kaybetmek : Birinin size duyduğu inancı yanlış bir hareketle veya sözle yitirmek anlamına gelir.
875 . Güvenini kazanmak : Bir kimsenin, dürüst davranışlarla size duyduğu inancı elde etmek demektir.
876 . Güvenlik kemeri bağlamak : Bir zorluk veya krize karşı önceden tedbir almak, hazırlıklı olmak demektir.
877 . Güya : Gerçekte öyle olmadığı halde, öyleymiş gibi davranarak veya söyleyerek ifade etmek.
878 . Güya yapmak : Gerçekten yapmak niyeti olmadan, görüntü vermek için bir işle uğraşmak.
879 . Güzel güzel : Sorunsuz, kavgasız, tatlı bir şekilde, iyi geçinerek anlamını taşır.
880 . Güzel söz : İncitmeyen, yatıştıran, gönül alan ve hoşa giden konuşma biçimi.
881 . Güzellik kervanına katılmak : Genel geçer beğenilere uygun davranışlar sergileyerek topluma uyum sağlamak.
882 . Güzellik uykusu : Kişinin daha dinç ve taze görünmek amacıyla gün ortasında uyuduğu kısa uyku.