Ü-V-Y-Z İLE BAŞLAYAN ATASZÖLERİ

Ü Harfi ile Başlayan Atasözleri

1. Üzüm üzüme baka baka kararır :  İnsanlar, çevresindekilerden etkilenir ve benzer davranışlar geliştirir.

2. Üzüm komşuya tatlı gelir :  Başkasının sahip olduğu şey daha cazip ve değerli görünür.

3. Üzümün çürüğü, bütün salkımı bozar :  Bir kişinin hatası veya kötülüğü, tüm grubu etkileyebilir.

4. Üzümün tadı, zamanında yenirse güzeldir :  Her şeyin doğru zamanda yapılması en iyi sonucu verir.

5. Üç kişi bir araya gelince fikir doğar :  Birlikte düşünen insanlar, yeni ve faydalı çözümler üretir.

6. Üç kuruşluk mal, çok emek ister :  Değersiz görünen şeyler bile dikkat ve çaba gerektirir.

7. Üç yıl sabır, bir gün sevinç getirir :  Uzun süre sabretmek, sonunda mutluluk ve başarı sağlar.

8. Üzümünü erken yersen ekşi olur :  İşler aceleyle yapılırsa, sonuçlar olumsuz olabilir; zamanlama önemlidir.

9. Üzüm, olgunlaşınca düşer :  Her şeyin zamanı gelir; sabırlı olmak gerekir.

10. Üç defa düşün, bir defa söyle :  Konuşmadan önce dikkatli düşünmek yanlışları önler ve doğru karar sağlar.

11. Üzüntü paylaşıldıkça azalır :  Sıkıntılar, paylaşınca hafifler ve insan rahatlar.

12. Üç adım düşün, bir adım at :  Acele etmeden karar almak, hatalardan korunmayı sağlar.

13. Üzümünü paylaş, dostunu kazan :  Paylaşmak, ilişkileri güçlendirir ve güveni artırır.

14. Üstüne düşeni yapmayan, zarar görür :  Sorumluluklarını yerine getirmeyen kişi sıkıntı yaşar.

15. Üç kişi sır tutmazsa gizli kalmaz :  Çok kişi bilirse sır ortaya çıkar; dikkat gerekir.

16. Üzümle şarap, emek ister :  Değerli şeyler zaman ve sabırla elde edilir.

17. Üç günün sabrı, bir ömre bedeldir :  Küçük sabırlar, uzun vadede büyük kazanç sağlar.

18. Üzüme bak, dostunu tanı :  İnsanların değerini ve gerçek dostlarını zamanla anlarsın.

 V Harfi ile Başlayan Atasözleri

1. Vakit nakittir :   Zaman değerlidir; boşa harcanmamalı ve verimli kullanılmalıdır.

2. Vakit, zamanla her şeyi gösterir :   Sabır ve süre, olayların ve gerçeklerin açığa çıkmasını sağlar.

3. Vaktiyle yapılan iş, kolay olur :   İşler zamanında yapılırsa, daha az çaba ve sorunla tamamlanır.

4. Vaktiyle öğüt alınan, zarardan kurtulur :   Deneyimli kişilerin tavsiyelerini dinlemek, hataları önler ve fayda sağlar.

5. Varlık, mutluluk getirmez :   Sadece mal ve para insanı mutlu etmez; değerler ve ilişkiler önemlidir.

6. Varlık içinde kanaatkâr olmak gerekir :   Sahip olunanla yetinmek, huzur ve güveni getirir.

7. Varlık, bilgeliği artırmalı :   Sahip olunan değerler, akıl ve bilgiyle doğru yönetilmelidir.

8. Varlığını gösterme, alçakgönüllü ol :   Gösteriş ve kibir, saygı kaybettirir; tevazu önemlidir.

9. Varlık elden çıkmaz, akılla korunur :   Mal ve değerler, dikkat ve tedbirle kaybolmadan korunur.

10. Varlık elden giderse dost belli olur :   Zor durumda gerçek dostlar ortaya çıkar.

11. Varlık, yalnızca çalışmayla artar :   Kazanç, emek ve çalışmadan elde edilmez; çaba şarttır.

12. Varlık ve güç, akılla kullanılmalı :   Sahip olunan değerler, bilinçli ve doğru yöntemle yönetilmelidir.

13. Varlık, sabırla değerlidir :   Zenginlik ve kaynak, doğru kullanılırsa uzun süre fayda sağlar.

14. Varlık sahibi, cömert olmalıdır :   Sahip olan kişi, paylaşmayı bilirse saygı ve sevgi kazanır.

15. Varlık, tembellikle boşa gider :   Çaba göstermeyen kişi, kazancını kaybeder ve değeri azalır.

16. Varlık insanı sınar :   Mal ve güç, karakteri ortaya çıkarır; ölçülü davranmak önemlidir.

17. Varlığın ölçüsü, akıl ve davranıştır :   Zenginlik, sadece mal değil, bilgece yönetilen değerdir.

18. Varlık, düşmana karşı dikkat gerektirir :   Sahip olunan değerler, korunmalı ve kötü niyetlilere karşı uyanık olunmalıdır.

19. Varlık elden çıktığında dost belli olur :   Zor zamanlarda gerçek arkadaşlar anlaşılır ve ortaya çıkar.

20. Varlıkla sabır birleşirse huzur gelir :   Mal ve kaynak, sabırla kullanılırsa mutluluk sağlar.

21. Varlık akılsızca harcanırsa kaybolur :   Değerler, bilinçsiz kullanım ile hızla tükenir; dikkat şarttır.

22. Varlık içinde kanaat, huzur getirir :   Sahip olana razı olmak, stres ve sıkıntıyı azaltır.

23. Varlık, sabır ve emekle çoğalır :   Zenginlik, çalışmayla ve zamana yayılmış çabayla artar.

24. Varlık gösterişi, saygıyı azaltır :   Gösteriş yapmak, çevreden saygı kaybettirir; alçakgönüllülük önemlidir.

25. Varlık ve bilgi, insanı yüceltir :   Mal ve akıl bir araya geldiğinde insan saygın olur.

26. Varlık elden gittiğinde ders alınır :   Kaybedilen değerler, gelecekte dikkatli olmayı öğretir.

27. Varlıkla düşmanı tanırsın :   Sahip olunan değerler, çevredeki niyetleri ortaya çıkarır.

28. Varlıkla insanın karakteri ölçülür :   Zenginlik veya güç, insanın ahlaki ve etik değerlerini gösterir.

29. Varlık, sabır ve ölçüyle değer kazanır :   Mal ve kaynak, doğru kullanılınca anlamlı ve faydalı olur.

30. Varlık, dostlukla anlam kazanır :   Mal ve güç, paylaşıldığında değerli ve anlamlı olur.

31. Varlık, düşünce ve akılla korunur :   Sahip olunan değerler, akılcı yöntemle muhafaza edilmelidir.

32. Varlık, zamanında kullanılmalıdır :   Mal ve kaynak, doğru zamanda değerlendirilirse fayda sağlar.

33. Varlık, çalışkanla büyür :   Emek ve gayret olmadan mal veya güç çoğalmaz; çaba önemlidir.

 Y Harfi ile Başlayan Atasözleri

1. Yağmur damlası taşı deler: Küçük ve sürekli çabalar, zamanla büyük başarılar ve kalıcı değişimler yaratabilir.

2. Yağmur duası yağmadan gelmez: Dualar, sabır ve somut çaba ile birleşmedikçe sonuç vermez; kolay kazanılmaz.

3. Yağmur yağmadan tarlalar yeşermez: Emek ve hazırlık olmadan başarılı bir sonuç almak mümkün değildir.

4. Yağmurla gelen bereket, zamanla anlaşılır: Bir işin olumlu meyveleri, sabırla beklenirse doğru zamanda görülür.

5. Yağmurun ardı güneşle güzeldir: Zorluklar ve sıkıntılar bittikten sonra gelen huzur ve mutluluk daha değerlidir.

6. Yakın akraba uzak dosttan iyidir: Aile ve yakın çevre, zor zamanlarda uzak arkadaşlardan daha güvenilir ve destekleyicidir.

7. Yakın gözden uzak gönül olur: İnsanlar sık görüşmezse, duygusal bağlar zayıflayabilir; ilişkileri canlı tutmak gerekir.

8. Yakın iş, yakın dost gerektirir: Önemli ve kişisel işlerde, güvenilir ve sadık kişilerle çalışmak başarı getirir.

9. Yalancı dost, gerçek düşmandan kötüdür: Güvenilmez ve ikiyüzlü bir kişi, açık bir düşmandan daha tehlikeli olabilir.

10. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar: Söylenen yalan ne kadar gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın, er ya da geç mutlaka ortaya çıkar.

11. Yalancının ayağı yere basmaz: Yalan söyleyen kişi, güven ve itibarını kaybeder, toplumda sağlam bir yeri kalmaz.

12. Yalınayak insan, ağır iş görür: Maddi imkanları kısıtlı olan kişi, azim ve çalışkanlıkla büyük işler başarabilir.

13. Yalnız taş duvar olmaz: Büyük ve önemli işler, ancak birlik ve dayanışma içinde başarılabilir; tek başına güç yetmez.

14. Yalnız yaşayanın dostu az olur: Sosyal ilişkileri sınırlı olan kişiler, ihtiyaç anında yardım ve destek bulmakta zorlanır.

15. Yalnızlık, insanı olgunlaştırır: Kişi, kendi başına kaldığında kendini daha iyi tanır, sabırlı ve deneyimli hale gelir.

16. Yalnızlık, sabrı öğretir: Tek başına kalmak, insana dayanıklılık, olgunluk ve sabretmeyi öğretir.

17. Yanak yanak, dost olur: Samimi ve sıcak ilişkiler, insanlar arasında gerçek dostlukların temelini oluşturur.

18. Yangın yeri, dumanla belli olur: Büyük sorunlar veya tehlikeler, küçük belirtilerle önceden anlaşılabilir; dikkatli olunmalı.

19. Yanlış anlaşılma, çok sözle düzelir: Yanlış anlaşılmaları gidermek için açık ve net bir iletişim kurmak şarttır.

20. Yanlış hesap Bağdat’tan döner: Yapılan bir hata veya haksızlık ne kadar uzaklara gitse de, eninde sonunda düzeltilir ve hesabı sorulur.

21. Yanlış hesap, ev sahibini ağlatır: Dikkatsizce veya yanlış yapılan iş ve hesaplar, sonunda sorumlu kişiye büyük zarar verir.

22. Yanlış iş, doğruyu bozar: Hatalı davranışlar veya sistemler, doğru olan düzeni de bozar ve tüm süreci olumsuz etkiler.

23. Yanlış iş yapan, zarar görür: Kötü niyetle veya hatalı yapılan işler, eninde sonunda yapan kişiye zarar olarak döner.

24. Yanlışı kabul etmek erdemdir: Hatasını fark edip kabul eden ve düzeltmeye çalışan kişi, olgunluk ve erdem gösterir.

25. Yaramaz çocuk, sıkıntı yaratır: İtaatsiz ve dikkatsiz çocuklar, aile ve çevre için sürekli sorun kaynağı olabilir; eğitim önemlidir.

26. Yaratıcı düşünce, başarıyı getirir: Yenilikçi fikirler ve yaratıcı çözümler geliştiren kişiler, başarıya ve ilerlemeye ulaşır.

27. Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir: Çok yetenekli olduğu halde tembel tembel yatan kişiden, az yetenekli ama çalışkan olan daha iyidir.

28. Yavaş adım, sağlam yol: Acele etmeden, dikkatli ve emin adımlarla ilerleyen kişi, hedefine güvenle ulaşır.

29. Yavaş giden, yolu tamamlar: Sabırlı ve kararlı bir şekilde ilerleyen kişi, en sonunda mutlaka hedefine varır.

30. Yavaş ilerlemek, hatayı azaltır: Aceleci olmayan, düşünerek hareket eden kişi, hata yapma ihtimalini düşürür.

31. Yavaş ilerleyen, hatasız gider: Telaş etmeden, planlı hareket edenler, işlerinde daha az hata yaparlar.

32. Yavaş iş, büyük iş olur: Sabırla ve özenle yapılan işler, uzun vadede kalıcı ve değerli sonuçlar verir.

33. Yavaş iş, sağlam iş olur: Aceleyle yapılan işler genellikle kusurlu olur; sağlam iş için dikkat ve özen şarttır.

34. Yavaş su, taşı aşındırır: Sürekli ve sabırlı bir çaba, en sert engelleri bile zamanla aşabilir.

35. Yavaş yılan, deliğe ulaşır: Sabırlı ve ısrarcı kişi, en zor hedeflere bile zamanla ulaşmayı başarır.

36. Yavaş yürüyen, yorulmaz: Acele etmeyen, tempolu ilerleyen kişi, hem enerjisini korur hem de dikkatli olur.

37. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır: Bazı suçlular o kadar cüretkar olur ki, haklı olan kişiyi susturup kendini haklı çıkarmaya çalışır.

38. Yavuz, cesur olur: Kararlı ve yürekli insanlar, zorluklar karşısında yılmaz ve mücadele eder.

39. Yaz gelince yol görünür: Zorlu ve belirsiz dönemler geçtikten sonra, ileriye dönük yol ve çözümler netleşir.

40. Yaz günü ateş, kış günü su gibi değerlidir: Her şeyin değeri, ihtiyaç duyulduğu zaman ve koşullara göre artar.

41. Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer: Yazın sıcağında çalışıp hazırlık yapan kişi, kışın rahat ve bolluk içinde yaşar.

42. Yazın ekin, kışın biçim: Her işin bir zamanı ve sırası vardır; doğru zamanda yapılan iş, verimli sonuç verir.

43. Yaz yağmuru, bereket getirir: Zamanında ve ölçülü gelen yardım veya destek, büyük fayda ve bolluk sağlar.

44. Yaşam kısa, işlerin kıymeti büyük: Ömür sınırlıdır; bu yüzden zamanı değerli işler yaparak geçirmek gerekir.

45. Yaşam sabırla güzeldir: Hayatın güzellikleri ve başarıları, sabır ve dayanıklılık gösterenlere nasip olur.

46. Yaşamak, öğrenmekle güzeldir: Hayat, sürekli öğrenme ve kendini geliştirme sayesinde anlam ve değer kazanır.

47. Yaşanan acı, ders olur: Başa gelen zorluklar ve acılar, kişiye tecrübe kazandırır ve onu geleceğe hazırlar.

48. Yaşlı dost, genç sırdaş: Yaşlı ve tecrübeli kişiler, gençlere güvenilir bir danışman ve yol gösterici olabilir.

49. Yaşlı göz, çok görür: Deneyimli insanlar, olayları derinlemesine anlar ve geleceği daha iyi öngörebilir.

50. Yaşlı insan, hikmet sahibidir: Yaşlılar, uzun hayat tecrübeleri nedeniyle bilgelik ve derin anlayış sahibidir.

51. Yaşlı sözünden genç öğrenir: Gençler, yaşlıların öğüt ve tavsiyelerini dinleyerek hayatta daha az hata yaparlar.

52. Yaşlıyı saymak, erdemdir: Tecrübeli yaşlılara saygı göstermek, toplumsal bir erdem ve olgunluk işaretidir.

53. Yaşına göre davranmak gerekir: İnsan, içinde bulunduğu yaşın gerektirdiği olgunluk ve sorumlulukla hareket etmelidir.

54. Yaşını bilen, işini bilir: Kendi kapasitesini ve sınırlarını bilen kişi, yapabileceği işleri doğru seçer.

55. Yaşayan, öğrenir: Hayat, devam eden bir öğrenme sürecidir; yaşadıkça insan bilgi ve tecrübe kazanır.

56. Yel esti mi, dal sallanır: Küçük bir etki veya kıvılcım, bazen beklenmedik ve büyük sonuçlar doğurabilir.

57. Yel ile yelken açılmaz: Sadece dış koşullara güvenmek yeterli değildir; kişinin kendi hazırlığı ve çabası şarttır.

58. Yel kayadan ne alır?: Güçsüz ve etkisiz bir girişim, sağlam ve köklü bir yapıyı etkileyemez; gerçekçi olmak gerek.

59. Yelken açan, rüzgârı bekler: Başarılı olmak için doğru zamanı ve uygun koşulları sabırla beklemek önemlidir.

60. Yemek pişmeden sofraya gelmez: Her işin bir hazırlık ve olgunlaşma süreci vardır; sabırsızlık sonuç vermez.

61. Yemek yedikten sonra söz söylemek gerekir: Aç karınla ve telaş içinde verilen kararlar yanlış olabilir; sakin zamanı beklemelidir.

62. Yere bakan yürek yakan: Dışarıdan uysal ve sakin görünen, ama içten içe sinsi planlar kuran kişiler tehlikelidir.

63. Yeter ki çalış, sonuç gelir: Dürüstçe ve azimle çalışan kişi, eninde sonunda emeğinin karşılığını alır.

64. Yeter ki doğru yoldan sapma: İyi niyetle ve doğru yolda ilerleyen kişi, sonunda başarı ve huzura mutlaka ulaşır.

65. Yeter ki niyet temiz olsun, yol açıktır: Saf ve iyi niyetle yola çıkan kişiye, engeller aşılmaz değildir; yol açılır.

66. Yeter ki sözünde dur: Verilen sözü tutmak, insana güvenilirlik ve saygınlık kazandırır; itibarı korur.

67. Yılan, deliğe zarar vermez: Doğal sınırları içinde kalan küçük kötülükler veya tehditler, büyük zararlara yol açmaz.

68. Yılanın başı küçükken ezilir: Sorunlar henüz büyümeden ve kontrolden çıkmadan müdahale etmek en akıllıca yoldur.

69. Yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter: İnsan, en çok korktuğu veya kaçındığı şeyle en beklenmedik yerde karşılaşabilir.

70. Yiğit lakabıyla anılır: Bir kişinin toplumdaki itibarı ve karakteri, ona verilen lakap veya unvanla özdeşleşir.

71. Yineleyen hata, felaketi getirir: Aynı hatayı tekrar tekrar yapmak, zamanla onarılmaz büyük zararlara yol açabilir.

72. Yol gösteren, yolcuyu korur: Bilgili ve tecrübeli rehberler, yoldakileri tehlikelerden korur ve doğru yola iletir.

73. Yol uzun, sabır gerekli: Büyük hedeflere ulaşmak zaman alır; sabır ve sebat, yolculuğun en önemli gereğidir.

74. Yol yürümekle, borç ödemekle tükenir: Zor işler, adım adım ve düzenli çabayla sonuçlanır; ertelemek çözüm değildir.

75. Yola çıkan, sabırla yürür: Bir işe başlayan kişi, kararlılık ve sabırla devam etmeli, aceleci davranmamalıdır.

76. Yolcu yolda belli olur: İnsanın gerçek karakteri, zorluklar ve uzun süreli yolculuklar sırasında ortaya çıkar.

77. Yolcu, yolun zahmetini bilir: Yolu deneyimleyen kişi, çekilen sıkıntıların ve emeğin değerini daha iyi anlar.

78. Yolda düşen, kalkmasını bilmelidir: Hayatta karşılaşılan başarısızlıklar ve düşüşler karşısında, toparlanıp devam etmek gerekir.

79. Yolda sabırlı olan hedefe ulaşır: Sabır ve azimle ilerleyen kişi, en sonunda istediği amaca mutlaka varır.

80. Yolun başı, hedefin anahtarıdır: Doğru bir başlangıç ve iyi bir plan, nihai başarının temel anahtarıdır.

81. Yolun uzunluğu, planı gerektirir: Uzun ve karmaşık işler, ancak detaylı bir planlama ve hazırlıkla başarıyla sonuçlanır.

82. Yolunda emin olan, korkmaz: Ne yaptığını bilen ve hedefinden emin olan kişi, karşısına çıkan engellerden korkmaz.

83. Yolunda ilerleyen, engelden kaçınır: Planlı ve dikkatli şekilde ilerleyen kişi, potansiyel engelleri önceden görüp önleyebilir.

84. Yolunu bilen, engelden korkmaz: Amacını ve gideceği yolu bilen kişi, karşılaşacağı zorlukları aşmakta daha kararlıdır.

85. Yolunu şaşıran, engel görür: Ne yapacağını veya nereye gideceğini bilmeyen kişi, her adımda yeni bir sorunla karşılaşır.

86. Yorgan, başa göre uzatılmalı: Harcamalar ve yaşam standardı, gelir ve imkanlara göre ayarlanmalı; israftan kaçınılmalıdır.

87. Yorgun akıl, çabayı boşa çıkarır: Yorgun ve bitkin bir zihin, yapılan işin verimliliğini düşürür; dinlenmek önemlidir.

88. Yorgun asker, savaşı kaybeder: Yorgun ve hazırlıksız olan kişi, mücadelelerde başarısız olmaya mahkumdur.

89. Yorgun baş, hatayı getirir: Dinlenmemiş ve yorgun olan kişi, dikkatsizlik sonucu hatalar yapmaya daha yatkındır.

90. Yorgun yolcu, mola verirse kazanır: Uzun işlerde arada dinlenmek, hem enerjiyi yeniler hem de verimi artırır.

91. Yufka yüreklilik, insanı zorlar: Aşırı hassas ve duygusal kişiler, hayatın zorlukları karşısında daha çabuk yıpranır.

92. Yük ağır gelirse paylaştır: Büyük sorumluluklar ve iş yükü, başkalarıyla paylaşıldığında daha kolay taşınır ve başarılır.

93. Yükünü bilen, rahat taşır: Kendi gücünün ve kapasitesinin farkında olan kişi, işini daha rahat ve verimli yapar.

94. Yükünü bilen, yolunu şaşırmaz: Sınırlarını ve sorumluluklarını bilen kişi, hedeflerine ulaşmak için doğru yoldan ilerler.

95. Yükselene engel çok olur: Başarı yolunda ilerleyen kişinin karşısına birçok engel çıkacaktır; bu doğaldır.

96. Yükselmek isteyen, sabır göstermeli: Yüksek mevkilere ve başarılara ulaşmak, zaman, emek ve büyük sabır gerektirir.

97. Yükselmek, alçak gönüllüyle olur: İnsan alçakgönüllülükle yükselirse, bu yükseliş kalıcı ve saygın olur; kibir düşürür.

98. Yuvayı yapan dişi kuştur: Bir ailenin düzenini, huzurunu ve devamlılığını sağlayan temel güç genellikle kadındır.

99. Yüksek baş, alçak gönül gerekir: İtibarlı ve güçlü bir konuma sahip olan kişi, tevazu ve alçakgönüllülüğü elden bırakmamalıdır.

100. Yüksekten bakmak, geniş perspektif kazandırır: Olaylara yüksekten ve geniş açıdan bakabilmek, daha doğru ve isabetli kararlar almayı sağlar.

101. Yüksekten bakmak, tevazu ister: Güç ve konum sahibi kişiler, aynı zamanda alçakgönüllü olmayı bilmelidir; aksi halde saygı yitirilir.

102. Yüksekten bakmak, ufku genişletir: Yüksek bir noktadan bakan kişi, daha geniş bir görüş alanına ve daha derin bir anlayışa sahip olur.

103. Yüksekten bakan, ufku geniş görür: Olayları bütüncül bir şekilde değerlendiren kişi, detayları kaçırmaz ve daha iyi plan yapar.

104. Yüksekten düşen, ağır yaralanır: Büyük riskler alan veya yüksek konumda olan kişi, bir düşüş yaşadığında kaybı da o kadar ağır olur.

105. Yüksekten düşen, ders olur: Yaşanan büyük başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları, kişiye paha biçilmez tecrübeler kazandırır.

106. Yüksekten düşen, hazırlıksızsa kaybeder: Riskli işlere girişirken önlem almayanlar, terslik durumunda çok daha fazla zarar görür.

107. Yüksekten inen, güvenle ilerler: Büyük bir başarıdan veya konumdan sonra, planlı ve dikkatli adımlarla ilerlemek güven verir.

108. Yüksekten uçan, alçalmayı unutmamalıdır: Yükselen kişi, alçakgönüllülüğü ve köklerini unutmamalı, mütevazı olmayı bilmelidir.

109. Yüksekten uçan, dikkatle ilerler: Büyük hedefleri olan kişi, her adımını dikkatle atmalı ve riskleri hesaplamalıdır.

110. Yüksekten uçan, dikkatle inmelidir: Zirvedeyken inişe geçmek de özen ve planlama gerektirir; ani düşüşler tehlikelidir.

111. Yüksekten uçan, düşmekten korkar: Yüksek konumda olanlar, bu konumu kaybetme endişesi taşır ve daha tedbirli davranır.

112. Yüksekten uçan, her zaman tehlikede olur: Büyük başarılar ve yüksek mevkiler, beraberinde büyük risk ve sorumluluklar getirir.

113. Yüksekten uçan, rüzgara dikkat eder: Zirvedekiler, çevrelerindeki değişimlere ve tehlikelere karşı daha uyanık olmak zorundadır.

114. Yüksek hayaller, sıkı çalışmayla gerçekleşir: Büyük hayaller, ancak yoğun emek, disiplin ve sürekli çaba ile gerçeğe dönüşebilir.

115. Yükseğe bak, alçalmayı unutma: Büyük hedefler koyarken, mütevazı köklerini ve olası düşüş ihtimalini asla unutmamak gerekir.

116. Yüksekten bakmak, alçak gönüllü olmayı gerektirir: Güç ve yetki sahibi olmak, insanı kibirlendirmemeli; aksine daha alçakgönüllü yapmalı.

117. Yükü paylaşmak, işleri kolaylaştırır: Sorumlulukları ve iş yükünü başkalarıyla paylaşmak, hem verimi artırır hem de ilişkileri güçlendirir.

118. Yürekli insan, başkalarına yardım eder: Cesur ve yürekli kişiler, sadece kendileri için değil, zor durumdakilere yardım etmek için de mücadele eder.

119. Yürekli insan, korkmaz: Cesaret sahibi kişiler, tehlikeler ve zorluklar karşısında korkuya kapılmaz, dik dururlar.

120. Yürekli insan, korkuyu yener: Cesur kişi, içindeki korkuyu yenerek harekete geçer ve engelleri aşar.

121. Yürekli kişi, doğruyu savunur: Yürekli ve dürüst insanlar, haksızlıklar karşısında susmaz, doğrunun yanında yer alır.

122. Yürekli kişi, engel tanımaz: Azimli ve cesur insanlar, karşılarına çıkan engelleri aşmak için her türlü çabayı gösterir.

123. Yürekli kişi, zorlukları aşar: Güçlükler karşısında yılgınlığa kapılmayan, cesur kişiler, hedeflerine ulaşmakta başarılı olur.

124. Yürekten iş yapmak, başarı getirir: Bir işi gönülden, samimiyetle ve isteyerek yapmak, o işte başarı şansını büyük ölçüde artırır.

125. Yürekten inanan, sabırla bekler: İnancı tam olan kişi, sonucun gelmesi için gereken sabrı gösterir ve sonunda mükafatını alır.

126. Yürekten seven, karşılık beklemez: Gerçek sevgi, çıkar gözetmez; seven kişi, sevdiğinin mutluluğu için fedakarlık yapmaktan çekinmez.

127. Yüzsüz insan, saygı kazanamaz: Utanma duygusundan yoksun, arsız kişiler, toplum içinde saygı ve itibar göremez.

128. Yüzsüzlük, güveni yok eder: Yüzsüzce ve sınır tanımaz davranışlar, insanlar arasındaki güveni temelden sarsar.

129. Yüz başa, baş yüze bakar: İnsanlar, birbirlerine davrandıkları gibi karşılık görürler; saygı görmek için saygı göstermek gerekir.

130. Yüz göz etmek, özeni gösterir: Yakın ve samimi ilişkiler, karşılıklı özen, ilgi ve dikkat gerektirir; ilgisizlik zarar verir.

131. Yüz göz olan iş, dikkat ister: Herkesin gözünün üzerinde olduğu, önemli ve karmaşık işler, büyük bir dikkat ve özenle yapılmalıdır.

132. Yüz iyi görsen de kalp önemlidir: İnsanları dış görünüşlerine göre değil, iç dünyalarına, niyetlerine ve karakterlerine göre değerlendirmek gerekir.

133. Yüz karası olan, güven kaybeder: Onuru ve itibarı lekelenen kişi, toplum içindeki güvenilirliğini ve saygınlığını yitirir.

134. Yüz tutmak, nazik olmayı gerektirir: İnsanlarla iyi ilişkiler kurmak ve sürdürmek, nezaket, kibarlık ve incelik gerektirir.

135. Yüz tutmak, niyet ve çaba gerektirir: Bir işe girişmek veya bir hedefe ulaşmak, öncelikle samimi bir niyet ve sürekli çaba ister.

136. Yüz vermek, dost kazanmak demektir: İnsanlara ilgi, alaka ve samimiyet göstermek, onların dostluğunu ve güvenini kazanmanın yoludur.

137. Yüz vermek, güven ve dostluk kazandırır: Açık ve sıcak davranışlar, karşıdaki kişide güven duygusu uyandırır ve dostluğu pekiştirir.

138. Yüz vermeyen, gönül kazanamaz: Soğuk, mesafeli ve ilgisiz davranan kişiler, başkalarının sevgisini ve içten bağlılığını kazanamaz.

139. Yüz vermeyen, güven kazanamaz: İnsanlara kapalı ve soğuk davranmak, onların size güven duymasını ve yakınlaşmasını engeller.

140. Yüz yıl geçse de ah çekme: Geçmişte yapılan hatalar veya kaçırılan fırsatlar için sürekli pişmanlık duymak, şimdiki zamanı da zehir eder; ileriye bakılmalı.

141. Yüz yıl geçse de hatır kalır: İnsanların iyi veya kötü davranışları, uzun zaman geçse bile hafızalardan silinmez ve anılmaya devam eder.

142. Yüz yüze gelmek, anlaşmayı kolaylaştırır: Sorunları yüz yüze, açıkça konuşmak, yanlış anlamaları ortadan kaldırır ve çözüme ulaştırır.

143. Yüz yüze gelmek, anlaşmayı sağlar: Doğrudan iletişim, tarafların birbirini daha iyi anlamasını ve uzlaşma sağlamasını kolaylaştırır.

144. Yüz yüze gelmek, samimiyeti artırır: Yüz yüze yapılan görüşmeler, insanlar arasındaki samimiyet ve güven bağlarını güçlendirir.

145. Yüz yüze konuşmak, anlaşmayı kolaylaştırır: Doğrudan diyalog, karmaşık meseleleri açıklığa kavuşturur ve anlaşmazlıkları çözer.

146. Yüze bakıp karar verme: İnsanlar hakkında sadece dış görünüşlerine bakarak hüküm vermek yanıltıcı olabilir; derinlemesine tanımak gerekir.

147. Yüze bakmadan, kalbini oku: Bir kişiyi gerçekten anlamak için, dış görünüşünün ötesine geçip iç dünyasını ve niyetlerini anlamaya çalışmak gerekir.

148. Yüzün iyi, sözün doğru olsun: İnsan, hem davranışları ve görünüşü hem de söyledikleriyle dürüst, tutarlı ve güvenilir olmalıdır.

149. Yüzünde lekesi olmayan, kalpte temizdir: Dışarıya karşı temiz ve dürüst bir hayat süren kişinin, iç dünyası da genellikle temiz ve huzurludur.

150. Yüzünde tebessüm, kalpte huzur getirir: Gülümsemek ve olumlu davranmak, hem kişinin kendi iç huzurunu artırır hem de çevresine pozitif enerji yayar.

151. Yüzünü başkasına çevirmek, hatadır: Kendi sorumluluklarını yerine getirmek yerine, işi başkasına yıkmak doğru bir davranış değildir.

152. Yüzünü döndüren, işi kaybeder: Sorumluluktan kaçan ve işini savsaklayan kişi, eninde sonunda o işi ve fırsatı kaybeder.

153. Yüzünü göstermek, güven sağlar: Açık, şeffaf ve samimi bir şekilde hareket eden kişi, çevresindekilerin güvenini kazanır.

154. Yüzünü güneşe dön, gölgeden kaç: Hayatta olumlu, aydınlık ve faydalı şeylere yönelmek, olumsuzluklardan ve kötülüklerden uzak durmak gerekir.

155. Yüzünü güneşe dönmek, gölgede kalmaktan iyidir: İyimser olmak ve umutla ileriye bakmak, karamsarlığa kapılıp köşede kalmaktan her zaman daha iyidir.

156. Yüzünü saklayan, gerçeği gizler: Niyetini ve gerçek yüzünü saklayan kişi, güven vermez ve ilişkilerde samimiyet engeli oluşturur.

157. Yüzünü saklayan, sır saklar: Ketum ve dikkatli davranan kişiler, başkalarının sırlarını da kolay kolay ifşa etmez, güvenilir olurlar.

158. Yüzünü sevgiye dön, düşman azalır: İnsanlara sevgi, şefkat ve hoşgörüyle yaklaşmak, düşmanlıkları azaltır ve barışı sağlar.

159. Yüzünü yıkayan, gününe hazırlanır: Temizlik ve düzen, kişinin hem fiziksel hem de zihinsel olarak güne hazır hissetmesini sağlar.

160. Yüzü gülen, kalbi ferah olur: Yüzünde gülümseme olan, içten mutlu olan kişinin kalbi de huzur ve ferahlık dolar.

161. Yüzü güzel olan, gönlü güzel olmayabilir: Dış güzellik, iç güzellikle her zaman örtüşmez; karakter ve ahlak daha önemlidir.

162. Yüzü suyu hürmet görür: Dürüst, temiz ve ahlaklı bir hayat süren kişi, toplum içinde doğal bir saygı ve itibar görür.

163. Yüce dağ, yüksek rüzgârı taşır: Büyük ve güçlü olanlar, beraberinde büyük sorumluluklar ve zorlukları da göğüslemek zorundadır.

164. Yüce gönül, her zaman ödüllendirilir: Cömert, hoşgörülü ve yardımsever kişiler, toplumda sevgi ve saygı görerek manevi bir ödül alır.

165. Yüce gönül, iyiliği ödüllendirir: İyilik yapmak, kişiyi hem iç huzura kavuşturur hem de çevresinden olumlu karşılıklar almasını sağlar.

166. Yüce gönül, kötülüğü affeder: Büyük ve olgun yürekli insanlar, kendilerine yapılan kötülükleri affetmesini bilir, kin tutmaz.

167. Yüce gönüllü insan, anlayışlıdır: Olgun ve hoşgörülü kişiler, başkalarının hatalarını ve farklılıklarını anlayışla karşılar.

168. Yüce gönüllü insan, bilgeliğiyle örnek olur: Bilge ve olgun kişiler, davranışları ve sözleriyle çevrelerine örnek teşkil ederler.

169. Yüce gönüllü insan, dost kazandırır: Yardımsever ve samimi davranışlar, insanların güvenini ve dostluğunu kazanmanın en iyi yoludur.

170. Yüce gönüllü insan, düşmanı dahi sever: Gerçek erdem sahibi, düşmanına bile kin beslemez, onu da sevgi ve anlayışla karşılamaya çalışır.

171. Yüce gönüllü insan, fedakardır: Yüce gönüllü kişiler, kendi çıkarlarını düşünmeden başkaları için fedakarlık yapmaktan çekinmezler.

172. Yüce gönüllü insan, gönül kazanır: İyilik ve hoşgörü, insanların kalbini kazanmanın en kalıcı ve etkili yöntemidir.

173. Yüce gönüllü insan, güven kazandırır: Dürüst, şeffaf ve yardımsever kişiler, çevrelerinde güvenilir bir insan olarak tanınırlar.

174. Yüce gönüllü insan, güvenilir olur: Sözüne sadık, dürüst ve iyi niyetli kişiler, toplumda güvenilir bir karakter olarak kabul görür.

175. Yüce gönüllü insan, hatayı telafi eder: Hata yaptığını fark eden olgun kişi, hatasını düzeltmek için elinden geleni yapar.

176. Yüce gönüllü insan, herkese eşit davranır: Adil ve tarafsız bir şekilde, insanlar arasında ayrım yapmadan herkese eşit muamele eder.

177. Yüce gönüllü insan, her zaman sevilir: Alçakgönüllü, yardımsever ve iyi kalpli insanlar, doğal olarak çevresindekiler tarafından sevilir.

178. Yüce gönüllü insan, huzur getirir: Sabırlı ve anlayışlı tavırlarıyla, bulunduğu ortama huzur ve sükunet getirir.

179. Yüce gönüllü insan, iç huzuru bulur: Başkalarına iyilik yapmak ve olgun davranmak, kişinin kendi iç dünyasında huzur bulmasını sağlar.

180. Yüce gönüllü insan, insanları birleştirir: Hoşgörü ve sevgi dolu yaklaşımı, insanlar arasındaki ayrılıkları giderip birliği sağlar.

181. Yüce gönüllü insan, kötülüğe boyun eğmez: İyiliksever olmak, pasif olmak demek değildir; haksızlıklar karşısında dik durur ve mücadele eder.

182. Yüce gönüllü insan, kötülüğü engeller: İyilik ve doğruluk üzere yaşayarak, çevresindeki kötülüklerin yayılmasına engel olur.

183. Yüce gönüllü insan, öfkesini kontrol eder: Öfke anında sakinliğini koruyabilen kişi, olayları daha sağlıklı değerlendirir ve pişman olmaz.

184. Yüce gönüllü insan, örnek davranır: Davranışları ve ahlakıyla topluma örnek olur, başkalarına ilham verir.

185. Yüce gönüllü insan, örnek olur: Olgun ve erdemli davranışları, çevresindekiler için takip edilesi bir model oluşturur.

186. Yüce gönüllü insan, sabırlıdır: Zorluklar karşısında soğukkanlılığını korur ve sabırla çözüm arar, aceleci davranmaz.

187. Yüce gönüllü insan, sevgiyi çoğaltır: Sevgi dolu ve şefkatli tavırları, etrafındaki insanların da sevgi ve merhamet duygularını besler.

188. Yüce gönüllü insan, sözünde sadıktır: Verdiği sözü tutar, güvenilir bir kişilik sergiler, bu da itibarını artırır.

189. Yüce gönüllü insan, umut verir: Zor durumdaki insanlara destek olur ve onlara umut aşılar, moral verir.

190. Yüce gönüllü insan, zor zamanlarda destek olur: İhtiyaç anında yardım elini uzatan kişi, gerçek bir dost ve destekçi olduğunu gösterir.

191. Yüce gönüllü kişi, adaleti gözetir: Herkese karşı adil ve tarafsız davranır, haksızlığa asla göz yummaz.

192. Yüce gönüllü kişi, bencillikten uzak durur: Kendi çıkarını değil, toplumun ve başkalarının iyiliğini düşünür, paylaşımcıdır.

193. Yüce gönüllü kişi, doğruyu söyler: Her koşulda doğruyu söylemekten çekinmez, dürüstlüğü ilke edinir.

194. Yüce gönüllü kişi, düşmanı dahi sever: Kin ve nefret duyguları taşımaz, herkese sevgi ve anlayışla yaklaşmaya çalışır.

195. Yüce gönüllü kişi, fedakardır: Başkalarının mutluluğu ve refahı için kendi rahatından ve çıkarlarından vazgeçebilir.

196. Yüce gönüllü kişi, gönül kazanır: İnsanların gönlünü, samimiyeti, cömertliği ve iyiliğiyle kazanır.

197. Yüce gönüllü kişi, hatayı telafi eder: Yaptığı bir hatanın farkına varır ve bunu düzeltmek için elinden geleni yapar.

198. Yüce gönüllü kişi, herkese eşit davranır: İnsanlar arasında ayırım yapmaz, herkese aynı saygı ve nezaketle yaklaşır.

199. Yüce gönüllü kişi, huzur getirir: Bulunduğu her yere sakinlik, barış ve huzur getirir, çatışmaları yatıştırır.

200. Yüce gönüllü kişi, kibirden uzak durur: Ne kadar başarılı olursa olsun, kibre kapılmaz, mütevazı bir hayat sürer.

201. Yüce gönüllü kişi, kötülüğü affeder: Kendisine yapılan kötülükleri bağışlar, intikam peşinde koşmaz, barışçıl bir tutum sergiler.

202. Yüce gönüllü kişi, kötülüğü engeller: Etrafında kötülüklerin yayılmasına izin vermez, iyilik ve doğruluğun yayılması için çaba gösterir.

203. Yüce gönüllü kişi, kötülüğü önler: Kötü niyetli davranışlar ve eylemler karşısında sessiz kalmaz, engel olmaya çalışır.

204. Yüce gönüllü kişi, sabırla bekler: Sonuçların hemen gelmeyeceğini bilir, sabırlı ve metanetli bir şekilde beklemeyi bilir.

205. Yüce gönüllü kişi, sevgiyle yaklaşır: İnsanlara ve olaylara sevgi, şefkat ve anlayış dolu bir bakış açısıyla yaklaşır.

206. Yüce gönüllü kişi, toplumda saygı kazandırır: Erdemli davranışları ve olgun kişiliği sayesinde toplumda doğal bir saygınlık elde eder.

207. Yüce gönüllü kişi, zor işleri kolaylaştırır: Sabırlı ve yardımsever yaklaşımı, zor görünen işlerin üstesinden gelmeyi kolaylaştırır.

208. Yüce gönüllülük, başarıya katkı sağlar: Hoşgörü, sabır ve işbirliği, kişisel ve sosyal başarıya ulaşmada önemli bir katkı sağlar.

209. Yüce gönüllülük, her zaman değerli olur: Alçakgönüllülük, yardımseverlik ve erdem, her zaman ve her toplumda takdir edilen değerlerdir.

210. Yüce gönüllülük, huzur getirir: İyilik ve hoşgörü dolu bir yaşam, kişiye iç huzur ve çevresine barış getirir.

211. Yüce gönüllülük, insanı mutlu eder: Başkalarına yardım etmek ve iyilik yapmak, kişinin kendi mutluluğunu da artırır.

212. Yüce gönüllülük, insanı yüceltir: Alçakgönüllü ve yardımsever olmak, insanın hem manevi hem de toplumsal değerini yükseltir.

213. Yüce gönüllülük, kalıcı dostluk sağlar: Samimiyet ve iyilik üzerine kurulan dostluklar, daha sağlam ve uzun ömürlü olur.

214. Yüce gönüllülük, kalpte iz bırakır: İyilik ve hoşgörü, hem yapanın hem de alanın kalbinde unutulmaz bir iz bırakır.

215. Yüce gönüllülük, sevgiyi besler: Sevgi dolu davranışlar, karşılıklı sevgi ve saygıyı büyütür, ilişkileri güçlendirir.

216. Yüce gönüllülük, toplumda huzur yaratır: Toplumun genelinde yaygınlaşan hoşgörü ve yardımlaşma, toplumsal barış ve huzuru tesis eder.

217. Yüce gönüllülük, toplumu güçlendirir: Bireyler arasında yardımlaşma ve dayanışma, toplumun bütünlüğünü ve direncini artırır.

218. Yüce gönüllülük, toplumda saygı kazandırır: İyiliksever ve erdemli davranışlar, kişiye toplum içinde saygın bir yer kazandırır.

İşte “Z” harfi ile başlayan atasözleri ve deyişler,

1. Zahmet çekmeden rahmet olmaz: Emek ve sıkıntıya katlanmadan huzur, başarı ve güzel sonuçlara ulaşmak mümkün değildir.

2. Zahmetin sonu rahmettir: Çekilen zorluklar bittiğinde, mutluluğu ve ferahlığı getiren bir ödül gelecektir.

3. Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var: Güçlüler zayıflara haksızlık etse de, adaleti sağlayacak ilahi bir güç her zaman vardır.

4. Zaman her şeyin ilacıdır: Büyük acılar ve dertler, zaman geçtikçe etkisini yitirir; insan ruhu yavaş yavaş iyileşir.

5. Zaman sana uymazsa sen zamana uy: Şartları değiştiremiyorsan, duruma ayak uydurup esnek davranmak en akıllıca yoldur.

6. Zaman uçar, eser kalır: İnsan ömrü hızla geçer; ancak arkada bırakılan iyi işler ve eserler sonsuza dek yaşar.

7. Zamanı olmayanın işi de olmaz: Vaktini doğru planlamayan ve boşa harcayan kimseler, kalıcı bir başarı elde edemezler.

8. Zamane çocukları: Kendi dönemlerinin şartlarına göre farklı davranan, yeni nesil gençler için kullanılan bir nitelemedir.

9. Zamanın kıymetini bilmeyen, kaybına yanar: Vaktin değerini anlamayan kişi, fırsatlar kaçtıktan sonra büyük pişmanlık yaşar.

10. Zamanla her şey yerli yerine oturur: Karışık olaylar ve sorunlar, zamanla kendiliğinden çözülür ve gerçekler ortaya çıkar.

11. Zamanın eli her şeyi eskitir: Hiçbir varlık zamana karşı koyamaz; her şey zamanla değişir, yıpranır ve en sonunda yok olur.

12. Zamanın değerini, kaybeden bilir: Fırsatları boşa harcayan kişi, iş işten geçtikten sonra vaktin ne kadar değerli olduğunu anlar.

13. Zaaf insanı yorar: İnsanların güçsüzlükleri ve hataları, hem kendisine hem çevresine sıkıntı yaratır ve yorar.

14. Zarar, azar azar olur: Küçük kayıplar zamanla birikerek büyük sıkıntılara dönüşebilir; bu yüzden dikkatli olmak gerekir.

15. Zararın neresinden dönülse kârdır: Hata veya zarar fark edildiğinde erken önlem almak, kaybı azaltır ve fayda sağlar.

16. Zarar, deneyim kazandırır: Hatalar ve olumsuzluklar, kişiye değerli tecrübeler ve ileride doğru karar alma yetisi kazandırır.

17. Zarar, sabırla telafi edilir: Kaybı veya hatayı düzeltmek için sabır ve sürekli çaba gerekir; aceleci davranmak zarar verir.

18. Zayıfın dostu olmaz: Maddi veya manevi gücü olmayan kişilerin yanında, zor zamanlarda destek olacak pek kimse bulunmaz.

19. Zehirle pişmiş aşı kim yer?: Kötü niyetle hazırlanan veya içinde haram bulunan bir işin sonucundan hiç kimseye hayır gelmez.

20. Zekât veren, malını korur: Paylaşmayı bilen ve yardımlaşan kişinin malı bereketlenir; toplum sevgisi sayesinde varlığı korunur.

21. Zekâ, çalışmakla bilenir: İnsan ne kadar zeki olursa olsun, bu yeteneğini emek vererek kullanmazsa zamanla körelir ve işe yaramaz.

22. Zemheri (Kış) güneşi gibi aldatıcı: Görünüşte sıcak ve parlak ama ısıtmayan, güvenilmez durumlar veya kişiler için kullanılır.

23. Zemheride yoğurt isteyen, cebinde inek taşır: Olmayacak zamanda imkansız bir şey isteyen, bunun için gerekli tüm şartları kendisi sağlamalıdır.

24. Zemini sağlam olmayan bina tez yıkılır: Temeli dürüstlüğe veya sağlam bir dayanağa dayanmayan her girişim, ilk zorlukta çökmeye mahkumdur.

25. Zengin, sabırlı olmalı: Maddi imkan sahipleri, sabırlı ve ölçülü davranırsa hem huzur hem de saygı kazanır.

26. Zengin, aklıyla değer kazanır: Mal ve para, akıl ve bilgelikle yönetilirse hem faydalı hem de saygın olur.

27. Zengin, cömert olmalıdır: Sahip olduğu serveti paylaşmak, hem çevresinde hem de kendisinde saygı ve mutluluk sağlar.

28. Zenginlik, düşünceyle artar: Para ve mal, akılcı kullanım ve planlama ile değer kazanır; bilinçli olmak çok önemlidir.

29. Zengin, gösterişten kaçınmalı: Gösteriş ve kibir, itibar kaybettirir; alçakgönüllülük ise saygı ve sevgi kazandırır.

30. Zenginlik, çalışmayla çoğalır: Mal ve servet, emek ve gayret olmadan artmaz; başarı için sabır ve çalışma gereklidir.

31. Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda yolunu şaşırır: Parası olanlar zor işleri kolayca çözerken, imkanı olmayanlar en basit işlerde bile büyük engellerle karşılaşırlar.

32. Zengin helvasını baldan pişirir, fakir pekmez bulursa şükreder: Kişinin yaşam standartları ve beklentileri, sahip olduğu maddi imkanların genişliğine veya darlığına göre şekillenir.

33. Zengin kesesini döver, fakir dizini: Maddi gücü olanlar kayıplarını parayla telafi edebilirken, yoksullar çaresizlik içinde sadece üzülmekle yetinmek zorunda kalırlar.

34. Zengin olanın gönlü de zengin olmalı: Maddi varlığı çok olan insanın, bu zenginliğini cömertlik ve iyilikle taçlandırması beklenen büyük bir erdemdir.

35. Zenginin gönlü oluncaya kadar fakirin canı çıkar: Varlıklı birinin yardım etmeye karar vermesi çok uzun sürer; bu süreçte muhtaç olan kişi çok yıpranır.

36. Zenginin horozu bile yumurtlar (yumurta çıkarır): Şansı ve parası yerinde olan kişinin, en imkansız görünen işleri bile kendiliğinden rast gider ve başarılı olur.

37. Zenginin malı züğürdün çenesini yorar: Başkalarının büyük kazançlarını ve servetlerini tartışmak, buna sahip olmayan kişilere sadece boş vakit kaybı yaşatır.

38. Zenginin ayıbı, parasıyla örtülür: Toplumda zenginlerin yaptığı hatalar genellikle görmezden gelinir veya sahip oldukları güç sayesinde kolayca unutturulup kapatılır.

39. Zenginliğini sergileyen, düşmanını artırır: Varlığını gösteriş amacıyla başkalarına sergileyen kişi, çevresindeki insanların kıskançlığını ve nefretini üzerine çeker.

40. Zeytinyağı gibi üste çıkmak: Hatalı olduğu halde kurnazlık yaparak kendini haklı göstermeye çalışmak ve sorumluluktan kaçmak anlamında bir halk deyişidir.

41. Zeytin dalı uzatmak: Kavgalı olunan tarafa barış isteğini bildirmek ve aradaki gerginliği bitirmek amacıyla yapılan dostane bir çağrıdır.

42. Zihin açık olmayınca, göz görmez: Bir şeyi anlamak için sadece bakmak yetmez; zihnin o konuya odaklanmış ve kavramaya hazır olması gerekir.

43. Zindanda yatan, güneşin kadrini bilir: Özgürlüğünden veya imkanlarından mahrum kalan kişi, daha önce sahip olduğu sıradan şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu anlar.

44. Zirve yapan, düşüşe hazır olmalı: En yüksek noktaya ulaşan her şey, bir süre sonra inişe geçmeye mahkumdur; buna hazırlıklı olmak gerekir.

45. Ziyadesi zarar, ortası karar: Her şeyin fazlası insanı yorar veya zarar verir; en iyisi her zaman ölçülü ve dengeli olmaktır.

46. Zor iş, akılla kolaylaşır: Karmaşık veya ağır işler, doğru plan ve akıl ile yönetilirse basitleşir ve başarıyla sonuçlanır.

47. Zor iş, sabır ister: Zor ve zaman alan işler, sabır ve sebat gerektirir; aceleci davranmak genellikle zarar verir.

48. Zor iş, birlikle kolaylaşır: İşler tek başına zor görünse de, birlikte çalışmakla kolay ve verimli hale gelir.

49. Zor iş, hazırlıkla başarılır: Önceden plan yapmak ve hazırlık yapmak, güçlükleri aşmayı sağlar ve kesin başarı getirir.

50. Zor yol, sabırla aşılır: Zorluklar, kararlılık ve sabır ile yenilir; yılmamak ve pes etmemek son derece önemlidir.

51. Zor zaman, gerçek dostu gösterir: İnsan, sıkıntı ve kriz zamanlarında yanında duran gerçek arkadaşını ve destekçisini görür.

52. Zor zaman, sabırla geçer: Sıkıntılı dönemler, dayanıklılık ve sabırla aşılır; pes etmemek ve umudu korumak gerekir.

53. Zor yolda cesur ol: Güçlükler ve engeller karşısında cesaret göstermek, başarıya ulaşmayı kolaylaştırır ve yolu açar.

54. Zor iş, akılsızla zordur: Bilgisiz ve dikkatsiz kişi, basit işleri bile güç ve sıkıntı haline getirir, başarısız olur.

55. Zor dost, kolay düşmandır: Yakın ama güvenilmez kişiler, beklenmedik anda düşman gibi davranabilir; bu yüzden dikkatli olunmalıdır.

56. Zor zaman, fırsat yaratır: Güçlükler, doğru yaklaşım ve bakış açısıyla yeni imkan ve fırsatların ortaya çıkmasını sağlar.

57. Zor yol, sabır ve azimle aşılır: Engeller karşısında yılmamak, kararlılık ve sürekli çabayla başarıyı mutlaka getirir.

58. Zor iş, doğru yöntemle kolaylaşır: Planlı ve doğru yöntem kullanmak, karmaşık işleri basitleştirir ve başarılı kılar.

59. Zor zaman, gerçek karakteri gösterir: İnsanların dayanıklılığı ve sabrı, sıkıntı ve kriz anında açıkça anlaşılır ve ortaya çıkar.

60. Zor iş, akıllı ile başarıya ulaşır: Doğru plan ve akıl kullanımı, güçlükleri aşmak için gereklidir; dikkatsiz kişi ise başarısız olur.

61. Zor yol, yavaş adımlarla aşılır: Acele etmeden dikkatle ilerlemek, engelleri güvenle geçmeyi ve hedefe ulaşmayı sağlar.

62. Zor durum, sabırla çözülür: Kriz ve güçlükler, sakin ve kararlı bir tutumla aşılır; öfke ve telaş ise zarar verir.

63. Zor gün, sabırla geçer: Zor ve sıkıntılı zamanlar, dayanıklılık ve sabır ile atlatılır; her zorluk geçicidir.

64. Zor iş, iyi planla tamamlanır: Önceden hazırlık ve dikkat, güçlükleri azaltır ve işin başarıyla bitmesini kesin olarak sağlar.

65. Zor yol, dikkatle geçilir: Tehlikeli ve karmaşık durumlar, özen ve dikkatle güvenli şekilde aşılır, riskler en aza indirilir.

66. Zor durum, sabırlı kişiyi güçlendirir: Güçlükler, dayanıklı ve sabırlı insanın karakterini, tecrübesini ve gücünü artırır.

67. Zor iş, akılsızla uzar: Bilgisiz veya dikkatsiz kişi, basit işleri bile zor ve uzun hale getirir, verimsiz olur.

68. Zor yol, kararlı olana açıktır: Hedefini bilen ve kararlı kişi, engellere rağmen yoluna devam eder ve sonunda amacına ulaşır.

69. Zor iş, doğru araçla kolaylaşır: Uygun araç ve yöntem kullanmak, işin verimini ve hızını artırır, başarı şansını yükseltir.

70. Zor gün, gerçekleri gösterir: İnsan ve durumların gerçek yüzü, güçlük ve kriz zamanında açıkça ortaya çıkar ve belli olur.

71. Zor iş, işbirliği ile çözülür: Karmaşık ve güç işlerde, birlikte çalışmak başarıyı ve kolaylığı sağlar, yükü hafifletir.

72. Zor iş, sabırlı ile tamamlanır: Dayanıklı ve sabırlı kişiler, güçlükleri aşarak başarıya ulaşır, işi sonlandırır.

73. Zor yol, cesaret gerektirir: Güçlükler ve engeller, korkusuz ve kararlı olmayı zorunlu kılar; cesaret olmadan başarı gelmez.

74. Zor zaman, fırsata çevrilir: Kriz ve sıkıntı, doğru plan ve sabırla olumlu sonuçlara ve kişisel kazanıma dönüştürülebilir.

75. Zor gün, bilgeyi ortaya çıkarır: Sıkıntılar, insanın akıl ve tecrübesini test eder ve gerçek bilgeliğini gösterir.

76. Zor iş, dikkatle yapılırsa kolay olur: Özen ve planlama, karmaşık ve güç işleri basitleştirir, başarı getirir ve kolaylaştırır.

77. Zor yol, yavaş ve emin adımlarla aşılır: Acele etmeden ilerlemek, hem güven hem başarı sağlar; dikkat ve emin adımlar gereklidir.

78. Zor gün, sabırlı kişiye değer kazandırır: Dayanıklı ve sabırlı insanlar, kriz anlarında değer ve güven kazanır, saygı görür.

79. Zor iş, emekle başarıya ulaşır: Çaba ve gayret olmadan güç ve karmaşık işler tamamlanamaz; sabır ve emek şarttır.

80. Zor durum, fırsat yaratır: Kriz ve güçlükler, doğru yaklaşımla yeni imkan ve çözümlere kapı açar, yenilik getirir.

81. Zor iş, planlı ile kolaylaşır: Önceden hazırlık ve strateji, karmaşık işleri daha hızlı ve verimli tamamlamayı kesin olarak sağlar.

82. Zor iş, akıllı ile mümkün olur: Doğru akıl ve planlama, karmaşık ve güç işleri kolaylaştırır ve başarıyı kesin getirir.

83. Zor yol, cesaret ve sabır ister: Kararlı ve sabırlı kişi, güçlükleri aşarak hedefine güvenle ulaşır, engelleri yener.

84. Zor gün, dostları belli eder: Gerçek arkadaş ve destekçiler, sıkıntı ve kriz zamanında ortaya çıkar, yanında olur.

85. Zor iş, sabır ve dikkatle çözülür: Acele ve dikkatsizlik, işleri güçleştirir; planlı ve sabırlı yaklaşım ise kesin başarı getirir.

86. Zora dağlar dayanmaz: Büyük bir zorlama, baskı veya azim karşısında en güçlü engeller bile eninde sonunda yıkılmak zorunda kalır.

87. Zora gelince herkes kaçar: İşler ciddiye bindiğinde ve fedakarlık gerektiğinde, sadece gerçek dostlar kalır; diğerleri uzaklaşır.

88. Zorla güzellik olmaz: Birine istemediği bir şeyi baskıyla yaptırmaya çalışmak, asla samimi ve güzel bir sonuç ortaya çıkarmaz.

89. Zor kapıdan girerse, şeriat (hukuk) bacadan çıkar: Güç ve kaba kuvvetin hâkim olduğu yerde adalet, kanun ve mantık artık işlemez hale gelir.

90. Zor oyunu bozar: Ortada kurulu bir hile veya düzen varsa, büyük bir güç müdahale ederek o durumu tamamen değiştirebilir.

91. Zorla köpek ava gitmez: Bir işi yapmaya gönlü ve yeteneği olmayan birini baskıyla çalıştırmak, beklenen verimi asla sağlamayacaktır.

92. Zulüm ile abad olanın ahiri berbad olur: Başkalarına haksızlık ederek yükselenlerin sonu, mutlaka büyük bir felaket ve perişanlık ile biter.

93. Zulmün artsın ki çabuk zeval bulasın: Kötülük zirveye ulaştığında tepkiler çoğalır ve o zalim düzenin yıkılma süreci de hızlanmış olur.

94. Zulüm eden, zulüm bulur: Başkalarına acı çektiren ve haksızlık yapan kişi, günü geldiğinde mutlaka aynısını yaşar, cezasını bulur.

95. Zulüm payidar olmaz: Haksızlık ve eziyet üzerine kurulan hiçbir yönetim veya düzen sonsuza kadar sürmez; mutlaka bir gün yıkılır.

96. Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden doğmak: Büyük bir felaketten veya çöküşten sonra mucizevi bir şekilde yeniden dirilmek ve güçlenmek anlamında kullanılır.

97. Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına: Hazırlıksız ve düzensiz yapılan işlerde belirli bir kural aranmaz; sonuç tamamen tesadüfe ve şansa kalmıştır.

98. Zurnanın zırt dediği yer: Bir meselenin en hassas, en can alıcı veya artık kaçışın mümkün olmadığı kritik noktasını ifade eder.

99. Züğürt olup düşünmektense, zengin olup taşınmak yeğdir: Maddi darlık içinde kaygılanmak yerine, varlık içinde işlerle uğraşmanın çok daha tercih edilebilir olduğunu ifade eder.

100. Züğürdün kısmeti, zenginin sofrasında artan ekmektir: Yoksul olanlar genellikle başkalarından kalan artıkları veya küçük yardımları beklemek zorunda kalacak bir hayat yaşarlar.

101. Züğürtleyen bezirgân, eski defterleri karıştırır: İşi bozulan tüccar, teselliyi veya kurtuluşu geçmişteki alacaklarında ya da eski güzel günlerini anmakta arar.

102. Zevkler ve renkler tartışılmaz: İnsanların kişisel beğenileri ve tercihleri kendilerine özeldir; bu konuda bir fikir birliği sağlamak mümkün değildir.

103. Zırva tevil götürmez: Söylenen saçma ve mantıksız bir sözü, mantıklı bir kalıba sokmaya çalışmak boşuna bir uğraştır, anlamsızdır.