N-O-Ö İle başlayan Atasözleri
N İle Başlayan Atasözleri
1. Nasıl ekersen, öyle biçersin: İnsan, yaptığı işin veya davranışın sonucunu mutlaka görür. İyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük görür; davranışlarımız uzun vadede bize döner.
2. Nasibinde ne varsa, o olur: Kişinin kaderi veya payı önceden belirlenmiştir, kaçınılmazdır. Çabalarımız kadere yön verebilse de nihai sonuç alın yazısına bağlıdır.
3. Nasihatte fayda vardır: Doğru öğüt ve uyarılar, kişinin iyiliği için değerlidir. Tecrübeli insanların tavsiyelerini dinlemek, hatalardan korunmanın en akıllıca yoludur.
4. Nasihatsiz insan, yolunu şaşırır: Öğüt ve tavsiyelerden yoksun kişiler yanlış kararlar alır. Rehbersiz yolculuk, kişiyi çıkmazlara sürükleyebilir.
5. Nasip kısmettir, kaçmaz: Kişinin hakkı olan şey mutlaka ona ulaşır. Senin olan, nerede olursan ol er geç seni bulur.
6. Nasipte ne varsa, o gelir: İnsan, kaderinde olanı mutlaka elde eder. Bazen hiç beklemediğimiz anda kısmet kapımızı çalar.
7. Nasipte rızık vardır: Herkes, kaderinde yazılanı alır; endişe etmeye gerek yoktur. Rızkı veren yüce kudret, herkese nasibini ulaştırır.
8. Nasipte var, el yordamıyla bulursun: Kişi, kaderinde olanı çaba göstererek elde edebilir. Çalışmadan ve araştırmadan kısmet beklemek doğru değildir.
9. Nasipte yoksa, ne yaparsan boş: Kaderde olmayan şey, insanın çabasıyla elde edilemez. Boşuna uğraşlar kişiyi yalnızca yorar.
10. Nasipte var, kısmetse çıkar: İnsan, hak ettiği şeyi mutlaka bulur. Doğru zaman ve yerde, hak ettiğimiz fırsatlar bizi bulur.
11. Nasipte yoksa, dile ne fayda: Kaderinde olmayan için istek ve arzu işe yaramaz. İstemekle her şey olmaz; kadere razı olmak gerekir.
12. Nasip, yolda bulana da gelir: İnsan, fırsatları ve şansı değerlendirirse hakkını alır. Aktif olan ve arayan kişi, nasibini kendi yaratır.
13. Nasipten kaçılmaz: Kaderinde olan kişi veya mal mutlaka sahibine ulaşır. Senin olan bir şeyden kaçmak mümkün değildir.
14. Nasipten az, nasipten çok olmaz: Kişi, hakkından fazlasını elde edemez. Herkes ancak kendi payına düşen kadarını alabilir.
15. Nasipten pay al, emekle birleştir: Kişi, kaderi ile kendi çabasını birleştirirse başarı gelir. Kadere güvenmekle yetinmemeli, çalışarak hakkını almalıdır.
16. Nasipsiz kişi, zor işten kaçmaz: Kötü kaderine rağmen kişi çalışmaya devam eder. Talihsizlik, mücadele azmini kırmamalıdır.
17. Nasipsiz kimseden dost olmaz: Kaderinde olmayan, gerçek dostluğu bulamaz. Mutsuz ve şanssız kişiler, kalıcı dostluklar kuramazlar.
18. Nasipsiz insana kolay, nasipli insana zor gelir: Kaderi kötü olan, sıkıntıyı kolay yaşar; nasibi olan, zor işleri aşar. Şans, zorluklar karşısında dayanıklılık sağlar.
19. Nasipten gelen geçmez: Kaderinde olan, mutlaka gelir. Hak ettiğimiz nimetler bir şekilde bize ulaşır.
20. Nasipten payını al, elinden geleni yap: İnsan, kaderiyle birlikte çaba göstermelidir. Kadere teslim olmamalı, üzerimize düşeni yapmalıyız.
21. Naz, aşkı artırır: İlgi ve itina, sevgi ve bağlılığı çoğaltır. Özen gösterilen ilişkiler daha sağlam ve derin olur.
22. Nazı geçen, gönlü kazanır: İnsan, kibir ve suskunluğuyla başkasının ilgisini çeker. Bazen çekingen ve ölçülü davranış, karşı tarafın merakını artırır.
23. Nazı kabul eden, dost olur: Hoşgörü ve anlayış, ilişkileri güçlendirir. İnsanların özel hallerini kabul etmek, samimiyetin kapısını açar.
24. Nazı hoş gören, işi kolaylaştırır: İnsan, başkalarının inceliklerini anlayışla karşılamalıdır. Esneklik, iletişimi yumuşatır ve sorunları azaltır.
25. Nazar değmesin: Kötü göz ve kıskançlıktan korunmak dileği. Kıskanç bakışların olumsuz etkilerinden Allah’a sığınma ifadesidir.
26. Nazar, düşmanı çoğaltır: İnsan, kıskançlık ve kötü bakışlarla başkasına zarar verebilir. Kötü niyet, insanlar arasında düşmanlık tohumları eker.
27. Nazar, hayrı engeller: Kıskanç göz, iyi niyetli işlerin önüne geçebilir. Bereketi ve başarıyı olumsuz etkilediğine inanılır.
28. Nazar değerse, eser kalmaz: Kötü göz, emeğin veya başarının boşa gitmesine sebep olur. Kıskançlık, en güzel işleri bile heba edebilir.
29. Nazar, insanı çeker: Kıskanç bakış, kişinin şansını etkileyebilir. Negatif enerji, kişinin moralini ve başarısını düşürür.
30. Nazar, iyiliği bozar: Kıskançlık ve kötü göz, iyi niyetli işleri zora sokar. İyiliklerin değerini ve etkisini azaltabilir.
31. Nazik söz, gönül alır: İnce ve düşünceli söz, insanların kalbini kazanır. Tatlı dil, her kapıyı açan sihirli bir anahtardır.
32. Nazik davran, dost kazan: Kibar ve anlayışlı davranış, insan ilişkilerini güçlendirir. Saygı ve nezaket, gerçek dostlukların temelidir.
33. Nazik insan, sevgi toplar: Hoşgörü ve incelik, sevgi ve saygıyı artırır. Kibar insanlar her çevrede sevilir ve takdir görür.
34. Nazik olun, kırmayın: İnsanlara karşı nazik ve dikkatli olmak önemlidir. Kırıcı söz ve davranışlardan kaçınmak gerekir.
35. Ne ekersen, onu biçersin: İnsan, yaptığı işin veya davranışın sonucunu alır. Hayat, verdiğimiz emeğin ve tutumlarımızın aynasıdır.
36. Ne ekersen, onu alırsın: Kişi, emek ve çabasıyla kazanç sağlar. Tohumunu iyi atmayan, meyvesinden mahrum kalır.
37. Ne demek istediğini bilmeyen, sözünü dikkatle seçmeli: İnsan, sözlerinin etkisini fark etmelidir. Bilmediği konuda konuşan, yanlış anlaşılır ve hataya düşer.
38. Ne derse desin, akıl vereni dinle: Akıl ve öğüt, kişinin yararına olabilir. Tecrübe sahibinin sözü, yol gösterici bir ışıktır.
39. Ne dersen de, kader vardır: İnsan, sözüyle her şeyi değiştiremez; kader belirleyicidir. Sözün gücü büyüktür ama nihai sonucu kader tayin eder.
40. Ne kazanırsan, onun kıymetini bil: İnsan, elde ettiği değeri anlamalıdır. Sahip olduklarımızın değerini bilmek, onları korumanın ilk adımıdır.
41. Ne kadar altın, o kadar değerli: Değer, niceliğe değil, niteliğe göre ölçülür. Çokluk değil, kalite asıl ölçüttür.
42. Ne kadar çok, o kadar iyi değildir: Çokluk her zaman iyiliği garanti etmez. Bazen az, öz ve kaliteli olan daha değerlidir.
43. Ne kadar çalışırsan, o kadar kazanırsın: Emek ve çaba ile başarı elde edilir. Tembellik, hiçbir zaman kazanç getirmez.
44. Ne kadar malın varsa, o kadar dostun olur: İnsan, zenginliğiyle ilişkiler kurar veya destek görür. Para, çevrede menfaatçi bir kalabalık toplayabilir.
45. Ne kadar para, o kadar güven: Maddi durum, bazen güven ve saygıyı etkiler. Ancak gerçek saygı, parayla satın alınamaz.
46. Ne kadar verirse, o kadar alır: İnsan, cömertliği kadar karşılık görür. Cömert insan, hayatta da cömertçe karşılık bulur.
47. Ne kadar ye, o kadar doy: İnsan, ihtiyacına göre tüketmelidir. İsraf etmemek, hem sağlık hem de ekonomik açıdan önemlidir.
48. Ne kadar yer, o kadar göbek: Fazla yemek, sağlık sorununa yol açar. Dengeli beslenme, sağlıklı bir yaşamın temelidir.
49. Ne kadar zaman geçerse, unutulur: Zamanla acı ve üzüntüler azalır. Zaman, en iyi şifa ve unutma aracıdır.
50. Ne kadar yol varsa, o kadar azık gerekir: Uzun yolculuk için hazırlık önemlidir. İşe başlamadan önce yeterli kaynak sağlamak gerekir.
51. Ne kadar çalışırsan, o kadar yorulursun: Emek karşılığında yorgunluk kaçınılmazdır. Yorulmak, başarının doğal bir parçasıdır.
52. Ne kadar çok konuşursan, o kadar hata yaparsın: Çok söz, yanlış ve sıkıntıya yol açabilir. Susmak, çoğu zaman en doğru iletişim şeklidir.
53. Ne kadar taş atarsan, o kadar su sıçrar: İnsan ne kadar hareket ederse, etkisi o kadar çok olur. Her eylem, bir tepki doğurur.
54. Ne kadar taş atarsan, o kadar iz bırakırsın: İnsan, yaptıklarıyla etki bırakır. Davranışlarımız, çevremizde kalıcı izler bırakır.
55. Ne kadar sabırlı olursan, o kadar başarılı olursun: Sabır ve sebat, başarıyı getirir. Sabır, zorlukları aşmanın en güçlü silahıdır.
56. Ne kadar iş varsa, o kadar emek gerekir: Çok iş, çok çaba ve dikkat ister. Büyük hedefler, büyük çabalar gerektirir.
57. Ne kadar malın varsa, o kadar azık gerekir: Sahip olunanla doğru orantılı hazırlık gerekir. Varlık arttıkça, yönetme sorumluluğu da artar.
58. Ne kadar çok bilirsen, o kadar az susarsın: Bilgi, düşünceyi şekillendirir. Bilgili insan, ne zaman konuşacağını daha iyi bilir.
59. Ne kadar yardım edersen, o kadar dost kazanırsın: Cömertlik, ilişkileri güçlendirir. Yardımsever olmak, gerçek dostlukların kapısını açar.
60. Ne kadar iyi olursan ol, herkes dost değildir: İnsan, iyiliğine rağmen yanlış kişilerle karşılaşabilir. İyilik yapmak, herkesin iyi niyetli olduğu anlamına gelmez.
61. Ne kadar iyi söz söylersen, o kadar gönül kazanırsın: Nazik ve doğru söz, insanların kalbini kazanır. Tatlı dil, insan ilişkilerinde en büyük kozdur.
62. Ne kadar doğru olursan ol, takdir görmeyebilirsin: İnsan, iyiliğiyle her zaman karşılık bulamaz. Doğruluk, bazen geç anlaşılır veya hiç anlaşılmaz.
63. Ne kadar erdemli olursan ol, sabırlı olmalısın: Sabır, erdemin tamamlayıcısıdır. Erdem, ancak sabırla taçlandırılabilir.
64. Ne kadar çalışkan olursan ol, şansa da ihtiyaç vardır: Başarı, sadece çalışmakla değil, doğru zamanda fırsatla da ilgilidir. Şans, hazır olanları bulur.
65. Ne kadar zaman varsa, o kadar iş bitirilir: Plan ve zamanlama, işleri tamamlamak için önemlidir. İyi bir planlama, verimliliği artırır.
66. Ne kadar malın varsa, o kadar borcun olur: Sahip oldukların kadar sorumluluk getirir. Servet, beraberinde yükümlülükleri de getirir.
67. Ne kadar güvenilir olursan ol, dikkatli ol: İnsan, güvene rağmen tedbirli olmalıdır. Dürüstlük, çevrendekilerin de dürüst olduğu anlamına gelmez.
68. Ne kadar istersen iste, nasibinden fazla veremezsin: İnsan, kaderi kadar kazanır. Hırs, kaderde olmayanı getirmez; herkes payına düşeni alır.
69. Ne kadar haksız olursan ol, sonuçtan kaçamazsın: Haksız davranışın bedeli mutlaka gelir. Adalet, er ya da geç tecelli eder.
70. Ne kadar az konuşursan, o kadar çok iş görürsün: Sükûnet ve dikkatle daha çok başarı sağlanır. Az ve öz konuşmak, verimliliği artırır.
71. Ne kadar küçük olursa olsun, işin değeri vardır: Küçük işler de önemlidir. Hiçbir emek veya katkı, değersiz değildir.
72. Ne kadar zor olursa olsun, iş bitirilir: Azim ve kararlılıkla her iş tamamlanır. Kararlılık, aşılamayacak engel tanımaz.
73. Ne kadar yavaş gidersen git, sabreden kazanır: Sabır ve istikrar, başarıyı getirir. Aceleci davranışlar, genellikle hata getirir.
74. Ne zaman gerekirse, o zaman konuş: Doğru zamanı beklemek, doğru hareket etmektir. Sözün en etkili olduğu anı kollamak önemlidir.
O Harfi İel Başlayan Atasözleri
O Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Genişletilmiş Açıklamaları
1. O kadar bal, o kadar arı: Elde edilecek sonucun büyüklüğü ve kalitesi, o iş için çalışanların sayısına ve yetkinliğine bağlıdır; büyük işler ancak güçlü bir kadroyla başarılır.
2. O kadar iş, o kadar kazanç: Bir kişinin elde edeceği maddi veya manevi gelir, harcadığı emeğin ve mesainin miktarıyla doğru orantılıdır; emek ne kadar çoksa ödül de o kadar büyük olur.
3. O kadar yol var, o kadar güç gerekir: Hedef ne kadar uzak ve yol ne kadar çetinse, o hedefe ulaşmak için gereken hazırlık, enerji, dayanıklılık ve stratejik planlama da o derece yüksek olmalıdır.
4. O kadar yiyecek, o kadar doyum: İnsanın sahip olduğu kaynaklar ve imkânlar ne kadarsa, hayatın sunduğu tatmin ve konfor da o sınırlar dahilinde kalır; eldeki malzeme sonucun sınırını çizer.
5. O işin sonu hayırdır: Sabırla, dürüstlükle ve doğru niyetle başlanan işlerin neticesi, bazen süreç zorlu olsa bile, eninde sonunda mutluluk verici ve bereketli bir noktaya ulaşır.
6. O iş, zamanında yapılırsa iyi olur: Her fırsatın bir geçerlilik süresi vardır; vaktinde müdahale edilmeyen veya ertelenen işler, sonradan ne kadar uğraşılırsa uğraşılısın aynı verimi sağlamaz.
7. O işten elin boş dönmez: Gerçekten emek verilen, üzerine titrenen ve samimiyetle gayret gösterilen hiçbir çaba karşılıksız kalmaz; evren yapılan her eylemin bir karşılığını mutlaka verir.
8. O iş, sabır ve sebat ister: Büyük hedefler anlık heyecanlarla değil, karşılaşılan engellere rağmen yılmadan, istikrarla ve uzun süreli bir kararlılıkla çalışmayı gerektirir.
9. O iş, bilgi ve deneyim ister: Sadece istekli olmak başarı için yeterli değildir; bir işin inceliklerine hakim olmak, teknik detayları bilmek ve geçmiş hatalardan ders çıkarmış olmak şarttır.
10. O iş, doğru yapılırsa kolay olur: Yöntemi, usulü ve stratejisi baştan doğru belirlenen işler, ne kadar büyük görünürse görünsün, planlı bir ilerleyişle zahmetsizce tamamlanır.
11. O iş, iyi niyetle yapılırsa kazanç sağlar: Maddi kârın ötesinde kalıcı bir bereket ve manevi huzur elde etmek için, yapılan işin temelinde dürüstlük ve toplumsal fayda amacı yatmalıdır.
12. O işi bilen, rahat eder: Uzmanlık ve ustalık sahibi olan kişi, işin neresinde neyle karşılaşacağını bildiği için gereksiz telaş yapmaz; işlerini en az enerjiyle en yüksek kalitede bitirir.
13. O işi erteleyen, zarara uğrar: Bugünün işini yarına bırakan kişi, zamanın getireceği beklenmedik engellere takılır ve elindeki fırsatların kaçmasına neden olarak ciddi kayıplar yaşar.
14. O iş, dikkatle yapılırsa başarılı olur: En küçük bir ihmal, aylarca süren büyük bir emeği bir anda zayi edebilir; bu yüzden başarının temel şartı, işin her aşamasında yüksek odaklanma sergilemektir.
15. O iş, yardımlaşmayla kolaylaşır: Tek bir insanın gücünün yetmediği devasa yükler ve karmaşık sorunlar, el birliği, dayanışma ve ortak akıl sayesinde çok daha kısa sürede çözüme kavuşturulur.
16. O iş, azimle yapılırsa meyve verir: Karşılaşılan zorluklar karşısında pes etmeyen, içindeki başarma arzusunu daima canlı tutan kişiler, eninde sonunda ektikleri tohumların tatlı meyvelerini toplarlar.
17. O iş, doğru zamanda yapılırsa değerli olur: Çok kıymetli bir eylem bile yanlış zamanda yapıldığında anlamını yitirebilir; bir işin değeri, onun yapıldığı anın şartlara uygunluğuyla ölçülür.
18. O iş, sabırla olgunlaşır: Bir meyvenin büyümesi için zamana ihtiyacı olduğu gibi, büyük fikirlerin ve projelerin de gerçeğe dönüşmesi için gerekli olan demlenme süreci sabırla beklenmelidir.
19. O iş, bilgiyle yönetilirse başarılı olur: Bilgi ışığından yoksun girişilen işler karanlıkta yürümeye benzer; oysa veriye ve gerçekliğe dayanan yönetim, hedefe giden yolu aydınlatır ve riskleri azaltır.
20. O iş, istekle yapılırsa yormaz: İnsanın severek, gönülden ve tutkuyla yaptığı işler ne kadar ağır olursa olsun bedene yük gelmez; aksine çalışma süreci kişiye enerji ve yaşama sevinci verir.
21. O iş, özenle yapılırsa parlar: Bir işi diğerlerinden ayıran ve onu seçkin kılan şey, yapan kişinin o işe kattığı estetik anlayış, ince işçilik ve gösterdiği yüksek derecedeki titizliktir.
22. O iş, doğru niyetle başlanırsa kalıcı olur: Temeli sağlam bir ahlak, samimiyet ve doğruluk üzerine kurulan girişimler, zamanın yıpratıcı etkisine ve her türlü fırtınaya karşı ayakta kalarak geleceğe iz bırakır.
23. O iş, küçük adımlarla büyük sonuçlara ulaşır: Büyük başarıların sırrı, onları ulaşılabilir parçalara bölmektir; sabırla ve her gün atılan küçük adımlar, zamanla devasa mesafelerin aşılmasını sağlar.
24. O iş, birikimle daha güçlü olur: Geçmişten gelen bilgi sermayesi, tecrübe ve maddi kaynaklar bir araya geldiğinde, yeni başlanacak işlerin altyapısı çok daha dayanıklı ve yıkılmaz olur.
25. O iş, tecrübeyle kısalır: Bir yolu daha önce yürümüş olan usta, kestirmeleri ve gizli tehlikeleri bildiği için, aynı işi acemi birine göre çok daha hızlı, güvenli ve hatasız bitirir.
26. O iş, emekle güzelleşir: Bir şeye değer katan temel unsur, onun için harcanan zaman ve dökülen alın teridir; kolayca ve emek verilmeden elde edilenler, kıymeti bilinmeyen ve ruhu olmayan sonuçlardır.
27. O iş, disiplinle yürütülürse sonuçlanır: Başarı bir anlık parlama değil, bir sistem işidir; belirli kurallara, çalışma saatlerine ve programa sadık kalındığında hiçbir iş yarım kalmaz.
28. O iş, hayırlı niyetle yapılırsa bereketlenir: Sadece kendi çıkarını değil, başkalarının da iyiliğini gözeten işlerde gizli bir kolaylık oluşur ve kazanç umulmadık kapılardan gelen bollukla artar.
29. O iş, azim ve kararlılık ister: “Yapamazsın” diyenlere ve tüm olumsuz şartlara rağmen inancını koruyan, sarsılmaz bir iradeyle hedefine yürüyenler dünya üzerinde kalıcı eserler bırakanlardır.
30. O iş, dürüstlükle yapılırsa itibar getirir: Maddi kazanç kaybolabilir ancak dürüst bir isim ömür boyu sürer; yapılan her işte doğru kalmak, kişinin toplumdaki en büyük sermayesi olan güveni inşa eder.
31. O iş, bilgi paylaşıldıkça güçlenir: Bilgiyi saklamak yerine bir ekip içinde dağıtmak, ortak bir vizyon yaratır ve bu kolektif zekâ sayesinde işin kalitesi tek bir kişinin hayal edemeyeceği seviyeye çıkar.
32. O iş, sevgiyle yapılırsa kalıcı olur: İçine sevgi ve ruh katılmış işler zamana meydan okur; bu eserler yapanın karakterini taşır ve üzerinden yıllar geçse de unutulmayacak bir etki bırakır.
33. O iş, sabır ve direnç gerektirir: Zor zamanlarda gemiyi limana sağ salim ulaştırmak, sadece kas gücüyle değil, sakin kalabilmek ve baskı altında doğru karar verme direnciyle mümkündür.
34. O iş, planlı yapılırsa verimli olur: Nereye gideceğini bilmeyen birine hiçbir rüzgâr yardım edemez; işin başında yapılan detaylı bir plan, enerji, zaman ve kaynak israfını en aza indirir.
35. O iş, yardımlaşmayla bereketlenir: İnsanların birbirine omuz verdiği, bencilce rekabet yerine dayanışmanın esas olduğu yerlerde yapılan işler hem daha bereketli olur hem de toplumsal huzuru artırır.
36. O iş, isteklilikle başarıyı yakalar: Bir işe sadece “yapmak zorunda olduğu için” değil, “başarmak istediği için” odaklanan kişi, içindeki o bitmek bilmeyen motivasyonla her türlü engeli aşar.
37. O iş, dikkat ve özenle değer kazanır: Kalite asla bir tesadüf değildir; bir işin her bir küçük ayrıntısına gösterilen yüksek ihtimam, o işin markalaşmasını ve değerinin artmasını sağlar.
38. O iş, samimiyetle kalplere dokunur: Bir eylemin veya sözün gerçek bir etki yaratması için, yapaylıktan uzak olması ve doğrudan vicdana, yüreğe hitap edecek bir içtenlik barındırması gerekir.
39. O iş, doğru stratejiyle kolaylaşır: Kaba kuvvetle çözülemeyen düğümler, akılcı bir strateji ve zekice tasarlanmış bir yol haritasıyla çok daha zahmetsiz bir şekilde çözüme kavuşturulur.
40. O iş, kararlılıkla engelleri aşar: Önüne çıkan setleri birer basamak olarak gören azimli ruhlar için engel yoktur; kararlılık, en sert kayaları bile zamanla aşındırıp yol açan bir su gibidir.
41. O iş, küçük çabaların toplamıdır: Büyük ve görkemli başarılar, aslında her gün sabırla tekrarlanan, dışarıdan bakıldığında küçük ve sıradan görünen doğru alışkanlıkların birikmiş sonucudur.
42. O iş, bilgiyle aydınlanır: Cehaletin ve belirsizliğin yarattığı korku bulutlarını ancak bilgi dağıtabilir; ne yapacağını ve sonucun ne olacağını bilen insan güvenle hareket eder.
43. O iş, tecrübeyle değer kazanır: Hatalardan ders çıkarılarak, eksikleri giderilerek ve süzgeçten geçirilerek olgunlaştırılan her iş, ham ve deneyimsizce yapılanlara göre çok daha üstündür.
44. O iş, emekle yoğrulursa kutsal olur: Alın terinin karıştığı, dürüstçe üretilen her değer, sadece bir kazanç kapısı değil, aynı zamanda insanın haysiyetini ve varoluşunu yücelten bir kutsallık taşır.
45. O iş, disiplinle başarıya ulaşır: Yetenek başlangıç için iyidir ancak zirvede kalmayı ve işi bitirmeyi sağlayan yegâne güç, kişinin canı istemediğinde bile çalışmaya devam etmesini sağlayan disiplindir.
46. O iş, iyi niyetle başlanırsa hayır getirir: Kalbinde sadece iyilik taşıyanların yolundaki engeller birer birer temizlenir; niyetin saflığı işin sonundaki selameti de garanti altına alır.
47. O iş, azim ve sebatla sonuçlanır: Yarışı kazananlar genellikle en hızlı koşanlar değil, tüm yorgunluklarına rağmen koşmaktan asla vazgeçmeyen ve sonuna kadar direnen sebatkâr kişilerdir.
48. O iş, dürüstlükle güven sağlar: Güven, inşa edilmesi yıllar süren ama bir saniyede yıkılabilen en büyük sermayedir; dürüst iş yapanlar, kendilerine sarsılmaz bir gelecek hazırlarlar.
49. O iş, yardımlaşmayla güzelleşir: Ortaklaşa yapılan işlerde bencillik azalır, yerini paylaşımın zarafeti alır; bu durum hem işin kalitesini yükseltir hem de ortaya çıkan esere bir ruh katar.
50. O iş, isteklilikle zafere ulaşır: İnsan ruhunun eşlik etmediği hiçbir eylem tam başarıya ulaşamaz; gerçek bir arzuyla, tutkuyla peşinden koşulan hedefler eninde sonunda fethedilir.
51. O iş, dikkat ve özenle fark yaratır: Sıradan bir üretimi mükemmel bir sanat eserine dönüştüren şey; başkalarının önemsemediği detaylara gösterilen büyük titizlik ve duyarlılıktır.
52. O iş, samimiyetle kalıcı olur: Yapılan işte riya ve gösteriş yoksa, o iş insanların kalbinde yer eder ve üzerinden nesiller geçse de değerinden hiçbir şey kaybetmeden varlığını sürdürür.
53. O iş, doğru adımlarla emniyetli olur: Acele edip kestirme yollardan gitmek yerine, sağlam ve emniyetli yöntemleri tercih etmek, yolun sonunda karşılaşılabilecek büyük felaketleri önler.
54. O iş, kararlılıkla hedefe ulaşır: Rüzgâr hangi yönden eserse essin, rotasından sapmayan ve gözünü ufuktan ayırmayanlar için varılacak yer sadece bir zaman ve sabır meselesidir.
55. O iş, birikim ve tecrübeyle değer bulur: Yılların süzgecinden geçmiş bilgiler ve kazanılmış deneyimler üzerine inşa edilen yeni projeler, çok daha derinlikli ve toplum tarafından kabul gören bir nitelik kazanır.
56. O iş, tecrübeyle kolaylaşır: İlk başta aşılmaz bir duvar gibi görünen her zorluk, defalarca denendikten ve işin sırrı çözüldükten sonra sıradan ve kolay bir alışkanlığa dönüşür.
57. O iş, emekle değerini bulur: İnsan, uğrunda ter dökmediği ve çaba harcamadığı şeyin kıymetini tam olarak anlayamaz; bir şeyi gerçekten değerli kılan, ona katılan kişisel emektir.
58. O iş, disiplin ve özveriyle biter: Bazı işler sadece zekâyla değil, uykudan, konfordan ve boş vakitten fedakârlık yaparak, belirli bir plana sonuna kadar sadık kalarak bitirilebilir.
59. O iş, hayırlı niyetle bereket kazanır: Niyetin temizliği, işin akışına görünmez bir kolaylık katar; dürüstlükten sapmayanların rızkı hiç umulmadık yerlerden gelen bir bollukla bereketlenir.
60. O iş, azimli ve kararlı olanındır: Hayatın ödülleri, yerinde sayıp şikâyet edenlerin değil, her türlü engele rağmen ayağa kalkıp mücadeleye devam eden kararlı ve azimli ruhlarındır.
61. O iş, dürüstlükle sağlam temele oturur: Yalan ve hileyle kurulan yapılar en küçük sarsıntıda yerle bir olur; oysa dürüstlük üzerine inşa edilen başarılar, ömür boyu yıkılmaz bir kale gibi kalır.
62. O iş, bilgiyle daha etkili olur: Kaba kuvvetin yetmediği, kapıların kapandığı yerlerde bilgi en güçlü anahtardır; neyi nasıl yapacağını bilmek, kişiyi her türlü zorlukta üstün kılar.
63. O iş, tecrübeyle daha güvenli olur: Geçmişteki hayal kırıklıklarından ders alan bir zihin, gelecekteki pusuları önceden fark eder; tecrübe, insanı aldatılmaktan ve büyük hatalardan koruyan en güçlü kalkandır.
64. O iş, emekle yoğrulursa başarı gelir: Başarı, sabırla ekilen ve emekle sulanan bir tohumun zamanla serpilip devleşmesidir; çaba gösterilmeden gelinen nokta sadece geçici bir şanstır.
65. O iş, disiplinle sonuçlanır: Heyecan insanı yola çıkarır ama o yolun sonuna kadar yürütmeyi sağlayan tek şey, her sabah aynı ciddiyetle işinin başına geçmeyi sağlayan çalışma disiplinidir.
66. O iş, iyi niyetle hayırla tamamlanır: Başlangıcı doğru ve temiz olanın sonu da mutlaka selamettir; dürüstlükten ayrılmayanlar, süreç ne kadar zor olursa olsun sonunda huzura kavuşurlar.
67. O iş, azim ve kararlılıkla güçlenir: Karşılaşılan zorluklar, azimli insanı yıldırmaz; aksine onu daha da bileyerek işine daha sıkı sarılmasını ve ortaya daha güçlü sonuçlar çıkarmasını sağlar.
68. O iş, dürüstlükle itibar kazanır: İnsanın bu dünyada bırakabileceği en temiz miras, dürüst bir isimdir; işinde dürüst olanlar, çevrelerinde sarsılmaz bir saygınlık ve güven çemberi oluştururlar.
69. O iş, yardımlaşmayla verimli olur: Bencilliğin bittiği yerde ortak akıl başlar; farklı yeteneklerin birleştiği işlerde hata payı azalır ve elde edilen verimlilik tek kişilik çabaları kat kat aşar.
70. O iş, isteklilikle zafere ulaşır: İnsan kalbini vermediği hiçbir davanın galibi olamaz; zafer, ancak o işi başarmayı hücrelerine kadar isteyen ve buna inanan tutkulu kişilere gülümser.
71. O iş, dikkat ve özenle parlar: Mükemmellik aslında bir davranış biçimidir; en sıradan işe bile büyük bir dikkat ve özenle yaklaşmak, o işi bir şahesere dönüştürür.
72. O iş, samimiyetle kalıcı olur: Gerçek başarı, insanların zihninde değil vicdanında yer almaktır; samimiyetle ve dürüstçe ortaya konan her şey, nesiller boyu takdirle anılmaya devam eder.
73. O iş, doğru adımlarla güvenli olur: Aceleciliğin getirdiği hataları telafi etmek zordur; bu yüzden akılcı, planlı ve doğru adımlarla ilerlemek, hem yolu hem de sonucu emniyet altına alır.
74. O iş, kararlılıkla engelleri aşar: Gözünü hedeften ayırmayan ve her düştüğünde daha büyük bir hırsla ayağa kalkan biri için hiçbir engel aşılamaz değildir; kararlılık her kapıyı açar.
75. O iş, bilgi ve birikimle değer kazanır: Yüzeysel olan hiçbir şey kalıcı değildir; bir işin arkasındaki derin bilgi ve yılların biriktirdiği tecrübe, o işe toplumda büyük bir ağırlık ve değer katar.
76. O iş, tecrübeyle kolaylaşır: Acemilik dönemindeki o ağır ve yavaş süreç, zamanla tecrübenin getirdiği bir zarafete dönüşür; usta olan kişi için en zor işler bile sıradan birer uğraş halini alır.
77. O iş, emekle güzelleşir: Güzellik sadece sonuçta değil, o sonuca ulaşana kadar harcanan göz nuru ve emektedir; her ilmeğinde ter olan bir eser, izleyene huzur ve hayranlık verir.
78. O iş, disiplinle başarıya ulaşır: Gerçek başarı, tesadüflerin değil, her gün yapılması gerekenleri kararlılıkla ve bir sistem dahilinde yapmanın, yani yüksek öz disiplinin doğal bir sonucudur.
79. O iş, hayırlı niyetle bereket bulur: Niyeti halis olanın yardımcısı doğadır, insandır ve evrendir; iyilik amacıyla yola çıkanın işleri bir şekilde rast gider ve bereketi hiç eksilmez.
80. O iş, azimli ve kararlı olanındır: Dünya, sadece düşleyenlerin değil, o düşleri gerçekleştirmek için her türlü zahmete katlanan ve asla vazgeçmeyen azimli ruhların evidir.
81. O iş, dürüstlükle kalıcı olur: Maddi zenginlikler konjonktüre göre değişebilir ama dürüst bir karakterin inşa ettiği başarılar, kalıcı birer anıt gibi sarsılmadan yerinde durur.
82. O iş, bilgiyle yönetilirse verimli olur: Bilgiyle donanmış bir yönetim, kaynakları en doğru şekilde kullanır ve en az çabayla en büyük verimi elde etmenin stratejik yollarını bulur.
83. O iş, tecrübeyle daha güvenli olur: Daha önce benzer yollardan geçmiş ve hataları tatmış olan bir zihin, gelecekteki tehlikeleri sezer ve gemisini fırtınalara sokmadan limana ulaştırır.
84. O iş, emekle değerini bulur: Hak edilmeden gelen her kazanç sabun köpüğü gibidir; ancak insanın kendi alın teriyle, emeğiyle ve mücadelesiyle kazandığı her şey gerçek bir değere ve anlama sahiptir.
85. O iş, disiplinle sonuçlanır: Başlamak sadece bir ilk adımdır; o işi bitiş çizgisine kadar taşıyacak, yorgunluğa ve sıkıntıya rağmen devam ettirecek olan yegâne yakıt disiplindir.
86. O iş, iyi niyetle hayırlı bir sonuca ulaşır: İçinde kimseye zarar verme amacı taşımayan, sadece doğruluk ve güzellik için uğraşanların akıbeti, süreç ne olursa olsun daima selametle biter.
87. O iş, azim ve kararlılıkla güçlenir: Bir işe baş koymak ve karşılaşılan her pürüzde daha büyük bir hırsla işe sarılmak, o işin niteliğini ve yapanın etkisini toplumda daha da güçlendirir.
88. O iş, dürüstlükle itibar kazanır: Saygınlık parayla satın alınamaz; bir ömür boyu her işinde dürüst kalarak inşa edilen itibar, insanın sahip olabileceği en büyük ve en değerli hazinedir.
89. O iş, yardımlaşmayla verimli olur: Paylaşımın ve dayanışmanın olduğu yerde “ben” değil “biz” vardır; bu kolektif güç, tek bir insanın asla başaramayacağı büyük ve bereketli sonuçları doğurur.
90. O iş, isteklilikle başarıya ulaşır: İnsan, ruhunu ve tutkusunu katmadığı bir işte sadece bir makinedir; başarı ise ancak heyecanla, arzuyla ve tam bir isteklilikle peşinden koşulan hedeflerin sonundadır.
91. O iş, dikkat ve özenle fark yaratır: Herkesin yaptığı bir işi sıra dışı ve unutulmaz kılan şey, o işin her bir aşamasına gösterilen sarsılmaz dikkat ve büyük sanatsal özendir.
92. O iş, samimiyetle kalıcı olur: Gerçekten hissedilerek ve dürüstçe yapılan her türlü girişim, insanların zihninde derin bir iz bırakır ve zamanın geçiciliğine karşı sarsılmaz bir direnç gösterir.
93. O iş, doğru adımlarla güvenli olur: Duygusal tepkilerle değil, akılcı ve doğru adımlarla ilerlemek; kişiyi geri dönüşü olmayan hatalardan korur ve başarının kalıcı olmasını sağlar.
94. O iş, kararlılıkla hedefe ulaşır: Kararlı bir irade, önüne çıkan her engeli bir fırsata dönüştürür; böyle bir iradenin önünde hiçbir kapı kapalı kalamaz, o mutlaka menziline varacaktır.
95. O iş, bilgi ve birikimle değer kazanır: Derinliği olmayan hiçbir şey kalıcı saygı uyandırmaz; sağlam bir bilgi altyapısı ve yılların birikimiyle şekillenen işler her zaman en yüksek takdiri görür.
96. O iş, tecrübeyle kolaylaşır: Yılların getirdiği pratiklik ve çözüm üretme hızı, başlangıçta devasa görünen en karmaşık sorunları bile sıradan birer rutin haline getirir.
97. O iş, emekle güzelleşir: Güzellik, sadece sonuçtaki estetik değil, o sonuca ulaşana kadar dökülen her damla terin ve gösterilen her bir çabanın toplamdaki asaletidir.
98. O iş, disiplinle başarıya ulaşır: Her gün aynı azimle çalışmak, motivasyon bittiğinde devreye giren o sarsılmaz disiplini korumak, gerçek ve kalıcı başarının yegâne anahtarıdır.
99. O iş, hayırlı niyetle bereket bulur: İnsanlığa ve iyiliğe hizmet etme amacıyla yola çıkanın işindeki pürüzler kendiliğinden çözülür ve o kazançta tarif edilemez bir bereket oluşur.
100. O iş, azimli ve kararlı olanındır: Kader, cesaret edenlerin ve gayret gösterenlerin yanındadır; başarının asıl sahibi, yolu ne kadar uzun olursa olsun vazgeçmeyen kararlı ruhlardır.
101. O iş, dürüstlükle kalıcı olur: Hileyle elde edilen geçici kazançların aksine; dürüstlükle ve doğrulukla inşa edilen her türlü eser, zamana karşı sarsılmaz bir güçle ayakta kalır.
102. O iş, bilgiyle yönetilirse sonuç verir: Karanlıkta yön bulmak zordur; oysa bilginin meşalesiyle yürütülen her süreç, en kestirme ve en doğru yoldan istenilen sonuca ulaştırır.
103. O iş, tecrübeyle daha sağlam olur: Bir kez yaşanmış bir olumsuzluk, tecrübeli biri için bir daha tekrarlanmayacak bir derstir; bu yüzden tecrübeyle kurulan işler çok daha dayanıklıdır.
104. O iş, emekle değerini bulur: İnsanın kendi alın teriyle suladığı her başarı ağacı, en tatlı meyveleri verir; çabasız ve emeksiz gelenler ise sabun köpüğü gibi anında söner.
105. O iş, disiplinle sonuçlanır: Bir işe başlamak için bir anlık cesaret yeterlidir ancak o işi başarıyla bitirmek için her gün aynı ciddiyetle çalışmayı sağlayan disiplin şarttır.
106. O iş, iyi niyetle hayırla tamamlanır: Niyetinde hile ve fesat barındırmayanın yolu daima açık olur; sadece doğruluk için uğraşanların sonu daima hayır ve huzurla biter.
107. O iş, azim ve kararlılıkla güç kazanır: Karşılaşılan pürüzler, azimli insanı durdurmaz; aksine ona yeni çözüm yolları üretme gücü verir ve yapılan işin toplumsal etkisini daha da güçlendirir.
108. O iş, dürüstlükle itibar sağlar: Güvenilir bir insan olarak tanınmak, dünyadaki tüm servetlerden daha üstündür; dürüstlükle kazanılan itibar, kişinin en büyük güvencesidir.
109. O iş, yardımlaşmayla verimli olur: Farklı akılların ve ellerin birleştiği işlerde bereket vardır; dayanışma sayesinde zorluklar bölünürken, ortaya çıkan verimlilik katlanarak artar.
110. O iş, isteklilikle başarıyı yakalar: Yüreğin onaylamadığı, sevginin katılmadığı hiçbir iş tam bir başarı sayılmaz; gerçek kazananlar, yaptıkları işe ruhlarını katan tutkulu insanlardır.
111. O iş, dikkat ve özenle değer kazanır: Kalite, dikkatli bir gözün ve özenli bir elin ürünüdür; en ince detaya kadar gösterilen hassasiyet, o işi sıradanlıktan kurtarıp mükemmelleştirir.
112. O iş, bilgi ve deneyimle başarılı olur: Bilgi hedefe giden yolu çizer, deneyim ise o yoldaki gizli tehlikelere karşı kişiyi korur; bu ikisi birleştiğinde başarı kaçınılmaz olur.
113. O iş, yardımlaşmayla güçlenir: “Birlikten kuvvet doğar” sözündeki gibi; insanların birbirine destek olduğu, omuz verdiği işlerde sarsılmaz bir güç ve direnç oluşur.
114. O iş, isteklilikle yapılırsa meyvesini verir: Gönülden kopan bir arzuyla yapılan her iş, hem yapanı hem de o işten faydalananı mutlu edecek en güzel sonuçları doğurur.
115. O iş, dikkat ve özenle yapılırsa değer kazanır: Bir işe ne kadar çok titizlik ve ruh katılmışsa, o iş o kadar büyük bir kıymet bulur; özen gösterilen her şey zamanla daha da değerlenir.
116. O iş, doğru niyetle yapılırsa kalıcı olur: Kişisel hırslardan uzak, sadece dürüstlük ve toplumsal fayda için yapılan eylemler, yapan ölse bile dünya üzerinde güzel bir miras olarak yaşamaya devam eder.
117. O iş, azimli ve sabırlı olana ulaşır: Hayat, en büyük ödüllerini hemen vermez; başarıyı sadece beklemeyi bilen, her düştüğünde azimle kalkan ve sabırla hedefine yürüyenler elde eder.
118. O iş, küçük adımlarla yapılırsa güvenli olur: Büyük hedefleri küçük ve emin parçalara bölmek, hata payını azaltır; yavaş ama sarsılmaz adımlarla ilerlemek her zaman daha garantidir.
119. O iş, sabır ve sebatla tamamlanır: Başlangıçtaki coşku geçicidir; bir işi sonuna kadar götüren ve başarıyla taçlandıran yegâne şey, her şartta devam etmeyi sağlayan o sarsılmaz sebat duygusudur.
120. O iş, bilgi ve deneyimle kolaylaşır: Bilgi donanımı ve geçmişteki pratikler, en zorlu problemleri bile anında teşhis edip çözme yeteneği vererek işleri çok daha zahmetsiz bir hale getirir.
121. O iş, yardımlaşmayla verimli olur: Bencilliğin yerini dayanışmanın aldığı her üretim süreci, hem daha bereketli olur hem de ortak bir başarı duygusu yaratarak verimi maksimuma taşır.
122. O iş, isteklilikle yapılırsa başarı gelir: Motivasyonun kaynağı insanın içindeki o güçlü istek ve heyecandır; bu enerjiyi taşıyanlar için ulaşılamayacak hiçbir zirve yoktur.
123. O iş, dikkat ve özenle değer kazanır: Bir işin arkasındaki yüksek özen ve sorumluluk duygusu, o işin niteliğini belirleyen en temel kriterdir; titizlikle yapılan her şey hak ettiği değeri bulur.
124. O iş, doğru niyetle yapılırsa kutsal olur: Sadece kendi çıkarı için değil, iyilik ve güzellik için yapılan her eylem; insanın ruhunu doyuran ve manevi bir anlam kazanan kutsal bir emeğe dönüşür.
125. O iş, azimli ve sabırlı olana ulaşır: (117. madde ile benzer şekilde); acelecilik hata yaptırır; başarı, önüne çıkan her zorluğa sabırla karşı koyan ve azmini hiç kaybetmeyenlerin sadık yâridir.
126. O iş, küçük adımlarla yapılırsa güvenli olur: Temkinli olmak zayıflık değil, akıllılıktır; küçük ama sağlam basılan her adım, bir sonraki hamle için sarsılmaz bir zemin hazırlar.
127. O iş, sabır ve sebatla tamamlanır: (119. madde ile benzer şekilde); heyecanın bittiği yerde irade başlar; bir işi ne pahasına olursa olsun bitirme kararlılığı gösterenler ancak o işin meyvesini yerler.
128. O iş, bilgi ve deneyimle kolaylaşır: Karşılaşılan engelleri daha önce benzerlerini aşmış bir zihinle değerlendirmek; o zorlukları basitleştirir ve en doğru çözüm yolunu zahmetsizce buldurur.
129. O iş, yardımlaşmayla verimli olur: Güç birliği yapmak zayıflıkları örter ve ortak kapasiteyi artırır; yardımlaşma ile yapılan her iş, bireysel çabalara göre çok daha bereketli ve üstün sonuçlar üretir.
Ö Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Halk Deyişleri
1. Ödenmiş kaza, bitmiş beladır: Başa gelen kötü bir durum yaşanıp bittikten ve zararı karşılandıktan sonra, artık onun üzerinde durup üzülmenin bir anlamı kalmamış demektir.
2. Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir: Birine ödünç bir şey vermek kolay ve sevinçlidir ancak o şeyi geri almak, borçlunun ödeme zorluğu çıkarması nedeniyle genellikle sıkıntılı olur.
3. Öfke baldan tatlıdır: İnsan öfkelendiğinde duygularını boşaltarak bir anlık rahatlama hisseder, bu yüzden öfkesine yenik düşmek kişiye o an için çekici gelir.
4. Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır: İnsan öfkelendiğinde mantıklı düşünemez ve yanlış şeyler yapar; ancak sakinleştiğinde yaptığı hatalardan dolayı büyük utanç duyar.
5. Öfkeyle kalkan zararla oturur: Öfkesine kapılarak kontrolsüzce davranan kimse, sonunda mutlaka kendisini güç duruma düşürecek sonuçlarla karşılaşır.
6. Öksüz hırsızlığa çıkınca ay ilk akşamdan doğar: Şanssız ve talihsiz insanların işleri her zaman ters gider; yapmak istedikleri gizli işler bile hemen açığa çıkar.
7. Öksüz kuzu toklu olmaz: Koruyucusu ve destekçisi olmayan çocuk ya da işler, ne kadar çaba sarf edilirse edilsin tam anlamıyla gelişip istenen sonuca ulaşamaz.
8. Öksüzün karnına vurmuşlar, “vay arkam” demiş: Arkası, yani koruyucusu olmayan kimse bir haksızlığa uğradığında, karnı aç olsa bile asıl eksikliğini hissettiği şeyin dayanak ve destek olduğunu belirtir.
9. Öl de gör: (Halk deyişi) İnsan hayattayken değerini bilmeyenlerin, o öldükten sonra nasıl pişman olduklarını veya durumun nasıl değişeceğini anlatan sitem dolu bir sözdür.
10. Ölenle ölünmez: Bir yakını kaybedince aşırı üzülmek doğaldır ancak hayat devam etmektedir; yas tutup yaşamdan kopmak gideni geri getirmez.
11. Ölmüş eşek kurttan korkmaz: Her şeyini kaybetmiş, en kötü duruma düşmüş olan bir kimsenin artık kimseden veya hiçbir tehlikeden korkusu kalmaz.
12. Ölüm hak, miras helal: İnsanın ölmesi kaçınılmaz bir doğa olayıdır; öldükten sonra bıraktığı malların varisleri tarafından paylaşılması da dinen ve hukuken haktır.
13. Ölüm ile öç alınmaz: Birine duyulan düşmanlık, o kişi öldüğünde sona ermelidir; ölmüş birine karşı kin gütmeye devam etmek anlamsızdır.
14. Ölüm kalım bizim için: Dünyada her an her şey olabilir; yaşamak kadar ölmek de, felaketlerle karşılaşmak da insanlar içindir.
15. Ölüm var, dirim var: İnsan her zaman iyi durumda olmayabilir; bugün sağ olan yarın ölebilir veya bugün güçlü olan yarın yardıma muhtaç kalabilir, bu yüzden tedbirli olunmalıdır.
16. Ölümü gör: (Halk deyişi) Birinden çok önemli bir ricada bulunurken veya bir şeyi kesinlikle yapmasını isterken kullanılan, yemin yerine geçen duygusal bir zorlama ifadesidir.
17. Ölümü gören hastalığa razı olur: Çok büyük bir felaketle karşılaşan kimse, ondan daha hafif olan sıkıntılara seve seve katlanır.
18. Ölümün önüne geçilmez: Vakti saati geldiğinde ecelin gelmesini engelleyecek hiçbir güç veya tedbir yoktur.
19. Ölürse yer beğensin, kalırsa el beğensin: Bir kişi öyle iyi eğitilmeli veya öyle iyi yetiştirilmeli ki, ölürse toprak onu incitmesin, yaşarsa insanlar ona hayran kalsın.
20. Ölüsü olan bir gün ağlar, delisi olan her gün ağlar: Ölüm acısı zamanla hafifler ancak ailede akıl sağlığı yerinde olmayan birinin bulunması, her gün tazelenen bitmek bilmez bir sıkıntı kaynağıdır.
21. Ömür biter, yol bitmez: İnsanın yaşam süresi sınırlıdır ancak yapılacak işler, gidilecek yerler ve hayatın akışı sonsuz bir döngü içindedir.
22. Önce baldıran, sonra bal: Büyük başarılar ve mutluluklar, başlangıçta çekilen büyük acıların ve zorlukların ardından gelir.
23. Önce can, sonra canan: İnsan bencillikten ziyade, bir başkasına yardım edebilecek durumda olmak için önce kendi sağlığını ve güvenliğini düşünmek zorundadır.
24. Ön tekerlek nereden geçerse arka tekerlek de oradan geçer: Bir toplumda büyükler veya yöneticiler nasıl bir yol izlerse, küçükler ve onları izleyenler de aynı yolu takip eder.
25. Öpülecek el ısırılmaz: Saygı gösterilmesi gereken, iyiliği dokunmuş veya değerli kişilere karşı nankörlük edilmemeli, zarar verilmemelidir.
26. Övünme evladım övünürler, sorma evladım söylerler: (Vecize) Kişinin kendi meziyetlerini anlatması hoş karşılanmaz; eğer gerçekten değerliyse başkaları onu zaten övecektir.
27. Öz ağlamayınca göz yaşarmaz: İnsanın içinden (yüreğinden) gerçek bir acı gelmedikçe, dışarıya yansıyan üzüntü veya gözyaşı samimi değildir.