F- G-H ATASÖZLERİ
F Harfi İle Başlayan Atasözleri, ve Vecizeler Sözlüğü
1. Fakat huy insanın damgasıdır: İnsanın karakteri, ruhuna vurulmuş bir mühür gibidir. Şartlar ne kadar değişirse değişsin, kişi eninde sonunda özündeki alışkanlıklara ve davranış biçimlerine geri döner; özü değiştirmek zordur.
2. Fakat naz aşık usandırır: Sevgi ve ilgi, kötüye kullanılmamalıdır. Bir kişinin diğerine duyduğu derin sevgiye güvenerek sürekli kapris yapmak veya ilgi beklemek, karşı tarafın sabrını tüketir ve en güçlü bağları bile kopma noktasına getirir.
3. Fakat yolun sonu selamet: Çekilen dertler, aşılan zor yollar sonsuza kadar sürmez. Eğer kişi sabretmeyi ve dürüst kalmayı başarırsa, yaşadığı tüm karmaşanın sonunda mutlaka huzurlu, güvenli ve aydınlık bir durak vardır.
4. Fazla acele, hata getirir: Bir işi vaktinden önce bitirme telaşı veya sabırsızlık, dikkatin dağılmasına neden olur. Kontrolsüz hız, mantıklı düşünmeyi engellediği için sonu pişmanlıkla biten yanlış kararlara ve sakat işlere yol açar.
5. Fazla acı, tadı bozar: Hayatta her şey dengesiyle güzeldir. Bir yemekteki aşırı baharat gibi, insan ilişkilerindeki aşırı sertlik, disiplin veya hüzün de yaşamın keyfini kaçırır ve sonucun verimsiz olmasına neden olur.
6. Fazla beklemek, fırsatı kaçırmaktır: Karar vermek için ideal anı sonsuza dek bekleyemezsiniz. Gereğinden fazla tereddüt etmek veya harekete geçmemek, önünüze serilen imkanların başkaları tarafından değerlendirilmesine veya yok olmasına sebep olur.
7. Fazla düşünmek, işi zorlaştırır: Bir konuyu her ayrıntısıyla analiz etmek bazen zihni kilitler. Olası tüm kötü senaryoları düşünmek, basit bir işi bile içinden çıkılmaz bir kördüğüm haline getirerek eyleme geçmeyi engeller.
8. Fazla düşünmek, kararsızlık getirir: Analiz süreci uzadıkça seçenekler arasında kaybolmak kaçınılmazdır. İnsan zihni çok fazla veriye boğulduğunda, en doğru seçeneği ayırt etme yetisini kaybeder ve kişi adım atamaz hale gelir.
9. Fazla güven, hüsran getirir: Hiçbir kontrol mekanizması kurmadan, körü körüne birine veya bir duruma bel bağlamak tehlikelidir. İnsan doğası ve hayatın akışı değişkendir; hazırlıksız yakalanan bir güven kaybı, kişide derin bir yıkım yaratır.
10. Fazla güvenme, insan değişir: Bugün size en yakın olan kişi yarın farklı bir karaktere bürünebilir. Kişilerin menfaatleri veya hayata bakışları değiştikçe size olan yaklaşımları da değişebilir, bu yüzden her zaman makul bir mesafe korunmalıdır.
11. Fazla hırslı olan, sağlığı bozar: Bir şeyi elde etmek için her şeyi feda etmek büyük bir yanılgıdır. Aşırı hırs, insanın hem zihnini hem de bedenini sürekli bir gerginlik içinde tutar; bu da zamanla telafisi olmayan sağlık sorunlarına yol açar.
12. Fazla ileri gitme, ayağına taş değer: Gücüne veya mevkine güvenerek başkalarını hor gören ya da sınırlarını aşan kişi, beklenmedik bir engelle karşılaşır. Haddini aşmak, görünmez kazaları ve toplumsal tepkileri davet eder.
13. Fazla iş, fazla yorulmak demektir: Kapasitesinin üzerinde sorumluluk alan kişi, fiziksel ve zihinsel tükenmişlik yaşar. Dinlenmeden ve plan yapmadan sürekli çalışmak, hem verimi düşürür hem de yaşam enerjisini hızla tüketir.
14. Fazla iyilik zarar getirir: Yardımseverlik asil bir duygudur ancak sınırı çizilmelidir. Sürekli başkasının işini yapan kişi, yardım ettiği kişiyi asalaklığa alıştırır ve kendi haklarının suistimal edilmesine zemin hazırlar.
15. Fazla korkma, akıl yol gösterir: Korku, insanı koruyan bir mekanizma olsa da aşırısı felç edicidir. Paniğe kapılmak yerine mantığı devreye sokmak, en karanlık durumlardan bile çıkış yolu bulmanızı sağlayacak tek anahtardır.
16. Fazla korku, cesareti bozar: Sürekli risklere ve olumsuzluklara odaklanan bir zihin, cesur hamleler yapamaz. Aşırı kaygı, insanın içindeki potansiyeli öldürür ve kişiyi küçük bir dünyada yaşamaya mahkum eder.
17. Fazla konuşan, çok yanılır: Dil ne kadar çok işlerse hata payı o kadar artar. Çok konuşan insan, kontrolünü kaybederek boş, yanlış veya kırıcı sözler sarf etmeye meyillidir; bu yüzden “söz gümüşse sükut altındır” denilmiştir.
18. Fazla laf işiteni yorar: Sözün etkisi kısalığındadır. Gereksiz tekrarlar ve uzun açıklamalar, dinleyicinin ilgisini öldürür ve anlatılan asıl değerli bilginin arada kaybolup gitmesine, karşı tarafın bıkmasına neden olur.
19. Fazla mal dert getirir: Sahip olunan her mülk, aynı zamanda korunması, bakılması ve vergisiyle ilgilenilmesi gereken bir yüktür. Mal varlığı arttıkça insanın zihni bu varlıkları yönetmek ve korumakla meşgul olur, huzuru azalır.
20. Fazla mal göz çıkarır: Aşırı zenginlik ve bunun sergilenmesi, çevredeki kötü niyetli veya kıskanç insanların dikkatini çeker. Göze batmak, beraberinde düşmanlığı, nazarı ve çeşitli hırsızlık veya dolandırıcılık risklerini getirir.
21. Fazla mal haram olur: Hak edilenden çok daha fazlasını hırsla biriktirmek, bazen dürüstlük sınırlarının dışına çıkılmasına neden olabilir. Paylaşılmayan ve sadece yığılan servetin içinde, ihtiyaç sahiplerinin hakkı kalmış olabilir.
22. Fazla malı olan, fazla düşünür: Zenginlik arttıkça sorumluluk ve endişe de doğru orantılı olarak artar. Malını nasıl değerlendireceğini, nasıl koruyacağını veya kime miras bırakacağını düşünmek, kişiyi bitmek bilmeyen bir kaygı döngüsüne sokar.
23. Fazla mal, fazla dert getirir: Çok servet sahibi olmak, beraberinde karmaşık yönetim süreçleri ve sahte dostluklar getirir. Her yeni eşya veya mülk, insanın omuzlarına binen yeni bir endişe yükü ve koruma ihtiyacı demektir.
24. Fazla mal, fazla göz çıkarır: (20. madde ile benzer şekilde) Gereğinden fazla mülk sahibi olmak, toplumsal dengeleri sarsabilir ve başkalarının haset dolu bakışlarını üzerinize toplayarak huzurunuzun kaçmasına sebep olur.
25. Fazla naz aşık usandırır: Bir ilişkide sürekli ilgi beklemek, her şeye küsmek ve karşı tarafı zorlamak sevgiyi yıpratır. Karşılıklı özveri olması gereken yerde tek taraflı naz yapılması, aşığın kalbindeki soğumayı başlatır.
26. Fazla övme, nazara gelir: Sevilen bir şeyi veya kişiyi sürekli herkesin önünde yüceltmek, olumsuz enerjilerin odak noktası haline gelmesine neden olur. Kıskançlık uyandırmamak için güzellikleri biraz daha mahrem yaşamak daha sağlıklıdır.
27. Fazla sevgi, kıskançlık doğurur: Sevginin dozunu ayarlayamayıp karşı tarafı boğmak, sahiplenme duygusunu artırır. Bu da sağlıklı bir bağlılık yerine, şüphe ve kısıtlamalarla dolu sancılı bir kıskançlık krizine dönüşebilir.
28. Fazla söz, dostu bozar: Dostluklar samimiyet üzerine kurulur ama bu, her ağza geleni söyleme hakkı vermez. Düşüncesizce sarf edilen çok söz, en yakın arkadaşın kalbini kırabilir ve telafisi zor bir dargınlığa yol açabilir.
29. Fazla söze gerek yok: Durum apaçık ortadaysa, gerçekler kendini gösteriyorsa yapılan ek açıklamalar sadece vakit kaybıdır. Netlik, laf kalabalığından çok daha güçlü bir ikna aracıdır ve dürüstlüğün simgesidir.
30. Fazla şükür, az nimete değer katar: Elindekinin kıymetini bilen insan, küçük şeylerle de mutlu olmayı başarır. Şükür bilinci, az olanın bereketini artırır ve insanın iç dünyasında bitmek bilmeyen bir zenginlik yaratır.
31. Fazla tatlı söz, kalbi yorar: Sürekli iltifat ve aşırı nezaket bir süre sonra yapay gelmeye başlar. Gerçeklikten uzak, sırf hoş görünmek için söylenen tatlı sözler samimiyeti öldürür ve karşı tarafta bıkkınlık hissi yaratır.
32. Fazla uğraşma, işini kolay yap: Verimli çalışmanın sırrı zekayı kullanmaktır. Bir işi kaba kuvvetle veya inatla zorlamak yerine, en kısa ve en az enerji tüketen yolu bulmak başarıyı daha hızlı ve daha az yorgunlukla getirir.
33. Fazla uyumak, tembelliğe yol açar: İhtiyaçtan fazla uyku, bedeni hantallaştırır ve zihni uyuşturur. Bu durum zamanla bir alışkanlık haline gelerek kişinin üretkenliğini yok eder ve onu hayattan kopuk, tembel bir birey yapar.
34. Fazla üzülme, zaman her şeyi düzeltir: Yaşanan acılar ilk günkü gibi taze kalmaz. Zamanın iyileştirici gücü, en derin yaraların bile kabuk bağlamasını sağlar ve insana yeniden hayata tutunma gücü verir; her şey geçer.
35. Fazla yemek, sağlığı bozar: Vücudun ihtiyacından fazlasını tüketmek, organları yorar ve çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır. Ölçülü beslenmek hem bedensel zindeliği korur hem de zihnin daha berrak çalışmasını sağlar.
36. Fena akıl, yol göstermez: Kötü niyetli veya sığ bir düşünce yapısıyla bir yere varılamaz. Temeli yanlış olan bir fikir üzerine kurulan planlar, sahibini eninde sonunda çıkmaza sürükler ve başarısızlığa mahkum eder.
37. Fena atın ayağı çabuk kırılır: Kalitesiz bir malzeme veya kötü bir niyetle başlayan işler, ilk ciddi zorlukta çöker. Temeli sağlam olmayan her şey, hayatın fırtınalarına karşı dayanıksızdır ve hızla zarar görür.
38. Fena dost düşmandan beterdir: Düşmanın size zarar vereceğini bilirsiniz ve ona göre önlem alırsınız. Ancak dost maskesi takan kötü niyetli kişi, zayıf anlarınızı bildiği için size hiç beklemediğiniz yerden en ağır darbeyi vurur.
39. Fena huy kırk yılda değişmez: Kişilik özellikleri çok küçük yaşlarda oturur. Kötü bir alışkanlığa veya ahlaka sahip olan birinin bu durumu değiştirmesi imkansıza yakındır; çünkü o huy artık onun kimliğinin bir parçası olmuştur.
40. Fena iş, iyi niyetle düzelmez: Yapılan iş temelden yanlış veya hatalıysa, “niyetim iyiydi” demek o işin sonucunu değiştirmez. Önemli olan sadece niyet değil, aynı zamanda doğru yöntemi ve doğru eylemi uygulamaktır.
41. Fena insan, dosttan beterdir: Kötü karakterli birinin arkadaşlığı, açık bir düşmanlıktan daha tehlikelidir. Bu tür insanlar yanınızdayken bile size sinsice zarar verebilir, itibarınızı zedeleyebilir ve enerjinizi sömürebilirler.
42. Fena yola düşen, akılsız yol izler: Yanlış yollara sapan veya ahlaki değerlerini kaybeden kişi, sağlıklı düşünme yetisini de kaybeder. Bir hatayı başka bir hatayla kapatmaya çalışırken, geri dönülmesi zor bir bataklığa sürüklenir.
43. Fena yoldaş, dostu düşmandan beterdir: Yanlış kişilerle arkadaşlık etmek, insanın karakterini ve geleceğini karartır. Kötü bir yoldaş, farkında olmadan sizi kendi karanlığına çeker ve başınıza düşmanınızın bile getirmeyeceği dertler açar.
44. Fikir akılda saklıdır: Bir insanın gerçek gücü ve zekası dış görünüşünde değil, kafasının içindeki düşüncelerdedir. Akıl, sessizce duran bir hazine gibidir; ancak eyleme döküldüğünde veya ihtiyaç duyulduğunda değerini gösterir.
45. Fikir danışmak, işin yarısıdır: Kendi aklına çok güvenip hata yapmaktansa, tecrübeli insanlara sormak büyük bir bilgeliktir. Farklı bakış açıları almak, yolu önceden görmenizi sağlar ve sizi işin yarısını başarmış kadar rahatlatır.
46. Fikir gönülden gelirse iş kolay olur: Bir işe sadece mantıkla değil, aynı zamanda sevgiyle ve tutkuyla sarılmak gerekir. İnsan yaptığı işe kalbini koyduğunda, karşılaştığı zorluklar ona ağır gelmez ve başarı kendiliğinden akar.
47. Fikir yürütmek akla hizmettir: Düşünmek, plan yapmak ve ihtimalleri değerlendirmek beyni geliştiren bir egzersizdir. Sadece ezberle değil, yorum yaparak ilerleyen insan, aklını gerçek anlamda verimli kullanmış olur.
48. Fikir, işin pusulasıdır: Planlanmamış her eylem karanlıkta yürümeye benzer. Sağlam bir fikir ve strateji, fırtınalı zamanlarda bile yolunuzu kaybetmemenizi sağlar ve sizi hedeflediğiniz limana ulaştırır.
49. Fikri hür, vicdanı hür olmalı: Gerçek özgürlük, başkalarının ne düşündüğünden ziyade kendi mantığına ve ahlak anlayışına göre yaşayabilmektir. Kendi kararlarını verebilen ve vicdanı rahat olan insan, dünyanın en zengin insanıdır.
50. Fikri olanın sözü olur: Gerçekten bir düşüncesi, bir birikimi olan insanın söyleyecek değerli şeyleri de vardır. Boş konuşmak yerine zihni doldurmak, sözlerin toplum içinde dinlenmesini ve etkili olmasını sağlar.
51. Fikri, aklı kullanandan yana olur: Şans veya mucize beklemek yerine akıl yürüten ve plan yapanlar her zaman daha avantajlıdır. Hayat, zekasını ve fikirlerini doğru stratejilerle hayata geçirenleri ödüllendirir.
52. Fikirsiz adım atma: Önünü görmeden, sonunu hesaplamadan harekete geçmek felakete davetiye çıkarmaktır. Her adımın arkasında sağlam bir neden ve düşünce olmalıdır ki atılan adım geri çekilmek zorunda kalınmasın.
53. Fikirsiz iş, başıboş kuş gibidir: Bir amacı ve planı olmayan işler, nereye gideceği belli olmayan bir kuş gibi savrulur. Emeklerin boşa gitmemesi için yapılan her hamlenin bir stratejiye dayanması şarttır.
54. Fincan küçük olsa da kahve tadında olur: Bir şeyin değerini dış hacmi veya fiyatı belirlemez. Küçük ama samimi bir eylem, az ama öz bir söz, en büyük şatafatlı gösterişlerden çok daha etkileyici ve kalıcı izler bırakır.
55. Fırıncı ekmeğini kazanır: Herkes uzman olduğu, emek verdiği işten rızkını çıkarır. Hayatta kalmak için bir zanaat sahibi olmak ve o işi layığıyla yapmak, onurlu bir yaşamın en temel şartıdır.
56. Fırsat akıl ve cesaretin dostudur: Fırsatlar herkesin önüne çıkabilir ama onları sadece akıllıca analiz eden ve korkmadan hamle yapanlar yakalar. Korkaklık veya dikkatsizlik, en büyük fırsatların bile ziyan olmasına neden olur.
57. Fırsat çoktur, değerlendiren kazanır: Dünya imkanlarla doludur; ancak asıl mesele bu imkanların farkına varmak ve tembellik etmeden harekete geçmektir. Kazananlar, şikayet edenler değil, elindeki imkanı işleyebilenlerdir.
58. Fırsat elden gidince üzülme: Kaçırılan bir fırsatın ardından yas tutmak sadece zaman kaybettirir. Geçmişe takılıp kalmak, önünüze çıkacak olan yeni ve belki de daha iyi fırsatları görmenizi engeller; yola devam edilmelidir.
59. Fırsat kapıyı çalar: Hayat, insana gelişmesi ve ilerlemesi için mutlaka uygun zeminler sunar. Önemli olan, o kapı çalındığında hazırlıklı olmak ve kapıyı açacak kadar uyanık ve istekli davranmaktır.
60. Fırsat kervanı beklemez: İmkanlar durağan değildir, akıp gider. Bir fırsat ortaya çıktığında hemen değerlendirilmezse, tıpkı bir kervan gibi hızla uzaklaşır ve onu tekrar yakalamak mümkün olmayabilir.
61. Fırsatı kaçıran, zamanla kaybeder: Doğru zamanda atılmayan adımlar, ileride daha büyük maliyetlere ve kayıplara yol açar. Zaman, sadece akıllıca kullananların yanındadır; bekleyenler ise hep geride kalır.
62. Fırtına sonrası sessizlik güzeldir: Yaşanan büyük kavgalar veya zorlu hayat mücadeleleri bittiğinde gelen huzurun kıymeti paha biçilemezdir. Bu sessizlik, sadece bir duraklama değil, aynı zamanda yeniden doğuş ve güç toplama vaktidir.
G İLE BAŞLAYAN ATASZÖLERİ
G Harfi ile Başlayan Atasözleri, ve Vecizeler
1. Gaflet eden, fırsatı kaçırır: Çevresindeki gelişmelere karşı dikkatsiz ve ilgisiz kalan kişiler, önlerine çıkan büyük imkanları fark edemez ve başarı şansını kaybederler.
2. Gaflet uykusu, zarara yol açar: Gerçekleri görmezden gelmek veya olaylara karşı duyarsız kalmak, kişiyi savunmasız bırakır ve sonunda ağır bedeller ödetir.
3. Gafıl avlanır: Hiç beklemediği bir anda, hazırlıksız bir vaziyette yakalanan kişi kolayca mağlup olur veya tuzağa düşer.
4. Galip gelen haklıdır: Güçlü olanın veya kazananın her zaman kendi doğrusunu kabul ettirdiği, başarının bazen hataları örttüğü durumları ifade eder.
5. Gam yoksa hayat yok: Hayat sadece mutluluktan ibaret değildir; dertler, hüzünler ve kederler yaşamın bir parçasıdır ve insanı olgunlaştırır.
6. Ganimeti paylaşmak fazilettir: Elde edilen bir kazancı veya başarıyı başkalarıyla bölüşmek, büyük bir erdem ve toplumsal bir iyiliktir.
7. Garip başına gelir: İnsanın başına ne zaman ne geleceği belli olmaz; hayat sürprizlerle ve beklenmedik olaylarla doludur.
8. Garip gönlü zengindir: Maddi imkanları çok kısıtlı olsa da, bazı insanlar iç dünyalarında çok cömert, sevgi dolu ve asildirler.
9. Garip, dostunu iyi seçer: Zorluklarla boğuşan veya yalnız kalan kişi, kendisine gerçekten sahip çıkacak güvenilir insanları bulmakta daha dikkatli davranır.
10. Gariplik malın değil, aklın işidir: Çaresizlik sadece parasızlık değildir; asıl gariplik, bir çıkış yolu bulamayacak kadar akıl yürütememekten kaynaklanır.
11. Gariplik, dostu belli eder: İnsan sıkıntıya düştüğünde ve yardıma muhtaç kaldığında, çevresindeki kimlerin gerçek dost olduğunu açıkça görür.
12. Gasp edenin yüzü kara olur: Başkasının hakkını zorla alan kişi, er ya da geç toplum nezdinde rezil olur ve vicdan azabı çeker.
13. Gaye için çalışmak güzeldir: Belirli bir amaç ve ideal uğruna emek harcamak, yapılan her işi daha değerli ve anlamlı kılar.
14. Gayret eden başarıya ulaşır: Hedefinden vazgeçmeden, azimle ve disiplinle çalışan kişi eninde sonunda arzuladığı başarıyı elde eder.
15. Gecikme hayrı yoktur: Yapılması gereken bir işi vaktinde yapmayıp ertelemek, o işin bereketini ve getireceği faydayı yok eder.
16. Gecikmek, fırsatı kaybettirir: Zamanında hareket edilmediğinde, sunulan imkanlar başkaları tarafından alınır veya tamamen ortadan kalkar.
17. Geceyi iyi değerlendirmek gerekir: Sadece gündüz değil, gecenin sükuneti de çalışma, dinlenme veya derin düşünme için büyük bir fırsattır.
18. Gecenin karanlığı, sabrı sınar: Zor ve belirsiz zamanlar insanın dayanıklılığını test eder; sabırlı olanlar aydınlığa kavuşur.
19. Gece, gündüzü öğretir: Yaşanan her kötü tecrübe ve karanlık an, güzel günlerin ve iyiliğin kıymetini daha iyi anlamamıza vesile olur.
20. Gecikme zararı büyütür: Bir sorunu çözmekte geç kalındığında, o sorun dallanıp budaklanır ve maliyeti çok daha ağır hale gelir.
21. Gemi azıya almazsa batmaz: Riskleri kontrol altında tutan, haddini aşmayan ve ölçülü davranan kişi felaketlerden korunur.
22. Gemi battı, deniz durur mu?: Büyük bir yıkım yaşansa da hayatın genel akışı kesilmez; dünya kendi kurallarıyla dönmeye devam eder.
23. Gemi kurtulsun da yük fark etmez: Büyük bir felaket anında canın veya asıl varlığın kurtulması için tali olan her şey feda edilebilir.
24. Gemi su alırsa, kaptan ne yapsın?: Şartlar kontrolden tamamen çıktığında ve durum çığırından çıktığında, yöneten kişinin yapabileceği bir şey kalmaz.
25. Gemi yürür, yolunu bilir: Doğru kurulan ve iyi işleyen bir sistem, dışarıdan müdahaleye gerek duymadan kendi hedefinde ilerlemeye devam eder.
26. Gemiye binen, rotayı bilmelidir: Bir işe veya girişime kalkışan kişi, neyle karşılaşacağını ve nereye varacağını önceden hesaplamalıdır.
27. Gemiye akıl, kaptana güç verir: Başarı için sadece kas gücü yetmez; bilgelik ve strateji kaptanın elindeki en büyük kuvvettir.
28. Gerçeği saklamak zarar verir: Hakikati gizlemek geçici bir çözüm gibi görünse de uzun vadede güveni yıkar ve daha büyük dertler açar.
29. Gerçek arkadaş zor zamanda belli olur: Herkes iyi günde yanınızdadır; asıl dostluk, başınız darda kaldığında elini uzatan kişinin tavrıyla ölçülür.
30. Gerçek dost, sıkıntıda yanındadır: En kötü günlerinizde sizi terk etmeyen, acınızı paylaşan kişi gerçek dostluk unvanını hak eder.
31. Gerçekler er geç ortaya çıkar: Ne kadar gizlenirse gizlensin, doğruların ve hakikatin bir gün mutlaka açığa çıkma gibi bir özelliği vardır.
32. Gerçek acıdır ama öğreticidir: Hakikat çoğu zaman insanın hoşuna gitmez; fakat kişiyi olgunlaştıran ve doğru yola sevk eden en önemli unsurdur.
33. Gerçeğin yükü ağırdır: Doğruyu söylemek ve doğrularla yaşamak zor ve zahmetlidir; ancak vicdan rahatlığı sağlar.
34. Gereksiz söz başa dert açar: Düşünülmeden söylenen laflar, insanı zor durumda bırakır ve ilişkileri zedeler.
35. Gereğini yapan pişman olmaz: Bir işi doğru zamanda ve doğru şekilde yapan kişi, sonuç ne olursa olsun vicdan azabı çekmez.
36. Gereksiz merak zarardır: Her şeyi öğrenmeye çalışmak, insanı huzursuz eder ve başına iş açabilir.
37. Geri duran yol alamaz: Cesaret göstermeyen, adım atmaktan korkan kişi hedeflerine ulaşamaz.
38. Geri dönüşü olmayan söz sözdür: Ağızdan çıkan bazı sözlerin telafisi yoktur; bu yüzden konuşurken dikkatli olunmalıdır.
39. Geriye dönüp bakmayan ilerleyemez: Geçmişten ders almayan kişi, aynı hataları tekrar etmeye mahkûmdur.
40. Getirisi olmayan işten uzak dur: Emek harcanan bir işin karşılığı yoksa, zaman ve güç boşa harcanmış olur.
41. Gevşek ip kopar: Sağlam yapılmayan, özensiz yürütülen işler en kritik anda sorun çıkarır.
42. Gezen tilki, yatan aslandan yeğdir: Çalışkan ve hareketli olmak, güçlü ama tembel olmaktan daha faydalıdır.
43. Gidenin arkasından bakılmaz: Gitmeyi seçen kişinin ardından üzülmek veya peşinden koşmak boşunadır.
44. Gittiği yere uyum sağlayan ayakta kalır: Şartlara ve çevreye uyum sağlayabilen insanlar hayatta daha başarılı olur.
45. Gittiği yolun sonunu düşünmeyen yolda kalır: Plansız ve hesapsız yapılan işler genellikle yarım kalır.
46. Gizli işte hayır yoktur: Saklı yürütülen ve dürüst olmayan işlerden genellikle zarar çıkar.
47. Gizlenen ayıp büyür: Üzeri örtülen hatalar zamanla daha büyük sorunlara dönüşür.
48. Gönül kimi severse güzel odur: Sevgi, insanın bakış açısını değiştirir; sevilen kişi kusurlarıyla bile güzel görünür.
49. Gönül zenginliği maldan üstündür: Manevi değerlere sahip olmak, maddi zenginlikten daha kıymetlidir.
50. Gönülsüz yapılan iş bereket getirmez: İsteksizce yapılan işten ne verim alınır ne de mutluluk duyulur.
51. Gördüğüne inan, duyduğuna değil: Kulaktan dolma bilgilere güvenmek yerine, bizzat şahit olunan gerçekler esas alınmalıdır.
52. Görünen köy kılavuz istemez: Açıkça ortada olan bir gerçeği anlamak için ayrıca yol göstericiye gerek yoktur.
53. Gören göz yanılmaz: Dikkatli ve bilinçli bakan kişi gerçeği fark eder.
54. Görgü, maldan kıymetlidir: İyi ahlak ve terbiyeli davranış, zenginlikten daha değerlidir.
55. Görgüsüz zengin, yoksuldan beterdir: Parası olup edep ve görgüsü olmayan kişi toplumda hoş karşılanmaz.
56. Göze giren, yükü çeker: Güven kazanıp ön plana çıkan kişi, daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda kalır.
57. Göz görmeyince gönül katlanır: Uzaklık ve ayrılık, zamanla özlemi azaltır.
58. Göz var nizam var: Her şeyin bir ölçüsü ve düzeni vardır; aşırıya kaçılmamalıdır.
59. Göz yummak suçu büyütür: Yanlışlara bilerek sessiz kalmak, sorunun daha da artmasına neden olur.
60. Gözden düşen, gönülden de düşer: Değerini kaybeden kişi, zamanla sevgisini ve itibarını da yitirir.
61. Gözü aç olanın karnı doymaz: Açgözlü insanlar ne kadar kazanırlarsa kazansınlar tatmin olmazlar.
62. Gözü kara olan işi başarır: Cesur ve gözü pek davranan kişiler, risk almaktan çekinmedikleri için hedeflerine ulaşabilirler.
63. Gözü yüksekte olan düşer: Haddinden büyük hedefler peşinde koşan kişi, elindekini de kaybedebilir.
64. Gözü tok olanın eli açıktır: Kanaatkâr insanlar paylaşmayı bilir ve cömert davranırlar.
65. Gözü kapalı güven olmaz: Birine veya bir işe sorgulamadan güvenmek, hayal kırıklığına yol açabilir.
66. Gözüne perde inen gerçeği göremez: Önyargılı veya hırsına kapılmış kişi, apaçık gerçekleri fark edemez.
67. Gözüyle görmeyen, gönlüyle inanır: İnsan bazen delil olmadan, duygularıyla hareket eder.
68. Göze gelen nazara gelir: Çok dikkat çeken, göz önünde olan kişi kıskançlığa ve zarara daha açıktır.
69. Göze sokulan iş çabuk biter: Düzenli, planlı ve herkesin görebileceği şekilde yapılan iş daha hızlı tamamlanır.
70. Gözü doymazın sonu hüsrandır: Açgözlülük insanı felakete sürükler.
71. Güç birliği başarı getirir: İnsanlar birlikte hareket ettiğinde daha büyük işler başarır.
72. Güç, haklıyı değil güçlüyü konuşturur: Bazı durumlarda doğrular değil, gücü elinde bulunduranlar söz sahibi olur.
73. Güçlü olan ayakta kalır: Hayatta mücadele gücü olan kişiler zorluklara karşı direnebilir.
74. Gücü yetmeyen sözle vurur: Fiziksel ya da fiili gücü olmayan kişi, diliyle zarar vermeye çalışır.
75. Gül dikensiz olmaz: Güzel ve değerli olan her şeyin mutlaka bazı zorlukları vardır.
76. Gülme komşuna, gelir başına: Başkasının başına gelen kötü bir durumla alay eden kişi, aynı durumu yaşayabilir.
77. Gülü seven dikenine katlanır: Sevilen şeyin zorlukları da kabul edilmelidir.
78. Gülüp geçen ağlayarak döner: Sorunları ciddiye almayan kişi, ileride pişman olur.
79. Gün doğmadan neler doğar: Henüz yaşanmamış olaylar hakkında kesin yargıya varmak doğru değildir.
80. Gün bugündür: Fırsatlar ertelenmeden değerlendirilmelidir.
81. Gün olur devran döner: Şartlar ve insanlar zamanla değişir.
82. Gününde yapılan iş altın değerindedir: Zamanında yapılan işler büyük kazanç ve rahatlık sağlar.
83. Günü kurtaran yarını düşünmez: Sadece anlık çözümlerle hareket eden kişi gelecekte zor durumda kalır.
84. Güven parayla satın alınmaz: Güven, zamanla ve davranışlarla kazanılır.
85. Güvenilen dağlara kar yağar: İnsan çok güvendiği kişilerden bile hayal kırıklığı yaşayabilir.
86. Güvensizlik dostluğu bitirir: Şüphe ve güvensizlik ilişkileri yıpratır.
87. Güzel bakan güzel görür: İyi niyetli insanlar çevresindeki güzellikleri daha kolay fark eder.
88. Güzel söz yılanı deliğinden çıkarır: Tatlı ve nazik konuşma, en zor insanları bile yumuşatır.
89. Güzel ahlak servetten üstündür: İyi karakter, maddi zenginlikten daha değerlidir.
90. Güzel düşünce güzel sonucu doğurur: Olumlu bakış açısı, olumlu gelişmelere zemin hazırlar.
91. Güzellik geçicidir: Fiziksel güzellik zamanla kaybolur; kalıcı olan karakter ve ahlaktır.
92. Güzelliğe aldanan başını derde sokar: Sadece dış görünüşe bakarak karar veren kişi, yanlış seçimler yapabilir.
93. Güzelliğin on par’etmez, bu bendeki aşk olmasa: Bir insanı değerli kılan şey, ona duyulan sevgi ve verilen kıymettir.
94. Güzele bakan göz yorulmaz: Güzel ve estetik olan şeyler insana huzur verir.
95. Güzeli seven çilesini çeker: Sevgi beraberinde fedakârlık ve sıkıntıları da getirir.
96. Güzeli görmek sevaptır: Güzel olana yönelmek, insan ruhunu besler.
97. Güzelliğin kıymetini bilen bilir: Değerli olanın kıymetini ancak anlayan kişiler fark eder.
98. Güzellik akılda kalır: Dış görünüşten çok akıl ve davranışlar insanın hatırlanmasını sağlar.
99. Güzellik görecelidir: Güzel kavramı kişiden kişiye değişir.
100. Güzellik gönüldedir: Gerçek güzellik insanın iç dünyasından gelir.
101. Güzelliğe güvenen yarı yolda kalır: Sadece dış görünüşüne güvenen kişi, zamanla dezavantaj yaşar.
102. Güzelliğin bedeli ağırdır: Güzel olmanın getirdiği ilgi ve beklentiler bazen insanı zorlar.
103. Güzellik sabır ister: Güzel olanı korumak ve sürdürmek emek gerektirir.
104. Güzellik tek başına yetmez: Başarı ve mutluluk için başka erdemler de gereklidir.
105. Güzellik zamanla anlam kazanır: İlk bakışta fark edilmeyen değerler, zaman içinde ortaya çıkar.
106. Güzelliğin düşmanı kıskançlıktır: Güzellik çoğu zaman çekememezliği beraberinde getirir.
107. Güzelliğe haset edilir: Değerli ve güzel olan her şey kıskanılır.
108. Güzelliği korumak zor iştir: Sahip olunan değeri muhafaza etmek, onu elde etmekten daha zahmetlidir.
109. Güzellik ölçüyle güzeldir: Aşırıya kaçan her şey cazibesini kaybeder.
110. Güzellik sözle değil hâl ile olur: İnsan kendini anlatarak değil, davranışlarıyla gösterir.
119. Güneşin altında her şey eskir: Zaman geçtikçe her şey değer kaybeder, hiçbir şey olduğu gibi kalmaz.
120. Güneşin doğmasıyla karanlık kaçar: Olumsuzluklar, doğru ve güzel gelişmeler karşısında yok olur.
121. Güneşe karşı balçık atan, yüzüne sıçratır: Gerçeği örtmeye çalışan kişi, sonunda kendi zarar görür.
122. Güneşe yüzünü dönen, gölgeyi arkasında bırakır: Doğruya ve iyiliğe yönelen kişi, olumsuzlukları geride bırakır.
123. Gün akşam olmadan belli olmaz: Bir işin veya olayın sonucu, tamamen bitmeden anlaşılmaz.
124. Gün doğar, kader değişir: Hayatta şartlar bir anda farklılaşabilir, umut her zaman vardır.
125. Gün bugün, yarın belli olmaz: Gelecek belirsizdir; bugünü iyi değerlendirmek gerekir.
126. Gün olur devran döner: Hayatta roller değişebilir, kimse bulunduğu konumda sürekli kalmaz.
127. Gün gelir hesap sorulur: Yapılan her işin bir gün karşılığı görülür.
128. Gün görmüş, geçirmiş olmak: Hayat tecrübesi kazanmış, olgunlaşmış olmak anlamına gelir.
129. Gün görmeden hüküm verme: Bir durumu tam yaşamadan veya anlamadan karar vermemek gerekir.
130. Gün ışığına çıkmak: Gizli kalan bir durumun açığa çıkması.
131. Gün kaybetmek zarar getirir: Zamanı boşa harcamak, fırsatların kaçmasına neden olur.
132. Gün, güne benzemez: Her günün şartları ve getirdikleri farklıdır.
133. Gün su gibi akar: Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ifade eder.
134. Gününü gün etmek: Hayatı sorumsuzca, sadece keyif için yaşamak.
135. Gün var yıl olur, yıl var gün olur: Bazı zamanlar çok uzun, bazıları ise çok kısa hissedilir.
136. Gününde yapılan iş bereketlidir: Zamanında yapılan işler daha verimli sonuç verir.
137. Gününde konuşmak hikmettir: Doğru zamanda söylenen söz, en etkili olandır.
138. Gününde susmak fazilettir: Gerektiğinde susmak, olgunluk göstergesidir.
139. Günlük iş, büyük zararı önler: Küçük sorunlar zamanında çözülürse büyümez.
140. Günlük kazanç, kalıcı olmaz: Emeksiz ve plansız elde edilen kazanç uzun süreli değildir.
141. Güç akılda, akıl bilgidedir: Fiziksel kuvvet geçicidir; asıl kalıcı güç bilgi ve akıldır.
142. Güçlü olan değil, haklı olan kazanır: Gerçek zafer kaba kuvvetle değil, adaletle elde edilir.
143. Güç, paylaşınca artar: Bilgi, sevgi ve imkânlar paylaşıldıkça çoğalır.
144. Güçlü rüzgâr, sağlam ağacı yıkamaz: Temeli sağlam olan kişi ve yapılar zorluklara dayanır.
145. Güçlünün borcu olmaz: Gücü ve itibarı olan kişiler, zor duruma düşmez.
146. Güçlü sabırlıdır: Gerçek güç, öfkesini ve tepkilerini kontrol edebilmektir.
147. Güç, sorumluluk getirir: Yetki ve kuvvet arttıkça, hesap verme yükümlülüğü de artar.
148. Güçlü olan merhametli olur: Kendine güvenen kişi başkasını ezme ihtiyacı duymaz.
149. Güçlü görünmek, güçlü olmak değildir: Dışarıdan sert ve iddialı görünen herkes gerçekten güçlü değildir.
150. Güçsüzlük, akılsızlıktan gelir: Yanlış kararlar insanı zayıf duruma düşürür.
151. Güç, birlikten doğar: İnsanlar bir araya geldiğinde tek başına olamayacakları kadar güçlü olurlar.
152. Güçlü bağ, zor kopar: Sağlam ilişkiler ve dostluklar kolayca bozulmaz.
153. Güçlü karakter, zor günde belli olur: İnsanların gerçek kişiliği sıkıntı anlarında ortaya çıkar.
154. Güçlü temel, uzun ömürlü yapı demektir: Sağlam başlangıç yapılan işlerin kalıcılığını sağlar.
155. Güçlü söz, sessizlikten doğar: Az ve yerinde konuşan insanların sözleri daha etkilidir.
156. Güç, ölçüyle kullanılır: Aşırıya kaçan güç, sahibine zarar verir.
157. Güçlü olan affedebilir: Affetmek zayıflık değil, ruhsal üstünlüktür.
158. Güçlü kalem, kılıçtan keskindir: Yazı ve fikir, kaba kuvvetten daha etkilidir.
159. Güçlü irade, kaderi değiştirir: Kararlılık ve azim, insanın hayatını yönlendirir.
160. Güçlü olmak yetmez, doğru olmak gerekir: Güç ahlakla birleşmezse yıkıma dönüşür.
161. Güven olmazsa iş yürümez: İnsanlar arasında güven yoksa, en iyi planlar bile başarısız olur.
162. Güven, yavaş kurulur çabuk yıkılır: Güven kazanmak uzun zaman alır; ancak küçük bir hata onu bir anda yok edebilir.
163. Güvenen yanılmaz: İçtenlikle ve doğru kişilere güvenen, sonunda hayal kırıklığı yaşamaz.
164. Güven vermeyen, söz dinletemez: İnsanlar, güvenmedikleri kişinin yönlendirmelerini dikkate almaz.
165. Güven, sözle değil davranışla kazanılır: İnsanların verdiği sözlerden çok, yaptıkları işler önemlidir.
166. Güvensizlik huzuru bozar: Sürekli şüphe içinde yaşamak insanın iç dünyasını yıpratır.
167. Güvenli adım, sağlam sonuç getirir: Düşünülerek atılan adımlar başarıyı kalıcı kılar.
168. Güven kırılırsa onarımı zordur: Kaybolan güveni yeniden kazanmak, ilk baştaki kadar kolay değildir.
169. Güven, dostluğun temelidir: Sağlam dostluklar ancak karşılıklı güvenle ayakta durur.
170. Güvenilen dağlara kar yağar: En güvendiğiniz kişiler bile sizi zor durumda bırakabilir.
171. Güvensiz ortamda gelişme olmaz: İnsan kendini güvende hissetmediği yerde verimli olamaz.
172. Güven, insanı güçlü kılar: Kendine ve çevresine güvenen kişi daha cesur adımlar atar.
173. Güvenli liman, fırtınada belli olur: Zor zamanlarda kime sığınılacağı gerçek değeri gösterir.
174. Güven, emeğin meyvesidir: Sürekli doğru davranışlar, zamanla güven doğurur.
175. Güvensiz kazanç uzun sürmez: Hileyle elde edilen şeyler kalıcı olmaz.
176. Güven, sessiz bir bağdır: Fazla söze gerek kalmadan insanları birbirine bağlar.
177. Güven yoksa sevgi eksik kalır: Sevgi, güvenle tamamlanır.
178. Güvenli yol, sabır ister: Acele etmeden ilerlemek daha sağlıklıdır.
179. Güvenini kaybeden, itibarını da kaybeder: İnsanlar güvenmedikleri kişiye değer vermez.
180. Güven kazanmak, servet kazanmaktır: Güvenilir olmak en büyük zenginliktir.
181. Güzel söz, kapıyı açar: Tatlı ve nazik bir dille konuşmak, en zor kapıları bile açabilir.
182. Güzel söz, yarayı sarar: Kırıcı değil yapıcı sözler, gönül yaralarını hafifletir.
183. Güzel konuşmak, aklın süsüdür: İnsan kendini ifade ederken kullandığı dil ile değer kazanır.
184. Güzel niyet, işi güzelleştirir: Bir iş iyi niyetle yapılırsa sonucu da hayırlı olur.
185. Güzel bakan, güzel görür: Olaylara olumlu yaklaşan kişi hayatta daha çok güzellik fark eder.
186. Güzel ahlak, en büyük servettir: Maddi zenginlik geçicidir; ahlak kalıcıdır.
187. Güzel davranış, iz bırakır: İyilik ve nezaket unutulmaz.
188. Güzel başlangıç, yarı başarıdır: Bir işe doğru ve sağlam başlamak sonucu olumlu etkiler.
189. Güzel örnek, yol gösterir: İnsanlar nasihatten çok örnek alarak öğrenir.
190. Güzel insan, zor günde belli olur: Karakter, sıkıntı anlarında ortaya çıkar.
191. Güzel niyet suistimal edilmemelidir: İyi niyetin kötüye kullanılması ahlaki değildir.
192. Güzel düşünce, güzel sonucu doğurur: Zihindeki olumlu yaklaşım hayata yansır.
193. Güzel dostluk, sabırla kurulur: Sağlam ilişkiler zaman ve emek ister.
194. Güzel söz, sadaka gibidir: İyilik yapmak sadece maddiyatla olmaz.
195. Güzel kalp, sessiz konuşur: Samimiyet gösterişten uzak olur.
196. Güzel niyetli, yolunu bulur: İçten ve dürüst olan kişi sonunda doğru yola ulaşır.
197. Güzel ahlak, güzelliği tamamlar: Dış güzellik, karakterle anlam kazanır.
198. Güzel sözlü, gönül alır: Nazik konuşan kişi insanlar üzerinde olumlu etki bırakır.
199. Güzel insan, ardında iz bırakır: Davranışlarıyla hatırlanan kişi saygı görür.
200. Güzel yaşamak, güzel ölmekle tamamlanır: Hayatın değeri, geride bırakılan izlerle ölçülür.
H HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ
1. Hacı hacıyı Mekke’de, dede dedeyi tekke de bulur: Aynı görüş, düşünce ve inançtaki kimseler birbirlerini çekerek uygun yerlerde buluşurlar.
2. Hacı Mekke’de, derviş tekke de bulunur: Herkes kendi yeri ve çevresi içinde değer kazanır, kendine uygun yerde bulunur.
3. Haddini bilmeyene bildirirler: Kabul görmüş kurallara, ölçülere uymayan kimse, sert davranışlarla karşılaşır ve yola getirilir.
4. Hafif almaz, ağır götürmez (olma): Kendisine yapılan iyiliğe, saygıya boş vermeyen, aynı şekilde karşılık veren; kendisine yapılan kötülüğü de cevapsız bırakmayan (kimse ol).
5. Hafif eşeğin (yükün) çok olsa (yükü hafif olsa bile) batman batman götürür (yürümez): Tembel veya işten kaçan kimse, işi az da olsa yapmak istemez, sürekli bahaneler bulur.
6. Hafiflik hoştur ama bazen pahalıya patlar (mal olur): Dikkatsiz, ciddiyetsiz, ölçüsüz davranışlar büyük zararlara, kayıplara yol açabilir.
7. Hak deyince akan sular durur: Bir anlaşmazlıkta, tartışmada doğruluk, adalet ve gerçek ortaya çıkınca herkes susar, söyleyecek söz kalmaz.
8. Hak gelince, batıl gider: Gerçek, doğru ortaya çıkınca, yanlış ve sahte olan kendiliğinden kaybolur, değerini yitirir.
9. Hak yerini bulur: Doğruluk ve adalet er geç ortaya çıkar; suçlular cezalarını, mazlumlar haklarını bulur.
10. Hak yerde kalmaz: Doğruluk ve adalet asla kaybolmaz, er geç onun üstü örtülemez, mutlaka ortaya çıkar ve karşılığını bulur.
11. Hak yerini (yerin) bulur: Gerçek ve adalet eninde sonunda galip gelir, doğrular anlaşılır.
12. Hakkın (alnının) teriyle (ekmeğini kazanmayan) ekmeğini yemeyen (kazanmayan), hakkın (onu) lokmasını (bir) lokma bilmez: Emek vermeden, alın teri dökmeden kazanılan şeyin kıymeti bilinmez, kolayca harcanır.
13. Haksızlık etmek (yapmak), ölmekten beter(dir): Haksız ve insafsız davranmak, kişiyi toplum içinde ölümden daha kötü bir duruma, onursuzluğa sürükler.
14. Hal halin yoldaşıdır: Aynı durumda olan insanlar birbirlerini daha iyi anlar ve birbirlerine destek olurlar.
15. Halamın (dayımın) öldüğünü duysam, (şöyle bir) yerimden hopardım (o kadar sevinirim): Birinden beklenmeyen, umulmayan çok hoş bir haber alındığında duyulan aşırı sevinci anlatır.
16. Halk (Millet) ağzı torba değil ki büzesin (diksesin): Toplum içinde yayılan dedikodu ve söylentiler önlenemez, ağızdan ağıza dolaşır.
17. Halk (Millet) kara saplı bıçak gibidir, nereye sokarsan (sapsan) döner gelir: Halkın desteği değerlidir ancak yanlış yönlendirilirse ya da küstürülürse dönüp sahibini yaralar.
18. Hamala semeri (da) yük (olmaz, değildir): Kişi, kendi mesleğinin veya alışık olduğu işin zorluklarını, sıkıntılarını yük olarak görmez, kolayca taşır.
19. Haram para (mal, kazanç) ile câmî (cami) yapılmaz (yapılsa bile kılıç kurşun yağar): Haksız yere, doğru olmayan yollardan elde edilen kazançla yapılan hayır işleri bile bereket getirmez, sonu kötü olur.
20. Haram para (mal) ile hayır (hayrat) olmaz (hayır işlenmez, hayır hayır değildir): Gayri meşru yollardan kazanılan parayla yapılan iyilikler, gerçek hayır sayılmaz ve kişiyi kötülükten arındırmaz.
21. Haramın temeli olmaz: Haksız kazanç, haram mal kalıcı ve sağlam değildir; çabucak elden çıkar, sahibine hayır getirmez.
22. Hararet nardadır, sacda değildir: Asıl önemli olan, işin özü ve kaynağıdır; dış görünüşe, kabuğa aldanmamak gerekir.
23. Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz: Emek veren, iş yapan kişinin, hakkı olan küçük paylardan veya kendine ait şeylerden faydalanmasına göz yumulmalıdır.
24. Harman sonu dervişlerindir: Büyük işler bittikten sonra artakalanlar, genellikle emeği geçmeyen ya da bekleyen kişilere kalır.
25. Harman yel ile, düğün el ile (olur): Her iş, kendine özgü bir araç veya destekle tamamlanır; harman savrularak, düğün de davetlilerle güzel olur.
26. Hasta ol benim için, öleyim senin için: Birbirine samimiyetle bağlı olan kişiler, fedakarlıkta yarışır, birbirinin derdiyle dertlenir.
27. Hasta yatan ölmez, eceli gelen ölür: Hastalıktan korkup yataklara düşen değil, eceli vakti gelen kişi ölür; gereksiz kaygılanmamak gerekir.
28. Hatır için çiğ tavuk (et) yenir: Sevilen, saygı duyulan bir kimsenin hatırı için, normalde yapılmayacak şeyler yapılır, katlanılmayacak durumlara katlanılır.
29. Havadan uçan kuş (kartal) için ağ (tuzak) kurulmaz (olmaz): Çok zeki, kurnaz veya yükseklerde olan kişilere tuzak kurmak çok zordur.
30. Havlayan köpek ısırmaz (kapmaz): Çok bağırıp çağıran, tehdit savuran kişiler genellikle eyleme geçmez, sözde kalır.
31. Hay (hayvan) ile düğün olmaz (olmamış): Uygunsuz, kaba, görgüsüz kimselerle güzel ve nezih işler yürütülemez.
32. Haydan gelen huya gider (Hay’dan gelen Hu’ya gider): Kolayca ve emeksiz elde edilen kazançlar, genellikle aynı kolaylıkla ve beklenmedik şekilde elden çıkar.
33. Hayır dile eşine, hayır gelsin başına: Başkaları için iyi, hayırlı şeyler dileyen kişi, aynı iyilikleri kendi başına da çeker.
34. Hayır gitmez, şer gelmez (hayırlı kapıdan): İyilik ve doğruluk yolundan ayrılmayan kişi, başına kötülük gelmez; iyilik de peşini bırakmaz.
35. Hayır söyle, hayır bul: İyi, güzel sözler söyle ki, çevrenden de aynı şekilde karşılık bulasın.
36. Hayırlı evlat neylesin malı, hayırsız evlat neylesin malı: İyi ve çalışkan evlat, mirasa muhtaç olmaz; kötü ve tembel evlat ise var olan mirası çarçur eder.
37. Hayvan (At) yularından, insan (kul) sözünden (ikrarından, sözü ile) tutulur: Bir kişiyi bağlamanın ve yönlendirmenin yolu, onun verdiği söze ve sözlerine sahip çıkmaktan geçer.
38. Hazıra dağlar dayanmaz: Sürekli harcanan ve yenilenmeyen hazır kaynak, en büyük olsa bile bir gün tükenir.
39. Hazır olan, pazar olmaz: Bir iş için her şey hazır, uygun duruma gelmişse, artık onu engelleyecek bir şey yok demektir.
40. Hekimden sorma, çekenden sor: Bir acıyı, sıkıntıyı, derdi en iyi onu yaşayan bilir; dışarıdan bakan tam anlayamaz.
41. Helal kazanç ile pilav yenmez (şeri şerifle pilav yenmez) derler: Doğru yoldan, alın teriyle kazanmanın zorluklarını ve çekilen sıkıntıları ifade eder.
42. Helal kazanç (mal) ile (ineğin) buzağısı (dölü) semiz (doğar) olur: Helal ve meşru yoldan kazanılan mal bereketli olur, artar.
43. Helâl mal, deliye (sarıya) buyur etmez: Doğru yoldan kazanılan mal, sahibini vicdan azabı ve korku içinde bırakmaz, rahatça harcanabilir.
44. Her ağacın meyvesi olmaz: Her dış görünüşü iyi veya etkileyici olan şey, içinden beklenen verimi veya faydayı sağlamayabilir.
45. Her ağacın (taşın) gölgesinde (altında) yatılmaz (serinlenmez): Her çevre veya kişi, güvenilir ve sığınılacak yer değildir; dikkatli olmak gerekir.
46. Her arının bir balı olmaz: Her kişinin veya girişimin mutlaka verimli veya faydalı bir sonucu olmayabilir.
47. Her az çoğun (çok demenin) başıdır (azdan çok olur): Büyük şeyler, küçük birikimlerle oluşur; küçümsenmemelidir.
48. Her çiçek koklanmaz: Her güzel görünen şeyin peşinden gidilmez, her söze inanılmaz; tehlikeli olabilir.
49. Her çok azdan olur: Büyük varlıklar, başarılar küçük birikimlerle, adımlarla meydana gelir.
50. Her çukur etrafına su toplar: İşini bilmeyen, ahmak veya kötü niyetli kişinin etrafında ona uyan, ondan çıkar sağlamaya çalışan insanlar toplanır.
51. Her damardan kan alınmaz: Herkesten aynı ölçüde yardım, fedakarlık veya anlayış beklenemez; kişilerin durumu, yapısı ve gücü farklıdır.
52. Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan: Sonunu düşünmeden, her işe karışma, her tehlikeli görünen yere el atma; başına bela alırsın.
53. Her düşen kalkar, her hasta iyileşmez (ölür): Her fiziksel düşüşten kalkmak mümkündür ama her hastalığın çaresi yoktur, ölüm kaçınılmazdır.
54. Her düşüş bir öğreniş (yetiştirir): Yaşanan her başarısızlık veya hata, insana bir ders verir, tecrübe kazandırır.
55. Her gönülde bir aslan yatar: Görünüşte sıradan olan her insanın içinde, ortaya çıkmamış büyük bir cesaret, güç veya arzu olabilir.
56. Her gün (bir) papaz pilav yemez: Her zaman aynı şans, fırsat veya iyi durum elde olmaz; değişiklikler olabilir.
57. Her horoz kendi çöplüğünde (kümesinde) öter: İnsanlar, kendi familiar ortamlarında, evlerinde veya egemen oldukları yerlerde daha güçlü ve cesur davranırlar.
58. Her inişin bir yokuşu, her yokuşun bir inişi vardır: Hayattaki kötü ve zor dönemlerin sonu gelir, yerini iyi günler alır; iyi günlerin de sonu olabilir, sürekli değildir.
59. Her ipte bir düğüm olur: Her işin, her yolun mutlaka bir zorluğu, aksayan bir yanı vardır.
60. Her işin başı sağlık: Hayatta her şeyin temeli ve ön şartı sağlıklı olmaktır. Sağlık olmadan hiçbir şeyin değeri yoktur.
61. Her işte bir hayır vardır: Başta kötü gibi görünen olayların sonunda, iyi bir taraf veya fayda ortaya çıkabilir.
62. Her kaşık dişini sallamaz: Bir grup içindeki her kişi aynı yetenekte, güçte veya nitelikte değildir.
63. Her karga kendi bülbülünü (söyler) över: Herkes kendi beğendiği, kendine yakın bulduğu şeyi över, onu yüceltir.
64. Her keskin (bileyli) taş keskindir (kesmez): Her sert ve keskin görünüşlü şey, gerçekten işe yarar ve etkili değildir.
65. Her koyun kendi bacağından asılır: Herkes kendi yaptıklarının, işlediği suçun veya hatanın sonuçlarına katlanır, başkasınınkini üstlenmez.
66. Her kuşun eti yenmez: Her söze, her öğüde veya her kişiye itibar edilmez; değerli olanı seçmek, akıl süzgecinden geçirmek gerekir.
67. Her mahlûk (yılan) kendi çukurunu (yuvasını) bilir (yapar): Her canlı, kendi yaşamına, yeteneğine uygun bir yol, bir davranış biçimi geliştirir.
68. Her ne (olursa olsun, sen) doğru söyle (ol), eğri (doğru) belin (boynun) için (olsun): Her durumda doğruyu söyle, doğru ol; bunun sana getireceği zorluk ne olursa olsun, sonunda senin için iyidir.
69. Her sakaldan bir tel çekseler, köseye (Deliye) sakal (sakalı) olur: Küçük küçük herkesin katkısı bir araya gelse, büyük bir sonuç, büyük bir yardım meydana getirir.
70. Her şey incelikten, insan kabalıktan kırılır: Her şey, özellikle de insan ilişkileri, nazik ve ince davranışlarla güzelleşir; kabalık ise her şeyi bozar, incitir.
71. Her şeyin bir vakti (zamanı) vardır: Her işin yapılması gereken uygun bir zaman vardır; acele etmek ya da geciktirmek doğru değildir.
72. Her şeyin yenisi, dostun eskisi (makbuldür): Eşyalar için yeni olan makbulken, dostlukta uzun süreli, denenmiş ve güvenilir olan daha kıymetlidir.
73. Her taş baş yarmaz: Her tehlike veya kötü söz, gerçekten zarar vermez; her şeyden korkmamak gerekir.
74. Her tarakta bezi olmaz (Her ağaçta bal bulunmaz): Her yerde veya herkesten aynı şeyi beklemek, aynı verimi almak mümkün değildir.
75. Her tepe (dağ) bir vadiye (ovaya) bakar (inmez): Her güçlü ya da yüksek mevkideki kişi, bir başkasının himayesine veya etkisine muhtaçtır; kimse tamamen bağımsız değildir.
76. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi (bir yolu) vardır: Herkesin kendine özgü bir iş yapma tarzı, bir yöntemi vardır.
77. Her zaman eşek ölmez, (onun için) kör düğün (dernek) olmaz (bulunmaz): Her zaman aynı talihsizlik yaşanmaz, fırsatlar çıkar; umutsuzluğa kapılmamak gerekir.
78. Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez: İşler her zaman kişinin istediği, planladığı gibi gitmez; engeller ve terslikler çıkabilir.
79. Her ziyan bir öğüttür: Yaşanan her kayıp veya zarar, insana gelecekte aynı hatayı yapmamak için bir ders verir.
80. Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat: Bir işin maliyetini, ölçüsünü bilmeyen kişi, hem kendisine hem de malına zarar verir.
81. Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masat (elde kalır masat): Bir işi ölçüp tartmadan, plansız programsız yapmaya kalkan kişi, hem araçlarına hem de kendisine zarar verir.
82. Heybesini (heybe) düşüren, (düşürdüğü yerde) arar (düşürdüğü yeri bilir): Bir şeyi kaybeden kişi, nerede kaybettiğini kabaca bilir ve orada arar.
83. Hırsıza bekle dediler, eşeğini (odunu) yükletti (odun çaldı): Kötü niyetli kişiye fırsat verilirse, bu fırsatı sonuna kadar kötüye kullanır, daha büyük zarar verir.
84. Hırsıza kilit olmaz (Hırsız evi gerek): Bir şeyi çalmaya kararlı olan kötü niyetli kişiyi, hiçbir önlem tam olarak engelleyemez.
85. Hırsız evden olursa mandayı bacadan (iki bacaklı) aşırtır (çalar): Evi, kurumu koruması gereken kişi hain çıkarsa, en büyük zararı o verir, en akıl almaz şeyleri çalar.
86. Hırsıza (uğrayanın) hırsızla (uğraşanla) işi olmaz (uğraşılmaz): Hırsızlığa uğrayan kişi, hırsızın yakalanması ve cezalandırılması işiyle değil, yetkili makamlarla uğraşır.
87. Hıyar akçesi ile alınan eşeğin ölümü sudan olur: Değersiz, ucuza alınan şeylerden hayır gelmez; çabuk bozulur veya zarara uğratır.
88. Hıyarın (hıyara) yaran (dostu) kırk (elli) tane olur da, sahibi (yarı) bir tane olmaz (olur mu?): Değersiz, önemsiz kişilerin çok tanıdığı olabilir ama gerçek dostu olmaz.
89. Hile ile iş gören mihnet (mihnete) kalır (çarşının düzlüğüne): İşlerini hile, düzenbazlık ve aldatmayla yürüten kişi, sonunda büyük sıkıntı ve zorluklarla karşılaşır.
90. Hilekârın (hile ile iş görenin) düzeni (başına) kendi geçer: Başkalarına tuzak kuran, hile yapan kişinin kurduğu düzen, er geç kendi başına gelir.
91. Hocanın (imamın) dediğini yap, yaptığını yapma: Öğüt veren kişinin söylediği doğru sözlere uy, ancak onun bizzat yaptığı (ve söylediğiyle çelişen) davranışları örnek alma.
92. Hocanın (öğretmenin) vurduğu yerde (yere) gül biter: Disiplinli ve sevgiyle yapılan eğitimin, cezanın bile ileride faydası ve güzel sonuçları görülür.
93. Hoş git (gidin), şoför (hostes) seven (seni) bulsun (gitsin): Yola çıkarken veya bir işe başlarken iyi niyetle, güler yüzle uğurlanırsan, yolun açık ve işin rast gider.
94. Huy canın altındadır: İnsanın huyu, karakteri değiştirilemeyecek kadar derinde ve ona yapışmıştır.
95. Huylu huyundan vazgeçmez: İnsanın yaratılışından gelen, alışageldiği davranışları kolay kolay değişmez.
96. Hızlı giden atın (eşeğin) boku seyrek (seyrek düşer) olur: Çok hızlı ve dikkatsizce yapılan iş, çabuk biter ama eksik, kusurlu ve düzensiz olur.
97. Hızlı giden yavaş gidene yetişir (çarpar): Aceleci ve dikkatsiz davrananlar, ağır ve temkinli olanlara zarar verebilir.
98. Hızlı (çabuk) kalkan (kalkana) yol alır: Erken kalkan, işine zamanında başlayan kişi, işini vaktinde ve rahatça bitirir, başarılı olur.
99. Hızır gibi yetişmek (Hızır yetişti): Umulmadık, çok zor bir anda imdada yetişmek. (Bu bir deyim olmakla birlikte atasözü kategorisinde de geçmektedir.)
100. Hızır’ın (Hızır) şahitliği (şahadeti) kıyamette (kabul) olur: Tanık olmadığı, bilmediği bir konuda şahitlik yapan kişinin yalanı, ancak en sonunda (kıyamette) ortaya çıkar.
101. Hızlı atın (eşeğin) çiftesi (dört nala giden atın) pek (sert) olur: Aceleci ve pervasız kişilerin davranışları, çevrelerine beklenmedik zararlar verebilir.