A HARFİ ATASÖZLERİ
1 . Abanın kadri yağmurda bilinir: Bir şeyin gerçek değeri, ona en çok ihtiyaç duyulduğu an anlaşılır. Elimizdeki imkanları bolluk içindeyken küçümsememeli, zor zamanlar için saklamalıyız.
2 . Acı patlıcanı kırağı çalmaz: Hayatın sillesini yemiş, pek çok zorlukla yoğrulmuş insanlar artık küçük sarsıntılardan etkilenmezler. Çile çekmiş kişi, yeni olumsuzluklara karşı bağışıklık kazanmıştır.
3 . Aç ayı oynamaz: İnsanın verimli çalışabilmesi için temel ihtiyaçlarının karşılanmış olması gerekir. Karnı doymayan veya geçim sıkıntısı çeken birinden sanatsal veya fiziksel bir performans beklemek zordur.
4 . Aç el, tok elden utanır: Yoksulluk çeken birinin hali vakti yerinde olan birinden bir şey istemesi, haysiyetli bir insan için çok ağır ve utanç verici bir durumdur.
5 . Aç elini, ver elini: Hayat bir yardımlaşma döngüsüdür. İhtiyaç sahibine yardım edersen, gün gelir sen de ihtiyacın olduğunda yardım görecek bir el bulursun.
6 . Aç gözlü aç kalır: Hırsına yenik düşen ve elindekini beğenmeyip hep daha fazlasını isteyen kişi, elindekini de kaybederek sonunda muhtaç duruma düşer.
7 . Aç gözlü payını aşar: Hırslı insanlar başkasının hakkına göz diktikleri için toplumda dışlanırlar ve nihayetinde kendi nasiplerinden de mahrum kalırlar.
8 . Aç gözlülük beladır: Doyumsuzluk, insanı yanlış yollara sevk eder ve huzurunu kaçırır. Sonu gelmez istekler, kişinin felaketine zemin hazırlar.
9 . Aç gözlülük doymaz: Maddi bir hırsın sınırı yoktur; ne kadar çok şey elde edilirse edilsin, gözü aç olan kişi her zaman eksiklik hissedecektir.
10 . Aç insan sabırsız olur: Temel ihtiyacı olan açlığı gideremeyen kişi, sağlıklı düşünemez ve tahammül sınırları çok çabuk tükenir.
11 . Aç kapıyı bezirganbaşı: Hazırlıksız yakalanmamak için gelebilecek her türlü duruma karşı uyanık ve donanımlı olunması gerektiğini hatırlatır.
12 . Aç kurt aslana saldırır: Çaresizlik ve açlık, kişiye normalde göze alamayacağı riskleri aldırır; hayatta kalma güdüsü korkunun önüne geçer.
13 . Aç kurt puslu havayı sever: Kötü niyetli veya fırsatçı kişiler, ortalığın karışık olduğu durumları kendi çıkarları için kullanmayı beklerler.
14 . Aç kurt sürüye dalar: Büyük bir ihtiyaç içinde olan kişi, kural tanımaz ve karşısındaki topluluğun gücüne bakmadan saldırganlaşabilir.
15 . Aç kurt yavrusunu yer: Çok büyük bir darlık ve hayati kriz anlarında, insan en kutsal değerlerini veya en yakınlarını bile feda edebilecek kadar canileşebilir.
16 . Aç tavuk kendini arpa ambarında sanır: Elinde imkan olmayan ama hayal dünyasında yaşayan kişiler, eksikliğini çektikleri şeyi sürekli rüyalarında veya hayallerinde görürler.
17 . Aç tokla oturmaz: Aralarında büyük bir hayat tarzı ve imkan farkı olan insanların bir arada huzurla yaşaması veya anlaşması zordur.
18 . Aç tokun derdini anlamaz / Aç tokun halinden anlamaz: Empati kurmak zordur; bir darlığı bizzat yaşamayan kişi, o acıyı çekenin ne hissettiğini tam olarak kavrayamaz.
19 . Açık ağız aç kalmaz: İsteklerini dile getiren, girişken olan ve çalışmaktan utanmayan kişi bir şekilde rızkını kazanır.
20 . Açık hesap dostluğu bozar: Borç ve alacak meseleleri netleştirilmezse, en yakın arkadaşlar arasında bile güven sarsılır ve ilişki biter.
21 . Açık kapı düşman çağırır: Önlem alınmayan, tedbirsiz bırakılan her durum (ev, iş veya sır) kötü niyetli kişilerin saldırısına zemin hazırlar.
22 . Açık kapı fırsat verir / Açık kapı fırsattır: Karşımıza çıkan küçük imkanları doğru değerlendirirsek büyük başarılar elde edebiliriz.
23 . Açık kapı umut doğurur / Açık kapı umut verir: Bir sorunun çözümüne dair en ufak bir ışık belirmesi, insana devam etme gücü verir.
24 . Açık kapıdan girilir: Zorlamadan, uygun zemin oluştuğunda harekete geçmek işleri kolaylaştırır.
25 . Açık söz dost kazandırır: İçi dışı bir olan, doğruyu söyleyen insanlar başlangıçta tepki alsa da uzun vadede en güvenilir dostları biriktirirler.
26 . Açık sözlü insan güven verir: Dürüst ve net olan kişilerin ne yapacağı bellidir, arkadan iş çevirmedikleri için toplumda saygı görürler.
27 . Açık sözlü insan sevilir: Her ne kadar doğrular acı olsa da, insanlar maske takmayan şeffaf kişilere sempati besler.
28 . Açık sözlü olan kazanır: Kısa vadede kaybetse bile dürüstlük, karakterli insanları zirveye taşır.
29 . Açık sözlü olan sevilir: İnsanlar kendilerini aldatmayan, net konuşan kişilere değer verirler.
30 . Açık sözlü yiğidin süsüdür: Cesur bir insanın en büyük ziyneti, hiçbir şeyden çekinmeden hakikati söyleyebilmesidir.
31 . Açık sözlü zarar görmez: Doğruluk her zaman bir kalkandır; yalanın karmaşasından kurtulmanın en güvenli yolu dürüstlüktür.
32 . Açık sözlülük dost kazandırır: Yapmacıklıktan uzak olmak, samimi ilişkilerin temelidir. 33 . Açık sözlülük yiğidin süsüdür: ( madde ile benzer; dürüstlüğün kahramanlıkla eşdeğer olduğunu vurgular.)
34 . Açık yara çabuk iltihaplanır: Çözümsüz bırakılan sorunlar, dış müdahalelere açıktır ve hızla daha kötü bir hal alarak büyür.
35 . Açık yara geç iyileşir: Herkesin bildiği veya derin olan bir acının sönmesi ve kalbin huzur bulması uzun zaman alır.
36 . Açık yara kanar: Üstü örtülmemiş, çözülmemiş bir dert tazeliğini korur ve kişiye acı vermeye devam eder.
37 . Açık yara tuz basılmaz: Zaten acı çeken, büyük bir kayıp yaşamış birinin üzerine gidilmez, onun üzüntüsü hatırlatılarak acısı artırılmaz.
38 . Açılan iş bereket getirir: Tembellikten kurtulup bir işe başlayan kişi, o işin zamanla nasıl büyüyüp rızık kapısı olduğunu görür.
39 . Açılan iş büyür: Bir işe adım atmak önemlidir; süreç başladığında yeni imkanlar kendiliğinden doğar.
40 . Açılan kapıdan rüzgâr girer: Bir gizliliği ihlal ettiğinizde veya güvenliği bozduğunuzda, kontrol edemeyeceğiniz olumsuzluklara da davetiye çıkarırsınız.
41 . Açılan sır saklanmaz: Bir sır, bir kişinin ağzından çıktıktan sonra artık o kişiye ait değildir; hızla yayılır ve kontrol edilemez.
42 . Açılan sır yayılır: ( madde ile benzer; ağızdan çıkan gizli bilginin kamuya mal olduğunu belirtir.)
43 . Açılan solar: Güzellik, gençlik ve şöhret geçicidir; her yükselişin bir inişi, her çiçek açışın bir dökülüşü vardır.
44 . Açılan söz yayılır: Başkasına anlatılan her türlü özel bilgi, dilden dile dolaşarak başkalaşır.
45 . Açılan yol geri kapanmaz: Bir kere bir gelişim veya değişim başladığında, işleri eski haline döndürmek imkansızdır.
46 . Açılan yol yürünür: Bir öncü tarafından başlatılan iş, arkasından gelenler tarafından kolaylıkla devam ettirilir.
47 . Açlık aklı zorlar: İnsan çok aç kaldığında mantıklı düşünme yetisini kaybeder ve ahlaki sınırlarını zorlayabilir.
48 . Açlık her şeyi unutturur: Çok büyük fiziksel ihtiyaçlar, insanın diğer bütün dertlerini, amaçlarını ve hatta edebini gölgede bırakır.
49 . Açlık kötü danışmandır: İhtiyaç içindeyken alınan kararlar genellikle aceleci ve hatalıdır; kişi sadece anı kurtarmaya odaklanır.
50 . Açlık sabır öğretir: Yokluk çeken insan, elindekinin kıymetini anlar ve beklemeyi, tahammül etmeyi öğrenerek olgunlaşır.
51 . Adam adama gerek olur: İnsan sosyal bir varlıktır; kimse “kimseye ihtiyacım yok” diyemez. En güçlü insanın bile bir gün bir başkasının yardımına ihtiyacı düşer.
52 . Adamın iyisi iş başında belli olur: Bir insanın kalitesini süslü sözleri değil, sorumluluk aldığında ortaya koyduğu çalışma disiplini ve dürüstlüğü belirler.
53 . Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter: Her canlı rızkıyla doğar; evrenin yaratıcısı her doğan varlığın ihtiyacını da beraberinde halk eder.
54 . Ağaç dalından kopunca kurur: Ailesinden, vatanından veya bağlı olduğu kurumdan kopan kişi, beslendiği kaynakları kaybeder ve zamanla zayıflayıp yok olur.
55 . Ağaç dalıyla gürler: İnsan tek başına bir hiçtir; akrabaları, dostları ve çevresiyle birlikteyken güçlü, görkemli ve etkili görünür.
56 . Ağaç dalıyla, insan malıyla: Ağaç dallarıyla nasıl görkemli duruyorsa, insan da sahip olduğu varlık ve imkanlarla toplumda güç kazanır.
57 . Ağaç devrilince balta çoğalır: Güçlü bir kişi mevkisini kaybettiğinde, ona daha önce ses çıkaramayanlar yıkılması için bir darbe de kendileri vurmaya çalışır.
58 . Ağaç devrilince baltalar çoğalır: ( madde ile benzer; düşene vurmanın kolaylığını anlatır.)
59 . Ağaç dik, gölgesinde otur: Bugün yapılan uzun vadeli yatırımlar ve emekler, ileride huzur ve rahatlık olarak geri döner.
60 . Ağaç dikmeyen gölge arar: Emek vermeyen, başkalarının yarattığı imkanlardan faydalanmak ister ancak bu kalıcı bir çözüm değildir.
61 . Ağaç gölgesinde yetişmez: Büyük ve baskın karakterlerin altında yaşayanlar, kendi yeteneklerini geliştiremez ve bağımsız bir kişilik kazanamazlar.
62 . Ağaç gölgesi serindir: Faydalı ve iyi bir insanın koruması altına girmek, kişiye huzur ve güven verir.
63 . Ağaç gövdesinden ayrılmaz: İnsan ne kadar uzağa giderse gitsin, özünden, köklerinden ve karakterinden kopamaz.
64 . Ağaç kesen baş kesmiş sayılır: Doğaya zarar vermek, bir cana kıymak kadar ağır bir günahtır; hayatın döngüsüne saldırıdır.
65 . Ağaç kökü sağlam olmalı: Başarının kalıcı olması için temelin, karakterin ve bilginin sağlam olması gerekir.
66 . Ağaç köküyle yaşar: İnsan geçmişiyle, gelenekleriyle ve ailesiyle hayata tutunur; köksüz insan savrulur.
67 . Ağaç köksüz olmaz: Her şeyin bir dayanağı ve sebebi vardır; dayanaksız işler uzun sürmez.
68 . Ağaç meyvesi olunca başını eğer: Bilgili ve olgun insan, başarısı arttıkça kibre kapılmaz, aksine daha alçakgönüllü olur.
69 . Ağaç meyvesiyle bilinir: Bir insanın değeri, sadece söyledikleriyle değil, ortaya koyduğu somut işler ve eserlerle ölçülür.
70 . Ağaç meyvesiyle tanınır: ( madde ile aynı; üretim karakterin kanıtıdır.)
71 . Ağaç ne kadar büyüse kökü toprakta: İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, geldiği yeri ve insani zaaflarını unutmamalıdır.
72 . Ağaç ne kadar uzasa kökü yerde: ( madde ile aynı; aslından kopmama gerekliliği.)
73 . Ağaç rüzgârla eğilir: Zorluklar ve baskılar karşısında esnek olabilenler kırılmaz; sabretmek hayatta kalmayı sağlar.
74 . Ağaç yaşken budanır: Eğitimin yanı sıra, kötü alışkanlıkların düzeltilmesi de kişi henüz çocuk yaştayken daha kolaydır.
75 . Ağaç yaşken eğilir: İnsanlara temel değerler ve eğitim küçük yaşlarda verilmelidir; büyüdükten sonra şekil vermek zordur.
76 . Ağaç yaprağıyla güzeldir: İnsan çevresi, ailesi ve dostlarıyla bir bütün olarak değer kazanır; yalnızlık güzelliği eksiltir.
77 . Ağaç yaprağıyla gürler: Sosyal destek ve çevre, bireyin sesinin daha gür çıkmasını ve güçlü olmasını sağlar.
78 . Ağaç yaprağıyla yaşar: Bir yapıyı veya insanı ayakta tutan şey, ona destek olan küçük ama hayati unsurlardır.
79 . Ağaçsız bağ olmaz: Emek verilmeyen, üzerinde çalışılmayan bir yerden verim ve güzellik beklemek hayaldir.
80 . Ağaçsız dağ olmaz: Her şeyin kendine has bir eksiği veya bir parçası vardır; doğa ve hayat bir bütündür.
81 . Ağızdan çıkan başa değer: Düşünmeden söylenen bir söz, kişinin başına büyük belalar açabilir; sözün sorumluluğu ağırdır.
82 . Ağızdan çıkan söz kulağı duyar: Kişi ne söylediğini bilmeli, lafın nereye gideceğini hesaplamalıdır; kontrolsüz konuşma zarar getirir.
83 . Ağızdan çıkan söz geri alınmaz: Söylenen kelimeler bir kez havaya yayıldıktan sonra sonuçlarını geri döndürmek mümkün değildir.
84 . Ah alan onmaz: Başkasının canını yakan, hakkını yiyen kişi er ya da geç bunun bedelini öder, işleri rast gitmez.
85 . Ak akçe ak gün içindir: (Listedeki madde ile aynı; birikimin iyi günler için de bir güvence olduğunu belirtir.)
86 . Ak akçe kara gün içindir: Helal kazançla yapılan birikim, hastalık ve darlık gibi zor zamanlarda insanın kurtarıcısı olur.
87 . Ak koyun kara koyun belli olur: Bir kargaşa veya sınav anında, kimin dürüst kimin hilekâr olduğu net bir şekilde ortaya çıkar.
88 . Ak koyun, ak bacağından asılır: Her birey kendi hatalarından ve eylemlerinden sorumludur; suçun cezası başkasına kesilmez.
89 . Ak koyunun kara kuzusu da olur: Çok iyi bir aileden veya anne-babadan bazen beklenmedik şekilde kötü huylu bir çocuk doğabilir.
90 . Akıl akıldan üstündür: İnsan her şeyi bilemez; en bilgili kişinin bile başkasının görüşüne ve tavsiyesine ihtiyacı olabilir.
91 . Akıl bir hazine gibidir: Doğru kullanıldığında insanın hayatını kurtaran, ona her türlü kapıyı açan en değerli varlıktır.
92 . Akıl en büyük dosttur: İnsana en doğru yolu gösteren, onu tehlikelerden koruyan kendi mantığı ve muhakemesidir.
93 . Akıl en büyük hazinedir: Maddi zenginlik tükenir ama akıl her zaman yeniden üretme ve kurtulma imkanı sağlar.
94 . Akıl her kapıyı açar: Zekâ ve strateji ile çözülemeyecek çok az engel vardır.
95 . Akıl ile yol bulunur: Karmaşık durumlarda duygularla değil akılla hareket etmek bizi çıkışa götürür.
96 . Akıl insanın aynasıdır: Bir insanın davranışları ve konuşmaları, onun aklının ve karakterinin seviyesini gösterir.
97 . Akıl insanın pusulasıdır: Hayat yolculuğunda doğruyu yanlıştan ayırmamızı sağlayan tek rehberdir.
98 . Akıl işi düzeltir: Bozulmuş durumlar ve karışıklıklar ancak sakin ve akılcı bir yaklaşımla halledilebilir.
99 . Akıl işi zor işi kolay eder: Kas gücüyle saatlerce sürecek bir iş, akılcı bir yöntemle çok kısa sürede bitirilebilir.
100 . Akıl kâr getirir: Ticarette ve hayatta doğru strateji kuranlar her zaman kazançlı çıkarlar.
101 . Akıl kişiye sermayedir: Hayata sıfırdan başlayan birinin en büyük sermayesi aklıdır; onunla her şeyi inşa edebilir.
102 . Akıl kılavuz ister: İnsan ne kadar zeki olursa olsun, tecrübeli birinin yönlendirmesine ve bilgiye ihtiyaç duyar.
103 . Akıl kılavuzdur: Mantık, karanlıkta kalan yollarımızı aydınlatan bir ışık gibidir.
104 . Akıl para ile satılmaz: Zekâ doğuştandır; sonradan parayla satın alınamaz veya zorla elde edilemez.
105 . Akıl parayla satılmaz: ( madde ile aynı; akıl fıtri bir yetenektir.)
106 . Akıl sabır ister: Bir çözümün olgunlaşması ve aklın meyve vermesi için zamanın geçmesi ve sabredilmesi gerekir.
107 . Akıl sabırla birleşir: Sadece zeki olmak yetmez; bu zekâyı sabırla harmanlayanlar kalıcı başarıya ulaşır.
108 . Akıl yaşta değil baştadır: Olgunluk ve doğru düşünme yaşla doğru orantılı değildir; bazen bir çocuk bir yetişkinden daha ferasetli olabilir.
109 . Akıl yol gösterir: Çaresizlik anında çıkış yolunu sadece mantık bulur.
110 . Akıl yolda öğrenilir: Teorik bilgi yetmez; gerçek akıl hayatın içinde, tecrübe kazandıkça gelişir.
111 . Akıl zarar vermez: Mantıklı hareket etmekten kimse pişman olmaz; zarar veren genellikle duygusal patlamalardır.
112 . Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır: Aptal bir dostun yapacağı “iyilik” size zarar verebilir; oysa akıllı düşmanın hamlelerini hesaplayıp önlem alabilirsiniz.
113 . Akıllı düşman, akılsız dosttan iyidir: ( madde ile aynı vurgu.)
114 . Akıllı insan acele etmez: Doğru karar için zamanın önemini bilir, verileri tartar ve riskleri minimize eder.
115 . Akıllı insan ders alır: Kendi hatalarından veya başkalarının yaşadıklarından ders çıkararak aynı çukura iki kez düşmez.
116 . Akıllı insan haddini bilir: Kendi yeteneklerinin ve sınırlarının farkındadır, başaramayacağı veya yetkisi olmayan işlere girmez.
117 . Akıllı insan ölçülü olur: Hayatın her alanında (konuşma, harcama, duygu) dengeyi korur, aşırıya kaçıp kendini yıpratmaz.
118 . Akıllı insan sözünü tartar: Konuşmadan önce kelimelerin etkisini düşünür; neyi, nerede, nasıl söyleyeceğini bilir.
119 . Akıllı köprüyü arayana kadar deli suyu geçer: Bazen çok fazla düşünmek fırsatın kaçmasına sebep olur; cesur ve hızlı davrananlar (deli misali) sonuca daha çabuk ulaşır. 120 . Akıllı olan kendini över: (Mecazi/İroni) Aslında akıllı kişi kendini övmez; kendini öven kişi aklının kıtlığını gösterir.
121 . Akıllı personelin başarısı: (Bu listede civarı olan “Akıl insanı yüceltir” ile benzer anlamda; liyakat vurgusu.)
122 . Akıllı pişman olmaz: İşini önceden tasarlayan ve her ihtimali düşünen kişi, sonuç ne olursa olsun “keşke” demez.
123 . Akıllı susar, cahil konuşur: Bilge kişi bilmediği konuda susar veya dinler; cahil ise her konuda fikri varmış gibi durmadan konuşur.
124 . Akıllı susmasını bilir: Nerede sessiz kalması gerektiğini bilmek, en az konuşmak kadar büyük bir erdemdir.
125 . Akıllı ve emek birleşirse başarı gelir: Sadece düşünmek veya sadece çalışmak yetmez; zekâyı alın teriyle birleştirmek gerekir.
126 . Akıllı yolunu bilir: Hedefe giden en kısa ve güvenli yolu ancak akıl bulur.
127 . Akıllıca iş pişmanlık getirmez: Sağlam temelli kararların sonu huzurdur.
128 . Akılsız başın cezasını ayaklar çeker: Plan yapmadan işe atılanlar, yaptıkları hatayı düzeltmek için fiziksel olarak çok yorulurlar.
129 . Akılsız baş derde girer: Mantıksız hareket eden kişi, her zaman çözmek zorunda kalacağı bir sorunla karşılaşır.
130 . Akılsız dosttan akıllı düşman iyidir: (Tekrar; kontrolsüz dostluğun riskine vurgu.) 131 . Akılsız iş pişmanlık getirir: Sonunu düşünmeden yapılan her eylem, sonunda üzüntü yaratır.
132 . Akşamın hayrı sabahın şerrinden iyidir: İşleri ertelememek gerekir; ancak bazen karanlık çökmeden yapılan küçük bir iyilik, belirsiz bir sabahın getireceği kötülükten daha garantidir.
133 . Al elma yanak, ver elma yanak: Karşılıklı sevgi ve yardımlaşma üzerine kurulu ilişkileri anlatır.
134 . Al elmaya taş atan çok olur: Değerli, başarılı ve güzel olan şeyler her zaman kıskanılır ve saldırıya uğrar.
135 . Al gülüm ver gülüm: Çıkar ilişkisine dayanan, karşılıklı alışverişin olduğu durumları ifade eder.
136 . Al gülüm ver gülüm dünya: Dünyadaki düzenin bir verme ve alma dengesi üzerine kurulduğunu hatırlatır.
137 . Alacağın olsun, vereceğin olmasın: Birinden alacaklı olmak sabır gerektirir ama birine borçlu olmak vicdani ve maddi büyük bir yüktür.
138 . Alacağın yoksa vereceğin de olmasın: Borç ilişkilerinden mümkün olduğunca uzak durmak, finansal özgürlük ve huzur için şarttır.
139 . Alçak gönüllü olan yükselir: Kibrini yenen ve mütevazı olan insanlar, toplum nazarında daha çok saygı görür ve yücelirler.
140 . Alçak gönüllülük büyüklüktür: Gerçek asalet, sahip olduğu güce rağmen başkalarını küçük görmemekle ölçülür.
141 . Alçak uçan yüce konar: İddiasız ve mütevazı başlayanlar, zamanla sağlam adımlarla en yüksek mertebelere ulaşırlar.
142 . Alçak yerde yat, yüksekten düşme: Hayatını sade yaşayan ve hırslarını dizginleyen kişi, büyük kayıplar yaşama riskini de azaltmış olur.
143 . Alet bozulur, usta bozulmaz: Araç gereçler eskiyebilir veya bozulabilir; asıl olan o aleti kullanacak olan insanın bilgi ve becerisidir.
144 . Alet bozulur, usta bulunur: Teknik sorunlar her zaman çözülebilir, yeter ki işin ehli bir uzman olsun.
145 . Alet çantada, iş başta belli olur: Sadece imkanlara sahip olmak yetmez; o imkanları sonuca dönüştürecek olan insanın iradesidir.
146 . Alet işler, el övünür: Bir işin yapılmasında kullanılan araçlar çok önemlidir ama başarıyı sahiplenen her zaman o aracı kullanan insandır.
147 . Alın teri kurumaz: Emeğin karşılığı bekletilmeden verilmelidir; ayrıca helal kazancın bereketi asla bitmez.
148 . Alın teriyle kazanılan helaldir: Emek verilerek, hile karıştırılmadan kazanılan her kuruş değerlidir ve huzur verir.
149 . Alın teriyle kazanılan tatlıdır: Kişi kendi emeğiyle elde ettiği şeyden, başkasından gelen yardıma göre çok daha fazla keyif alır.
150 . Alınan ders unutulmaz: Bizzat yaşanarak ve bedel ödenerek öğrenilen tecrübeler hafızaya kazınır.
151 . Alınan nasihat unutulmaz: ( maddeye benzer; etkileyici öğütlerin kalıcılığı.)
152 . Alışan katlanır: Bir duruma veya zorluğa alışan kişi, artık o yükü eskisi kadar ağır bulmaz ve sabretmeyi öğrenir.
153 . Alışılagelmiş yük hafif gelir: Tekrar edilen zorluklar zamanla kişiye normal gelmeye başlar.
154 . Alışılmış düzen bozulmaz: İnsanlar alışık oldukları konfor alanından çıkmakta ve köklü değişimler yapmakta zorlanırlar.
155 . Alışılmış söz tesir etmez: Sürekli tekrarlanan ve içi boşalan kelimeler, bir süre sonra dinleyici üzerinde etkisini kaybeder.
156 . Alışılmış şey kolay gelir: Tanıdık işler ve yollar her zaman daha az enerji harcatır. 157 . Alışkanlık ikinci huydur: Bir davranış sürekli tekrar edilirse, kişinin karakterinin bir parçası haline gelir ve vazgeçilmesi çok güçleşir.
158 . Alışkanlık ikinci tabiat: ( madde ile aynı; alışkanlıkların karakterleşmesi.)
159 . Alışkanlık bağ olur: Kötü veya iyi alışkanlıklar insanı bir zincir gibi bağlar; özgürlüğünü kısıtlayabilir.
160 . Alışkanlık huydan beterdir: Bir huy değiştirilebilir belki ama bir alışkanlık otomatikleştiği için onu kırmak çok daha zordur.
161 . Alışkanlık huy olur: Süreklilik kazanan eylemler kişiliğe dönüşür.
162 . Alışkanlık insanı yönetir: İrademiz zayıfladığında bizi yöneten şey eski alışkanlıklarımızdır.
163 . Alışkanlık kolay bırakılmaz: Bir şeye elin ve zihnin alışması, ondan kopmayı sancılı hale getirir.
164 . Alışkanlık zincir gibidir: Başlangıçta hissedilmeyecek kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlüdür.
165 . Alışmış kudurmuştan beterdir: Bir şeye aşırı derecede alışmış olan kişi, o şeyi elde edemediğinde kontrolünü kaybedebilir; alışkanlık bağımlılık gibidir.
166 . Allah dağına göre kar verir: Herkese taşıyabileceği kadar yük yüklenir; büyük insanların imtihanları da büyük olur.
167 . Altın anahtar her kapıyı açmaz: Para pek çok şeyi satın alabilir ama huzur, sevgi ve sağlık gibi değerleri elde etmeye yetmeyebilir.
168 . Altın ateşte, insan mihnette belli olur: (Yukarıdaki örnekte açıklandığı gibi; asıl kalite zorluk anında çıkar.)
169 . Altın çamura düşmekle değer kaybetmez: Değerli ve kaliteli bir insan, kötü bir ortama girse veya iftiraya uğrasa bile özündeki kıymeti kaybetmez.
170 . Altın eli bıçak kesmez: Bir sanatı, mesleği veya derin bilgisi (altın bileziği) olan kişiye fakirlik ve darlık kolay kolay zarar veremez.
171 . Altın yere düşmekle pul olmaz: ( madde ile aynı; cevher her zaman cevherdir.)
172 . Ana baba bedduası tutar: Anne ve babanın kalbini kırmak büyük bir vebaldir; onların ahı insanın hayatını karartabilir.
173 . Ana baba duası kalkan gibidir: Ebeveynin rızasını alan kişi, hayatın zorluklarına karşı manevi bir koruma altındadır.
174 . Ana baba duası yoldan çevirir: Yapılan dualar, evladı yanlış işlerden ve büyük felaketlerden korur.
175 . Ana baba sözü altın küpedir: Büyüklerin tecrübeyle söyledikleri öğütler, her zaman kulakta tutulması gereken değerlerdir.
176 . Ana baba sözü dinlenir: Yaşça ve tecrübece büyük olanların uyarılarını dikkate almak, hata yapma ihtimalini azaltır.
177 . Ana duası alan onmaz: (Burada “onmaz” kelimesi genellikle olumsuz kullanılır ama bazı yörelerde “duası tutmayan kalmaz” anlamında geçer. Asıl yaygın olan “Beddua alan onmaz” şeklidir.)
178 . Ana duası kapı açar: Annenin samimi duası, en kapalı görünen fırsat kapılarının açılmasına vesile olur.
179 . Ana duası zırhtır: Evladı manevi olarak koruyan en güçlü kalkandır.
180 . Ana evladına kıyamaz: Dünyadaki en karşılıksız ve derin sevgi anne sevgisidir; o her türlü hataya rağmen bağışlayıcıdır.
181 . Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz: İnsana bir anne kadar içten bağlı kimse bulunmaz; Bağdat kadar güzel yer (eski dönem için) az bulunur.
182 . Ana hakkı ödenmez: Bir annenin evladına verdiği emeğin maddi veya manevi bir tam karşılığı yoktur.
183 . Ana hakkı Tanrı hakkıdır: Anneye duyulan saygı ve hürmet, inanç sistemimizde en üst mertebede tutulur.
184 . Ana hakkı Tanrı katındadır: ( madde ile aynı; anne hakkının kutsallığı.)
185 . Ana kuzusu evde kalır: Ailesi tarafından aşırı korunan ve bağımsızlaşmasına izin verilmeyen çocuklar, hayata atılmakta ve sorumluluk almakta yetersiz kalırlar.
186 . Ana malı kızına helaldir: Geleneksel olarak annenin birikimi ve eşyası üzerindeki en büyük hak kızınındır.
187 . Ana sevgisi bitmez / Ana sevgisi tükenmez: Zaman ne kadar geçerse geçsin annenin çocuğuna olan bağlılığı asla azalmaz.
188 . Ana sevgisi candır / Ana sevgisi dağ gibidir: Bu sevgi hayatın temelidir, sarsılmaz ve heybetlidir.
189 . Ana sözü altındır: Annenin öğütleri hayat boyu değerini kaybetmeyen birer hazinedir.
190 . Ana sözü baldır: Annenin konuşması ve uyarıları, evlada en tatlı ve en şifalı gelen sestir.
191 . Ana yüreği dayanır / Ana yüreği dayanıklıdır: Anneler evlatları için en ağır çilelere ve üzüntülere göğüs gerebilirler.
192 . Ana yüreği evlatla doludur: Bir annenin zihninde ve kalbinde her zaman çocuklarının esenliği ilk sıradadır.
193 . Arayan belasını da Mevla’sını da bulur: İnsan neye odaklanırsa ve neyin peşinden koşarsa ona ulaşır; niyetin iyiyse iyilik, kötüyse kötülük bulursun.
194 . Arayan Mevla’sını da bulur belasını da: ( madde ile aynı anlam.)
195 . Arı bal alacağı çiçeği bilir: Akıllı ve ne istediğini bilen kişi, vaktini boş işlerle harcamaz; kendisine fayda sağlayacak yeri hemen tanır.
196 . Armut dibine düşer: (Açıklandığı üzere; çocuk anne ve babasının karakterini taşır.) 197 . Armut piş, ağzıma düş olmaz: Emek vermeden, sadece bekleyerek bir sonuca ulaşmak imkansızdır; başarı çaba ister.
198 . Arpa eken buğday biçmez: (Açıklandığı üzere; ne ektiysen onu biçersin.)
199 . Arpa unundan baklava olmaz: Kötü malzemeyle kaliteli iş yapılamaz; temeli bozuk olan şeyden iyi sonuç beklenmez.
200 . Aslan yattığı yerden belli olur: Bir insanın yaşadığı yerin temizliği ve düzeni, o kişinin kişiliği ve disiplini hakkında bilgi verir.
201 . Aş erkeğin, iş kadının: (Eski bir iş bölümü anlayışı) Erkeğin eve rızık getirmesi, kadının ise o rızkı çekip çevirmesi gerektiğini anlatır.
202 . Aş taşınca kepçeye paha olmaz: Normal zamanlarda önemsiz görülen bir araç, kriz anında (yemek taşarken kepçe gerekmesi gibi) hayati değer kazanır.
203 . Aşığa Bağdat sorulmaz: Bir şeye gönülden bağlanan veya bir hedefi çok seven kişi için yolun uzunluğu veya zorluklar engel teşkil etmez.
204 . Aşını bilmeyen taşını yer: Kazancını ve harcamasını dengeli ayarlamayan kişi, sonunda büyük bir kıtlık ve pişmanlık yaşar.
205 . Aşını işini bil: Hayatın düzenli olması için hem geçim yoluna (işine) hem de sağlığına ve evindeki düzene (aşına) sahip çıkmalısın.
206 . Aşırı giden yolunu şaşırır: Her konuda ölçüyü kaçıran, aşırılığa sapan kişi sonunda mutlaka bir hata yapar ve asıl hedefinden uzaklaşır.
207 . Aşırı sevgi zarar verir: Sevgide bile ölçü kaçarsa, karşıdaki kişiyi boğabilir veya insanın objektif düşünmesini engelleyebilir.
208 . Aşırı sevinç hüzün getirir: Duygularda aşırı uca gitmek, arkasından bir düşüşü de beraberinde getirebilir; itidalli (ölçülü) olmak iyidir.
209 . Aşırı yük belleri büker: İnsanın kapasitesinden fazla sorumluluk alması, onu hem fiziksel hem de ruhsal olarak çökertir.
210 . Aşsız ev, dertsiz olmaz: Yoksulluğun olduğu yerde geçim sıkıntısı ve huzursuzluk eksik olmaz.
211 . At binicisiyle değer kazanır: Bir yetenek veya araç, onu kullanan kişinin ustalığına göre kıymetlenir.
212 . At binicisini tanır / At binicisini bilir: Yönetilenler, kendilerini yöneten kişinin zayıf mı yoksa otoriter mi olduğunu hemen anlar ve ona göre davranırlar.
213 . At izi it izine karışır: Kimin haklı kimin haksız olduğunun, doğruların ve yanlışların birbirine girdiği karmaşa dönemlerini anlatır.
214 . At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır: Maddi varlıklar yok olur gider ama insanın bıraktığı iyi isim ve eserler sonsuza dek yaşar.
215 . At sahibine göre kişner: Bir kurumun veya evin gidişatı, başındaki kişinin karakterine ve yönetim tarzına göre şekillenir.
216 . Ateş olmayan yerden duman çıkmaz: Bir konu hakkında söylenti varsa, onun mutlaka gerçek bir dayanağı veya başlangıç noktası vardır.
217 . Ateşle barut yan yana durmaz: Birbirini tehlikeye atan veya bir araya gelince patlamaya hazır olan iki zıt şeyin beraber bulunması risklidir.
218 . Atılan ok geri dönmez: Bir kez yapılmış olan eylem veya söylenmiş olan sözün sonuçlarını geri almak imkansızdır.
219 . Atılan söz geri alınmaz: Ağızdan çıkan kelime bir mermi gibidir; telafisi çok zordur. 220 . Atılan taş geri dönmez: Yapılan hatanın veya atılan adımın bedeli mutlaka ödenir; geri dönüşü yoktur.
221 . Atın dorusu, yiğidin delisi makbuldür: Atın güçlüsü, insanın ise korkusuz ve gözü pek olanı toplumda daha çok saygı görür. 2
22 . Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler: Farklı ve üstün özellikleri olan varlıklar, sıradan olandan ayrılırlar.
223 . Atın ölümü arpadan olsun: İnsan sevdiği bir şey uğruna bir zarar görecekse, buna razı olur; “madem gideceğim, sevdiğim yolda gideyim” düşüncesidir.
224 . Ava giden avlanır: Başkasına tuzak kuran veya zarar vermeye çalışan kişi, kurduğu tuzağa kendisi düşebilir.
225 . Az konuş, çok dinle: Bilgi sahibi olmak ve hata yapmamak için konuşmaktan çok gözlem yapıp dinlemek gerekir.
226 . Az olsun, öz olsun: Çok miktarda olup kalitesiz olacağına, az ama tam ve kusursuz olması daha değerlidir.
227 . Az veren candan, çok veren maldan: Fakirin verdiği küçük bir sadaka, zenginin ve
rdiği büyük miktardan daha değerlidir; çünkü o, elindeki azıcık şeyi yürekten koparıp vermiştir.
228 . Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz: Elindeki küçük imkanların kıymetini bilmeyen ve şükretmeyen kişi, daha büyük başarılara ulaşacak sabrı ve disiplini gösteremez.
229 . Azıcık aşım, kaygısız başım: Büyük zenginliklerin getireceği büyük dertler yerine, az ama huzurlu bir yaşamı tercih etmeyi anlatır.
B İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ
1 . Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği. → Kadın için baba evindeki geçim kısıtlı olabilir ama kocasının evindeki kendi düzenidir.
2 . Baba kırk yıl hizmet etmiş, oğul bir gün dindarlık yapmamış. → Ataların emeğine sahip çıkmayan hayırsız evlatları eleştirmek için söylenir.
3 . Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır. → Büyüklerin işlediği kusurların cezasını bazen çocukları çeker.
4 . Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana. → Miras kalan mal çabuk biter; asıl olan insanın kendi emeğiyle kazanmasıdır.
5 . Baba mirası yanan mum gibidir. → Babadan kalan hazır mal, çalışıp yerine yenisi konulmazsa çabucak biter.
6 . Babadan görmeyen sofra kurmaz. → Aileden görgü almayan, toplum içinde nasıl davranacağını bilemez.
7 . Babanın sanatı oğla mirastır. → Çocuklar, babalarının mesleklerini daha kolay ve doğal bir şekilde öğrenirler.
8 . Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar. → Kişinin durumu bozuk olsa da özü dürüstse yaptığı işler doğru olur.
9 . Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var. → Yaşı küçük olmasına rağmen beklenmedik derecede şaşırtıcı işler yapanlar için kullanılır.
10 . Bacası eğri dumanı doğru → Dış görünüşü yanıltıcı olsa da aslında özünde dürüst ve doğru olan insanları tarif eder.
11 . Bacası tütmek. → Bir ailenin düzeninin devam ettiğini, hayatın sürdüğünü ifade eder.
12 . Bağ ağlatırsa tarla güldürür. → Bir işten zarar eden kişi, başka bir işten mutlaka kazanç sağlar.
13 . Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı. → Bazı yatırımların verimi için çok uzun yıllar ve nesiller boyu emek gerekir.
14 . Bağ bezirgânı, dağ bezirgânını kovar. → Yerleşik olan, dışarıdan gelip işine engel olmak isteyene izin vermez.
15 . Bağ dua değil, çapa ister. → Sadece istemek yetmez; verim almak için fiilen çalışmak ve emek vermek gerekir.
16 . Bağ evine hırsız girmez. → İçinde değerli mal bulunmayan veya korunmasız görünen yere hırsız tenezzül etmez.
17 . Bağ gülü, dağ lalesinden yeğdir. → Emekle yetiştirilen, bakılan şey doğada kendiliğinden bitenden daha değerlidir.
18 . Bağ hırsızı bağda, ev hırsızı evde belli olur. → Her suçlu, eylemini gerçekleştirdiği alandaki izleriyle yakalanır.
19 . Bağ kuran değil, bakandır. → Bir işi başlatmak değil, onu sürdürüp bakımını yapmak başarıyı getirir.
20 . Bağ rızkı, dağ rızkı; hepsini veren Allah rızkı. → İnsanın rızkı her yerdedir; çalıştıktan sonra geçim bir şekilde sağlanır.
21 . Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun. → Bir kimseden karşılık bekleyen, önce ona emek vermeli ve üzerine düşeni yapmalıdır.
22 . Bağa gir ki üzüm olsun. → Kazanç elde etmek istiyorsan önce o işin içine girip çalışmalısın.
23 . Bağda izi olmayanın, yemeye yüzü olmaz. → Çalışma zamanı kaytaranın, hasat zamanı hak iddia etmeye hakkı yoktur.
24 . Bağı ağlatırsan, tarlayı güldürürsün. → Bir mülke çok emek verirsen, karşılığını fazlasıyla alırsın.
25 . Bağlı aslandan, serbest tavşan iyidir. → Esaret altındaki güçlü biri olmaktansa, özgür ve zayıf biri olmak evladır.
26 . Bağlı koyun kurt yemez. → Sınırlarını bilen ve tedbirini alan kişi kolay kolay zarar görmez.
27 . Bağsız eve hırsız girer. → Disiplini ve koruması olmayan her yer, kötü niyetli insanların saldırısına açıktır.
28 . Baharı getiren bir çiçektir, ama bahar bir çiçekle gelmez. → Öncü olmak önemlidir ama toplumsal değişim için herkesin katılımı gerekir.
29 . Bahşiş atın dişine bakılmaz → Hediye olarak verilen bir şeyin kusuru aranmaz, olduğu gibi kabul edilmelidir.
30 . Baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta. → Şansı yaver gitmeyen birinin çabaları her zaman sonuçsuz kalabilir.
31 . Bahtı kara olanın, yoğurdu kara çıkar. → Şanssız insanın en normal işi bile ters gider, aksilikler onu bulur.
32 . Bahtın varsa, bir parmağın kalsa da yaşarsın. → Kaderde yaşamak varsa, en büyük tehlikelerden bile kurtulunur.
33 . Bakacağın yüze sıçma, sıçacağın yüze bakma. → Birisiyle ileride tekrar karşılaşacaksan arayı bozma; arayı bozduysan da artık ondan bir şey bekleme.
34 . Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur. → Emek verilen şey güzelleşir, bakımsız bırakılan şey ise bozulur ve yok olur.
35 . Bakınma kör, takılma kör. → Dikkatli olmayan ve çevresini gözlemlemeyen kişi sürekli hata yapar.
36 . Baklava yiyen tadını bilir → Bir durumun güzelliğini veya zorluğunu ancak onu bizzat yaşayan kişi tam olarak anlayabilir.
37 . Bakmakla usta olunsa, köpekler kasap olurdu. → Bir işi sadece izleyerek öğrenemezsin; usta olmak için bizzat çalışmak gerekir.
38 . Bakmayan yüz, gülmeyen göz gibidir. → İlgi gösterilmeyen hiçbir ilişki veya iş mutluluk vermez.
39 . Bal bal demekle ağız tatlanmaz. → Sadece güzel sözler söyleyerek bir sonuca varılmaz; icraat gerekir.
40 . Bal olan yerde sinek de olur. → Değerli ve kazançlı şeylerin çevresinde ondan yararlanmak isteyen asalaklar bulunur.
41 . Bal tadı her dilde birdir. → Güzel ve doğru olan şeyler evrenseldir, herkes tarafından beğenilir.
42 . Bal tutan parmağını yalar. → İmkanları geniş bir işin başında olan kişi, o imkanlardan kendisi de faydalanır.
43 . Baldız baldan tatlıdır. → (Eski dilde “Baldız” kavramı akrabalık bağıyla ilgilidir, aile içi samimiyeti vurgular.)
44 . Balı dibinden, yağı yüzünden yemeli. → Her şeyin veriminin en yüksek olduğu bir yöntem vardır; bunu bilmek gerekir.
45 . Balı olan bal yemez mi? → Elinde imkan olan kişi, o imkanlardan doğal olarak yararlanır.
46 . Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir. → İnsanlar genellikle tehlikeye düşüp zarar gördükten sonra pişman olurlar.
47 . Balık ağlamaz ama gözyaşı deryadır. → Sessizce acı çekenlerin ızdırabı bazen dünyalar kadar büyüktür.
48 . Balık baştan kokar. → Bir topluluktaki bozulma, en üstteki yöneticilerden başlar.
49 . Balık kavağa çıkınca → Gerçekleşmesi imkansız durumlar için kullanılan alaycı bir ifadedir.
50 . Balık suda, canı tavada. → Bazı insanlar büyük bir tehlike içinde olduklarının farkında olmadan yaşarlar.
51 . Ballı ağızda, acı dil olmaz. → Tatlı dilli ve güler yüzlü insandan kötü söz çıkmaz.
52 . Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. → Bir insanın karakteri, yakın olduğu kişilerin karakterine benzer.
53 . Bana benden olur, her ne olursa. → İnsan kendi kaderini kendi hataları veya doğrularıyla belirler.
54 . Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. → Sadece kendi çıkarını düşünen, topluma gelen zarara ses çıkarmayan bencil tutum.
55 . Bana sormadan evlenen, danışmadan boşanır. → Başkasına danışmadan fevri karar veren, sonuçlarına tek başına katlanır.
56 . Bardak kırılsa da hatırı kalır. → Bir gönül kırıldı mı, ne kadar özür dilense de izi kalır.
57 . Barış her zaman savaştan iyidir. → Uzlaşma, çatışmanın getireceği her türlü yıkımdan daha üstündür.
58 . Barışık evin aşı tatlı olur → Huzur ve sevgi olan bir yuvada yenen en sade yemek bile insana büyük lezzet verir.
59 . Baskın basanındır. → Elini çabuk tutan, rakiplerini hızla şaşırtan taraf kazanır.
60 . Baskısız yongayı yel alır, sahipsiz kızı sel alır. → Denetim altında tutulmayan gençler ve işler kötü yola sürüklenebilir.
61 . Bastığın yeri toprak diyerek geçme, tanı. → Üzerinde yaşadığın vatanın değerini ve tarihini iyi bil.
62 . Baş ağır gerek, kulak sağır. → Saygın kişi ağırbaşlı olmalı ve her duyduğu dedikoduya inanmamalıdır.
63 . Baş dikilince ayak yorulur. → Bir yere gitmek kararlaştırılınca, yol ne kadar uzun olursa olsun yürünür.
64 . Baş dille tartılır. → Bir insanın aklı ve değeri, konuştuğu sözlerle ölçülür.
65 . Baş nereye giderse, ayak da oraya gider. → Yönetici ne yaparsa, halk veya alt kademe onu takip eder.
66 . Baş olanın beyni de olmalı. → Yönetici konumundaki kişinin yetkisini kullanacak aklı ve bilgisi olmalıdır.
67 . Baş sağ olsun da mal sağ olmasın. → Önemli olan candır, mal kaybı bir şekilde telafi edilir.
68 . Başa gelen çekilir. → Elden bir şey gelmeyen durumlarda sabretmekten başka çare yoktur.
69 . Başa gelmez iş olmaz, ayağa değmez taş olmaz. → İnsan hayatta her türlü sürprizle ve zorlukla karşılaşabilir.
70 . Başın sağlığı vücudun varlığı → Akıl sağlığı ve huzur yerinde değilse, bedensel güç bir işe yaramaz.
71 . Başın sağlığı, dünya varlığı. → Sağlık her şeyden önemlidir; sağlık yoksa servet bir işe yaramaz.
72 . Başına gelen başmakçıdır. → Bir işi en iyi, o zorluğu bizzat yaşayan kişi anlar.
73 . Başına vura vura ağzındaki lokmayı almak. → Çok güçsüz birinin hakkını zorla elinden almak.
74 . Başkasına fenalık eden, kendine etmiş olur. → Yapılan kötülük eninde sonunda yapan kişiye geri döner.
75 . Başsız evde aş olmaz → Düzenin ve bereketin olması için aileyi veya işi yönetecek bir otorite şarttır.
76 . Batacak gemide, fareler önce kaçar. → Bir iş bozulmaya başladığında, sadık olmayanlar hemen uzaklaşır.
77 . Batıl inanç, aklı kör eder. → Hurafelere inanan kişi gerçeği göremez hale gelir.
78 . Batıla inanma, berbat olursun. → Yanlış ve asılsız inançların peşinden giden kişi huzurunu mahveder.
79 . Baykuşun nasibi ayağına gelir. → Rızkı veren Allah’tır; bazen çaba sarf etmiyor gibi görünenin bile rızkı gelir.
80 . Bayram etiyle it tavlanmaz. → Geçici yardımlarla kalıcı refah sağlanmaz.
81 . Bayramda borç ödeyene ramazan ağır gelmez. → Geleceği düşünerek hazırlık yapan kişi, zor zamanları kolay atlatır.
82 . Bebekler ağlamayınca meme verilmez. → Bir ihtiyacı olan kişi bunu dile getirmedikçe kimse ona yardım etmez.
83 . Bebeklerin rızkı emziğindedir → Yaratan, dünyaya gelen her canlının hayatta kalması için gereken imkanı sağlar.
84 . Bedava sirke baldan tatlıdır. → Emeksiz gelen her şey, kalitesiz olsa da kişiye hoş gelir.
85 . Bekâr gözüyle kız alınmaz. → Tecrübesiz ve sadece hevesli kişinin kararları yanıltıcı olabilir.
86 . Bekâra karı boşamak kolay gelir. → Sorumluluk almayan biri için dışarıdan akıl vermek çok kolaydır.
87 . Bekârın parasını it yer, yakasını bit yer. → Düzenli aile hayatı olmayan kişinin kazancı boşa gider.
88 . Bekleyen derviş muradına ermiş. → Sabırlı olan kişiler, eninde sonunda istedikleri sonuca ulaşırlar.
89 . Bekleyenin muradı geç olur ama güç olmaz → Sabretmesini bilen kişi, belki geç de olsa sonunda sağlam ve kalıcı bir başarıya ulaşır.
90 . Beleş atın dişine bakılmaz. → Karşılıksız verilen bir şeyin kusuru aranmaz.
91 . Beleş peynir sadece fare kapanında bulunur → Zahmetsiz kazanılan her şeyin altında mutlaka bir bit yeniği veya tuzak vardır.
92 . Belli düşman gizli dosttan yeğdir → Niyetini bildiğin bir düşman, dost görünüp arkandan iş çeviren kimseden daha güvenlidir.
93 . Ben ağa, sen ağa; bu ineği kim sağa? → Herkes emir vermek isterse ortadaki işler bitmez.
94 . Bencilin gözü doymaz → Sadece kendini düşünen kişi ne kadar mala sahip olursa olsun asla tatmin olmaz.
95 . Benim diyen mağrur olur → Sürekli “ben” diyen ve kendisiyle övünen kişi kibre düşer ve sevilmez.
96 . Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. → Çok çalışıyor gibi görünüp hiçbir ilerleme kaydedemeyenler için kullanılır.
97 . Benim sadık yârim kara topraktır. → İnsan ne kadar gezerse gezsin, sonunda döneceği yer topraktır.
98 . Bereketi kaçan işin hayrı olmaz. → İçinde hile veya huzursuzluk olan bir işten kimse fayda göremez.
99 . Bereketli işin, sonu hayır olur. → Helal kazançla başlayan iş mutlulukla biter.
100 . Besle kargayı oysun gözünü. → İyilik yaptığın kişi sana nankörlük edebilir.
101 . Beş parmağın beşi bir değil. → İnsanların yetenekleri ve karakterleri birbirinden farklıdır.
102 . Beş parmağın hangisini kessen acımaz? → Anne ve babalar için evlatlarının hepsi birdir; birinin acısı hepsinin acısıdır.
103 . Beterin beteri vardır. → Çok kötü bir duruma düşen kişi, daha kötülerini düşünerek şükretmelidir.
104 . Beyaz peynirle siyah zeytin birbirine yakışır ama biri ak biri kara. → Zıt görünen şeyler bir arada bulunabilir ama özleri asla değişmez.
105 . Beyaz peynirle siyah zeytin yakışır. → Zıtlıklar birbirini tamamlar.
106 . Beyin gücü kol gücünden üstündür → Akıl ve planlama ile yapılan işler, kaba kuvvetle yapılanlardan her zaman daha başarılıdır.
107 . Beyler buyruğu yoksula işkencedir. → Güçlülerin verdiği keyfi kararlar, alt tabakadaki insanları çok yorar.
108 . Bıçak kemiğe dayandı. → Dayanılacak güç kalmadı, sıkıntı son raddeye geldi.
109 . Bıçak kendi sapını yontmaz. → İnsan başkasına yardım eder ama kendine veya en yakınına bazen faydalı olamaz.
110 . Bıçak kınını kesmez → Sert ve öfkeli insanlar ne kadar hırçın olurlarsa olsunlar, kendi ailelerine zarar vermezler.
111 . Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez. → Kötü sözün gönülde açtığı yara asla unutulmaz.
112 . Bilen bilir bilmeyen aslı var sanır → Bir işin gerçeğini uzmanı anlar; bilmeyen ise her duyduğu uydurmaya gerçek gözüyle bakar.
113 . Bilgi insanın tek varlığıdır. → Mal mülk gidebilir ama insanın bilgisi her zaman onunla kalır.
114 . Bilgi paylaştıkça çoğalır → Bilgisini başkalarına aktaran kişi, o bilginin toplumda değer kazanmasını sağlar.
115 . Bilgisiz insan meyvesiz ağaca benzer → Öğrenmeyen ve üretmeyen kişinin ne kendisine ne de çevresine bir faydası dokunur.
116 . Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp → Her şeyi bilmek zorunda değiliz ama bilmediğimiz şeyi öğrenmekten kaçmak büyük bir kusurdur.
117 . Bilmeyene bir şey anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur. → Cahil birine bir gerçeği kabul ettirmek imkansıza yakındır.
118 . Bin bilsen de bir bilene danış → İnsan ne kadar bilgili olursa olsun, önemli bir konuda başka birinin fikrini almak hata payını düşürür.
119 . Bin dost az, bir düşman çok. → Dost sayısını artırmak iyidir ama tek bir düşman bile huzuru bozar.
120 . Bin işçi bir başçıya muhtaçtır. → Ne kadar çok çalışan olursa olsun, onları yönetecek bir lidere ihtiyaç vardır.
121 . Bin kaygı bir borç ödemez → Sadece dertlenmekle sorunlar bitmez; harekete geçmek ve çalışmak gerekir.
122 . Bin nasihatten bir musibet yeğdir. → İnsanlar öğütlerden çok, başlarına gelen kötü olaylardan ders çıkarırlar.
123 . Bin ölçüp bir biçmeli. → Önemli bir kararı vermeden önce çok iyi düşünmek gerekir.
124 . Bin tamah bir ayıp örtmez → Çok hırslı ve açgözlü olmak, insanın yaptığı ahlaki hataları kapatmaya yetmez.
125 . Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır. → Yapılan küçük bir iyilik bile çok uzun süre unutulmaz.
126 . Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın. → İnsanın adı bir kez kötüye çıktı mı, onu temizlemek çok zordur.
127 . Bir ağaçta gül de biter diken de → Bir aileden çok farklı karakterde, iyi ve kötü insanların çıkabileceğini ifade eder.
128 . Bir ağızdan çıkan bin ağıza yayılır → Sırların gizli kalmayacağını, sözün çabuk yayıldığını hatırlatan bir uyarıdır.
129 . Bir ağızdan çıkan, bin ağıza yayılır. → Bir sır bir kez söylenirse artık herkes tarafından duyulur.
130 . Bir ahırda iki at olmaz → Aynı yetkiye sahip iki kişi tek bir işi beraber yönetemezler, çatışma çıkar.
131 . Bir ambar buğdayın bir çekirdek hükmü var. → Büyük bir bütünün içinde küçük bir parçanın dahi büyük önemi olabilir.
132 . Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez. → Ebeveynlerin fedakarlığı çocukların vefasıyla aynı olmayabilir.
133 . Bir baş soğan bütün kazanı kokutur. → Tek bir kötü kişi, bulunduğu tüm topluluğun havasını bozabilir.
134 . Bir bulutla kış gelmez. → Tek bir belirti, büyük bir değişikliğin habercisi olmak için yeterli değildir.
135 . Bir çiçekle bahar olmaz → Güzel bir sonucun kalıcı olması için tek bir iyi olay yeterli değildir, devamlılık şarttır.
136 . Bir çöplükte iki horoz ötmez → Bir yerde tek bir otorite olur; iki güçlü lider aynı anda yönetmeye kalkarsa kavga çıkar.
137 . Bir deli kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış → Yanlış birinin yaptığı saçma bir işi düzeltmek için herkes seferber olsa da sonuç alamayabilir.
138 . Bir elin nesi var iki elin sesi var → Bireysel çaba sınırlıdır, ancak birliktelik büyük güç ve başarı getirir.
139 . Bir elin verdiğini öbür elin duymasın → Hayır işleri gizli yapılmalı, karşıdaki insanı incitecek gösterişten kaçınılmalıdır.
140 . Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. → Küçük de olsa yapılan içten bir iyilik çok uzun süre unutulmaz.
141 . Bir görüş bir körlüğü giderir. → Doğru bir bilgi, insanın büyük bir hatadan dönmesini sağlar.
142 . Bir kafa iki ayağa hükmeder → Akıl ve yönetim merkezi tek olmalı, ayaklar (çalışanlar) o merkeze uymalıdır.
143 . Bir kapı kapanırsa bin kapı açılır → Hayatın hiçbir zaman tamamen tıkanmayacağını, hep bir umut kapısı olduğunu anlatır.
144 . Bir koyundan iki post çıkmaz. → Bir kimseden kapasitesinin üzerinde verim beklemek yanlıştır.
145 . Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur → Kötü ahlaklı bir insanın varlığı sadece yakın çevresine değil, tüm topluma huzursuzluk verir.
146 . Bir musibet bin nasihatten iyidir. → Kişi kendi hatasından aldığı dersi başka hiçbir şeyden alamaz.
147 . Bir okla iki kuş vurulmaz → Aynı anda iki farklı ve zor işi tek bir hamleyle başarmak genellikle mümkün değildir.
148 . Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın. → Yanlış işler yapanlar sonunda mutlaka yakalanır.
149 . Bir söyle on dinle. → Az konuşup çok dinlemek insanı hata yapmaktan korur.
150 . Bir şans bin emek yerine geçer → Bazen bir fırsat, ömür boyu süren çalışmadan daha büyük sonuçlar verir.
151 . Bir taşla iki kuş vurmak → Çok verimli ve zekice yapılmış bir hamleyi ifade eder.
152 . Bir Türk dünyaya bedeldir → Türk milletinin gücünü, cesaretini ve kararlılığını vurgulayan gurur verici bir sözdür.
153 . Biri “hadi” demiş, biri “gidi” demiş → İki kişinin bir işi yapmak için tam bir uyum ve heves içinde olduğunu anlatır.
154 . Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar → Paylaşımın olmadığı, adaletsizliğin hüküm sürdüğü toplumlarda büyük çatışmalar ve kavgalar çıkar.
155 . Birlikten kuvvet doğar. → Toplu halde hareket etmek büyük işlerin başarılmasını sağlar.
156 . Bitli baklanın kör alıcısı olur. → Ne kadar kusurlu olursa olsun her malın bir alıcısı çıkar.
157 . Bize bizden olur her ne olursa. → İnsan kendi kaderini kendi davranışlarıyla çizer.
158 . Boğulacak olan, yılanın ağzına sarılır. → Çaresiz kalan kişi kurtulmak için en tehlikeli yola bile başvurur.
159 . Borç ödemekle, yol yürümekle biter → En zor görünen işler bile azar azar, sabırla ve kararlılıkla çalışarak sonuçlandırılır.
160 . Borç yiğidin kamçısıdır. → Borçlu kişi onu ödemek için daha hırslı ve sıkı çalışır.
161 . Borçlu ölmez, benzi sararır → Borç yükü insanı öldürmez ama yaşattığı ağır stres ve endişe sağlığını ve huzurunu bozar.
162 . Borçluya borç veren çok olur. → İhtiyacı olan değil, ödeme gücü olan daha kolay kredi bulur.
163 . Boş çuval dik durmaz → Bilgisiz, yeteneksiz veya karnı aç olan bir kimse hayatta başarılı ve dik bir duruş sergileyemez.
164 . Boş fıçı çok langırdar → Bilgisi az, içi boş olan insanlar kendilerini önemli göstermek için sürekli ve gürültülü konuşurlar.
165 . Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir. → Atıl durmaktansa bir işle meşgul olmak zihni diri tutar.
166 . Boş torba ile at tutulmaz → Karşılık vermeden veya bir menfaat sunmadan hiç kimseyi kendi tarafına çekemezsin.
167 . Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer → Sonradan bir işe başlayan yetenekli gençler, zamanla ustalarını veya kıdemlilerini geride bırakabilirler.
168 . Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. → Her zaman yanlış yapan biri bile bazen tesadüfen doğruyu bulabilir.
169 . Böcek bile yerini bilir → Her canlının dünyada bir yeri ve haddi vardır; insan da kendi sınırlarını ve konumunu bilmelidir.
170 . Bugünün işini yarına bırakma → Ertelemek işlerin birikmesine, fırsatların kaçmasına ve sonunda başarısızlığa neden olur.
171 . Buğday başak verince orak pahaya çıkar. → Bir şeye tam ihtiyaç duyulduğu an onun değeri ve fiyatı artar.
172 . Bulutlu gökyüzü kışın bile sıcak olur → Bazen kötü görünen şartlar, içinde beklenmedik bir kolaylık veya avantaj barındırabilir.
173 . Bülbülü altın kafese koymuşlar, “ah vatanım” demiş → İnsan için özgürlük ve ait olduğu yer, her türlü lüksün ve zenginliğin üzerindedir.
174 . Bülbülün çektiği dili belasıdır → Kişinin başına gelen dertlerin çoğu, düşünmeden ve gereksiz yere söylediği sözler yüzündendir.
175 . Bülbülün kadrini gül bilir → Bir insanın veya bir değerin kıymetini ancak onunla aynı nitelikleri taşıyan sarraflar anlar.
176 . Bütün kapılar kapansa da rızık kapısı kapanmaz → Hayatta her şey ters gitse bile insanın rızkı bir şekilde devam eder, umut kesilmemelidir.
177 . Büyük ağacın gölgesi büyük olur. → Güçlü kişilerin etrafındakilere sağladığı koruma da geniş olur.
178 . Büyük balık küçük balığı yutar. → Güçlü olanlar, zayıf olanları her zaman ezer veya yok eder.
179 . Büyük başın ağrısı büyük olur. → Sorumluluğu çok olan kişilerin dertleri de o oranda büyük olur.
180 . Büyük lokma ye de büyük söz konuşma → İnsan ne olacağını bilemez; bu yüzden kibirli ve ileride utanç duyacağı iddialı sözler söylememelidir.
181 . Büyük taşla baş yarılmaz. → Bazı işler zorla değil, zekice adımlarla çözülür.
182 . Büyüklerin duası, küçüklerin el emeği → Başarı için hem tecrübeli insanların desteği hem de gençlerin çalışkanlığı bir arada olmalıdır.
C HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ
1.Cahil cesur olur: Bilgisiz kişi tehlikeyi bilmediği için cesurca davranır.
2.Cahil kimsenin yanında kitap susar: Bilgisiz insan, bilgiye değer vermez.
3.Cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur: Bilgisiz kişiyi ikna etmek çok zordur.
4.Can boğazdan gelir: İnsan yaşamını sürdürebilmek için önce beslenmeye muhtaçtır.
5.Can candan tatlıdır: Herkes her şeyden önce kendi canını düşünür.
6.Can çıkmayınca huy çıkmaz: İnsan ölmedikçe karakterini ve alışkanlıklarını kolay kolay değiştirmez.
7.Can derdine düşmek: Zor durumda kalıp sadece kendini düşünmek.
8.Can dostu kara günde belli olur: Gerçek dost, zor zamanlarda insanın yanında olur.
9.Can gövdeyi taşır: İnsan sağlığı yerinde olursa her işi yapabilir.
10.Can korkusu imanı gevşetir: Büyük korku yaşayan kişi yanlış davranışlar gösterebilir.
11.Canla başla çalışmak: Büyük bir istek ve gayretle çalışmak.
12.Canlıyı yakmak günahtır: Bir canlıya zarar vermek büyük bir vicdansızlıktır.
13.Canına minnet: Yapılan iyiliğin kıymetinin bilindiğini ifade eder.
14.Canına susamak: Tehlikeli ve düşüncesiz davranmak.
15.Canına tak etmek: Bir duruma artık katlanamamak.
16.Canından bezdirmek: Birini aşırı derecede bunaltmak.
17.Canından bezmek: Hayattan usanacak duruma gelmek.
18.Canını dişine takmak: Bir işi başarmak için bütün gücüyle çabalamak.
19.Canını hiçe saymak: Hayatını önemsememek.
20.Canını kurtaran paçayı kurtarır: Tehlikeden uzaklaşan kişi rahat eder.
21.Canını seven kendini saklar: Akıllı insan tehlikelerden uzak durur.
22.Canını sokakta bulmamış: İnsan hayatını riske atacak davranışlardan kaçınmalıdır.
23.Canıyla ödemek: Bir hata veya suç yüzünden hayatını kaybetmek.
24.Canı burnuna gelmek: Bir durumdan çok bıkmak ve dayanamaz hale gelmek.
25.Canı isteyen buyursun: Bir şeye sahip çıkılmadığında herkes kullanabilir.
26.Canı olmayanın ahı olmaz: Merhametsiz insan başkasının acısını anlamaz.
27.Canı pahasına direnmek: Ölümü göze alarak mücadele etmek.
28.Canı pahasına: Gerekirse hayatını tehlikeye atarak.
29.Canı sağ olsun da malın ne önemi var: Sağlık, her türlü maddi varlıktan daha değerlidir.
30.Canı sıkılan kendini yorar: Ruhen huzursuz olan kişi, çevresine de huzursuzluk verir.
31.Canı tatlı olan kendini korur: Hayatını seven kişi tehlikelerden uzak durur.
32.Canı tatlıdır: Hayat her şeyden değerlidir.
33.Canı tez olan tez pişman olur: Sabırsız davranan kişi çoğu zaman yaptığına pişman olur.
34.Canı yanan eşek, atı geçer: Zor durumda kalan kişi, normalde yapamayacağı işleri başarabilir.
35.Canı yanan sabrı öğrenir: Acı çeken insan zamanla olgunlaşır.
36.Canın istediği yerden kopar: İnsan arzuladığı şeye ulaşmak için her yolu dener.
37.Canın kıymeti ölümle anlaşılır: Hayatın değeri genellikle kayıp anında fark edilir.
38.Canın kıymetini hasta bilir: Sağlığın değerini en iyi hastalanan kişi anlar.
39.Canın yongası: Çok sevilen, vazgeçilmez kimse veya şey.
40.Cana gelecek mala gelsin: Mal kaybı telafi edilebilir ama can kaybı edilemez.
41.Candan seven canını verir: Gerçek sevgi fedakârlık ister.
42.Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir: İyi niyetle yapılan işler bazen kötü sonuçlar doğurabilir.
43.Cimrinin malını yiyen olur: Aşırı cimri kişi malını kendisi kullanamaz, başkaları faydalanır.
44.Cömert derler maldan ederler: İnsanlara fazla cömert davranmak bazen suistimal edilir.
45.Cömertlik maldan değil, candandır: Asıl cömertlik gönülden gelir.
46.Cüzdan şişer, gönül daralır: Maddi bolluk her zaman mutluluk getirmez.